Stephen Herbert Langdon – Sami Halkların Mitolojisi (2023)

 

Dört bin yıldan daha fazla zamana Batı Asya’nın geniş toprakları üzerinde yayılan Sami halkları, coğrafi yakınlık ve kültürel etki nedeniyle, Sümer ve Akad, Babil ve Asur’un gelişmiş ve zengin uygarlığı ile temasa geçti.

Dini ve mitolojik birçok kavramı ve inancı, bu kaynaklardan ödünç aldı.

Sümer-Babilliler, kendi uygarlıklarını eski Kenanlı, Suriyeli, Fenikeli, Moablıve Arami kültlerinin tam ortasında kurmuşlardı.

Sami halkların tanrılarının mitolojik yönleri, Sümer ve Akad’ın büyük tapınaklarında öğretilen ilkeler tarafından şekillendirildi ve değişime uğradı. Efsane ve destanlarının, neredeyse tamamen Sümer-Babil kökenli olduğu biliniyor.

Sami halkların mitolojisi zengin ve geniş bir konudur.

Babil, Arabistan, Antik İsrail, Fenike ve Suriye’yi kapsar.

Yeryüzünün üç büyük dini olan Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın ortaya çıktığı topraklar üzerindeki aynı kökenli halkların mitolojisi ve dinine ait çalışmanın önemi büyüktür.

Hayatının büyük bölümünde Antik Babil’in yazılı kaynaklarını inceleyen Langdon, bu geniş alanı ele alıyor ve okuyucuya büyük bir bilgi kaynağı sunuyor.

  • Künye: Stephen Herbert Langdon – Sami Halkların Mitolojisi, çeviren: Özlem Pillik, Kabalcı Yayınları, mitoloji, 504 sayfa, 2023

Stanton Samenow – Suçlular Nasıl Düşünür? (2023)

‘Suçlular Nasıl Düşünür?’ 1984 yılında ilk kez yayımlandığında suça ve suçluya bakışımızı temelden değiştirecek bir devrim başlattı.

Suçun kaynaklarını ve çarelerini çevreleyen beylik mitleri teker teker yerle bir etti.

Aradan geçen yaklaşık kırk yıl içinde suç sosyolojisinde, psikolojisinde, sosyal hizmetler alanında, hukukta yeni ve hâlâ devam eden hararetli tartışmaların fitilini ateşledi.

Birçok polisiye filme, romana ve popüler diziye ilham kaynağı oldu.

Suçlunun zihninin kuytu köşelerine kadar açtığı pencereyle daha önce görmediğimiz ve bazen görmek istemediğimiz gerçeklerin canlı ve grotesk bir tablosunu sundu.

  • Suçluyu suçlu yapan toplum mudur, yoksa mizacı mıdır?
  • Suçu suçlu yaratıyor olabilir mi?
  • Suçluyu “gözünden tanımak” mümkün mü?
  • Suçlu zihniyeti diye bir şey var mıdır, varsa nedir?
  • Hızla değişen toplumsal şartlarda suç ve suçlunun tanımı nasıl değişiyor, hangi bileşenleri sabit kalmaya devam ediyor?
  • Suçlu gibi düşünmek, suçlulardan ve suçtan korunmamızı sağlayabilir mi?
  • Suçu ortadan kaldırmak ve suçluyu “ıslah etmek” gerçekten mümkün mü?

Stanton Samenow’un ev içi şiddet, dijital suçlar ve terörizm gibi güncel konuları da dâhil ederek 2022 yılında gözden geçirip genişlettiği, artık klasik hâline gelmiş bu eseri, suçlunun “zihniyetini” ve motivasyonlarını geniş bir suç kataloğu ve suçlu profili üzerinden değerlendiriyor.

Soygunculardan katillere, zimmetine para geçirenlerden uyuşturucu kaçakçılarına, tecavüzcülerden teröristlere uzanan geniş bir yelpazede onlarca suçlunun insanı hayretler içinde bırakan hikâyesine yer veriyor ve şu soruyu tekrar soruyor: Suç ve suçlu konusunda gerçekleri kabul etmeye hazır mıyız?

  • Künye: Stanton Samenow – Suçlular Nasıl Düşünür?, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, psikoloji, 456 sayfa, 2023

Michael Asderis – Dersaadet (2023)

Baba tarafından Rum, anne tarafından yarı Ermeni yarı İtalyan Micheal Asderis’in aile tarihinin izini süren bu kitap, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan Kıbrıs Sorunu’na kadar olan süreci derinlikli bir biçimde ele alıyor.

‘Dersaadet’, aynı zamanda Kıbrıs Sorunu sonrasında İstanbullu Rumların Türkiye’den kovulmasıyla sonuçlanan döneme de tanıklık ederken, İstanbul’un siyasi ve toplumsal açıdan kritik konumunu da vurgulamayı ihmal etmiyor.

İstanbul ya da eski adıyla Konstantinopolis’te dört kuşak önce başlayan aile hikâyesi, kişisel hatıralar ve tanıklıklarla örülüyor, yazarın deyimiyle “kimliğini şekillendiren bu toplumun unutulmamasına katkı sunuyor.”

Asderis’in Türkiye’den Almanya’ya göç ettikten tam elli yıl sonra kaleme aldığı ‘Dersaadet’, İstanbul’un gayrimüslim toplumlarına dair alternatif bir tarih anlatısı sunuyor.

  • Künye: Michael Asderis – Dersaadet, çeviren: Zeynep Taşkın, Aras Yayıncılık, anı, 336 sayfa, 2023

Jason Hickel – Bizi Ayıran Uçurum (2023)

Kalkınma sürecinde işlerin yolunda gittiği, dünyanın Güney’inin Kuzey’ini neredeyse yakaladığı, yoksulluğun son 30 yılda yarı yarıya azaldığı, 2030’a gelindiğinde yeryüzünden bütün bütün silineceği söyleniyor.

Oysa dünyanın en güçlü devlet ve şirketlerinin desteğiyle anlatılan bir masal bu.

1960’dan bu yana Kuzey ile Güney arasındaki gelir farkı neredeyse üç katına çıktı.

Günümüzde 4,3 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısından fazlası, günde 5 doların altında bir kazançla yaşamak zorunda.

Öte yandaysa dünyanın en zengin 8 insanı insanlığın yarısının toplam gelirine denk bir serveti yönetiyor.

Peki bu uçurumu yaratan ne?

On beşinci yüzyıldan bu yana Batı’nın dünyanın kalanını sömürmüş olmasının yol açtığı tahribat bir yana, yoksul ülkeler bugün de küresel ekonomik sisteme eşit koşullarda katılmıyor.

Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası kuruluşlar eliyle Güney ülkelerine dayatılan yapısal reformlar ekonomilerine kasıtlı olarak zarar veriyor, Dünya Ticaret Örgütü’nün getirdiği kurallar da eşitsiz mübadeleyi körüklüyor.

Dahası, Kuzey’in sömürüsünün yarattığı yoksulluğa artık küresel iklim krizinin olumsuz sonuçları ekleniyor.

‘Bizi Ayıran Uçurum’, sorunları geçmişi ve bugünüyle berrak bir şekilde ortaya koyan bir kitap.

Küresel ekonomi içinde yoksulluğa getirilecek ekonomik çözümler ile iklim felaketine getirilecek ekolojik çözümleri birlikte düşünüyor.

Jason Hickel’ın Türkçe basıma özel önsöz ve sonsözüyle.

  • Künye: Jason Hickel – Bizi Ayıran Uçurum: Küresel Eşitsizliğe ve Çözümlerine Dair Kısa Bir Kılavuz, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları, siyaset, 360 sayfa, 2023

James A. Hall – Jungiyen Rüya Analizi (2023)

Rüya görmek insanlığın evrensel bir deneyimidir.

Fenomenolojik olarak, uyku esnasında zihinde gerçekleştiğini sonradan kabul ettiğimiz bir deneyimdir ama bunlar rüyada bize uyanıkken yaşadıklarımız kadar gerçek görünür.

Yani her şey, rüya âlemi olduğunu ancak sonradan kabul ettiğimiz ve ‘gerçek’ olduğu izlenimini veren bir dünyada gerçekleşmiştir.

Rüyaların, rüya görenin kişisel psikolojisi, tavırları ve davranış örüntüleriyle yakından ilişkili olduğuna dair modern inanç, bilinçdışının rüyalarda can kazandığını gösteren İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un öncü nitelikteki çalışmalarına çok şey borçludur.

Bu kitap Jung’un Analitik Psikolojisinin temel ilkeleri ışığında rüyaları anlamaya yardımcı olacak kapsamlı ve pratik bir rehberdir.

Kitapta Jung’un psişe modeli, pek çok klinik rüya örneği verilerek ve bunların bağlam içinde nasıl yorumlanabileceği gösterilerek tanımlanmış ve anlatılmış.

Jungiyen analist James A. Hall’un yaygın ve tekrarlayan rüya motiflerini, travmatik rüyaları, rüyaların telafi edici ve amaçlı işlevlerini, hastalık veya fiziksel değişimin habercisi olarak rüyaları ve rüyaların rüya görenin yaşam evresi ve bireyleşme süreciyle ilişkisini özenle açıkladığı ‘Jungiyen Rüya Analizi’, Özgür Ertana’nın nitelikli çevirisi ve son derece özverili bir çabayla dipnotlar ve eklerle metni zenginleştirmesiyle Türkçe yazında bu sahada önemli bir kaynak haline geldi.

Rüyaları anlamak, aynı hataların farklı şekillerde yinelendiği örüntüleri keşfetmeyi mümkün kılar ve tekrar eden bu örüntüleri egonun gözleri önüne serer.

Bu çatışmalar berrak bir şekilde görüldüğünde sorumlu bir tavır alma fırsatı doğar. Rüya psişenin tamamının hizmetindedir; ancak bu esas görevden sonra, ikincil bir görev olarak, herhangi bir ego tavrına veya bakış açısına karşı çıkmakla ilgilenir.

Uyanıklık hali egosu rüyaların neyi başarmaya çalıştığına bakarak kendi konumunu değerlendirebilir ve arzu ederse daha derin süreçlere katılabilir.

  • Künye: James A. Hall – Jungiyen Rüya Analizi: Teori ve Pratik El Kitabı, çeviren: Özgür Ertana, Timaş Yayınları, psikanaliz, 224 sayfa, 2023

Umut Şahverdi – Kemalizmden İslamcılığa (2023)

Bu kitap, Türkiye’de devlet ideolojisinin 1923’ten günümüze uzanan değişimini ve Kemalizmden İslamcılığa doğru dönüşümünü ele alıyor.

Bunu da literatüre iki özgün katkı ile gerçekleştiriyor.

Birincisi, yazar Umut Şahverdi Türkçe okuru ülkemizde pek tanınmayan ancak devlet ve sistem kuramları konusunda son derece özgün teorik açılımlar yapan Alman düşünür Niklas Luhman’ın “sistem teorisi” ile tanıştırıyor.

Eserinde de Luhman’ın sistem teorisini Marksist teori ile tartışarak Türkiye’de devlet ideolojisinin dönüşümüne dair bir kuramsal çerçeve oluşturuyor.

İkinci katkıysa, yazarın bu çerçeveyi soyut iddialarla değil, somut kaynaklara dayandırarak ele alışı oluyor.

Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1923’ten günümüze eğitim programlarına dair özgün kaynakları değerlendiriliyor.

Yazar, Türkiye’deki ilk ve orta öğretim seviyelerindeki yurttaşlık, din ve tarih eğitiminin içerik, bakış açısı ve odak noktasındaki ideolojik değişimler üzerinden elde edilen bulguları temel alarak iddiasını kanıtlıyor.

Çalışmanın ilk kısmında eğitim, okul, derslik, öğretmen gibi kavramları ve genel eğitim teorilerini tartışan yazar, Cumhuriyet’in kurucu ideolojisi olan Kemalizmin ilkelerini tartıştıktan sonra ikinci kısımda Türk eğitim sistemindeki değişiklikleri izleyebilmek ve tanımlamak için ampirik araştırmaların sonuçlarını paylaşıyor.

Konuyla ilgileri bağlamında özellikle seçilmiş üç ders -yurttaşlık, tarih ve din dersleri- üzerinden hem ders içeriklerindeki değişimleri ve bu derslerin saatleri vs. hakkında ulaşılan istatistikleri, hem de öğretmenlere Talim Terbiye Kurulu tarafından gönderilen yönergeleri inceleyerek ve bunların karşılaştırmalı analizini yaparak elde edilen bulgular, kitabı konuyla ilgili olarak kaynak kitaplardan biri haline getiriyor.

Resmi ideolojinin iki önemli dayanağı olan Kemalist milliyetçilik ve laiklik, ulusçuluktan ümmetçiliğe uzanan dönüşüm süreci ve kadınların giderek azalan oranda ekonomi ve eğitime katılımı konularıyla bağlantılı olarak, kitabın odağında yer alan diğer konular.

Türkiye’de devlet ideolojisinin 1950’lerin başında Kemalizm’den uzaklaşarak geçiş aşamasına girdiğini, bu geçişin devlet ideolojisini tersine çevirecek kadar önemli olmadığını ancak 1980 darbesinin bu dönüşüm aşamasına geçişi ateşlediğini ortaya koyan çalışma, 2002 yılında iktidara gelen AKP döneminde bu dönüşümün geldiği aşamanın da detaylarıyla fotoğrafını çekiyor.

Kitap bu özgünlükleriyle kesinlikle konuyla ilgili temel kaynaklardan birisi olma özelliğini taşıyor ve tüm okurlar, akademisyenler için önemli bir eser haline geliyor.

Özellikle öğretmen, öğretmen adayları ve tabii ki öğrenciler için ise vazgeçilmez bir başvuru kitabı.

  • Künye: Umut Şahverdi – Kemalizmden İslamcılığa: Türkiye’de Devlet İdeolojisinin Dönüşümü, Nota Bene Yayınları, siyaset, 272 sayfa, 2023

Hillary L. McBride – Bedenin Bilgeliği (2023)

‘Bedenin Bilgeliği’ çoğumuzun göz ardı ettiği yahut anlamakta güçlük çektiği bir konuyu, vücudumuzla olan karmaşık ilişkimizi merkezine alıyor.

Daha önce ‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’ ile okuruna seslenen Hillary McBride, bu defa sömürgecilik, ırkçılık, cinsiyetçilik ve ataerkillik gibi yıkıcı sistemlerin vücudumuzla olan ilişkimizi nasıl etkilediğine dair eleştirel bir bakış açısıyla karşımızda.

Bizzat kendi vücuduyla ilgili yaşadığı zorlayıcı deneyimlerden ve terapist olarak tanık olduğu hikayelerden yola çıkarak, vücudumuzun sadece zihnimizin bir aksesuarı olmadığını, aksine maneviyatımızın ve bilgeliğimizin kaynağı olabileceğini öne sürüyor.

Aynı zamanda kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde olan kitap, her bölümün sonunda sorular ve pratik uygulamalar ile okuyucuların vücutlarıyla daha sağlıklı bir ilişki kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Vücudumuzla ve dolayısıyla kendimizle olan ilişkimizi anlamak ve iyileştirmek, şüphesiz hepimizin ihtiyacı.

  • Künye: Hillary L. McBride – Bedenin Bilgeliği, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2023

Ike Lasater, John Kinyon – Şiddetsiz İletişim ile Barışı Seçmek (2023)

Bu kitabı, çatışmayla genel ilişkimiz için çok ihtiyaç duyulan bir “kullanma kılavuzu” olarak görün.

Eğer hayatınızda uğraştığınız zor, korkutucu ya da tatsız herhangi bir durum varsa -hepimizde var!- o zaman bu kitap daha fazla netlik ve daha az pişmanlık için biletiniz olsun.

Her gün karşılaştığınız sürtüşmelere ve aksiliklere açık kalplilikle ve açık bir görüşle nasıl yanıt verebileceğinizi öğrenin.

Yaptığınız her şeyde daha iyi kararlar almanıza -ve daha sağlam ilişkiler kurmanıza- yardımcı olacak şekilde dinlemeyi ve iletişim kurmayı kolaylaştıracak farkındalık tekniklerini deneyin.

Umuyoruz ki bu çalışmanın ilhamıyla bir gün, kendinizle ve çevrenizdekilerle daha derin bir bağ kurmak için artık ne yapacağınızı veya ne söyleyeceğinizi düşünmeye ihtiyaç duymadığınızı fark edersiniz.

  • Künye: Ike Lasater, John Kinyon – Şiddetsiz İletişim ile Barışı Seçmek, çeviren: Gizem Alav Şapcı, Tuğba Elçin, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 200 sayfa, 2023

Stephen Hawking – Benim Kısa Tarihim (2023)

‘Benim Kısa Tarihim’de, Stephen Hawking’in savaş sonrası Londra’sında şekillenen çocukluğundan uluslararası üne kavuştuğu yıllara doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.

Erken bir ölüm ihtimalinden güç alarak büyük adımlar atmaya başladığını ifade eden Hawking, tevazu ve ironiyle kaleme aldığı bu satırlarda bizi kişisel kozmosuyla buluşturuyor.

Kitap, hem kişisel bilgiler edinmek için okunabilir hem de bir umuda sarılmanın hayatımızı nasıl dönüştürdüğünü daha iyi kavrayabilmek için.

  • Künye: Stephen Hawking – Benim Kısa Tarihim, çeviren: Sıla Okur, Alfa Yayınları, otobiyografi, 120 sayfa, 2023

Alice Roberts – Var Olmanın Olağanüstü Öyküsü (2023)

Bizler yaşam zincirindeki parçalarız.

Tıpkı annemizin bizi doğurduğu gibi annemizi de annesi doğurdu ve bu zincir zaman içinde uzayıp gitmekte.

Döllenmiş bir yumurtanın, tek bir hücrenin, bütün bir insana dönüşmesi inanması güç bir olaydır.

Hatta bir çeşit biyolojik mucize gibi gözükür ama bu mucize herhangi bir doğaüstü ya da ilahi müdahaleye inanmanızı gerektirmez.

Bu doğal bir mucizedir ve geçtiğimiz birkaç yüzyıl boyunca bilim insanları bu inanılmaz dönüşümün çoğu sırrını çözmüştür.

Bu kitap işte bu mucizenin, ilk hücreden başlayarak günümüzde bizleri oluşturan hücreler birliğine kadar olan milyarlarca yıllık öyküsünü anlatıyor. Çeşitli kaynaklardan gelen kanıtların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bu bilimsel öykü, hayal edebileceğimiz her yaratılış mitinden daha olağanüstü, daha tuhaf ve daha güzeldir.

  • Künye: Alice Roberts – Var Olmanın Olağanüstü Öyküsü: İnsan Evrimine ve Gelişimine Bir Yolculuk, çeviren: İdil Gemici, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2023