Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri (2021)

Yalnızca 72 gün yaşayabilmiş Paris Komünü üzerine muazzam bir yapıt.

Raphaël Meyssan, Lavalette adlı bir komüncünün izini sürerek 1871 Paris Komününün temel kaynaklarına, ilk elden tanıklıklara dayanıyor ve o günleri döneminde çizilmiş 136 gravürle anlatıyor.

Meyssan’la birlikte bir buçuk yüzyıl önce yaşamış bir komüncünün peşine düşüyor ve arşivlerde, eski gazetelerde, kitaplarda, tarihî duvar afişlerinde, her yerde Lavalette adlı bu komüncüyü arıyoruz.

Yapboz gibi, her seferinde tek bir parça yerleştiriyoruz resme.

Sayfalar ilerledikçe Lavalette’in yanında Ulusal Muhafız Merkez Komitesinin diğer üyeleri beliriyor.

Prusya kuşatmasından sağ çıkmış Paris’i ve Komünü kuran, canı pahasına savunan Paris halkını görüyoruz.

Bütün resim ortaya çıktığında ise sadece yetmiş iki gün sürmüş Komünün hazin sonuna tanıklık ediyoruz.

Yine de aklımızda bu son değil, yüz elli yıldır yazılıp çizilen bu devrim üzerine daha yazılacak çok şey olduğu kalıyor.

  • Künye: Raphaël Meyssan – Komünün Lanetlileri: Paris Komünü 150 Yaşında!, çeviren: Damla Kellecioğlu, Alfa Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Bergsonculuk (2021)

Gilles Deleuze’ün felsefi gelişiminde Bergson okuması çok temel bir yer teşkil eder.

Deleuze, varlığın etkinliğine, ifadesine ve salt olumluluğuna dayanan radikal ontolojisini Spinoza üzerinden kurarken önce Bergson’a uğrar ve burada Hegelci olumsuzlamaya karşı güçlü bir temel bulur.

Deleuze’ün Bergsonculuğunun, her şeyden önce, dünyayı unutmaya dayalı umutsuz felsefelere karşı yaşamla kavramı birleştirmeye yönelen sevinçli felsefeler yaratmaya çağrı olduğunu belirten kitabın çevirmeni Hakan Yücefer’e kulak veriyoruz:

“Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, olumlayıcı felsefeye bir övgü, bu yönde felsefe yapmaya bir çağrıdır. Deleuze’ün yorumlarının gösterdiği gibi, aynı bileşenler, Bergson’da kesin felsefeyi, Spinoza’da bilgeliği, Nietzsche’de ‘şen bilgi’yi ortaya çıkarmak için farklı düzenlemelerle yeniden bir araya gelirler. Ama Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, aynı zamanda felsefe tarihinin keskin bir eleştirisidir de. […] İktidarını insanların hınçları üzerine inşa eden ikiyüzlü politikacı, dünyayı olumlamaktan aciz din adamı, ölü kavramlarla iş gören sıkıcı akademisyen… […] Dünyayı ve karşısındakini hiçe sayan, olumsuzlamaya dayalı tüm bu figürlerden uzakta, Deleuze’ün felsefesi, dünyaya evet deme yönünde bize yapılmış bir çağrıdır. Deleuze’ü okudukça, filozof olabileceğimizin farkına varırız.”

  • Künye: Gilles Deleuze – Bergsonculuk: Yaşamsal Hareketi Anlamanın Araçları, çeviren: Hakan Yücefer, Alfa Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2021

Liah Greenfeld – Milliyetçilik (2021)

Liah Greenfeld, milliyetçilik konusunda dünya çapında kabul görmüş bir otorite.

Bu kitabı da okurunu tarihte, coğrafyalar ve kültürler arasında entelektüel bir yolculuğa çıkarıyor; milliyetçiliğin sebep olduğu tüm olumlu ve olumsuz gelişmeleri nesnel ve akılcı bir tarzda aktarıyor.

On altıncı yüzyılda İngiltere’de çeşitli fikir ve inanışların birleşiminden filizlenen ulus olma duygusu, yeşerdiği topluma katkılarıyla kısa zamanda komşu ülkelerin de dikkatini çekti.

Bu duygunun sonucu olan milliyetçilik, Fransız ve Amerikan devrimlerine, uzun yıllar varlığını sürdüren faşist ve otoriter komünist rejimlere ve dünyada dengeleri yerinden oynatan birçok meseleye ön ayak oldu.

Kültürden kültüre biçim değiştirse de milliyetçilik, Çin ve Japonya örneklerinde gördüğümüz üzere hemen her coğrafyaya nüfuz etti.

Geçmişten günümüze dünya siyasetine yön veren en temel etkenlerden milliyetçilik, ülkelerin çağdaş politikalarına kök salmaya, yayılmaya hâlâ devam ediyor.

İşte bu kitap da, milliyetçiliğin geçmişten bugüne olan serencamını kısa ve öz bir bakışla ortaya koymasıyla, konuyla ilgilenen her okura hitap edecek türden.

  • Künye: Liah Greenfeld – Milliyetçilik: Bir Kısa Tarih, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, tarih, 160 sayfa, 2021

John Gribbin – Olası Görünmeyen Sekiz Olasılık (2021)

Ay’ın dengeleyici etkisi olmadan bizim gibi yaşam formları asla evrimleşemezdi.

John Gribbin, son bilimsel keşiflerden yola çıkarak Ay’ın gizemlerini aydınlattığı ufuk açıcı bir kitapla karşımızda.

Okuru, bilimin çılgınca olasılık dışı gerçeklerine yönelik akıllara durgunluk veren bir geziye çıkaran Gribbin, Sherlock Holmes’un ünlü özdeyişini tekrarlayarak bize şöyle diyor:

“Bir kez imkânsızı eledikten sonra, geriye kalan her şey, ne kadar imkânsız olursa olsun, mevcut bilimsel bilginin ışığında kesinlikle mümkündür.”

Evren’in bir başlangıcı olduğunu ve ne zaman olduğunu ve ayrıca Evren’in genişlemesinin hızlandığını biliyoruz.

Uzayda, Dünya’dan milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki kara deliklerin çarpışmasıyla oluşan, bir protonun on binde biri genişliğindeki dalgalanmaları tespit edebiliriz.

Ve en önemlisi, bugün Dünya’daki tüm karmaşık yaşam tek bir hücreden geliyor; ancak Ay’ın dengeleyici etkisi olmadan bizim gibi yaşam formları asla evrimleşemezdi.

İşte bu çalışma, hem duru üslubu hem de alandaki bilimsel teorileri ilgi çekici hikâyelerle harmanlamasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: John Gribbin – Olası Görünmeyen Sekiz Olasılık: Ayın Gizemleri ve Diğer Olası Olmayan Bilimsel Doğrular, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 116 sayfa, 2021

Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler (2021)

Edward Said’in muazzam bir müzik tutkusu vardı.

Said’in müzik üzerine düşüncelerini bir araya getiren bu çalışma da, müziğin, müzikologlara bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Müzik ve müziğin temsili konusuna hem icracı hem de eleştirmen rolüyle uzun yıllar kafa yoran Said, burada, çağdaş kültürel çalışmalar alanındaki büyük bir boşluğu dolduruyor.

Müziğin kamusal ve özel anlamını, Adorno ve Proust’un gözlemleri ve Glenn Gould, Toscanini, Wagner ve Beethoven gibi sanatçı ve besteciler üzerinden tartışıyor.

Kitap, müzik ve müzisyenler üzerine ilginç kişisel görüşler barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Edward W. Said – Müzik Üzerine Görüşler, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, müzik, 192 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi (2021)

Beynimiz, bize altın tepside sunulmadı.

Hoimar von Ditfurth, yaklaşık bir milyon yıl önce kendi varlığının bilincine varmış beynimizin olağanüstü evrimini anlatıyor.

Beynimizin hazır bir şekilde gökten düşmediğini söyleyen Ditfurth, beynimizin kendi varlığının bilincine varmaya başladığında en azından bir milyar yaşında olduğunu belirtiyor.

Ditfurth, devamında şöyle diyor:

“Öznenin yaşantısında ilk kez dünyanın bir tür izdüşümü, bir tür kopyası ya da imgesi ortaya çıktığında, bu imgenin neye benzeyeceği konusundaki kararlar evrimce çoktan alınmıştı… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardı.”

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi: Bilincimizin Evrimi, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2021

Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi (2021)

Martin Heidegger’den, Kant’ın başyapıtlarından ‘Saf Aklın Eleştirisi’ üzerine sıkı bir çözümleme.

Heidegger Kant’ın bu önemli eserini varlık sorununu merkeze alarak irdeliyor.

Yorumlarının özünü, 1927-28 güz döneminde verilen derslerin oluşturduğu kitap, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ın soru formülasyonunun şekillendirdiği bir bakış açısına sahip.

Varlık sorusuna bu kez de Kant’ın metni üzerinden uzanan Heidegger, ‘Saf Aklın Eleştirisi’nin kendisi için yalnızca bir sığınak teşkil etmediğini, aynı zamanda Kant’ı, varlık sorusu bağlamında düşünebilmesine imkân tanıdığını da söylüyor.

  • Künye: Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi, çeviren: Kaan H. Ökten, Alfa Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri (2021)

Saatler ile kültür ve toplumsal gelişme arasındaki girift ilişki üzerine harikulade bir inceleme.

Carlo Cipolla, 14. ve 18. yüzyıl zaman aralığında saat imalatının Doğu ve Batı coğrafyalarındaki kendine has gelişim dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitap, “Saatleri demircilerin imal ettikleri ortaçağ demirci ocaklarından 17. yüzyılın sonunda Pekin imparatorluk sarayında kurulan saat atölyesine kadar saat imalatının sonuçları neler olmuştu?”, “Niçin bazı kültürler saatlere hem sosyal hem ticari alanlarda büyük anlam yüklerken diğerleri onları sadece birer oyuncak gibi gördü?” ve “Batı, Çin ve Japonya gibi ülkelere saat üzerinden nasıl meydan okudu?” gibi ilginç sorulara çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

İtalyan tarihçi Cipolla’nın ‘Zaman Makineleri’, teknolojik gelişmeyle kültürün ve toplumsal gelişmenin arasındaki bağın, çağımız Avrupa uygarlığına ve onun üstünlüğü temeline nasıl oturduğunu gösteriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri: Saat ve Toplum 1300-1700, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 140 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar (2021)

Avrupalıların yelkenler ve toplar sayesinde pek çok kıtada nasıl hâkimiyet kurdukları ve böylece Sanayi Devrimi’nin altyapısını oluşturdukları hakkında eşsiz bir çalışma.

Carlo Cipolla, ufuk açıcı bir tarih okumasıyla karşımızda.

Avrupalılar geliştirdikleri topları ve yelken kullanımındaki tecrübeleriyle ticaret sahnesinin en baskın oyuncuları oldular.

Hem Asya, Afrika ve Amerika kıyılarında yüzyıllar boyu hâkimiyet kurdular hem de Sanayi Devriminin altyapısını hazırladılar.

Dünyaca ünlü ekonomi tarihçisi Cipolla, eğitimini Sorbonne ve London School of Economics’te tamamladıktan sonra, 1959 yılında Berkeley Üniversitesinde ders vermeye başladı.

Hayatını kaybettiği 2000 yılına dek yirmiden fazla esere imza atan Cipolla, ‘Yelkenler ve Toplar’da, tarihi şekillendiren teknolojik gelişmelerden en verimli şekilde yararlanmak için emek ve sermaye kaynaklarının nasıl kullanıldığını, savaş silahları ve donanmalar üzerinden gözler önüne seriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, inceleme, 204 sayfa, 2021

Kolektif – Beyin Nasıl Çalışır? (2021)

İnsan beyninin karmaşık süreçlerini çözümleyen güzel bir rehber.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu çalışma, zengin görseller eşliğinde beynin gizemlerini basit ve anlaşılabilir bir üslupla açıklıyor.

Kitapta,

  • “Erkeklerle kadınların beyni gerçekten farklı mı?”
  • “Ergenler neden sabırsız ve isyankâr?”
  • Ve “Yakında Bulut bağlantısı aracılığıyla beyinlerimizi birbirine bağlamak mümkün olacak mı?” gibi ilgi çekici soruların yanıtları aranıyor.

Son araştırmalardan yola çıkmasıyla da dikkat çeken kitap, motor korteksi ile ayna nöronları arasındaki farkı öğrettiği gibi, hafıza ve kişilikten başlayarak duygulara ve iletişime dek tam bir rehber olarak tasarlanmış.

  • Künye: Kolektif – Beyin Nasıl Çalışır?, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, bilim, 223 sayfa, 2021