Barbara K. Lipska – Aklını Yitiren Sinirbilimci (2021)

Barbara Lipska ünlü bir nörobilimci iken, frontal lob bölgesinin kapanmasıyla aniden kendini deliliğin karanlık dehlizlerinde buldu.

Daha sonra iyileşen Lipska bu eşsiz kitabında, akıl sağlığını yitirmenin ne anlama geldiğini muhteşem bir açıklıkla anlatıyor.

Lipska’ya kariyerinin zirvesindeyken, beynine yayılan melanoma teşhisi kondu.

Aylar içinde, beynin bilişsel becerileri kontrol eden frontal lob bölgesi kapanmaya başladı ve deliliğin karanlık dehlizlerine daldı.

Demans ve ailesiyle iş arkadaşlarını dehşete düşüren şizofreni benzeri semptomlar sergiledi.

Ne mutlu ki, doktorların önerdiği immünoterapi, mucizevi bir şekilde işe yaradı ve Lipska normale döndü.

Bu kitabın ortaya çıkmasına olanak sağlayan asıl faktör ise, Lipska’nın iyileştikten sonra da delilikle olan o dansını müthiş bir netlikle hatırlıyor olmasıydı.

Lipska kitabında, olağandışı deneyiminden yararlanarak akıl hastalığı, beyin hasarı ve yaşın davranışlarımızı, kişiliğimizi, bilişsel becerilerimizi ve hafızamızı nasıl bozabileceğini açıklıyor.

Bu değişiklikleri yaşamanın, akıl sağlığını yitirmenin neye benzediğini ve iyileşmeden sonraki yaşamın nasıl olduğunu anlatarak aynı rahatsızlığı yaşayanlara, yakınlarına ve nörobilimsel araştırmaya çok büyük katkıda bulunuyor.

‘Aklını Yitiren Sinirbilimci’, beynin nasıl tuhaf ve şaşırtıcı semptomlar üretebildiğini daha iyi kavramak için harika fırsat.

  • Künye: Barbara K. Lipska ve Elaine McArdle – Aklını Yitiren Sinirbilimci: Deliliğimin ve İyileşmemin Hikâyesi, çeviren: Erkan Aktaş, Paloma Yayınevi, psikoloji, 224 sayfa, 2021

Alexandre Koyré – Platon Okumaya Giriş, Descartes Üzerine Konuşmalar (2020)

Felsefe tarihinin iki büyük düşünürü, Platon ve Descartes üzerine usta işi bir inceleme.

Alexandre Koyré, iki filozofu eleştirel bir gözle yorumluyor.

Koyré, burada, Platon’un Atina demokrasisinin, anarşi ve demagoji yoluyla diktatörlüğe ve despotizme kayarak çöküşünü betimlediği hem tutkulu hem ağırbaşlı, hem derin hem iğneli sayfalarını adım adım izliyor ve bunun modern dünyada yaşayanlar için ne ifade ettiğini, bugün bundan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi değerlendiriyor.

Koyré, Descartes’ı da insanın kesinlik arayışı, özgürlük ve aklın özgürlüğü talebini merkeze alarak tartışıyor.

Koyré’ye göre, Descartes’ın apaçık bir şekilde doğru olduğunu gördüklerimizden başka hiçbir şeyi doğru kabul etmemeyi buyuran buyruğuna her zamankinden daha fazla uymamız ve onun, aklın ve hakikatin üstün değerini ilân ederek, akıldan ve hakikatten başka bir yetkeye boyun eğmemizi yasaklayan iletisine bağlı kalmamız gerekiyor.

  • Künye: Alexandre Koyré – Platon Okumaya Giriş, Descartes Üzerine Konuşmalar, çeviren: Kurtuluş Dinçer, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 219 sayfa, 2020

Zeki Tez – Camın Parıltılı Tarihi (2021)

Cam, uygarlığın gelişiminde, tek başına on kaplan gücündedir.

Bilimden sanayiye, sanattan ev ihtiyaçlarına neredeyse her alanda kullanılır.

Zeki Tez de bu kitabıyla, insanın endüstriyel dehasını ortaya koyan cam üzerine keyifle okunacak bir araştırmaya imza atmış.

Ünlü cam yapımcısı Georges Bontemps, daha 1868 yılında, camın yerini alabilecek hiçbir madde yoktur diyordu.

Geçen yıllar Bontemps’i haklı çıkardı, zira tarih boyunca camın görkemi ve verimliliğine ulaşabilecek tek madde dahi keşfedilmedi.

Tez’in çalışması, yüzyıllar boyu bitip tükenmez biçimlerde işlenmiş, uygarlığımızın gelişiminde büyük yeri olan camın uzun ve karmaşık tarihini, bulunuşundan günümüze uzanarak ele alıyor.

Camın kullanım alanları, üretim teknikleri ve üretenleri üzerine usta işi bir çalışma arayanlar, bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: Zeki Tez – Camın Parıltılı Tarihi, Doruk Yayınları, tarih, 240 sayfa, 2021

Manuel Castells – İnternet Galaksisi (2021)

Manuel Castells’in “ağ toplumu” kuramı, iletişim teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini anlamak açısından çok değerlidir.

❛İnternet Galaksisi❜ ise, Castells’in bu ünlü kuramını en derinlikli şekilde ele aldığı kitaplarından.

Uzun süredir bir internet galaksisinde yaşadığımızı söyleyen Castells, çalışmasında, bu galaksinin uçsuz bucaksızlığını, imkânlarını ve zorluklarını çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Düşünür, internet dolayımıyla kurulan bu ağın, kültürden siyasete, ekonomiden uluslararası ilişkilere farklı yüzlerine bakıyor ve bu bağlamda, siber uzayda mahremiyet ve özgürlük, e-ticaret ve yeşil ekonomi, internet teknolojilerinin sivil toplum ve devlet üzerindeki etkileri, küresel toplumda dijital bölünme ve ağ toplumunun zorlu yanları gibi  konuları irdeliyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Eğer ağlar sizin umurunuzda değilse bile, siz ağların umurundasınız. Şimdi ve burada, bir toplum içinde yaşamak istediğiniz sürece, ağ toplumu ile başa çıkmak durumundasınız.”

“Bugün yalnızca ağlar etrafında örgütlenmiş değiliz, enformasyon teknolojisinin iktidarda olduğu ağlar etrafında örgütlenmiş durumdayız”

  • Künye: Manuel Castells – İnternet Galaksisi: İnternet, İş Dünyası ve Topluım Üzerine Düşünceler, yayına hazırlayan: Tuğba Asrak Hasdemir, çeviren: : Özkan Avcı, Esra Öztürk, Bayram Şamil Demirkan, İlknur Patan, Hilal Berge, Uğur Evcim, Mustafa Gültepe, Mehmet Keskin ve Sayinur Şakı, Phoenix Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Jane Hathaway – Beşir Ağa (2021)

Hadım edilmiş bir siyahi köle olan Beşir Ağa, üç sultanın hareminde görev almış, sarayın ve siyasetin en üst mertebelerine erişmişti.

Jane Hathaway, 1717’den 1746’ya kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun hareminde darüssaade ağalığı yapan ve Osmanlı tarihinde en güçlü hadım ağası olan Hacı Beşir Ağa’nın sağlam bir biyografisini sunuyor.

Kitap, Hacı Beşir Ağa’nın Habeşistan’da başlayan, Osmanlı Kahire’si ve Hicaz’ından geçerek İmparatorluğun başkentine kadar uzanan, yaklaşık doksan yıllık hayat hikâyesini konu ediniyor.

Aynı zamanda birçok şehzadenin eğitiminde de görev almış olan Beşir Ağa, dârüssaâde ağalığı makamında 29 yıl boyunca kalmış, İmparatorluğun siyasi ve askeri meselelerinde rol almış, sadrazamların tayininde bile söz sahibi olmuştu.

Osmanlı tarihi alanındaki parlak çalışmalarıyla bildiğimiz Hathaway, Türkiye’deki araştırmacıların ihmal ettiği, oryantalist yaklaşımların da çokça istismar ettiği bu sıra dışı aktörü, birincil kaynakları kullanarak yeniden inşa ediyor.

  • Künye: Jane Hathaway – Beşir Ağa: Osmanlı Hareminin Baş Hadım Ağası, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, biyografi, 152 sayfa, 2021

Selami Varlık – Paul Ricoeur’de Temellük ve Tahayyül (2021)

Paul Ricoeur felsefesi üzerine sıkı bir inceleme.

Selami Varlık, özellikle Ricoeur’ün hermeneutiğini merkeze alarak bir felsefe metninin okurun dünyasına nasıl indiğini, daha da önemlisi okurun bu metni ne şekilde kendine mal ettiğini tartışıyor.

Çalışma, temelde, “Geçmiş bir döneme ait olan ve bugünün dünyasından kopuk gözüken bir felsefe metni meşru bir şekilde nasıl sahiplenilir?” ve “Bir metnin ‘nesnel’ olarak yorumlanması mümkün müdür, yoksa okur her zaman, üstelik de etkin bir şekilde araya mı girer?” sorularına yanıt arıyor.

Varlık, bu soruların yanıtını da Ricoeur’ün hermeneutiğini işe koşarak yanıtlıyor.

Ricoeur için bir metnin temellük edilmesi, yani okurun onu kendine mal etmesi, tarihsel mesafenin kapatılması sayesinde anlamın, doğrudan okurun dünyasına hitap etmesidir. Düşünür, bir yandan aşırı yorum riskine karşı okuru dönüştüren bir temellük kuramı geliştirirken, diğer yandan okurun dünyasını dışlamamak için semantik yenileşim imkânı sunar.

Her iki durumda da değişimin aracı, tahayyüldür.

Selami Varlık da, Ricoeur’ün felsefi dizgesinde yukarıda özetlenen çıkarsamanın nasıl işlediğini adım adım izliyor, bununla da yetinmeyerek bir felsefeci olarak Ricoeur metinlerini temellük ederek yeni anlam arayışlarına açılıyor.

Künye: Selami Varlık – Paul Ricoeur’de Temellük ve Tahayyül: Yorumlamanın Katettiği Hermeneutik Yay, Alfa Yayınları, felsefe, 352 sayfa, 2021

Selman Saç – Jean Jaurès (2021)

Fransız sosyalizminin kurucularından Jean Jaurès, bugünkü toplumsal mücadeleler için bize nasıl yol gösterebilir?

Selman Saç bu özgün çalışmasında, bizde pek bilinmeyen büyük militan ve entelektüel Jaurès’in fikirlerini güncel bir bakışla yorumluyor.

1859-1914 yılları arasında yaşamış Jaurès, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında yürütülen toplumsal mücadeleler ve teorik tartışmalar söz konusu olunca ilk akla gelen isimlerdendir.

Selman Saç da çalışmasında, Jaurès’in fikirleri ve yaşadığı dönemi çok yönlü bir biçimde ele alıyor, dönemin sosyalist dünyasının (Marksist ve Revizyonist) belli başlı tartışmalarını pratik meseleler etrafında ortaya koyuyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri ise, Jaurès ve yaşadığı dönemdeki tartışmalardan yola çıkarak insan hakları, adalet, laiklik ve sosyal haklar gibi, günümüzdeki belli mücadele alanlarını sorunsallaştırması.

  • Künye: Selman Saç – Jean Jaurès: Cumhuriyetçi Sosyalizmin İmkânı, Nika Yayınevi, siyaset, 280 sayfa, 2021

Edip Cansever ve Alev Ebüzziya Siesbye – İki Satır, İki Satırdır (2021)

“Seni sevmeyi dünyanın en güzel şiiri yapacağım.”

Modern şiirimizin büyük ustası Edip Cansever’in iç dünyasına girmek açısından hazine değerinde bir kitap.

‘İki Satır, İki Satır’dır’, Cansever’in Alev Ebüzziya’ya, 1962-76 yıllarında yazdığı 123 mektuptan oluşuyor.

Burada ne yazık ki, sadece Ebüzziya arşivindeki Cansever mektupları yer alıyor, Ebüzziya’nın Cansever’e karşılık verdiği mektuplarsa saklanmadığı için bulunmuyor.

Cansever’in en üretken döneminde, ‘Tragedyalar’ (1964), ‘Çağrılmayan Yakup’ (1966), ‘Kirli Ağustos’ (1970), ‘Sonrası Kalır’ (1974), ‘Ben Ruhi Bey Nasılım’ (1976) gibi başyapıtlarının oluştuğu yıllarda yazılmış mektuplar bize çok şey söylüyor.

Burada Cansever’in gönlünden geçenleri, sıkıntıları, düşleri, amaçları dile getirişinde; günlerini kimlerle, nasıl geçirdiğini anlatışında; kısacası sözü kâğıda her döküşünde şiirle yaşadığı, özgün buluş ve söyleyişler geliştirdiği görülüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“İki satır, iki satırdır, Alev reis! Biz ki, çoğu zaman iki satır için yaşıyoruz. Kimi zaman da kelime kelime, harf harf bakarız bu iki satırlara.”

“İster seramik yap, ister kendini koy dünyaya. İkisi arasında büyük bir fark mı var sanıyorsun? Ben seni, acıyı sevgiye dönüştüren; korkuyu cesarete, çirkini güzele çeviren usta bir simyacı olarak görüyorum.”

“Ne sıkıntıyı düşünüyorum bugün, ne ölümü. Dünya beyaz, ben beyazım. Ve insanlar koro halinde şiirlerimi okuyorlar bana. Bense serserinin biriyim. Kafamın içi yanmış yemek kokuyor. Allahtan yanımda değilsin bugün; dudaklarına bakar da, bir hafta sokağa çıkamazdım sonra.”

“Neden her sabah sabah olur. Ben ellerime bakarım, gözlerime. Yazılı kâğıtsız bir dünyada yaşamayı düşlerim hep. Dünyanın en güzel dilekçeleri yıldızlardır, en güzel makbuzlar yeni kesilmiş yaşlı ağaçlardır, en güzel senetler o gün sevdiğim biriyle buluşacağım saattir. Ben mektubum, kitabım, boşluğa içinden giydirilmiş kahverengi bir eldivenim.”

“Dün gece bir transatlantik geçti, İstanbul bir başka yere göç ediyor sanırdın.”

  • Künye: Edip Cansever ve Alev Ebüzziya Siesbye – İki Satır, İki Satırdır: Alev Ebüzziya’ya Mektuplar 1962-1976, yayına hazırlayan: Habil Sağlam, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 304 sayfa, 2021

Willie Thompson – İnsanlık Tarihinin Dönüştürücü Güçleri (2021)

İnsanın binlerce yıllık serüveni üzerine muhteşem bir çalışma.

Willie Thompson, bilincin ortaya çıkışından geleceğimizi etkileyen çevresel felaket tehdidine pek çok çarpıcı konuyu iş, cinsellik ve iktidar temalarını merkeze alarak izliyor.

Aynı zamanda, insanların son derece belirsiz bir gelecekle nasıl başa çıkabileceklerine dair tartışmaya da katkı sağlayan kitapta,

  • Homo sapiens’in, yani insanın evrendeki ve kendi gezegeninin biyosferindeki yeri,
  • İnsan gelişiminin ilk birkaç binyılınındaki farklı insan türleri, göçleri, teknolojiler ve yaşam tarzları,
  • Günümüzden yaklaşık 10.000 yıl öncesine rastlayan ilk tarımsal dönüşüm, bunun nedenleri, sonuçları ve devam eden mirası,
  • İnsan hayatının tüm zaman ve mekânlardaki temel gerçekliği olan cinsellik, üreme ve akrabalık,
  • İktisadi ve toplumsal sömürü bağlamında tahakküm ve hiyerarşinin ortaya çıkışı,
  • Sömürü ve şiddet pratikleri,
  • Ahlak, din ve kimlik gibi, insan varoluşunun doğasına içkin olan toplumsal pratikler,
  • İkinci büyük sosyo-teknolojik dönüşümün nedenleri ve bu bağlamda Avrupa iktidarının Amerikalar, Avrasya, Sahraaltı Afrika ve Avustralasya’yı işgalinden önceki yüzyıllarda yaşananlar,
  • Avrupa tarafından dayatılan küreselleşme ve “Sanayi Devrimi” şeklinde zuhur eden dönüşümler,
  • Tarihsel gelişimi karakterize eden tahakküm ve sömürü yapılarını yıkmak için tarih boyunca gerçekleşmiş, en yakın ve küresel nitelikteki sosyalizmin de dâhil olduğu girişimler,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Thompson ayrıca, insanların küresel çevre içindeki önemini ve bu bağlamda insanın geleceğine dair düşüncelerini de bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Willie Thompson – İnsanlık Tarihinin Dönüştürücü Güçleri: İş, Cinsellik ve İktidar, çeviren: Aslı Önal, Runik Kitap, tarih, 400 sayfa, 2021

 

David Frayne – Çalışmanın Reddi (2021)

Birey çalışmayı bilinçli olarak reddedebilir.

David Frayne, çalışmayı reddedenlerle birebir görüşmeler yaparak düzen içinde düzene dâhil olmamanın nasıl mümkün olduğunu anlatıyor.

Modern kapitalist sisteme açık bir karşı koyuş olarak okunabilecek ‘Çalışmanın Reddi’, insanlık dışı çalışma saatlerine, korkunç iş yüküne, güvencesiz çalışma koşullarına, kalıcı ve kitlesel işsizliğe, işsizliğin çalışanlar için bir tehdit olarak kullanılmasına, düşük ücretlere, sağlıksız çalışma mekânlarına yani sistemi var eden her yapıtaşına cepheden karşı çıkıyor.

İstihdama karşı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya koyan Frayne, çalışma saatlerini en aza indirmeye çalışanlarla veya çalışmayı tamamen reddedenlerle bire bir görüşmeler yaparak ret sebeplerini ve alternatif bir hayat inşa etmenin olanaklarını gösteriyor.

Kitap, sisteme sağlam gerekçeler sunarak karşı çıkan ve sürdürülebilir alternatif sosyal vizyonlar sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: David Frayne – Çalışmanın Reddi, çeviren: İrem Argat, Islık Yayınları, siyaset, 292 sayfa, 2021