Christopher Dole – Seküler Yaşam ve Şifacılık (2015)

Yakın zamanda Hacamatçılar Federasyonu’nun Türk Tabipler Birliği’nin (TTB), “Savaş bir halk sağlığı sorunudur,” açıklamasını protesto etmişti.

Bu değerli kitap ise, Türkiye’de dini şifacıların ve hastalarının, kentsel yoksulluk ortamında devlet ve İslam’ın dışında yeni gelecek imkânları arayışının analizi.

Uzun süreli alan araştırmalarına dayanarak bu çalışmayı ortaya koyan antropolog Christopher Dole, bu şifacılık biçimlerinin varlıklarını sürdürdükleri tarihsel, maddi ve söylemsel koşulları detaylıca ele alıyor.

  • Künye: Christopher Dole – Seküler Yaşam ve Şifacılık, çeviren: Barış Cezar, Metis Yayınları

Taha Parla – Türk Sorunu (2018)

‘Türk Sorunu’, Taha Parla’nın 1998-2007 gibi, Türkiye ve Dünya’da büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde kaleme aldığı yazılarını bir araya getiriyor.

Parla burada milliyetçilik, antidemokratik uygulamalar, eğitim meselesi, Kürt sorunu, Ermeni sorunu gibi, ülkenin kangren halini almış sorunlarını irdelerken, gerçekte bu sorunları çözmemizin önündeki asıl büyük engelin neden Türk sorunu olduğunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor.

Parla’nın yazılarında, özgün bir bakışla irdelediği kimi konular şöyle:

  • Demokrasi, sivilleşme, laiklik,
  • Kemalizm,
  • Askerin siyasete müdahalesi,
  • İşkence,
  • Üniversiteler, akademik dürüstlük ve üniversitelerin demokratik mücadeledeki rolü,
  • madde,
  • Bonapartizme ve devlet dinciliğine karşı demokrasi ve laiklik,
  • Büyük sermayenin ülkenin demokrasi tarihindeki rolü,
  • Pinochet’in Şilisi ile Evren’in Türkiyesi,
  • Militarizmin yükselişi ve vicdani red,
  • 11 Eylül saldırıları,
  • AB anayasası…

Daha akıllıca, daha medeni bir hayat yaşayabilmemiz için ülkede ne gibi dönüşümlerin yaşanması gerektiğini ortaya koyan Taha Parla’nın bu aydınlatıcı yazılarını, Türkiye ve Dünya’ya dair ezberleri bozmak ve klişeleri sorgulamak isteyen her aklı başında okura öneriyoruz.

  • Künye: Taha Parla – Türk Sorunu: Siyasi Yazılar 2: 1998-2007, Metis Yayınları, siyaset, 200 sayfa, 2018

Georgi Gospodinov – Doğal Roman (2018)

Bizde kısa süre önce ‘Hüznün Fiziği’ adlı muhteşem romanı yayınlanan Bulgar edebiyatçı Georgi Gospodinov, şimdi ilk romanı olan ‘Doğal Roman’ın yeni basımı ile yeniden karşımızda.

Gospodinov burada, kitabın adından da anlaşılabileceği gibi, “yüksek edebiyatın” “asil” ve “yüksek” konularından ziyade tuvaletlerden bitkilerin üreme biçimlerine ve oradan gündelik hayatın sıradan ayrıntılarına, tümüyle doğal olan konuların üzerinden ilerliyor.

Roman, anlatıcısı olan adamın eşinden ayrılmasıyla başlar.

Kahramanımız bu süreçte yaşadığı şoku atlatmak için hayat üzerine düşünmeye başlar.

Fakat bir süre sonra anlatı, asıl amacından sapmaya başlayarak tuvaletin tarihi, sinekler, arılar ve bir deli bahçıvanın hikâyesine doğru yol almaya başlar ve böylece çağdaş Bulgaristan’a dair keyifle okunacak bir anlatıya dönüşür.

Gospodinov’un “Sineğin bakışını anımsatan çokyönlü bir roman. Ve onun gibi, ayrıntılarla, sıradan gözün görmediği küçücük şeylerle dolu bir roman.” ve “Kendi hayatımızı anlatmanın imkânsızlığı hakkında bir kitap.” şeklinde tanımladığı bu muzip romanı, iç içe geçmiş kurmaca katmanlarıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“İsimler, isimlendirilmiş olanı kendileri yaratır. Sadece alegorilerle konuşmalıyız.”

“Tuvalet gözetlenmeyen tek umumi yerdir. Hükümetin mevcut olmadığı tek gerçek ütopya, herkes eşit ve içeriye girme amacını gerçekleştirme kılıfı altında istediği her şeyi yapabiliyor. Cezasız kalacağın kesin. Bu duyguyu sadece tabutta veya tuvalette hissedebilirsin.”

Künye: Georgi Gospodinov – Doğal Roman, çeviren: Hasine Şen Karadeniz, Metis Yayınları, roman, 152 sayfa, 2018

Saffet Murat Tura – Zor Problem (2018)

Bilinç konusu gizemli ve olağanüstü bir alan olduğundan, yalnızca uzmanların değil, sıradan insanların da üzerine çokça kafa yorduğu konulardandır.

Olağanüstü ve gizemlidir çünkü bilinçli olmamızı gerektiren hiçbir doğa yasası yoktur.

Veya insanoğlu, henüz böyle bir yasayı keşfetmiş değil.

İşte Saffet Murat Tura da, 2016 yılında yayınlanan ‘Beynin Gölgeleri’nde bilinç sorunuyla ilgili sunduğu tezi, bu kitapta geliştiriyor.

Bilinç nörobiyolojisi ile etkileşimciliğin yaklaşımlarına kimi eleştiriler yönelten Tura çalışmasında,

  • “Niçin nasıl bir bilincim var?”
  • “Beynin nöral faaliyetleriyle birlikte ortaya çıkan fenomen dünyası nedir?”
  • “Biyolojik evrimin geçici bir uğrağı olan biz insanlarda organize bir tarzda tezahür eden bilinç fiziksel değilse, bilincin bazı özellikleri –bedenimizi oluşturan atom ve moleküller gibi bir hammadde tarzında da olsa– içinden neşet ettiğimiz evrenin en temel dokusuna içkin olabilir mi?”
  • Ve “Evrende bilincin hammaddesi var mı? Eğer varsa, fiziksel olan ve olmayan bu özelliklerin birbiriyle ilişkisi ne?” gibi soruların yanıtlarını da arıyor.

Künye: Saffet Murat Tura – Zor Problem: Bilinç Bilinç Nörobiyolojisinin Fenomenal Dünya Yorumu, Metis Yayınları, psikoloji, 112 sayfa, 2018

Wendy Brown – Halkın Çözülüşü: Neoliberalizmin Sinsi Devrimi (2018)

Hayatın tüm boyutlarının ekonomik ölçülere göre düzenlenmesi olarak okunabilecek neoliberalizmin, demokrasinin temel unsurlarını usul usul nasıl çözüp dağıttığını kuramsal düzeyde irdeleyen önemli bir çalışma.

Çağımızın önde gelen düşünürlerinden Wendy Brown, neoliberal siyasi rasyonalitenin kapsamlı bir haritasını ortaya çıkarıyor.

Yazar, liberalizmin yalnızca piyasalar ve paranın demokrasiyi yozlaştırmasından veya siyasi kurum ve neticelerin finans ve şirket sermayesinin hâkimiyeti altına girmesinden bahsetmiyor, daha ziyade, günümüzde devlet idaresinde ve işyerinde, hukuk sahasında, eğitimde, kültürde ve gündelik faaliyetlerin önemli bir kısmında bulunan neoliberal aklın, demokrasinin kurucu unsurlarının belirgin siyasal karakterini, anlamını ve işleyişini ekonomikleştirdiğini belirtiyor.

Buradan yola çıkarak, demokrasi projeleri konusunda yaşanabilecek çoraklığın haritası çıkaran Brown, bu durumun, liberal demokrasinin kurum, pratik ve âdetlerinin yanı sıra radikal demokrasi düşlerinin de sağ çıkamayabileceği konusunda bizi uyarıyor.

Neoliberal dünyada demokrasinin geleceği hakkında çok önemli bir tartışma.

  • Künye: Wendy Brown – Halkın Çözülüşü: Neoliberalizmin Sinsi Devrimi, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2018

Andrey Platonov – Birbirimiz İçin Yaşayacağız (2018)

Andrey Platonov hayranları bu kitabı kaçırmasın.

Zira Platonov’un 1920-1950 yılları arasında kaleme aldığı mektupları, bu gizemli yazar hakkında birçok önemli detay sunmalarıyla önemli.

Bir mektubunda, “Sana duyduğum özlem bizi birbirimizden ayıran günlerle birlikte büyüyor.” diyen Platonov burada,

  • Eşine duyduğu sonu gelmez aşkını,
  • Komünizm karşıtı, sakıncalı biri gibi algılanması sonucunda edebiyat dünyasından dışlanmasının kendisinde yarattığı etkiyi,
  • Hayatı boyunca yaşadığı büyük maddi sıkıntılar nedeniyle birbirinden farklı şehirlerde çalışmakla geçen hayatını,
  • Hapishane yıllarının kendisi üzerinde yarattığı ve izleri ölene dek sürecek büyük tahribatı,
  • Ve çok sevdiği oğlunu kaybetmenin ardında bıraktığı unutulamaz acıyı görüyoruz.

Platonov’un mektupları, her ne kadar trajik ve dışlanmış bir dehanın derin kederini yansıtsa da, aynı zamanda ümit etmekten, yaşama ısrarından, çabalamaktan, sevmekten ve aşktan taviz vermeyen ince bir insanın dünyasına bizi konut etmeleriyle önemli.

  • Künye: Andrey Platonov – Birbirimiz İçin Yaşayacağız, çeviren: Erdem Erinç, Metis Yayınları, mektup, 264 sayfa, 2018

Claude Lévi-Strauss – Uzaktan Yakından (2018)

Claude Lévi-Strauss’un hayatını ve sistemini kendi ağzından yazar Didier Eribon’a anlattığı “De près et de loin”, nihayet ‘Uzaktan Yakından’ adıyla Türkçeye kazandırıldı.

“İlkel denen halkların düşüncesiyle bizimki arasında bir uçurum olmadığını göstermek istiyordum.” diyen Lévi-Strauss, ilk olarak hayatının dönüm noktalarını ve tanıklıklarını anlatarak söyleşiye başlıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Brezilya’da yerli kabileleri arasında yaptığı saha araştırmaları,
  • İkinci Dünya Savaşı başında askere alınması,
  • Yahudi Soykırımı’ndan kurtulması,
  • Fransız gerçeküstücülerle ilişkileri,
  • Amerika zamanları,
  • New York’taki bohem yaşam,
  • Collège de France günleri,
  • Ve Paris’te Yapısalcılığın kuruluşu gibi, düşünürün hayatından pek çok önemli aşama karşımıza çıkıyor.

Çalışmanın devamında ise, karşımıza düşünürün önemli etkiler bırakmış kitapları ve düşünceleri çıkıyor.

Lévi-Strauss’un ırk ve politika, edebiyat, resim, müzik ve seslerle ilgili fikirlerini izlemek ise, oldukça keyifli ve aydınlatıcı.

  • Künye: Claude Lévi-Strauss – Uzaktan Yakından, söyleşi: Didier Eribon, çeviren: Haldun Bayrı, Metis Yayınları, antropoloji, 256 sayfa, 2018

Zeynep Sayın – Ölüm Terbiyesi (2018)

‘İmgenin Pornografisi’ ve ‘Kötülük Cemaatleri’ adlı ufuk açıcı kitaplarıyla bildiğimiz Zeynep Sayın, şimdi de ölümle, cesetle kurduğumuz tarihsel ilişkinin dönüşümünü irdeliyor.

Sayın ‘İmgenin Pornografisi’nde, imgenin nasıl pornografik boyutlar aldığını, teşhircilik kültürünü Bizans ikonalarından ve Anadolu yazı-resimlerine ve 20. yüzyıldan ve günümüze uzanan bir bakışla ve çok zengin örneklerle irdelemişti.

Sayın ‘Ölüm Terbiyesi’nde ise, yine tarihsel ve güncel perspektifle ölümün ve cesedin kültürel inşa sürecine odaklanıyor.

İlk mezarlar, ölü maskeleri, ölü gömme törenlerinin tarihsel gelişimi, eskiçağlardan bugüne ölüme bakışımızdaki dönüşüm, cesedin imgeye dönüşmesi, Romalıların evlerini neden atalarının mezarı üzerine inşa ettikleri, hem tanrının evi hem insanlığın ilk evi kabul edilen Kâbe’nin mezar oluşu ve daha fazlası, burada.

“İnsanlık tarihi, insanlığın ötekisinin, cesedin de tarihidir. İmge üretimi tarihi, insanın iki ayağı üzerine basmasından beri artık ayağa kalkamayan cesede bakmasının tarihidir.” diyen Sayın, ölümün imgeye dönüşümünü tartışıyor.

Hatırlatmadan geçmeyelim:

Zeynep Sayın gibi önemli bir akademisyen, muhbir bir öğrencinin ihbarıyla, üniversitedeki görevinden uzaklaştırılmıştı.

  • Künye: Zeynep Sayın – Ölüm Terbiyesi, Metis Yayınları, kültür, 168 sayfa, 2018

Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri (2018)

Önde gelen Marksist eleştirmenlerden Fredric Jameson elimizdeki çalışmasında, on dokuzuncu yüzyıl gerçekçi romanının üzerine derinlemesine bir sorgulama gerçekleştiriyor.

Bu sorgulamayı Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy, Pérez Galdós ve George Eliot gibi isimlerin eserleri üzerinden ilerleyerek yapan Jameson, gerçekçiliği ikili karşıtlıklar üzerinden irdeliyor.

Yazar, gerçekçiliği, gerçekçilik ve epik, gerçekçilik ve idealizm, gerçekçilik ve doğalcılık, gerçekçilik ve sosyalist gerçekçilik, gerçekçilik ve modernizm gibi ikili zıtlıklar bağlamında tartışıyor ve bunu yaparken söz konusu eserlerde gerçekçiliğin siyasal ve metafizik boyutları nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor.

Gerçekçilikle modernizm arasındaki karşıtlığın içinde başından beri bir tarihsel tahkiye olduğunu belirten Jameson, bu eserleri ortaya çıkaran koşulları daha iyi kavramak için, kaçınılmaz olarak edebiyat tarihinin dışına çıkıp o dönemin kültürel tarihine ve üretim tarzlarına, başka bir deyişle söz konusu dönemin özgül kapitalist koşullarına odaklanmamız gerektiğini gösteriyor.

Jameson’a göre, gerçekçilik bir ideolojidir ve bunun da burjuvazi ve burjuva günlük hayatının ortaya çıkışıyla sıkı bir ilişkisi vardır.

Jameson kitabının ikinci bölümündeyse, gerçekçiliğin, ileri teknoloji savaşının sürdüğü bugünkü durumunu ele alıyor.

Kendisine göre bu yeni küresel gerçeklikte, tarih ve zaman algısını dönüştürmeyi dert edinmiş yazarlar, tarihsel veya bilimkurgu türleri aracılığıyla romana ve gerçekçiliğe yeni bir boyut kazandırıyorlar.

  • Künye: Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri, çeviren: Orhan Koçak, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 360 sayfa, 2018

Kolektif – Göçebe Düşünmek (2014)

Gilles Deleuze felsefesinin sınırlarında gezinen, düşünürün belli başlı kavramlarını serimleyen makaleler.

Kitapta, Deleuze’den yola çıkılarak irdelenen kimi konular şöyle:

  • Yaratıcılık ve öznellik,
  • Aşkınlık, aşkınsallık ve içkinlik,
  • Deleuze’un anti-Hegelciliği,
  • Organlı/organsız toplum,
  • Deleuze ve Guattari’de postkolonyalizm,
  • Bilim ve siyasetin yöntemsel birliği,
  • Temsil’den Kaçış’a minör siyaset,
  • Deleuze’un sinema kuramı,
  • Deleuze’un şizo-ensest kavramı,
  • Minör edebiyat…

Kitabın bir diğer artısı ise, tümüyle Türkçe telif bir eser oluşu.

  • Künye: Kolektif – Göçebe Düşünmek, hazırlayan: Ahmet Murat Aykaç ve Mustafa Demirtaş, Metis Yayınları