Kolektif – Antik Roma (2021)

Umberto Eco’nun editörlüğünü yaptığı bu şaheser, tarih sahnesinde bin yılı aşkın süre var olmayı başarmış Roma İmparatorluğu’nun hikâyesini anlatıyor.

1108 sayfalık dev yapıt, konuyu tarih, toplum, antropoloji, hukuk, edebiyat, sanat, felsefe, mit, din, bilim ve teknik, tıp, astronomi ve müzik gibi farklı çerçevelerden irdeliyor.

Küçük bir köy olarak kurulan ve yüzyıllar içinde tüm Akdeniz dünyasına egemen olan Roma, çok uzun bir süre Britanya’dan Mısır’a, Kuzey Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya uzanan devasa coğrafyayı ve farklı milletleri hâkimiyeti altında birleştirdi.

Roma’nın tarihte ve insanlığın zihninde bıraktığı izler halen günümüz insanını etkilemeye ve günümüz dünyasını şekillendirmeye devam ediyor.

İşte alanında tanınan araştırmacılar tarafından hazırlanmış bu ansiklopedik kaynak da, Türkçe literatürdeki en kapsamlı çalışma ve bu yönüyle Roma İmparatorluğu tarihini merak edenler için rehber nitelikte bir eser.

  • Künye: Kolektif – Antik Roma, editör: Umberto Eco, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, tarih, 1108 sayfa, 2021

Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir (2021)

Gazeteci, yazar ve kadın hakları aktivisti Suat Derviş’in bir döneme ışık tutan röportaj ve yazılarından çok iyi bir derleme.

Dört bölümden oluşan kitap, Suat Derviş’in hayatını ve yetiştiği çevreyi anlatarak açılıyor.

İkinci bölüm, Suat Derviş’in röportajlarına yer veriliyor.

Halkçılık, okulsuz çocuklar, nüfus politikası ve çocuklar, işsizlik ve verem bu röportajlarda ele alınan kimi konular.

Üçüncü bölüm, Suat Derviş’in kadın meselesini irdelediği röportajları sunuyor.

Burada da Uluslararası Kadın Kongresi, işçi kadınlar, annelik, savaş ve kadın gibi konular irdeleniyor.

Dördüncü ve son bölüm ise, Suat Derviş’in siyasi düşüncelerini ortaya koyan yazılarına yer veriyor.

1903-1972 yılları arasında yaşamış Suat Derviş, hem Osmanlı Devleti’nin son yıllarına tanıklık etmiş hem de Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış ve erken Cumhuriyet’in kendini inşa döneminden 1950’li yıllardan sonraki dönüşüme tanıklık etmişti.

Suat Derviş, gazete yazılarıyla da romanlarıyla da bu sürecin tam merkezinde yer almış, topluma, kadına ve siyasete dair görüşlerini ortaya koymasıyla öne çıkmıştı.

Eldeki kitap da, Suat Derviş’in düşünsel dönüşümünü yansıttığı gibi, erken Cumhuriyet’in toplumsal ve siyasal yapısını bir kadın aydının kaleminden gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir: Suat Derviş (Siyaset, Toplum ve Kadın Üzerine Röportajlar – Yazılar) 1935-1942, derleyen: Emine Seda Çekin Işık, Libra Kitap, deneme, 244 sayfa, 2021

Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi? (2021)

Cumhuriyet Türkiye’sinde at yarışlarının ve müşterek bahislerin tarihini, etnografik bir bakışla ele alan harika bir inceleme.

Ozan Torun, Osmanlıların ilk yarış ve bahis deneyimlerinden 90’ların başında at yarışlarının televizyonda ilk kez naklen yayımlanışına uzanarak konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Çalışma, bir yetişkin oyunu olan at yarışları ve müşterek bahislerin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki gelişim sürecini, onu oynayan ve oynatan insanları merkezine alarak beş ana dönemde inceliyor.

Kitabın asıl katkısı ise, at yarışlarını yalnızca tarihyazımı yahut makro siyasal ve ekonomik değişimlerle değil, toplumun bu oyuna gösterdiği ilgi, yüklediği anlamlar, beklentiler, kazandıkları ve kaybettikleri, kısacası oyun oynama kültüründe yarattığı temel dönüşümler bağlamında da ele alması.

Kitap, atçılığın yeniden inşa yılları (1920-1926); yarışların tarımsal kalkınma ve toplumsal modernleşmeye aracılık ettiği yıllar (1926-1948); bireysel yetiştiricilerin oyunun yönetimini devletten devralıp oyunun altyapısını ve kapsamını geliştirme süreci (1948-1968); altılı ganyanın yürürlüğe girip oyun kültüründe köklü dönüşümleri başlattığı dönem (1968-1992) ve oyunun televizyonda naklen yayımlanmaya başlayarak etki alanının genişlediği, oyun kültürünün yeni dönüşümler geçirdiği ve günümüze kadar ulaşan son dönem (1992-) şeklinde bölümlere ayrılmış.

Türkiye’de at yarışları âleminin rengârenk bir hikâyesini okumak isteyenler kaçırmasın.

  • Künye: Ozan Torun – Son Ayakta Kim Geldi?: Türkiye’de At Yarışlarının Tarihi, İletişim Yayınları, tarih, 428 sayfa, 2021

Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi (2021)

“Türk tipi” başkanlık sistemi, bu ülkeye yarar getirmekten ziyade büyük zararlar verdi.

Hukukçu Ece Güner Toprak ise, daha 2017 referandumundan önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı toplumu ilk uyaranlardan olmuştu.

Toprak’ın elimizdeki kitabı ‘Başarabiliriz’ ise, her seviyeden okurun rahatça anlayabileceği; somut, sade ve anlaşılır demokratik bir yeni anayasa önerisi sunuyor.

Türkiye, yeni anayasa kabul edildiğinden bu yana büyük sorunlarla boğuşuyor.

Ülke; ekonomi, demokrasi, adalet, devletin kurumsal yapısı gibi pek çok alanda ağır bir krizin içinde debelenip duruyor.

Toprak’ın çalışması, bir alternatif var mı diye merak edenlere, güçlü bir alternatif sunuyor ve hukukun iyileşmesiyle ekonominin de iyileşeceğini belirtiyor.

Kitap, somut, gerçekçi, ayrıntılı, demokratik bir anayasa reformu önerisi, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi sunarak 21. yüzyılı yakalayabilen, Cumhuriyetin ilkeleriyle uyumlu bir vizyon ve kilit yapısal reform önerileri barındırıyor.

  • Künye: Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi, Doğan Kitap, hukuk, 640 sayfa, 2021

Ceyhun Berkol – Ayak İzinin 10.000 Yıllık Öyküsü ve Osmanlı Uygarlığında Ayakkabı (2021)

10 bin yıldan fazla tarihi bulunan ayakkabının izini, arkeolojik buluntulardan da yararlanarak süren özgün bir çalışma.

Ceyhun Berkol, yazının icadından önceki dönemlerden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanarak ayakkabının tarih içindeki dönüşümünü kayıt altına alıyor.

Soğuktan korunma ve örtünme gereksinimleriyle başlayan giyim kuşam zaman içinde insanoğlunun ayırt edici özelliği haline dönüştü.

Bunlardan kuşkusuz en önemlisi de, insanın her türlü doğa koşullarına uyum ve dayanıklılığını sağlayan, yaşamına konfor katan ayakkabıdır.

Berkol da bu çalışmasında, ayakkabının, tıpkı giysi ve kostüm gibi, bireyin içinde yaşadığı dönem, toplum, ustalık, etkileşim ve ticaretle ilgili bize ne gibi bilgiler vereceğini irdeliyor.

Şimdilerde, üniversitede moda ve kostüm tarihiyle ilgili dersler veren Berkol, yerli ve yabancı kaynaklardan edindiği bilgileri arkeolojik kazılardan elde ettiği malzemelerle harmanlayarak zengin bir ayakkabı tarihi meydana getirmiş.

Kitap, Sinop il merkezinde yer alan Roma dönemi buluntularından Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuna değin dokuma, kostüm, ayakkabı ve giyim aksesuarlara, oradan Balatlar Kilisesi Kazılarında gün ışığına çıkarılan buluntulara uzanarak tarihsel süreci 10 bin yıl öncesinden başlayan ayakkabının, deri sanatının keşfi ile birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Ceyhun Berkol – Ayak İzinin 10.000 Yıllık Öyküsü ve Osmanlı Uygarlığında Ayakkabı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 184 sayfa, 2021

Seneca – Teselliler (2021)

Romalı büyük filozof, devlet adamı ve tragedya yazarı Seneca’dan üç güzide teselli.

Kitap, ilkçağ ahlakçıları ile bu çağın kuralları ve geleneklerini daha iyi kavramak için altın değerinde bir kaynak.

O dönemin özgün bir yazınsal türü olan teselliler, çevrelerinde sevdikleri bir varlığın kaybına üzülen ve tek başına acısının üstesinden gelemeyen insanlara el uzatmanın bir biçimiydi.

Tesellilerinin ilkinde Seneca, Marcia adında Romalı bir kadına sesleniyor.

Öbürü annesi Helvia’ya, üçüncüsü ise İmparator Claudius’un dilekçe yazmanı azatlı Polybius’a sesleniyor.

Filozoflar, özellikle Stoacı filozoflar kendilerini bir tür özel görevli gibi görüyor, bir görevi yerine getirir gibi bu işi yapıyorlardı; içlerinde tam insanlığı barındıran en üst derecede yakınlar ve dostlar da bundan yararlanmalıydılar.

Onlar, söylendiğine göre, vicdanların yönetmeni rolünü oynuyorlardı; aynı zamanda öğütlerini ve azarlarını hemcinslerin olası en büyük çoğunluğuna sunmakla meşguldüler. İşte Seneca’nın kitabı da, bu türün en iyi örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Seneca – Teselliler, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Fol Kitap, felsefe, 128 sayfa, 2021

James K. Lyon – Paul Celan & Martin Heidegger: Tedirgin Sohbet (2021)

Bir şair celladıyla hesaplaşıyor…

‘Tedirgin Sohbet’, büyük şair Paul Celan ile onun ailesini ve akrabalarını katleden Nazi iktidarına uşaklık etmiş büyük filozof Martin Heidegger arasındaki çarpıcı yüzleşmeyi aktarıyor.

1945 sonrası Avrupa edebiyatının, özellikle de Alman dilinin en sarp ve son büyük şairi olan Paul Celan, hayatını Seine Nehri sularında noktaladığı 1970 Mayısı’nın son anına dek, ailesini ve akrabalarını katledenlerle paylaştığı bir anadilde yazıyor olmanın travmasıyla yaşamıştı.

Kendisini “dünyaya fırlatılmış biri” diye niteleyen şair, Naziler eliyle kirletilmiş bir dilin Almanya’da savaştan sonra da hükmünü yürüttüğü inancıyla gönüllü ve bilinçli bir sürgün olarak Paris’te ömür sürdü.

Yazın seyri boyunca Martin Heidegger’in sanat ontolojisinden yoğun etkiler devşiren Celan, yirmi yıl boyunca bilhassa dil tasavvuruna büyük bir hayranlık beslediği düşünürü Nazi geçmişinden ötürü kamusal bir özre teşvik edebilme arzusunu taşıdı.

Hölderlin, Rilke, Trakl gibi ‘sezinç’ sahibi şairlere kuşatıcı bir bakışla eğilip felsefesinin de özünün “şiirde ve şiirle mukim” olduğunu ortaya koyan bir düşünür olarak Heidegger ise, Celan’ın şiirine on yılı aşkın bir süre boyunca büyük bir ilgi ve beğeniyle yaklaşmıştı.

Bu zaman dilimi içerisinde mektuplaşmalar ve aracılarla süren diyalog, nihayet 1967 yılında yüz yüze görüşmeye evrildi.

Paul Celan ile fenomenolojik yaklaşımıyla modern düşünceyi köklü bir biçimde etkileyip dönüştüren, Nasyonel Sosyalist Parti üyesi ve taraftarı Martin Heidegger arasında 24-25 Temmuz 1967 tarihinde Todtnauberg’te gerçekleşen buluşma, 20. yüzyıl entelektüel tarihinin dönüm noktalarından biri kabul edilmektedir.

İşte James Lyon’un çalışması, ikili arasındaki bu tarihi diyalogu adım adım izlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: James K. Lyon – Paul Celan & Martin Heidegger: Tedirgin Sohbet 1951 -1970, çeviren: Cem Yavuz, Everest Yayınları, inceleme, 392 sayfa, 2021

John Rawls – Ahlak Felsefesi Üzerine Dersler (2021)

John Rawls’un etik üzerine Harvard Üniversitesi’nde verdiği ünlü dersleri, nihayet Türkçede.

Bilhassa ahlak felsefesinin tarihi gelişimi hakkında Rawls’un özgün fikirlerine daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Rawls 1962’den 1991’e kadar, Harvard’da profesör olarak görev yaptığı dönemde, özellikle etik üzerine verdiği lisans dersiyle büyük etki uyandırmıştı.

Rawls bu derslerinde, Aristoteles, Leibniz, Kant, Mill, Hume, Sidgwick ya da Ross’u da içeren çeşitli tarihsel figürler derinlemesine incelemişti.

Düşünürün eğitimini verdiği biçimiyle, ahlak psikolojisi etiğin akademik bir alt alanı değildi, daha çok insan yaşamında ahlakın oynadığı rolün bir çalışmasıydı: ahlaki akıl yürütme, bunun varsaydığı birey kavramı ve ahlakın sosyal rolü organize etmesi.

Rawls’un yayımlanmış çalışmalarında felsefenin onun için oldukça önemli olduğu açıkça görülebilse de, hayatı boyunca yaptığı bu tarih çalışmasının sıra dışı ürünlerinden pek azı biliniyor.

Onun ahlak felsefesinin tarihi üzerine derslerini içeren bu oylumlu kitap ise, bu bilinmezliğin aşılması adına çok önemli katkıda bulunuyor.

  • Künye: John Rawls – Ahlak Felsefesi Üzerine Dersler, çeviren: Gökçe Metin, Nora Kitap, felsefe, 554 sayfa, 2021

Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas (2021)

Paleoantropoloji hakkında hiç bilgisi olmayanların da rahatlıkla anlayabilecekleri, başucu niteliğinde bir eser.

Koreli paleoantropolog Sang-Hee Lee, bu heyecan verici kitabında, insanlığın kökenlerine doğru, okurunu keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitapta, aşağıdaki gibi, ufkumuzu genişleten pek çok sorunun yanıtı veriliyor:

  • Tarihin herhangi bir döneminde “yamyam” insan toplulukları var mıydı?
  • Tekeşlilik ve babalık nasıl doğdu?
  • İnsanın alametifarikası olan büyük beyin ve iki ayak üstünde yürüme bize nelere mal oldu?
  • Ete olan düşkünlüğümüz nasıl ortaya çıktı?
  • Farklı bölgelerdeki insanların ten renkleri neden ve nasıl farklılaştı?
  • Uzun ömürlü büyükanneler insan toplumuna neler kattı?
  • Neandertallerle aramızda nasıl bir ilişki vardı?
  • Medeniyetin gelişmesiyle birlikte tıp ve teknolojideki ilerlemeler evrim sürecimizi nasıl etkiledi?

  • Künye: Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas: Bir Paleoantropoloğun Evrim Halindeki İnsana Dair İncelemeleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2021

Otto Wagner – Modern Mimarlık (2021)

Paradigma kurucu bir metin olan ‘Modern Mimarlık’ mimarlık tarihinde haklı bir üne sahiptir.

Otto Wagner burada, mimaride modernizmin temel ilkelerini ortaya koyduğu gibi, 19. yüzyılın tarihselci eğilimleriyle de hesaplaşıyor.

Özgün dilinden yapılan çevirisiyle raflardaki yerini alan kitapta, usta mimarın tüm çalışmalarının fotoğraflarına da yer verilmiş.

Bu fotoğraflar, metne paralel bir düzende akarak Wagner’in sözüne eşlik ediyor.

Mimarlık tarihinde, yapıtında bir dönüşüm sürecinin izlenebildiği mimarların başında Wagner gelir.

Kısaca özetlersek, Wagner’in ilk çalışmaları, 19. yüzyıl seçmeciliğinin sıkı örnekleri arasında yer alır ve bu dönemini de Art Nouveau hareketinin Avusturya versiyonu olan Secession çizgisinde yapıtlar izler.

Wagner, burada fazla zaman geçirmez ve hızla Modernizme doğru yol alır.

1895’te verdiği konferanslar bunun ilk kırılmasını oluşturur ve 1896’da yayımladığı elimizdeki kitap da bu dönüşümün ilk yazılı ürünü olur.

Modern mimari konusunda neredeyse bir manifesto olarak da tanımlanabilecek bu eser, mimarlık yazınının temel metinlerinden biri olduğu gibi, daha sonra yazılan metinleri de derinden etkileyecekti.

Bunun en bilinen örneklerinden biri ise, daha önce burada da yer verdiğimiz Bruno Taut’un ‘Mimarlık Öğretisi’ adlı kitabıdır.

  • Künye: Otto Wagner – Modern Mimarlık, çeviren: Hüseyin Tüzün, Arketon Yayıncılık, mimari, 140 sayfa, 2021