İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi (2019)

Ahmet Kaya, bundan 18 yıl önce aramızdan ayrıldı, ama her büyük sanatçı gibi şarkıları, olanca çarpıcılıklarıyla yaşamaya devam ediyor.

Kaya, politik müziğe yepyeni bir soluk getirdi.

Buna rağmen Türkiye onun kıymetini takdir etmedi, onu şiddetli bir yalnızlığa, yabancılığa ve dilsizliğe sürükledi, onu yaşatamadı.

İlkay Kara’nın doktora tezi olan ve şimdi kitap halinde yayımlanan bu çalışması da, Ahmet Kaya şarkılarının sözlerini içinde bulunduğu politik-kültürel ortam içinde yeniden okuyarak Türkiye’nin politik müziği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kara buradan yola çıkarak kültür tartışmalarından müzik meselelerine, dünyada çığır açmış müzik türlerinden bizdeki “milli musiki” tartışmalarına uzanıyor.

Ahmet Kaya’nın biyografik hayatından detaylarla da zenginleşmiş İlkay Kara’nın çalışmasını nitelikli kılan hususlardan biri de, Ahmet Kaya’nın şarkıları üzerinden bir alternatif Türkiye yakın tarihi okuması yapması.

  • Künye: İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi: Bir Politik Anlatı Olarak Ahmet Kaya Şarkıları, İletişim Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2019

Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde (2019)

Dünya tarihindeki en uzun ömürlü hanedan devletlerinden biri olan Osmanlı’nın doğuşu ve yükselişi, bugün yeniden tarihçilerin gündemini meşgul eden önemli konulardandır.

Cemal Kafadar’ın bu yetkin eseri de, Osmanlı Devleti’nin doğuşunu anlatıyor ve daha da önemlisi, bu sürecin tarih çalışmalarında ele alınış şeklini enine boyuna tartışıyor.

Çalışmanın asıl özgünlüğünün, Osmanlı’yı bir uç beyliğinden 14. ve 21. yüzyıllar arasında Güneybatı Asya ve Güneydoğu Avrupa’nın kaderini belirleyecek devasa bir imparatorluğa götüren Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç muhitini, kendine has sosyal ve kültürel dinamikleriyle birlikte yeniden yorumlamasıdır diyebiliriz.

Kafadar burada,

  • Milletlerin tarihinde kimlik olgusunu,
  • Paul Wittek’in, modern tarihçilikte Osmanlı Devleti’nin doğuşu meselesine yönelik tezini ve buna getirilen eleştirileri,
  • Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç anlatılarında gaza ve gazileri,
  • Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu,
  • Beyliğin ilk zamanlarında ittifak ve ihtilafların nasıl sevk ve idare edildiğini,
  • İmparatorluğa ait siyasî teknoloji ve ideolojinin inşa sürecini,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Kafadar’ın çalışması, ortaçağ ve modern tarih yazıcılığının kimi önkabullerini yeniden tartışmaya açmasıyla, bu konuda çalışan, okuyan ve düşünenler için kaçırılmaz bir eser.

  • Künye: Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde: Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, çeviren: A. Tunç Şen, Metis Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2019

Kolektif – Birinci Dünya Savaşı’nda Cihat ve İslam (2019)

Bu kitap, Osmanlı Sultanı V. Mehmed Reeşad’ın Kasım 1914’te ilan ettiği cihatla ilgili çok sayıda makale barındırıyor.

Cihadın ilan edilişinden bir süre sonra, Christiaan Snouck Hugronje’nin kaleme aldığı “Almanya’da Üretilmiş Kutsal Savaş” başlıklı makalesi, Avrupa’da ateşli tartışmalara konu oldu.

Hugronje, manifesto niteliği taşıyan bu makalesinde, zehir zemberek bir dille Almanları, Osmanlıların cihat ilan etmesinin arkasındaki esas sorumlular olarak suçluyordu.

Hugronje’ye göre cihat çağrısı, kişisel inançlarını yasal devlet ve seküler toplumun gerekleriyle uzlaştırarak Müslüman halkları modern dünyaya taşıma girişimlerine karşı, esas olarak Ortaçağ’a özgü bu kavramı canlandırmak son derece sorumsuz bir tehditti.

İşte bu kitaptaki makaleler, bizzat Hugronje’nin makalesini merkeze alarak iddia edildiği gibi cihadın Alman icadı olup olmadığını tartıştığı gibi, cihat olgusunun İslamiyet’teki ve Osmanlı siyasetindeki yerini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Cihadın Osmanlı’daki yeri,
  • Alman İmparatorluğu’nun Yakındoğu ve Ortadoğu’daki propaganda faaliyetlerinde siyasal İslam’ı kullanması,
  • Osmanlı cihadının yurtiçi boyutları,
  • Birinci Dünya Savaşı dönemi Türk edebiyatında cihat, İslam ve milliyetçiliğin yansımaları,
  • yüzyıl başında Osmanlı Müslüman kadınları ve savaş,
  • Bir propaganda veya bir mimari cihat örneği olarak Wünsdorf “Halbmondlager” camisi,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın Şam’da İslam mimarisini restorasyonu,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Şerif Hüseyin Paşa propagandası…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erik Jan Zürcher, Léon Buskens, Mustafa Aksakal, Tilman Lüdke, Mehmet Beşikçi, Erol Köroğlu, Nicole van Os, Martin Gussone, Hans Theunissen, Joshua Teitelbaum, Umar Ryad ve Ahmed K. al-Rawi.

  • Künye: Kolektif – Birinci Dünya Savaşı’nda Cihat ve İslam, derleyen: Erik Jan Zürcher, çeviren: Ayşen Gür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 318 sayfa, 2019

Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku (2019)

Korku, bireyi, toplumu ve siyaseti nasıl esir alır?

Elimizdeki derlemede, farklı alanlardan gelen sosyal bilimciler hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de korkunun bireyi, toplumu ve dolayısıyla siyaseti esir almaması için neler yapılabileceğine kafa yoruyor.

  • Korkunun siyasetteki rolünün ne olduğu,
  • Siyaset felsefesinde korkunun yeri,
  • Gündelik hayatta deneyimlenen korkunun göçmen karşıtlığına evrilmesinin altındaki başlıca dinamikler,
  • Korkunun egemenliğini besleyen faktörler olarak terör ve faşizm olguları ile popülist söylemlerin korkuyu üretmedeki etkileri,
  • Kadın düşmanlığıyla kadın korkusu arasındaki ilişki,
  • Akademik dünyada kaygı, korku ve sansür,
  • Korkuyla yüzleşme ve onu aşmanın yolları,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erdoğan Altun, Hacı Çevik, Kadir Dede, Tuğçe Erçetin, Özgür Olgun Erden, Emre Erdoğan, Utku Özmakas ve Pınar Uyan Semerci.

  • Künye: Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku, editör: Pınar Uyan Semerci ve Emre Erdoğan, İthaki Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2019

Platon – Yasalar (2019)

Platon’un ‘Yasalar’ı (Nomoi), başlı başına çok önemli bir eser olmasının yanı sıra, filozofun ideal yönetim biçimi sorguladığı ‘Devlet’ (Politeia) adlı kült yapıtının bir anlamda devamı olmasıyla da vazgeçilmezdir.

Şimdi ‘Yasalar’, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Platon bu yapıtında, insana yaraşır bir toplum düzeninin imkânlarını sorguluyor ve bu bağlamda,

  • Adaletin ne olduğu,
  • Adaletin doğru ve adil bir şekilde nasıl sağlanabileceği,
  • Devleti ayakta tutacak yasaların neler olduğunu,
  • Yasaları aklın ışığında çıkaracak olan yasakoyucunun ne denli büyük bir sorumluluk taşıdığını tartışıyor.

12 kitaptan oluşan ‘Yasalar’, eğitim, sanat, ahlak, hukuk, din, ekonomi, toprağın paylaşılması, ticaret, yasama, ceza, ceza yasası, aile, evlilik, askerlik ve hatta spor gibi, neredeyse toplum düzeniyle ilgili hemen her konu üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Platon – Yasalar, çeviren: Candan Şentuna ve Saffet Babür, Pharmakon Kitap, felsefe, 440 sayfa, 2019

Raymond Geuss – Sokrates’ten Adorno’ya Felsefe (2019)

Bizde ‘Kamusal Şeyler, Özel Şeyler’ ve ‘Eleştirel Teori’ adlı kitapları da çevrilmiş bulunan Raymond Geuss, şimdi de felsefenin tarihini en eski çağlardan bugüne izlediği bu rehber kitapla karşımızda.

Guess’in kitabını diğer felsefe tarihi çalışmalarından ayıran ve dolayısıyla kitabı daha etkili kılan asıl husus, kapsamı geniş tutmak yerine konusunu on iki filozofla sınırlaması.

Guess ele aldığı filozofların düşüncelerinden yola çıkarak, felsefenin başından beri yanıt aradığı soruların izini sürüyor, bunun yanı sıra felsefenin bireysel ve toplumsal sorunların aşılması konusunda ne gibi perspektifler sunabileceğini tartışıyor.

Kitap, Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli bazı filozoflarını yetkin bir yaklaşımla anlatırken, yine bu filozofların tutumundan yola çıkarak felsefenin nasıl yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Raymond Geuss – Sokrates’ten Adorno’ya Felsefe, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, felsefe, 302 sayfa, 2019

Samir Amin – Samir Amin Anlatıyor (2019)

Profesör Samir Amin üzerine yazılmış bu kitap, geniş bir okur kitlesine hitap ediyor ve küreselleşme olgusu ile onun “az gelişmiş” denilen ülkelerde neden olduğu duruma dair daha çok şey öğrenmek isteyenler için biçilmiş kaftan.

Kitap, üç kısımdan oluşuyor.

Birinci kısım, Amin’in ailevi kökeni, entelektüel yönelimi ve politik mücadelesini, aynı şekilde Mısır, Mali ve başka bazı ülkelerde ekonomi politikaları oluşturma deneyimini kapsayan bibliyografik notları içeriyor.

Kitabın ikinci kısmı, Samir Amin’in entelektüel yolculuğunu, kapitalizm tahlilinin temellerini, diğer ünlü Üçüncü Dünya iktisatçılarıyla, özellikle de Latin Amerikalı iktisatçılarla yaptığı tartışmaları anlattığı söyleşileri kapsıyor.

Bu bölüm, azgelişmiş ülkelerin (Güney) kalkınması ve kurtuluşuna dair yoğun teorik tartışmalar barındırmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Kitabın üçüncü kısmı ise, Samir Amin’in bazıları burada ilk defa yayımlanan eserlerinden seçilmiş, ekonomik ve politik konulara ilişkin metinlerinden oluşuyor.

Kitabın sonuna eklenen bibliyografya ise, okura Amin’in ele alınan konular ve diğerleri hakkında da olağanüstü entelektüel yaratıcılığının bir panoramasını sunuyor.

  • Künye: Samir Amin – Samir Amin Anlatıyor: Ezilen Halkların, Sömürülen Sınıfların Organik Aydını, hazırlayan: Demba Moussa Dembélé, çeviren: Fikret Başkaya, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa, 2019

Kolektif – Felsefenin İhmal Edilmiş On Klasiği (2019)

Her alanda olduğu gibi, felsefede de ihmal edilmiş yapıtlar vardır.

Bazı kitaplar, hak etmedikleri halde fazla görünür olurken, bazı kitaplar ne akademik dünyada ne de okurun gözünde olması gerektiği yeri bir türlü bulamaz.

İşte bu kitap, tam da bu gayeden yola çıkarak felsefenin ihmal edilmiş on kitabını kapsamlı bir bakışla okura açıklıyor.

Kitaba katılan yazarlar, söz konusu eserlerin anlam ve önemini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda bugün profesyonel felsefenin dışlama kalıplarını gözler önüne seriyor ve ayrıca, bu klasik yapıtlardan hareketle güncel felsefenin nasıl yenilenebileceği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta ele alınan on eser şöyle:

  • Gorgias’ın ‘Helen’e Övgü’sü,
  • Fénelon’un ‘Telemakhos’u,
  • Thomas Paine’in ‘Tarımsal Adalet ve Sosyal Sigortanın Kökenleri’i,
  • Hermann Lotze’un ‘Mikrokosmus’u,
  • F. H. Bradley’in ‘Görünüş ve Gerçeklik’i,
  • Jane Addams’ın ‘Kadınlar ve Kamusal Ev İdaresi’,
  • Ernst Cassirer’ın ‘Substanzbegriff und Funktionsbegriff’i,
  • Edith Stein’ın eserleri,
  • E. B. Du Bois’nın ‘Şimde Nereye ve Neden’i,
  • Ve Jonathan Bennett’in ‘Rasyonalite’si.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Rachel Barney, Ryan Patrick Hanley, Elizabeth Anderson, Frederick Beiser, Michael Della Rocca, Sally Haslanger, Alan W. Richardson, Kris McDaniel, Chike Jeffers ve Daniel Dennett.

  • Künye: Kolektif – Felsefenin İhmal Edilmiş On Klasiği, editör: Eric Schliesser, çeviren: İlker Aksu ve Onur İşci, Heretik Yayıncılık, felsefe, 286 sayfa, 2019

Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti (2019)

❝Sorumluluk sahibi varlıklar olarak davranmak için yalnızca söylemimizi değil eylemlerimizi de temellendirecek kavramsal bir çerçeveye ihtiyacımız var. Böyle bir çerçeve arayışıyla yola koyulduğumda bir düşünce ve duyarlılık akımına, Aydınlanma’nın hümanist tarafına vardım.❞

Tzvedan Todorov bu kısa ama etkileyici kitabında, Aydınlanma’yı müşterek yaşamımızı üzerine inşa edeceğimiz entelektüel ve ahlaki bir temel olarak inceliyor.

Aydınlanma ile birlikte, tarihte ilk kez insanlar, yazgılarını kendi ellerine almaya ve eylemlerinin nihai amacını insanlığın esenliği olarak belirlemeye karar verdiler.

Todorov da, Aydınlanma projesinin temelinde özerklik, eylemlerimizin insani amacı ve evrensellik olduğunu belirterek kitabının ilk bölümünde bu kavramları ortaya çıkaran tarihsel sürecin analizini yapıyor.

Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirilerle çalışmasına devam eden Todorov, ardından da Aydınlanma düşüncesinin laik veya seküler bir toplumun ortaya çıkışına nasıl katkıda bulunduğunu tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemli yönü ise, Aydınlanma düşünürlerinin bugünün sorunlarının daha iyi kavranmasına ne gibi katkılarının olabileceğini incelemesi.

Böylece Todorov, bakışını içinde yaşadığımız çağdan ayırmadan, geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir ileri-geri hareket içinde Aydınlanma düşüncesinin ana hatlarını ortaya çıkarıyor.

  • Künye: Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2019

John Berger – Manzaralar: Sanat Üzerine Yazılar (2019)

John Berger’in hayatı boyunca sanatçılar üzerine yazdığı metinler, ‘Portreler’ başlığıyla yaklaşık bir yıl önce yayımlanmıştı.

Bu kitabın devamı olarak okunabilecek elimizdeki eser ise, Berger’in sanat üzerine yazılarının derlenmesinden oluşuyor.

Berger, oldukça üretken bir yazardı ve hayatı boyunca kaleme aldığı sanat yazıları da ele aldığı konuyu daha geniş bir çerçevede yorumlamasıyla benzerlerinden ayrılıyordu.

Kitapta karşımıza çıkan yazıların her biri, Berger’in karakteristiği olarak sanatı canlandırıcı ve özgürleştirici bir deneyim olarak ele alıyor.

Başka bir deyişle Berger, bir manzaraya bakarken onu yaşayanlar için yalnızca bir dekor olarak değil, ardında mücadelelerin, başarıların ve kazalarının yansıdığı bir perde olarak yorumluyor.

Kitap iki bölümden oluşuyor:

‘Haritaları Yeniden Çizmek’ başlıklı ilk bölüm, Berger’ın düşüncesini şekillendiren bireylerden söz eden yazılarını bir araya getiriyor.

‘Arazi’ başlıklı ikinci bölüm ise, Berger’in muhtelif sanat üzerine geniş çerçevede odaklanan yazılarını sunuyor.

Antal’ten Raphael’e Brecht’ten Barthes’a ve Benjamin’e pek çok ismin karşımıza çıktığı bu yazılar, aynı zamanda Rönesans sanatının berraklığı, romantiklerin ikilemi, Viktorya dönemi vicdanı, Kübizm, Sovyet estetiği, günümüzde sanat ve mülkiyet, Bienal, müzenin tarihsel işlevi ve ideal eleştirmen gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

  • Künye: John Berger – Manzaralar: Sanat Üzerine Yazılar, çeviren: Beril Eyüboğlu, Metis Yayınları, sanat, 264 sayfa, 2019