Carl Zimmer – Yaşamın Kıyısında (2023)

Carl Zimmer en büyük bilimsel sorulardan birini araştırıyor: Hayat nedir?

Cevap, ciddi bir şekilde cevaplamaya çalışana kadar açık görünüyor.

Mutfak tezgâhınızda duran elma canlı mı, yoksa sadece içinden geldiği elma ağacı mı bu sözü hak ediyor?

Bu soruyu burada, dünyada cevaplayamazsak, diğer dünyalarda uzaylı yaşamı keşfedip keşfetmediğimizi nasıl bileceğiz?

Soru, örneğin döllenmiş bir yumurtanın yaşayan bir insan olup olmadığı ve bir kişiyi ne zaman yasal olarak ölü ilan etmemiz gerektiği gibi, toplumun en tartışmalı çatışmalarından bazılarının üzerinde asılı duruyor.

Koronavirüsler tarihin akışını değiştirdi, ancak birçok bilim insanı onların canlı olmadığını iddia ediyor.

Kimyagerler toplanabilen, çevrelerini algılayabilen ve çoğalabilen damlacıklar yaratıyorlar.

Laboratuarda yaşam mı yarattılar?

Zimmer bizi, yaşamı sıfırdan tasarlayan araştırmacıların laboratuvarlarına ve zihinlerine kadar götürüyor.

Yazar bunu yaparken de ufuk açıcı ve aydınlatıcı pek çok hikâye anlatıyor.

  • Künye: Carl Zimmer – Yaşamın Kıyısında: Canlı Olmak Ne Demektir Arayışı, çeviren: İlkay Alptekin Demir, Alfa Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2023

Costas Despiniadis – İktidar Anatomicisi (2023)

Franz Kafka’nın eserleri üzerine yapılan çalışmalar son on yıllarda giderek genişleyen bir ilgiyle sürekli arttı.

Kaynaklarının genişliği ve yorumunun cesaretiyle ‘İktidar Anatomicisi: Franz Kafka ve Otorite Eleştirisi’ kitabı, yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından biri hakkında etkileyici ve yeni bir bakış sunuyor.

Genel okuyucu kadar akademik okuyucunun da ilgisine hitap eden eser edebiyattan cinsiyet çalışmalarına, Yahudi çalışmalarına, modern tarihe ve siyasal teoriye kadar birçok disiplini kapsıyor.

Her ne kadar Kafka uzun yıllardır Batı edebiyatının parlayan yıldızı olsa ve yazılarına ilgi giderek artsa da henüz onun eserlerindeki iktidar eleştirisini yeterince odağına alan bir çalışma yapılmamıştır.

Kafka eserlerinin kurumsal eleştiride uzun süredir sessizlikle karşılanan anti-otoritaryen boyutu ilk defa bu kitapta inceleniyor.

Kitap, günlüklerinin dikkatli bir okumasının iskeletinde Kafka’nın 1909-1912 yılları arasında Praglı anarşist çevrelere aktif katılımını yeniden canlandırıyor.

Onun anarşist yazarlara yönelik derin ilgisini, Rus Devrimi’ne yönelik şüpheciliğini ve Ütopyacı Siyonizm ile ikircikli ilişkisini ele alıyor.

Kitapla ilgili iki değerlendirme:

“Bu kitap ender rastlanan bir olay: Kafka’nın yazılarının -kelimenin en soylu anlamıyla- politik bir yorumu. Daha da iyisi, ‘Dava’nın yazarına ilişkin konformist akademik düzyazının aksine, anarşist bir okumadır. Despiniadis takdire şayan bir yetenekle edebiyatı, felsefeyi ve çağdaş devrimci meseleleri bir araya getiriyor. —Michael Löwy, ‘Franz Kafka: Boyun Eğmeyen Hayalperest’ kitabının yazarı

“Costas Despiniadis, ilgi uyandıran çalışmasında Kafka’yı politik bir yazar olarak tartışıyor ve yazarın hayatını ve çalışmasını anarşist eleştiri merceğinden uyguluyor. Kafka’nın anarşist fikirlere olan yakınlığı ve Prag’daki anarşistlerle yakınlığı göz önünde bulundurulduğunda Despiniadis, Samsa, K. ve Josef K. gibi kahramanların uyumsuzluğunu ve iktidar yapılarına ve otorite figürlerine karşı radikal direnişlerini haklı, hatta kahramanca bir mücadele olarak yorumlar. . Freudcu, Lacancı, Marksist ve metafizik olanlar da dahil olmak üzere Kafka’ya tanıdık yaklaşımlarla çelişen Despiniadis, Kafka’nın kahramanına herhangi bir suçluluk veya ahlaki başarısızlık atfedilmesini reddeder, bunun yerine onun sistemik yozlaşma algılarını onaylar. Despiniadis’in ufuk açıcı analizi, keşfedilmemiş bir bölgeye götürüyor ve gelecekteki Kafka bilimi için yüksek bir çıta belirliyor.” —Dagmar Lorenz, Illinois Üniversitesi, Chicago, Amerika Kafka Derneği Başkan Yardımcısı

  • Künye: Costas Despiniadis – İktidar Anatomicisi: Franz Kafka ve Otorite Eleştirisi, çeviren: Eylem Akçay, Sümer Yayıncılık, inceleme, 160 sayfa, 2023

Eyal Press – Pis İşler (2023)

Toplu olarak yaşamanın parçası olan çeşitli “pis işler” var.

Sadece ağır ve zor değil aynı zamanda adı kötüye çıkmış, yani saygınlıktan uzak sayılan işler.

Geleneksel toplumlarda bu tür işleri yapanlara yönelik bariz dışlama mekanizmaları vardı.

Bugünkü toplumlarımızda açıktan açığa böyle bir işleyiş olmasa da “pis işleri” yapanların toplumsal konumları daha iyi değil.

Eskiden toplumların en yoksul çevrelerinin yaptığı bu işlerden bazılarını bugün Batılı toplumlarda daha ziyade göçmenler, bazılarını ise yine o toplumların dezavantajlı kesimleri yapıyor.

Eyal Press, ABD’de özellikle cezaevlerindeki psikiyatri koğuşlarında çalışan ruh sağlığı danışmanları ile gardiyanları, tavuk mezbahalarında çalışan göçmen işçileri, Amerikan Hava Kuvvetleri’nin İHA’larla ülke dışında gerçekleştirdiği gözetleme ve saldırı operasyonlarında görev alan teknik personeli, ayrıca Google’ın devletlerle işbirliği içinde geliştirdiği gözetleme projelerinde çalışmış mühendisleri ve petrol üretim tesislerindeki işçilerle yakınlarını ele alıyor.

Press, çok sayıda çalışanla yaptığı yüz yüze görüşmeler ve bahsi geçen kurumlara gerçekleştirdiği inceleme gezileri sonucunda kaleme aldığı kitapta, bu “pis işleri” yapanların hayatlarını kazanmak için nasıl bu işlere sürüklendiklerine, bu işleri yaparken karşılaştıkları etik ve hukuki sorunlar karşısında nasıl tavır aldıklarına, yaşadıkları içsel ve toplumsal çatışmalara, ortaya çıkan sorunların toplumsal ve hukuki kaynaklarına, “pis işleri yaptıran” toplumun sorumluluklarına odaklanıyor.

Görmemek için yüzümüzü öbür tarafa çevirdiğimiz yerlere ve sorunlara güçlü bir ışık tutarken sarsıcı ve sahici insan hikâyeleri anlatıyor.

  • Künye: Eyal Press – Pis İşler: ABD’de Hayati İşler ve Eşitsizliğin Gizli Bedeli, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları, sosyoloji, 328 sayfa, 2023

Alexis Wick – Kızıldeniz (2023)

Kızıldeniz ticaret, hac ve fetih peşinde gidenler için ezelden beridir dünyanın en çok dümen tutulan mekânı oldu.

Ne var ki bu çok boyutlu tarih, kahramanları tarafından açığa çıkarılmadı.

Fernand Braudel’in Akdeniz üzerine meşhur çalışmasından ilham alan Alexis Wick, ‘Kızıldeniz: Kayıp Mekânın İzinde’de eşsiz bir tarihi aktörün özelliklerini ortaya koyuyor.

Bu kayıp mekânı ele alırken ayrıca okuru Avrupamerkezciliğin kalbine yönlendirerek denizin eleştirel, kavramsal bir tarihini sunuyor.

Kızıldeniz’in tarihyazımına dahil edilmesiyle yetinmeyerek, emperyal Avrupa hegemonyasından önce denizin ve dünyanın tahayyül edildiğini araştırıyor. Kızıldeniz’in modern tarih felsefesinin önemli bir unsuru olduğunu gösteren yazar, aynı zamanda tarih disiplini ve tarihçilik zanaatı üzerine derin bir sav öne sürüyor.

  • Künye: Alexis Wick – Kızıldeniz: Kayıp Mekânın İzinde, çeviren: Ezgi Dikici, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023

Alessandro Passerin d’Entrèves – Doğal Hukuk (2023)

‘Doğal Hukuk: Hukuk Felsefesine Bir Giriş’, doğal hukukun tarihine ve günümüzde de devam eden felsefi değerine dair önemli bir çalışma.

Burada doğal haklar, hukukun özü, hukuk ve ahlak ve ülküsel hukuk gibi konuları derinlemesine tartışan Alessandro Passerin D’Entreves, doğal hukukun gelişimine katkıda bulunan üç farklı kaynağı işaret eder: Roma hukukunun öğretileri, Hıristiyanlığın hukuka ilişkin inançları ve Aydınlanma’nın eşitlikçi ve devrimci teorileri.

Yazar, bu üç önemli kaynağı doğal hukukun bir tarihini sunmak için öne çıkarmaz.

Ona göre tarihsel gelişime tabi sürekli bir doğal hukuk düşüncesi yoktur; bilakis çok farklı doğal hukuklar vardır.

Öyleyse bu tespitin ardından yapılması gereken, bütün bu farklılıklara rağmen gördüğü hangi işlevin doğal hukuku farklı biçimlerde de olsa sürekli hukukbilimin merkezine getirdiğidir.

Son kırk yılda Anglo-Amerikan hukuk teorisinin seyrinde iz bırakmış olan ‘Doğal Hukuk’ artık klasikleşmiş bir çalışma olarak kabul ediliyor.

Kitap, modern hukukun ve siyasetin temel öğeleri olarak kabul edilen birçok konunun, esasen geleneksel olarak doğal hukuk başlığı altında tartışılmış olan konular olduğunu belirterek, okuru, doğal hukuk düşüncesinin hakkını vermeye çağırıyor.

  • Künye: Alessandro Passerin d’Entrèves – Doğal Hukuk: Hukuk Felsefesine Bir Giriş, çeviren: Furkan Kararmaz, Zoe Kitap, hukuk, 136 sayfa, 2023

Adam Phillips – İlgi Arayışı (2023)

Her şey, neyi ilgi çekici bulduğumuza bağlıdır (tabii eğer ilgi çekici bulduğumuz bir şey varsa) neyi ilgi çekici bulmak üzere eğitildiğimize ve teşvik edildiğimize, ayrıca kendimize rağmen kendimizi neyle ilgilenir halde bulduğumuza bağlıdır.

İki anlamda da -yalnızca çocukken değil, hayatlarımız boyunca- kısmen dikkat çekme arayışındayız, bunun nedeni de ilgiyi ne için istediğimizin ve neye ilgi göstermek istediğimizin her zaman net olmamasıdır: Kendimizde ve kendimiz dışında neyin ilgiye muhtaç olduğu ve aradığımız ilgiyi bulduğumuzda bunun ne gibi sonuçlar doğurmasını umduğumuz konusu belirsizlikler içerir.

Adam Phillips ilgi çekici bulduğumuz şeylerin, dikkat çekme arayışımızın kimliğimizi ve yaşamlarımızı nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

İlginin, utanç duygusuyla, benlikle ve dikkat dağınıklığıyla arasındaki bağlantılara ışık tutuyor.

Yönlendirdiğimiz veya yönlendirmediğimiz ilgimizin kim olduğumuza veya kim olmadığımıza dair neler söylediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Adam Phillips – İlgi Arayışı, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 128 sayfa, 2023

LASTESIS Kolektifi – Korkuyu Ateşe Vermek (2023)

LASTESIS kolektifi, Şili’de kadına yönelik sistematik şiddeti protesto eden “Yoluna Çıkan Tecavüzcü” performansını ilk kez 2019 yılının sonunda sergiledi.

Yazdıkları şarkı, sadece birkaç gün içinde dünyanın pek çok yerinde kadınlar tarafından sahiplenilerek sokaklara taşındığında feminist bir marşa dönüştü.

Suç bende değil,

Her nerdeysem, her ne giydiysem.

Tecavüzcü sendin.

Tecavüzcü sensin.

Şilili kadınların başlattığı yangın bu kadar büyüdüyse, bunun bir sebebi düşmanın sınır tanımazlığı, diğer sebebi öfkelerinin yakıcılığıydı.

Patriyarkal sistemin şiddetinin hüküm sürmediği hiçbir yer olmadığı için, kadınlar kendi hikâyelerini yazmaya başladıkları anda birbirlerini buldular.

Öfkeyle ve inançla tutuşmuş bedenler korkuyu, sessizliği ve suçluluk duygusunu ateşe verdi.

Birbirlerini bir daha asla bırakmayacaklarına söz verdiler.

Birlikte, büyütecekleri yangını bu manifestoyla ilan ettiler.

  • Künye: LASTESIS Kolektifi – Korkuyu Ateşe Vermek: Bir Manifesto, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, siyaset, 96 sayfa, 2023

Mine Yıldırım – Din Veya İnanç Özgülüğünün Kolektif Boyutu (2023)

Din veya inanç özgürlüğü meseleleri akademide, siyaset alanında ve medyada sürekli analiz, tartışma ve istişare konusu oluyor.

Bu meseleler ulusal, bölgesel veya uluslararası bütün seviyelerde ve istikrar, çatışma, güvenlik, eğitim ya da ayrımcılık gibi çok çeşitli konularla ilgili olarak ele alınıyor.

Bu meseleler kadınları, erkekleri ve çocukları olduğu gibi, din veya inanç cemaatlerini ve başka çeşitli toplulukları da ilgilendiriyor.

Bu alanda özellikle kolektif haklar –mülkiyet, hayır işleri, yayın ve toplantı gibi– ana tartışma ve çekişme konusunu oluşturuyor.

Peki ama ulusal, bölgesel ve uluslararası seviyedeki kolektif taleplerin temeli neye dayanıyor?

Bu kitapta Mine Yıldırım, uluslararası insan hakları hukukunda din veya inanç özgürlüğünün kolektif boyutları başlığını ilk kez bu denli genişletilmiş ve ayrıntılandırılmış bir akademik çalışma olarak sunuyor.

Elbette bu başlık da kendine özgü güçlükler içeriyor.

Dinî cemaatlerin ne ölçüde bağımsız hak sahipleri olarak tanınacağı ve bunlara ne derece kolektif bir özerklik sağlanacağı konuları ulusal seviyede halen farklı yorum ve tartışmalara konu ediliyor.

Yıldırım’ın gözler önüne serdiği üzere, aynı farklılıklar aslında uluslararası seviyede de hüküm sürmekte olup, Birleşmiş Milletler ile Avrupa yaklaşımları arasında, yani BM İnsan Hakları Komitesi’nin görüşleri ile Strazburg organlarının kararları incelendiğinde bu durum açıkça görülüyor.

Bu kitap, hukukçu, akademisyen, tarihçi, öğrenci, insan hakları alanında çalışan kişiler ve din veya inanç özgürlüğü ve/veya Türkiye ile ilgili bölgesel uzmanlardan oluşan bir okur kitlesine hitap ediyor.

Kitabın okurları, din veya inanç özgürlüğünün kolektif boyutuna dair etraflıca yazılmış, oturaklı bir teorik çalışmanın yanı sıra, böylesi bir yaklaşımın Türkiye örneği açısından gerekliliğine ve uygulanabilirliğine dair de kapsamlı bilgiler edinecektir.

  • Künye: Mine Yıldırım – Din Veya İnanç Özgülüğünün Kolektif Boyutu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2023

Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi (2023)

İyi bir tabip filozof olmalı, aynı zamanda erdemli biri de olmalı.

Antik Roma’nın en önemli hekimlerinden olan Bergamalı Galenos bu eşsiz kitabında, bizzat kendi hayatından da yola çıkarak ideal insanın ve ideal hekim/filozofun resmini çiziyor.

Galenos, tıp ilmi ve tabip kimliğiyle felsefeye yeni bir yaklaşım geliştirmeye çalışması yanında, diğer yandan felsefe formasyonuyla tıp ilmi ve hekimliğe de yeni bir vizyon getirmeye çalışmıştı.

“İyi bir tabibin filozof olması gerektiği” şeklinde, hakkında müstakil risale de kaleme aldığı iddiası, fizik ve fizik ötesi araştırmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördüğünün bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Galenos, bu iki veçheye son olarak ahlakı da ekler.

Ona göre filozof ve tabip, aynı zamanda erdemli de olmalıdır. Duygulanımlarına yenik düşmeyen ve kontrollü bir filozof ve tabip, Galenos’un ideal insanı gibi görünmektedir.

Bu kitapta da aslında bu ideali kendi hayatında nasıl gerçekleştiğinin ipuçlarını veriyor, tabiri caizse kendisinin söz konusu ideal insan olarak görülebileceğinin işaretlerini sunuyor.

  • Künye: Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi, çeviren: Hümeyra Özturan, Albaraka Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2023

Yaşar Kaplan – Doğu Hıristiyanları Nesturiler (2023)

Doğu Kilisesi, yahut en bilinen adıyla Nesturi Kilisesi’nin başlangıcından 13. yüzyıla kadar olan tarihsel gelişimi ve sahip olduğu temel itikadi esaslar üzerine çok önemli bir inceleme.

Yaşar Kaplan, Hıristiyanlığın doğuya yayılışı, kilise hiyerarşisinin oluşması ve bağımsız bir kilise hüviyeti kazanması sürecini ortaya koyuyor.

Kitap, esas olarak üç konu üzerinde yoğunlaşıyor.

Öncelikle Hıristiyanlığın Fırat’ın doğusuna doğru yayılmaya başlamasını, dinî kurumsallaşma sürecini ve kilise hiyerarşisinin oluşmasını, Doğu Kilisesi’nin ayrı bir kilise olarak belirginleşmesini ve Part, Sasani, Müslüman ve Moğol yönetimleri altında 13. yüzyıla kadar olan tarihsel gelişimini ele alıyor.

Diğer iki konu ise, Doğu Kilisesi’nin sahip olduğu temel inanç ve ritüeller ile bunların teşekkül sürecinden oluşuyor.

Bu meyanda ulûhiyet, teslis, kristoloji, mariyoloji, enkarnasyon, yaratılış, ölüm ötesi vb. itikadi konular ile kilise sakramentleri, dinî litürji, kilise yapısı ve çeşitli ibadetler üzerinde duruluyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Doğu Kilisesi’nin kendine özgü tarihsel gelişiminin en önemli özelliği, tarih boyunca yabancıların hâkimiyeti altında yaşamasıdır. Normalde Hıristiyan bir hamiden mahrum olmasının, kilise açısından birçok olumsuz sonuç doğuracağı düşünülebilir. Ancak çalışmamızda elde edilen veriler durumun tam olarak böyle olmadığını, aksine Doğu Kilisesi’nin kendi özgünlüğünü koruması ve geliştirmesi açısından olumlu bir işlev gördüğünü ortaya koymuştur.”

  • Künye: Yaşar Kaplan – Doğu Hıristiyanları Nesturiler: Tarih, İnanç, Ritüel, İletişim Yayınları, inceleme, 456 sayfa, 2023