Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri (2020)

‘Frankfurt Dersleri’, Avusturyalı büyük yazar ve şair Ingeborg Bachmann’ın çağdaş edebiyata farklı yönleriyle baktığı beş dersini bir araya getiriyor.

Bachmann’ın Kasım 1959 ile Şubat 1960 tarihleri arasında Frankfurt Üniversitesi’nde misafir doçent sıfatıyla verdiği bu dersler, çağdaş yazının sorunlarını merkeze alıyor.

Bachmann derslerinde, yazarın rolü ve sorumluluğu, dil etiği, estetik, yazarın ve şairin hakikatle ilişkisi, edebiyatın toplumsal işlevi, “Ben” sorunsalı ve isimlerle ilişki, Dil’in doğası ve sınırlamaları, çağdaş yazında yazarın konumu ve ütopya olarak edebiyat gibi, çağdaş edebiyata dair çok önemli temaları tartışıyor.

Dersler, Bachmann’ın savaş ve faşizm deneyimiyle ilişkilenen düşüncelerini sergilemesiyle de ayrıca önemli.

  • Künye: Ingeborg Bachmann – Frankfurt Dersleri, çeviren: İlknur Özdemir, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat kuramı, 104 sayfa, 2020

Mim Sertaç Tümtaş – Nöbetleşe Dışlanma (2020)

Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de yaşadıklarından da gördüğümüz gibi, göç bir sosyal dışlanma döngüsü yaratır.

Bu dışlanma döngüsü, şehrin “yerlileri”nden başlar ve ardından, her yeni göçmen grubun kendilerinden sonra gelen göçmen grupları dışlaması şeklinde sürüp gider.

İşte Mim Sertaç Tümtaş’ın bu çalışması da, son yıllarda Türkiye’ye göç eden Suriyelilere yönelik sosyal dışlanmayı merkeze alarak bu sorunu sosyolojik bir perspektiften irdeliyor.

Şanlıurfa, Hatay ve Mersin’de yapılan zengin alan araştırmalarına dayanan ‘Nöbetleşe Dışlanma’, ilk iki bölümde, göç, sosyal dışlanma ve nöbetleşe dışlanma olgularını tartışmaya açarak başlıyor.

Kitabın devamında ise, Türkiye’deki Suriyelilerin durumu, Suriyeli mültecilerin ekonomik yapıya etkileri, Türkiye’deki Suriyelilerin hukuki statüleri, Suriyeli mültecilerin yaşadığı kentsel sorunlar, toplumun Suriyeli göçmenlere yönelik tutumu ve Suriyeli mültecilerin maruz kaldığı sosyal dışlanma konuları ele alınıyor.

  • Künye: Mim Sertaç Tümtaş – Nöbetleşe Dışlanma: Göç ve Sosyal Dışlanma Döngüsü, İletişim Yayınları, sosyoloji, 262 sayfa, 2020

Sergey A. Ivanov – İstanbul’da Konstantinopolis’i Aramak (2020)

İstanbul’u bir baştan diğer başa kat ederek, şehirdeki Bizans izlerini görünür kılan, görsel açıdan da zengin 652 sayfalık muazzam bir rehber.

İstanbul’u dolaşanların muhakkak elinin altında bulundurması gereken kitap, okurunu belli yollara, belli anıtlara yönlendiriyor ve onu tam da bulunduğu noktalarda, Bizans’ın geçmişiyle ilgili ilginç bilgilere ulaştırıyor.

Ünlü Bizantolog Sergey A. Ivanov bununla da yetinmeyerek, bu anıtlarla ilişkili masallar ve geçmişten kimi olaylarla da metnini zenginleştiriyor.

    • Künye: Sergey A. Ivanov – İstanbul’da Konstantinopolis’i Aramak: Bir Tarihi Miras Rehberi, çeviren: Hazal Yalın, Kitap Yayınevi, tarih, 652 sayfa, 2020

Ulus Baker – Siyasal Dilde Huzur Söylemi (2020)

Ulus Baker’in 1993’te yazdığı yüksek lisans çalışması olan ‘Siyasal Dilde Huzur Söylemi’, aralık ayı içinde raflardaki yerini alıyor.

Baker’in sonraki metinlerinde izlediği teorik hatların ipuçlarını içeren bu çalışması, dilin siyaseti, Türkiye’de İslamcı hareketin yapısı, İslam’ın huzur söylemi, İslam’da kanaatin kuruluşu ve kimliğin kurucusu olarak kanaat gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Baker burada, Deleuze ve Guattari’nin rizomatik kavrayışı, Spinoza’nın yorumsamacı teolojisi ve Virilio’nun hız ve hareket kavramını irdelediği gibi, bu arada henüz Türkiye’nin akademik ve entelektüel ortamında yaygın kullanıma girmemiş soy kütüğü araştırmasına da başvuruyor.

Baker külliyatında da bu metin özel bir yerde duruyor.

Örneğin “huzur söylemi” gibi tek bir bağlam etrafında derli toplu örülmüş olması; güncel siyaset alanına ya da Türkiye siyasetine ve daha özelinde İslâmcı harekete bu denli yakından bakması ve nihayet, buradaki birçok meselenin, düşünce hattının, kavramsal düzlemin Baker’i ayırt edici bir düşünür haline getiren daha sonraki çalışmalarının ve kazandığı bakış açılarının temelini oluşturması.

  • Künye: Ulus Baker – Siyasal Dilde Huzur Söylemi: İslâm’da Huzur, Söylem ve Kanaat, çeviren: Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, siyaset, 267 sayfa, 2020

Yahya Araz – Osmanlı İstanbul’unda Çocuk Emeği (2020)

Yahya Araz’ın daha önce yayımlanan ‘Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak’ adlı çalışması, ele aldığı dönem bağlamında Osmanlı toplumunda çocukların yaşamına, içinde büyüdükleri ve şekillendikleri toplumla ilişkilerine değinen ilk kitaptı.

Söz konusu kitap, bugün de, pek çok konuda Osmanlı çocukluk tarihi araştırmalarında bir başvuru kaynağı olmaya devam ediyor.

Araz, elimizdeki yeni çalışması ‘Osmanlı İstanbul’unda Çocuk Emeği’nde ise, 1750-1920 zaman aralığında ev içi hizmetlerde istihdam edilen çocuklar konusunu çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap, çocukların Osmanlı toplumunda sahip oldukları sosyal ve ekonomik aidiyetler üzerine çok önemli veriler barındırıyor.

  • Künye: Yahya Araz – Osmanlı İstanbul’unda Çocuk Emeği: Ev İçi Hizmetlerde İstihdam Edilen Çocuklar (1750-1920), Kitap Yayınevi, tarih, 331 sayfa, 2020

Italo Svevo – Yaşlılık (2020)

İtalyan edebiyatının büyük isimlerinden Italo Svevo’dan, 20. yüzyılın kıskanç, ihtiras ve umutsuzluk dolu bireyi üzerine usta işi bir karakomedi.

Romanın başkahramanı Emilio, kırklarına yaklaşmaktadır.

Kısa süre öncesine kadar umut vaat eden bir yazarken, şimdilerde bir masa başı çalışanı olmuştur.

Emilio’nun bu sıkıcı hayatı, genç ve güzel Angiolina’yla tanışınca değişir.

İkilinin, başta gönül eğlendirme gibi başlayan ilişkileri zaman geçtikçe Emilio’yu birbirinden zorlu sınavlardan geçirecektir.

Bu umutsuz aşk, kahramanımız Emilio’nun hayatını altüst edecek, onu arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaştıracaktır.

Buna, Emilio’nun akıl almaz beceriksizlikleri de eklenince, iş iyice içinden çıkılmaz hale gelecektir.

  • Künye: Italo Svevo – Yaşlılık, çeviren: Fuat Sevimay, İthaki Yayınları, roman, 256 sayfa, 2020

Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin (2020)

Kafka edebiyatının sıkı bir felsefi analizi için muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Gilles Deleuze ve Félix Guattari, çağımızın en büyük yazarlarından olan Kafka’nın yapıtlarından mektuplarına ve günlüklerine neredeyse tüm külliyatını kat ederek, Kafka’yı kullandığı kelimeler, metaforlar, simgeler ve semboller üzerinden politik ve felsefi bir bakış açısıyla yeniden okuyor ve bu büyük yazarın yarattığı müstesna dilin büyük toplumsal makineleri nasıl parçalayıp dağıttığını ortaya koyuyor.

Felsefenin sanat yapıtını kullanma, onu kendine mal etme stratejileri; aşırı yorumun olanakları; dil üzerinde yeni bir alan oluşturma gerekliliği gibi konular üzerine okurunu düşünmeye davet eden çalışma, Kafka’yı başka bir gözle okumak için harika bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Kafka yalnızca yabancılaşmış çalışma koşullarını düşünmekle kalmaz: Dehası, erkeklerin ve kadınların, yan yana sürdürdükleri faaliyetlerinde, aşklarında, protestolarında, öfkelerinde de makinenin parçası olduklarını öne sürmesinden ileri gelmektedir.”

  • Künye: Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 144 sayfa, 2020

Kolektif – Sosyal Bilgiler Öğretiminde Teknolojinin Kullanımı (2020)

Özellikle pandemi ile birlikte, eğitimde teknoloji ve dijitalleşmenin hayati rol kazanışına yakından tanık olduk.

Başka bir deyişle, bu süreçte uzaktan eğitim “yeni normalimiz” haline geldi.

Bu durum tüm dersleri olduğu gibi, çocukların bilişsel zekâsını geliştirmeye odaklanan sosyal bilimleri de derinden etkiliyor.

İşte bu önemli derleme de, öğretmenlerin dijital yeterliliklerinin çok önemli olduğu bugün, çocukların becerilerini dijitalleştirme yolunda eğitimcilerin neler yapabileceğine odaklanıyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilgiler öğretiminde öğretim tasarımının nasıl yapılacağı,
  • Yenilikçi teknoloji kullanımının çerçevesi,
  • Etkili sunum araçlarının kullanılması,
  • Artırılmış gerçeklik uygulamalarının nasıl kullanılacağı,
  • Kısa film uygulamalarının nasıl kullanılacağı,
  • Çoklu ortam öğrenmenin nasıl oluşturulacağı,
  • Teknolojiye dayalı ölçme değerlendirme uygulamalarının nasıl yapılacağı,
  • Ve teknoloji destekli kavram ve zihin haritalarının nasıl oluşturulabileceği gibi konular ele alınıyor.

Sosyal bilgiler öğretmenlerine uzaktan eğitimde alternatifler oluşturmada katkı sağlayan kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Selçuk Hünerli, Sevda Küçük, Özcan Erkan Akgün, Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, Alpay Aksin, Sezer Köse Biber, Veysel Coşkun, Duygu Mutlu Bayraktar, Fidan Bayraktutan ve Turgay Atasoy.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Bilgiler Öğretiminde Teknolojinin Kullanımı: Uzaktan Eğitim İçin Alternatifler, editör: Yakup Ayaydın, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 216 sayfa, 2020

Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme (2020)

Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınanların, ülkelerine gönüllü ve sürdürülebilir bir şekilde dönmeleri oldukça düşük bir ihtimal.

Bu durumda, Türkiye’yi hem devlet hem de toplumsal anlamda zorlu bir süreç bekliyor.

İşte iki yazarlı bu önemli çalışma da, bu süreci farklı yönleriyle irdelediği gibi, sorunun hakkıyla saptanması ve çözümler üretilmesi konusunda hem akademik hem de politik alana önemli katkılar sunuyor.

Göç sorununun çalışma yaşamı, eğitim, sağlık ve barınma gibi farklı alanlarda ne gibi sorunlara sebep olduğunu ve bunların çözümü için neler yapılması gerektiğini ortaya koyan kitap, göç, kamu politikası, yönetişim ve sosyal hizmetler gibi alanlarda çalışanlar için de çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Saime Özçürümez ve Ahmet İçduygu – Zorunlu Göç Deneyimi ve Toplumsal Bütünleşme: Kavramlar, Modeller ve Uygulamalar ile Türkiye, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa, 2020

Søren Kierkegaard – İtirazlara Cevaben (2020)

Platon’un en ünlü diyaloglarından biri olan ‘Symposion (Şölen)’, aşk ve ahlak üzerine kült bir metindir.

Søren Kierkegaard’ın ‘İtirazlara Cevaben’ adlı bu kitabı ise, ‘Symposion’un mizahi uyarlaması.

Kierkegaard’ın bir içki masasında geçen metni, katılımcıların kadına ve evliliğe ilişkin sert yargılar ortaya koymalarıyla açılır ve böylece devam eder.

Kitabın ikinci bölümünde ise, Yargıç Vilhelm adındaki karakter söz almaya başlar ve ifade edilen yargılara yanıt vererek bunları birer birer çürütmeye koyuluyor.

Kitap aynı zamanda, Kierkegaard’ın 1845 yılında yayımlanmış olan ‘Stadier paa Livets Vej (Hayat Yolundaki Merhaleler)’ adlı eserinin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir kadının tüm sevimliliğini erkeği ikna etmek için tükettiğini görmek ne azaptır.”

“Sevdalanışın en yüce ifadesi, sevenin kendisini sevdiğinin karşısında bir hiç gibi hissetmesidir, ve bu karşılıklıdır, zira kendini bir şey gibi hissetmek sevdaya ters düşer.”

“Dediği şeye kendi de inanmayan bir rahibi dinlemek iğrençtir ama, makamına rağmen inanç sahibi olmayan bir evli erkek görmek daha da iğrençtir, ve daha da bir sarsıcıdır.”

“Kırık sevda bir insana yeterlidir ama onu koparıp atacak olan, sevenin kendisi olacaksa, o vakit bunun yükü onun elinde iki tarafı keskin kılıç gibidir, sapı yoktur, ama yine de onu sımsıkı tutmak zorundadır; o vakit bu hareket haysiyet yönünden de aynen duygudaşlık yönünden olduğundaki kadar derin acı verir.”

  • Künye: Søren Kierkegaard – İtirazlara Cevaben: Evlilik Üzerine Muhtelif Gözlemler (Bir Kocanın Kaleminden), çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 112 sayfa, 2020