Kolektif – Felsefede Devrim (2021)

İlk kez İngiltere’de ortaya çıkan ve başını Moore, Russell ve Wittgenstein’ın çektiği analitik felsefe devrimi üzerine çok iyi bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, analitik felsefenin kurucu düşünürleri, Frege, Moore, Viyana Çevresi filozofları, Wittgenstein ve Russell felsefelerine farklı yönleriyle irdeliyor.

İngiliz filozof Alfred Jules Ayer’in editörlüğünü yaptığı çalışma, Gilbert Ryle’ın giriş yazısı ve P. F. Strawson’ın felsefenin mahiyetine ilişkin değerlendirmeleriyle zenginleşiyor.

  • Künye: Kolektif – Felsefede Devrim: Analitik Felsefenin Doğuşu, editör: Alfred Jules Ayer, çeviren: Ebubekir Demir, Fol Kitap, felsefe, 120 sayfa, 2021

Federico Finchelstein – Faşist Yalanların Kısa Tarihi (2021)

Bugün yalanlar yeniden iktidara geldi.

Gözümüzün içine baka baka, hiç utanmadan, yüzleri dahi kızarmadan yalan söylüyorlar.

Şu an yaşadıklarımız, faşizm tarihine dair hayati bir ders niteliğinde.

“Faşist siyasi güç, büyük ölçüde hakikate el konulması ve yalanların olabildiğince geniş kitlelere yayılmasından türer.” diyen tarih profesörü Federico Finchelstein, bu usta işi incelemesinde faşistlerin ideolojik yalanları yaymadaki maharetlerini gözler önüne seriyor.

Faşistlerin siyasi yalanları nasıl kullandıklarına ve hakikatten ne anladıklarına dair tarihsel bir analiz yapan Finchelstein, bunun bazen faşizm sonrası [post-fascist] bazen de hakikat sonrası [post-truth] olarak adlandırılan, içinde yaşadığımız bu dönemle oldukça yakından ilgili bir konu olduğunu belirtiyor.

Faşist siyasetteki yalanların hikâyesini anlatan tarihsel bir çerçeve sunan ‘Faşist Yalanların Kısa Tarihi’, günümüzde başvurulan siyasi yalanlar üzerine akıl yürütmemize ve bunları daha iyi kavramamıza olanak sağlıyor.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşist Yalanların Kısa Tarihi, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 148 sayfa, 2021

Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu (2021)

Göçebe koyun çobanı ve atlılardan oluşan Oğuz boyu, nasıl oldu da Anadolu’ya egemen oldu?

Claude Cahen, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabında, 11. yüzyıldan itibaren kadınlarıyla, çocuklarıyla, hayvanlarıyla, gelenekleriyle atalarının Orta Asya’sından Anadolu’ya göç etmeye başlayan Türklerin serüvenini izliyor.

Cahen, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Alp Arslan’ın Bizans Anadolu’sunu fethetmek gibi bir arzusu, yahut belirli siyasi amacı olmadığını, fakat hiçbir askeri veya idari dirençle de karşılaşmadığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kapsamlı bir tarihi olarak okunabilecek kitap, 13. yüzyıldan itibaren yeni gelen Türkmenlerin, yerli köylülerle iyi kötü barış içinde yaşayan bir grup olarak Anadolu’ya iyice yerleşmelerini sağlayan koşulları çok yönlü bir bakışla aydınlatıyor.

  • Künye: Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu, çeviren: Erol Üyepazarcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 420 sayfa, 2021

Nicolai Hartmann – Aristoteles ve Hegel (2021)

Felsefe tarihinin en özgün isimlerinden Nicolai Hartmann’ın kaleminden, Aristoteles ve Hegel felsefelerindeki farklılık ve benzerlikler üzerine harika bir inceleme.

Kitap, Hartmann’ın iki makalesinin derlenmesiyle meydana gelmiş.

Düşünürün, Hegel’in felsefesine iyi bir giriş olarak okunabilecek ilk makalesi, Hegel’in reel diyalektiğini çok yönlü bir bakışla serimliyor.

İkinci makaleyse, Aristoteles ve Hegel felsefelerinin mantık, ontoloji ve özellikle diyalektik açısından benzerlik ve farklılıklarını izliyor.

  • Künye: Nicolai Hartmann – Aristoteles ve Hegel: Diyalektik, Mantık, Ontoloji, çeviren: Saygın Günenç, Fol Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2021

Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek (2021)

Belgesel yapmayı düşünenler kadar belgesel çekenlerin de muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

Şimdiye kadar 35’ten fazla filmi yönetmiş ya da düzenlenmesine katkıda bulunmuş Michael Rabiger, tam 768 sayfalık bu kitabında, bir belgesel yapımcısının her aşamada düşünmek, hissetmek, yapmak ve bilmek zorunda olduğu şeyleri açıklıyor.

Kitap yönetmenin rolü, hikâye fikirlerinin geliştirilmesi, bir belgesel filmin tasarlanması ve sunumu, belgesel sinemada film dili gibi temel bilgilerden, belgesel estetiği, bakış açısı, biçim, yeniden sahneleme, anlatı yaratma, ileri seviye kameralar ve ekipmanlar gibi üst seviye post-prodüksiyon aşamasına kadar, belgesele dair bilinmesi gereken her konuyu açıklıyor.

Çalışmayı benzer türdeki eserlerden ayıran en önemli husus ise, Rabiger’in belgeselin felsefi temellerini araştırması ve bunu yaparken de film yapım sürecinin teknik kısımlarını asla ihmal etmemesi.

  • Künye: Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, çeviren: Çiğdem Asatekin ve Feyyaz Şahin, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 768 sayfa, 2021

Lucius Caelius Firmianus Lactantius – Zalimlerin Ölümleri Üzerine (2021)

MS 240-325 yılları arasında yaşamış ve “Hıristiyan Cicero” unvanını kazanmış Lactantius, çağının işkenceci imparatorlarının ölüm şekillerini anlatarak gelecek nesillere tanrısal yargının varlığını ispatlamayı amaçlamıştı.

Lactantius’un, Roma İmparatorluğu’nun 303-314 yıllarına dair önemli bilgiler sunan bu kitabı, Tanrısal intikam çerçevesinde dönen bir hikâyeye sahip.

Yazar burada, Nero, Decius, Domitianus, Valerianus ve Aurelianus’u anlatıyor.

Kitabın geri kalan bölümlerinde ise, Diocletianus’un tetrarchia tasarısı, “Büyük Zulüm” süreci, imparatorun tahttan feragati, Maximianus’un feragate direnmesi, Maxentius’un imparatorluğa yükselmesi, Galerius’un hastalığı gibi olayların detayları ve zalimlikleri sebebiyle Tanrı’nın bu imparatorlar için hazırladığı trajik sonlar anlatılıyor.

Kitabı ayrıca değerli kılan bir husus ise, Lactantius’un Hıristiyan bir imparatorluğun temellerini atacak olan Constantinus’un Milvius Köprüsü savaşı öncesi gördüğü rüyanın hikâyesinden bahsetmesi ve dinsel hoşgörüyü vadeden Milano Emirnamesi’nin tam metnini aktarması.

  • Künye: Lucius Caelius Firmianus Lactantius – Zalimlerin Ölümleri Üzerine, çeviren: Tuğçe Ünver, Doğu Batı Yayınları, tarih, 148 sayfa, 2021

Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan (2021)

Yalnızca Raskolnikov değil, kurtarıcılar, tiranlar ve diktatörler de yasayı aşmayı arzular.

Abdullah Eryiğit, Batı tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarak insanın yasayla kurduğu ilişkide sınırları nasıl ve ne şekilde zorladığını gözler önüne seriyor.

“Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan” alt başlığını taşıyan çalışma, yasaların genel, soyut ve kişilik dışı niteliği ile şahsi durumlar, istisnai koşullar ve hayat arasında kalan boşluktan hareket ediyor ve söz konusu yasal boşluğu incelemesinin merkezine oturtuyor.

Kitabın ilk bölümü, Roma’nın kuruluş miti ile başlıyor, ardından Batı medeniyetinin bir diğer mihenk taşı olan Antik Yunan’ın, yasa-üstü insan hakkında kendine özgü yaklaşımına odaklanıyor.

İkinci bölümde yasa-üstü insan kavramının antik dönemden modern döneme kadar nasıl ve ne ölçüde değiştiği inceleniyor ve bu bağlamda Cicero, Machiaevelli, Bodin ve Hobbes gibi düşünürlerin fikirleri bağlamında egemenin kim olduğu, kişiliği ve hukuk karşısındaki pozisyonu konularını tartışılıyor.

Kitabın üçüncü ve son bölümü ise, modern dönemde yasa-üstü insan kavramının nasıl dönüştüğünü odağına alıyor ve bunu yaparken de Hegel, Kierkegaard, Schmitt ve Agamben gibi dönemin öne çıkan filozoflarının konuyla ilgili fikirlerini serimliyor.

  • Künye: Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan: Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan, Runik Kitap, hukuk, 224 sayfa, 2021

David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz, İkinci Cilt (2021)

Uzun zamandır beklediğimiz güzel haber nihayet geldi:

David Harvey’in, Karl Marx’ın başyapıtı ‘Kapital’i adeta cümle cümle yorumladığı eşsiz çalışmasının ilk cildinden uzunca bir süre sonra, ikinci cildi de nihayet raflardaki yerini aldı.

İlk cilt, bilindiği gibi üretime odaklanıyordu.

İkinci cilt ise, Marksist makroekonomi teorisi, Marksist kriz oluşumu teorisi ve malların alınıp satılmasıyla değerin nasıl ortaya çıktığı konularına odaklanıyor.

Harvey burada da, kendine has kavrayışı ve düşüncesiyle, Marx’ın fikirlerini takip etmek konusunda okura oldukça yardımcı oluyor.

‘Kapital’i okumak için kılavuz arayanların bulabileceği en iyi çalışma.

  • Künye: David Harvey – Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz, İkinci Cilt, çeviren: Sungur Savran, Metis Yayınları, iktisat, 440 sayfa, 2021

Mukadder Yakupoğlu – Varoluş, Ahlâk ve Ölüm (2021)

“Yaşam, temelde bir uyumsuzluktur. Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır.”

Daha önce farklı yazarlardan yaptığı usta işi çevirileriyle bildiğimiz Mukadder Yakupoğlu bu kitabında insanın dünyadaki serüvenini, varoluş, ahlak ve ölüm üçgeninde izliyor.

Üç bölümden oluşan kitabında Yakupoğlu, ilk olarak varoluş felsefesinin ilkelerini açıklıyor.

Kitabın ikinci bölümü, ahlak ve şiddet konusuna, üçüncü bölüm ise, erotizm, mistisizm ve ölüm konularına odaklanıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Varoluş ile dil, depresyon, ateizm, ölüm, bireyleşme, umutsuzluk ve devlet arasındaki ilişki,
  • Ahlakın bireyselleşmesi olarak yüzleşme,
  • Toplumsal ahlakın göstergesi olarak politika,
  • Ahlak ve maddi gereksinimler,
  • Erotizmde şiddet-ahlak ilişkisi,
  • Ahlak-şiddet ikilemi karşısında entelektüelin tavrı,
  • Devlet, kapitalizm ve şiddet arasındaki ilişki,
  • Mitler ve şiddet…

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitap, varoluşun sonsuzluğu ile yaşamın sonluluğu arasındaki gerilimi ve bu gerilimi aşma girişimi olarak ahlakın ve mistisizmin anlamını araştırıyor.

  • Künye: M. Mukadder Yakupoğlu – Varoluş, Ahlâk ve Ölüm, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 142 sayfa, 2021

Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri (2021)

İngiliz bireyselciliğinin gelişimi kadar, bugünün bireyselleşmiş Anglo-Amerikan yaşam kültürünün kökenlerini daha iyi kavramak için de muhteşem bir eser.

Bizde yıllar önce ‘Kapitalizm Kültürü’ adlı eseri de yayımlanmış Alan Macfarlane, antropoloji ve tarihin çok iyi bir bireşimi olan çalışmasında, geleneksel, kapitalist-öncesi, grup-temelli köylü İngiliz toplumlarını dünyanın farklı toplumlarıyla karşılaştırıyor ve böylece İngiltere’nin ortaçağ feodalizminden Sanayi Devrimine uzanan beş yüzyıllık toplumsal dönüşüm hikâyesini derinlemesine ele alıyor.

Macfarlane, feodal sistemin olgunlaşma çağı olan on üçüncü yüzyıl İngiltere’sinin aile hukuku, toprak rejimi, mülkiyet ilişkileri ve dinsel-toplumsal yapılanma modelinin nasıl olup da uzun vadede Avrupa anakarasından farklılaştığını ve “İngiliz istisnailiği” denen olgunun köklerinin nelere dayandığını araştırıyor.

Bunu yaparken Marx, Weber, Bloch ve Goody gibi birçok tarihsel sosyologla diyaloga giren Macfarlane, İngiliz toplumunda ailenin dönüşümünü, köylülükten kentliliğe geçişi, Aydınlanma ve Sanayi Devrimini hazırlayan koşulları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri, çeviren: Onur İşci, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2021