Ünsal Çimen – Azizler ve Dâhiler (2021)

Ortaçağ’da akıl, iktidarın bizzat kendisi haline gelmiş dini yobazlıkla kıyasıya bir savaşa girişmişti.

Ünsal Çimen, o dönemden Hypatia ve Galieo’yu merkeze alarak din ve aklın mücadelesini anlatıyor.

Kitap, Ortaçağda bilim ve felsefenin sekülerizm ve iktidarla ilişkisini ele alıyor.

Ortaçağı açan ve kapatan iki bilim insanı, Hypatia ve Galileo üzerinden aklın, din ve iktidarla savaşını anlatıyor.

Kitapta, şu soruların yanıtları aranıyor.

  • Cadılıkla suçlanarak öldürülen bilim kadını ve filozof İskenderiyeli Hypatia yalnızca bir efsaneden mi ibaretti?
  • Hypatia’nın katli ve Galileo’nun yargılanması din ile bilimin çatışmasının mı ürünüydü?
  • Bilim ve felsefenin, teolojinin hizmetçisi olduğu öğretisi iktidar için araç olarak mı kullanıldı mı?
  • Antik bilim ve felsefenin çöküşüne neden olan Kilise’nin yükselişi miydi?

Kitap, bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını ararken azizlerin ve dâhilerin bitmek bilmez mücadelesinin öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Ünsal Çimen – Azizler ve Dâhiler: Ortaçağda Bilim ve Sekülerizm, Fol Kitap, bilim, 136 sayfa, 2021

Jessica Bruder – Göçebeler Diyarı (2021)

Amerika’da bugün çoğunluğu eski beyaz yakalı ve göçebe ihtiyar Amerikalılardan oluşan sezonluk bir işçi kesimi var.

Jessica Bruder, kamplarda yaşayıp kapitalist bir kıyamette hayatta kalmaya çalışan bu insanların dünyasına iniyor.

Hem Kuzey Dakota’nın şekerpancarı tarlalarında hasada katılan hem de Amazon.com’un Teksas’taki işçi kamplarında ürünlerin barkodlarını tarayan yeni bir emekçi türü var artık:

İşverenlerin hoşuna gidecek kadar düşük masraflı, çoğunluğu eski beyaz yakalı, göçebe ihtiyar Amerikalılardan oluşan bir işçi kabilesi.

Büyük Durgunluk’un görünmez kurbanları olan bu insanların emeklilik güvenceleri yeterli değil, çoğu ipotek borcuna sahip.

On binlercesi, karavanlarıyla, kamyonetleriyle, günbegün büyüyen bir göçebe topluluğunu oluşturuyorlar.

Bu kitabın yazımı süresince aylarca kamplarda yaşayan ve odağına aldığı asıl kahramanıyla, eskiden kamyon şoförlüğü, kokteyl garsonluğu, müteahhitlik, sigortacılık, köpek kulübesi temizlikçiliği yapan Linda May’le tanışan Jessica Bruder sezonluk işlerde çalışanların arasında, kapitalist bir kıyamette hayatta kalmaya çabalayanları anlatıyor.

Oscar kazanmış Nomadland filmine ilham veren ‘Göçebeler Diyarı’, “evsiz” değil, “evi olmayanların” gerçek hikâyesi.

  • Künye: Jessica Bruder – Göçebeler Diyarı: Yirmi Birinci Yüzyılda Amerika’da Hayatta Kalmak, çeviren: Burcu Denizci, İthaki Yayınları, belgesel, 272 sayfa, 2021

Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi (2021)

Antik Çağ’da askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanları hakkında iyi bir çalışma arayanları buraya alalım.

Leonhard Burckhardt, Antik Dönem’de askeri donanım ve teknikte yaşanan büyük gelişmeleri ve bunların yansımalarını aydınlatıyor.

Birçok antik ve modern gözlemci için Antik Çağ, savaşın ve ordunun türlü açılardan yüksek belirleyiciliğe sahip olduğu bir dönemdi.

Hatta Antik Çağ tarihçiliği yadsınamaz biçimde ve uzun bir süreç boyunca bir savaş raportörlüğü şeklinde gelişmişti.

Böylece Yunan ve Roma dünyasında kaleme alınan çoğu edebi çalışmada ve sanat eserinde ölüm ve öldürme, mücadele ve savaş ana temalar olarak kendine yer edindi.

Odysseus, Büyük İskender, Hannibal ve Sezar gibi savaş kahramanları ve askeri liderler Antik Dönem’in Yunan ve Roma anlatılarında bugün en çok bilinen figürleridir ve gaddar namlarını savaş alanında kazanmışlardır.

Roma ve Yunan dünyasında barış hali oldukça nadir bir durumken, savaş ve ordu gündelik hayatın olağan unsurlarıdır.

Bununla birlikte, Antik Dönem’de hem karada hem de denizde askeri donanım ve teknikte büyük gelişmeler yaşandığı gibi savaş stratejisi ve yönteminin geliştirilmesi üzerine de büyük bir mesai harcanmıştı.

Leonhard Burckhardt ‘Antik Çağ Askeri Tarihi’ kitabında; Homeros Çağı’ndan Geç Antik Dönem’e kadarki askeri tarihin en önemli yol izleri ve dönüm noktaları üzerine genel bir bakış sunuyor.

Burckhardt; toplumsal zeminde her türlü faktörün birbirini karşılıklı olarak tetikleyebildiği ancak tüm toplumsal değişimlerin askeri tarih ile bağıntılı olduğunun bilincinde hareket ederek askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanlarına da yer verdiği eserinde; özellikle savaşın antik toplumlarda yaygınlığı ve genel tarihsel sürece etkisi sebebiyle askeri tarihin yanında çok fazla ayrıntıya girmeden din, bilim ve hatta tıp tarihi gibi Antik Dönem’in diğer önemli konularına da temas ediyor.

  • Künye: Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi, çeviren: Hakan Arslanbaba, Runik Kitap, tarih, 133 sayfa, 2021

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi (2021)

Bizans kendi döneminde komşuları için önde gelen bir entelektüel muhatap ve kanal olsa da, Bizans’ın entelektüel tarihi, Bizans Araştırmaları içerisinde muhtemelen en az gelişmiş alandır.

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou’nun bu kapsamlı kitabı, nihayet bu boşluğu dolduracak değerli bir çalışma.

Kitap, Geç Antikçağ’dan 15. yüzyıla uzanan dönemde, Bizans’ta düşünce dünyasına odaklanarak entelektüel uğraşın güvenilir bir tarihini ortaya koyuyor.

Çalışmanın özünü Yunan, Hıristiyan ve Bizans düşüncesi ile kavramlarının aktarımı, dönüşümü ve değişimi oluşturuyor.

Bizans, Yunan klasikleri kanonunu muhafaza ederek bir seçki haline getirmiş ve biçimlendirmiş, bir yandan Antik Yunan düşünce dünyasıyla ilk temas noktasını oluştururken, bir yandan Ortodoks geleneği yaratmıştır.

Seçme makalelerden oluşan bu kitap, Bizans’ta bilginin yayılmasından başlayarak retorik, edebiyat, sanat ve hukuk gibi sözcük bilimlerine; astronomi ve tıp gibi dünya bilimlerine; Erken, Orta ve Geç Bizans’ta felsefe ve teoloji ile politika ve tarih alanlarına dair geniş bir perspektif sunuyor.

Bizans, kendi döneminin önemli aktörlerinden biri ve entelektüel geleneklerin büyüleyici ve eşsiz bir bileşimidir.

  • Künye: Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi: Seçme Makaleler, çeviren: Ercan Ertürk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2021

Pınar Aka – Ses, Anlam ve Mazi (2021)

Yahya Kemal şiiri ve bu şiirin Doğulu ve Batılı kökleri üzerine derinlemesine bir inceleme.

Pınar Aka’nın çalışması, Yahya Kemal şiirini Doğu-Batı, geleneksel-modern gibi ikilikler üzerinden irdelemesiyle dikkat çekiyor.

Yahya Kemal, 1903 yılında gittiği ve dokuz yıl kaldığı Paris’te kendini canlı bir kültürel ortamın ve yenilikçi fikirlerin ortasında bulur.

Bu dönem, Paris’in kültürel tarihinin en parlak zamanlarından biridir aynı zamanda.

Yahya Kemal bu süreçte, Victor Hugo, Théophile Gautier, Théodore de Banville gibi isimlerin şiirini de daha yakından tanımaya başlar.

Ancak onu asıl etkileyen Verlaine ve bilhassa Baudelaire olur.

Özellikle tarih ve Divan Edebiyatı üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda kendi geçmişini ve kültürünü de gerçek anlamda burada keşfeden Yahya Kemal, memlekete döndüğünde ise şiirlerini hiçbir yerde yayımlamadan, dilden dile dolaşan dizeleri sayesinde büyük üne kavuşur.

Aka, ‘Ses, Anlam ve Mazi’de, Yahya Kemal’in şiirini kişisel ve kültürel yönleriyle ele alıp bu unsurların şiirin inşasına nasıl katkıda bulunduklarını araştırırken, Doğu-Batı, geleneksel-modern, imge-ses gibi ikili karşıtlıkların nasıl etkileşime girip şiirsel bir denklemde bir araya geldiğini sorguluyor.

  • Künye: Pınar Aka – Ses, Anlam ve Mazi: Etkilerin Kavşağında Yahya Kemal Şiiri, İletişim Yayınları, eleştiri, 328 sayfa, 2021

Saturnino Ximenez – Anadolu Harabeler İçinde (2021)

İspanyol gazeteci Saturnino Ximenez, 1923 yılında Ege kıyılarında uzun bir seyahate çıkmıştı.

‘Anadolu Harabeler İçinde’, Ximenez’in Bursa’dan Bodrum’a uzanan hatta Ege’nin tarihi ve özellikle de antik kentleri ve kalıntılarına ilişkin çok değerli gözlemlerini barındırıyor.

Çalışma, Ximenez’in Ege kıyalarına yaptığı seyahatte uğradığı Bursa, Çanakkale Boğazı, Assos, Bergama, Efes, Pamukkale, Teos (Sığacık-Seferihisar), Kuşadası, Priene (Söke/Aydın), Büyük Menderes Havzası, Didim ve Bodrum’un gerek o tarihteki durumlarına gerekse bölgedeki antik kentlere ve kalıntılara ilişkin gözlemleriyle kaleme alınan 1925 tarihli İngilizce baskısından Türkçeye çevrilmiş.

Ximenez’in sade bir üslupla kaleme aldığı kitabı, tarihe meraklı okurlar kadar arkeologların da ilgisini çekecek türden.

  • Künye: Saturnino Ximenez – Anadolu Harabeler İçinde, çeviren: Murat Derler, Heyamola Yayınları, anı, 320 sayfa, 2021

Serra Durugönül – Roma Devlet Kabartmalarında Propaganda ve Sanat (2021)

Roma devlet kabartmalarının en güçlü yanı, olayların heyecanını izleyiciye geçirebiliyor olmasında gizlidir.

Serra Durugönül bu çalışmasında, imparatorların savaşlarının, zafer alaylarının, geçitlerde veya kurban ritüellerinde yer almalarının tasvir edildiği bu kabartmalarda propaganda ve sanatın kendine nasıl yer bulduğunu inceliyor.

‘Roma Devlet Kabartmalarında Propaganda ve Sanat’, yapıldıkları dönemdeki orijinal halleri ile bize ulaşan kabartmalar üzerinden Roma devletinin propaganda gücünü irdeliyor.

İdeolojik algı yönetimi; düşman (‘barbar’), düşmanın savaşlarda alt edilmesi ve zafer kavramları üzerinden kurgulanır ve böylelikle imparatorlar varlıklarını meşrulaştırır.

Roma tarihsel kabartmalarıyla esas amaçlanan halk ile ‘iletişim kurmak’ ve propaganda yapmak olsa da tanrıları onurlandırmak önemli bir diğer hedefi oluşturur.

İmparatorların tanrılar ile aynı sahnede bulunması, halkın gözünde onların da güvenilirliklerini ve saygınlıklarını arttırır.

Böylelikle Romalılar’da ulus bilinci gelişir ve kazanılan savaşların, ele geçirilen toprakların ve tutsakların Roma ulusunu yücelttiği kanısı kendiliğinden oluşur.

Bu çalışma, imparator Augustus’tan (İÖ 27-İS 14) Erken Hıristiyanlık Dönemi içinde yer alan I. Theodosius (İS 379-395) zamanının sonuna kadar olan dönemi kapsıyor.

Ele alınan kabartmalarda imparatorların savaşları, zafer alayları, aileleri ve tanrılar ile birlikte geçitlerde veya kurban ritüellerinde yer almaları, halka seslenişleri, fakirlere yardım etmeleri gibi sahneler kronolojik bir sıralama ile değerlendiriliyor.

Aynı zamanda bu sahnelerin izleyici üzerinde bıraktığı etkinin ve amaçlanan propagandanın yerini bulup bulmadığı ele alınıyor.

  • Künye: Serra Durugönül – Roma Devlet Kabartmalarında Propaganda ve Sanat, Bilgin Kültür Sanat Yayınları, arkeoloji, 343 sayfa, 2021

Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Tarih üzerine düşünen ve eyleyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

İki ünlü tarihçi, Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu özenli çalışma, tarihin yıpratılması ve itibarsızlaştırılmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Kuşkusuz, toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Tamm ve Burke’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Daha doğru tabirle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünüdür.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı çalışmaların yer aldığı ufuk açıcı bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Bu çalışma bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, derleyen: Peter Burke ve Marek Tamm, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 589 sayfa, 2021

Belgin Şan Akca – Maskeli Devletler (2021)

Devletler ile silahlı örgütler arasındaki girift ilişkiler hakkında dikkat çekici bir çalışma.

Belgin Şan Akca’nın Türkiye için ayrıca önem taşıyan araştırması, devletler ile silahlı örgütler ve destekçiler arasındaki etnik, dini ve ideolojik yakınlıkları aydınlatıyor.

‘Maskeli Devletler’in amacı, devletler ile devlet dışı silahlı örgütler arasındaki karmaşık etkileşim biçimlerini hem dış devlet desteğine yol açan süreçler hem de bu desteğin arkasındaki aktörlerin gerekçelerini göz önüne alarak açıklamak.

Devletleri buna iten sebepler nelerdir?

İsyancı gruplar bu devletlerle işbirliği içinde olmayı neden tercih eder?

‘Maskeli Devletler’, devletler ile silahlı örgütler arasındaki ilişkilere dair bilgilerimize karşı çıkmıyor; bu bilgileri şimdiye dek öğrendiklerimizin ötesine taşıyor.

Akca, kitabında kullandığı Devlet Dışı Silahlı Örgütler (DDSÖ) veri seti yoluyla, devlet dışı silahlı örgütlerin, devletlerle kurdukları işbirliklerinin hem örgütler hem de devletler tarafından yapılan karşılıklı seçme sürecinin sonucu ortaya çıktığını savunuyor.

Devletlerarası ilişkilerin ve ayrıca devletler, silahlı örgütler ve diğer olası destekçiler arasındaki etnik, dini ve ideolojik yakınlıkların oynadığı rolü, 355 devlet seçim vakası ve 342 örgüt seçim vakası ile ortaya koyuyor.

Bu bağlamda, örgütlerin de uluslararası ilişkilerde devletlerin tercihlerinden bağımsız olarak kendi başlarına var olabilen ve dış politikayı derinlemesine etkileyen temel aktörler olduklarını gösteriyor.

‘Maskeli Devletler’, uluslararası ilişkilerin temel kuramlarının devlet-odaklı çalışmalarından farklı bir yöntem sunuyor.

Dünyadaki çatışmaların önemli bir kısmının yaşandığı Ortadoğu’da konumlanan ve güvenlik konularının öncelikli olduğu Türkiye için ayrı bir önem taşıyan çalışma, akademisyenler, siyaset yapıcılar ve konuya ilgi duyan tüm okurlar için bir başucu eser niteliğinde.

  • Künye: Belgin Şan Akca – Maskeli Devletler: Silahlı Örgütlere Sağlanan Devlet Desteğinin Nedenleri, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 296 sayfa, 2021

Ezgi Duman – Leviathan’dan Neoleviathan’a (2021)

İşsizlik ve yoksulluğun artması, iktidarların gözünde “tehlikeli sınıflar”ın artışı anlamına gelir.

Ezgi Duman bu ufuk açıcı çalışmasında, neoliberal süreçte suçlulaştırma ve hâliyle hapsetmenin işlevinin hem ekonomik hem siyasal açıdan nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Loïc Wacquant’ın belirttiği üzere, dünyada suç oranlarında ciddi bir artıştan bahsedemiyoruz.

Ancak hapishane sayısını ve hapishane nüfusunu artırmak yükselen bir trend.

Mevzu, suç oranlarındaki artış değilse ne?

Neoliberal politikalar ve neticeleri ya da ihtimalî neticeleri nedeniyle “güvenlik” politikalarında ve hâliyle hapsetmede değişiklikler yaşandı.

Bir yandan refah devleti politikalarının geri plana düşmesi, yani neoliberal politikaların öne çıkmasıyla beraber işsizlik, güvencesizlik, yoksulluk had safhaya çıkmış, yani “tehlikeli sınıflar” nicelik olarak artmış durumda.

Buna binaen suçlulaştırma ve hâliyle hapsetmenin işlevi hem ekonomik hem siyasal açıdan yükseldi.

Diğer yandan 24 Aralık 1811 tarihli Napolyon Kararnamesi, ya da 1933 tarihli Nazilerin Halkın ve Devletin Korunması Kanunu’nu yakın tarihimizde, antiterör yasaları, “olağanüstü hâl” ilanları ya da ABD’nin 26 Ekim 2001 tarihli Yurtseverlik Kanunu olarak zuhur etmekte.

Başka bir şekilde ifade edilecek olursa, modern devletin tarihsel tecessümünden beri hiçbir vakit tam olarak yok olmamış Niccolò Machiavelli’nin “Prens”i ya da Hobbes’un “Leviathan”ı devletle toplumun muğlak bir tarzda birbirine karıştığı günümüzde de kendini sıkça gösterebilmekte ve siyasal hayata sirayet etmekte.

Bu sirayet hâli şedit bir edim olan cezalandırmanın ve bu minvalde hapsetmenin muktedirin bir “kılıç” sallama faaliyeti olarak öne çıkışının diğer veçhesi.

Duman da, modern cezalandırmanın doğuşundan neoliberal bir cezalandırma biçimi olarak hapsetmeye ve neohapishaneye, konuyu geniş bir pencereden tartışıyor.

  • Künye: Ezgi Duman – Leviathan’dan Neoleviathan’a: Suç, Ceza, Hapsetme, Nota Bene Yayınları, siyaset, 312 sayfa, 2021