Bilsay Kuruç — Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi (2026)

Bilsay Kuruç bu çalışmasında, Cumhuriyet’in kuruluşunu yalnızca siyasal bir kopuş olarak değil, sınıfsal ve iktisadi bir yeniden yapılanma süreci olarak ele alıyor. Yeni rejimin omurgasını oluşturan orta sınıfın, önce siyasal düzeni kurduğunu, ardından ekonomik alanı biçimlendirdiğini gösteriyor. Cumhuriyetçi projenin, dönemin uluslararası güç dengeleri içinde şekillendiğini ve bu dengelere karşı kendi yolunu aradığını vurguluyor.

1920’ler, Kuruç’a göre hukuki ve kurumsal inşanın öne çıktığı bir geçiş evresiydi. Anayasa, yasalar ve devlet aygıtı biçimlenirken ekonomi görece serbest bir alanda ilerliyordu. 1930’larda ise tablo değişti ve orta sınıfın bilinçli bir ekonomi politikası üretme iradesi belirginleşti. Sanayileşme hamleleri, devletçilik uygulamaları ve planlama arayışları bu dönemde rejimin altyapısını kalıcı hale getirdi.

Kitap, Türkiye’nin bu çabasını küresel sahnedeki büyük aktörlerle birlikte okuyor. İngiltere’nin gerileyen hegemonya iddiası, ABD’nin yükselen gücü, Avrupa’daki kırılgan dengeler ve Almanya’nın saldırgan tutumu, Türkiye’nin konumunu daha anlamlı kılıyor. Sovyetler Birliği ile kurulan mesafeli yakınlık ise iki “isyancı” ülkenin benzer arayışlarını yansıtıyor. Bu çerçevede genç Cumhuriyet’in kapitalizmle kurduğu gerilimli ilişki somut örneklerle anlatılıyor.

Kuruç, tarihsel veriyi iktisatçı bakışıyla yorumluyor ve anlatıyı anekdotlarla zenginleştiriyor. Mustafa Kemal döneminin ekonomi politikalarını çözümlerken, yalnızca geçmişi açıklamıyor, kapitalizmin bugünkü sorunlarına da dolaylı bir ışık tutuyor. Kitap, Türkiye’nin bağımsızlık arayışının ekonomik boyutunu anlamak isteyenler için temel bir kaynak oluşturuyor.

Bilsay Kuruç — Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi: Büyük Devletler ve Türkiye
• İş Kültür Yayınları
İnceleme • 624 sayfa • 2026

İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı (2025)

Bu çalışma, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Atatürk fotoğraflarının gündelik görselliği nasıl şekillendirdiğini ve bu görselliğin Atatürk kültünün inşasına nasıl katkıda bulunduğunu inceler.

Amaç, insanların günlük olarak karşılaştığı Atatürk fotoğrafları aracılığıyla sıradan ve gündelik olanın bilgisini ortaya koymaktır.

Çalışma, siyasetin fotoğraflara nasıl yansıdığından ziyade, fotoğrafların siyasi hayatın ilerleyişindeki rolüne odaklanır.

Bu nedenle, temel malzeme olarak dönemin süreli yayınlarında dolaşıma girmiş Atatürk fotoğrafları kullanılır. Ayrıca, iktidardakilerin bu fotoğraflar üzerindeki tasarrufları da gündelik görselliğin inşasının bir parçası olarak değerlendirilir.

  • Künye: İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı: Lider Kültünün İnşasında Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları (1912-1950), Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2025

Ryan Gingeras – İmparatorluk Vârisi Mustafa Kemal Atatürk (2023)

Bu eser, modern Türkiye’nin kurucusunu anlamlı bir tarihsel perspektife yerleştiriyor ve onun temel fikirlerinin aynı ölçüde derinlikli bir analizini sunuyor.

Osmanlı İmparatorluğu sona yaklaştıkça pek çok Osmanlı askeri vatanı kurtarmak için liderlik vasfına soyundu.

Birinci Dünya Savaşı yalnızca Osmanlı topraklarının çözülmesine değil, öne çıkan bu liderlerin de farklı fikirler ortaya atmasına yol açtı.

Enver, Talat ve Cemal Paşa troyka yönetimi ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti de siyaset sahnesinden silinirken Selanik’ten yeni bir lider çıktı.

Hem dönemin bütün hizipleriyle irtibatta olan hem de onlardan ayrı bir yola çıkan Mustafa Kemal, İmparatorluk’tan kalan mirasla bir Cumhuriyet kurdu.

İtilaf Devletleri’ni hem savaş meydanında hem de masada mağlup ettikten sonra devraldığı mirası tüm dünyanın gözleri önünde ileriye taşıdı.

Bu mirasın içinden alınanlar ile geçmişe terk edilenler modern Cumhuriyet’in yapılarını oluşturdu.

İmparatorluğun kaderiyle oynamaya aday Selanikli bir gençten, asker Mustafa Kemal’e oradan devlet kurucusu Atatürk’e yolculuğu ele alan bu kitap, hem geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de erken Cumhuriyet’in sancılı yıllarının da özlü bir anlatımını sunuyor.

  • Künye: Ryan Gingeras – İmparatorluk Vârisi Mustafa Kemal Atatürk, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, biyografi, 2023

Robert P. Crease – Bilim Devrimcileri (2021)

Siyasi olarak da toplumsal olarak da bilim karşıtı düşüncelerin tavan yaptığı günümüzde özellikle okunması gereken bir çalışma.

Robert Crease, tarih boyunca halkın bilim algısını ve bilimin “otorite” olarak rolünü şekillendiren önemli düşünürleri mercek altına alıyor.

  • Bilimsel bir keşif ne zaman kabul edilen bir gerçeğe dönüştü?
  • Bilimsel gerçekleri inkâr etmek neden kolaylaştı?
  • Ve biz bu konuda neler yapabiliriz?

Filozof ve bilim tarihçisi Crease ‘Bilim Devrimcileri’nde bu soruları, bilimsel altyapının kökenlerini ve dünyanın önemli on düşünürünün bilimsel aklı şekillendirmedeki rollerini bir bir tanımlayarak yanıtlıyor.

‘Bilim Devrimcileri’ kitabında günümüz politikacıları ve hükümet yetkilileri; bilim insanlarını bilim dışı yorumlarıyla eleştirirken, bu güvensizlik düzeyine nasıl geldiğimizi ve bundan nasıl kurtulabileceğimizi örnekleriyle ortaya koyuyor.

Eserde tarih boyunca gözlerini kırpmadan hayatlarını da tehlikeye atarak bilimsel aklı üstün kılmaya çalışan on düşünür ve bilim devrimcisine yer veriliyor.

Bilimin cehaletinin ve yanlış kullanımının insan yaşamına ve kültüre yönelik en büyük tehdidi nasıl oluşturduğu inceleniyor.

Bilimi ortak yarar için uygulamanın ne anlama geldiğine ve bilimden bağımsız siyasi eylemin tehlikesine dair güncel ve önemli bir araştırma olan ‘Bilim Devrimcileri’, hem mevcut bilim karşıtı söylemin kökenlerini hem de modern dünyanın dağılmasını önlemek için neler yapılabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.

Kitapta fikirleri ele alınan isimler şöyle: Mustafa Kemal Atatürk, Francis Bacon, Galileo Galilei, René Descartes, Giambattista Vico, Mary Shelley, Auguste Comte, Max Weber, Edmund Husserl, Hannah Arendt.

  • Künye: Robert P. Crease – Bilim Devrimcileri, çeviren: Özlem Özarpacı, The Kitap Yayınları, bilim, 328 sayfa, 2021

Corrado Alvaro – Türkiye’ye Yolculuk (2010)

‘Türkiye’ye Yolculuk’, İtalyan gazeteci, yazar ve şair Corrado Alvaro’nun 1931 yılında Türkiye’ye yapmış olduğu yolculuğun izlenimlerinden oluşuyor.

Atatürk’ün modernleşme çalışmalarının ilk ürünlerinin alındığı dönemde Türkiye’yi ziyaret eden Alvaro, ülkenin geçmişten bugüne gelirken yaşadığı dönüşümü ayrıntılı bir bakışla kaleme getiriyor.

Atatürk devrimlerinin savunuculuğunu yapan Alvaro, bu devrimlerin eskinin “teokratik derebeylik” sistemine karşı yapıldığını belirtiyor.

Yazar buradan hareketle, Atatürk’ün, Türk toplumunun özüne yaraşır “yeni insan”ın yaratılması konusundaki öncü rolünün görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtiyor.

  • Künye: Corrado Alvaro – Türkiye’ye Yolculuk, çeviren: Necdet Adabağ, Literatür Yayıncılık, gezi, 107 sayfa

Oğuz Akay – Bu Sofrada Ben Varım (2010)

Oğuz Akay ‘Bu Sofrada Ben Varım’da, Atatürk’ün sofra geleneğini, sofrada yaşanan anılar ekseninde anlatıyor.

Atatürk’ün bu sofraları, bazıları tarafından bir eğlence, bir rakı sofrası olarak tanımlanmıştı.

Akay ise, Salih Bozok, Celal Bayar, Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi, bizzat o sofrada bulunmuş isimlerin anlatımlarına dayanarak bu teze karşı çıkıyor.

“Bu sofra, bir yeme, içme ve eğlence sofrası değil; bir iradenin ve bir devrimin sofrası idi.” diyen Akay, 1899-1938 yılları arasında kırk yıl boyunca sürmüş sofranın hikâyesini sunuyor.

Kapsamlı bir çalışmanın ürünü olan kitap, Atatürk’e yakın birçok ismin gözlem, değerlendirme ve anılarını bir araya getiriyor; Atatürk’te sofra geleneğinin nasıl oluşup yerleştiğini, sofrada nasıl eğlenildiğini ve burada konuşulan, tartışılan konuları araştırıyor.

  • Künye: Oğuz Akay – Bu Sofrada Ben Varım, Alfa Yayınları, tarih, 716 sayfa

Sina Akşin – İç Savaş ve Sevr’de Ölüm (2010)

‘İç Savaş ve Sevr’de Ölüm’, Sina Akşin’in ‘İstanbul Hükumetleri ve Milli Mücadele’ adlı eserinin üçüncü ve son cildi.

Akşin bu ciltte, Dördüncü Damat Ferit hükümetinin kuruluşundan Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına kadar uzanan zaman dilimini ele alıyor.

“Bence Sevr geciktirilmiş bir ölümdü. Yalnızca askeri ve mali hükümlere dikkatle bakmak, bu gerçeği bize anlatmaya yeter” diyen Akşin, bu süreçte Anadolu ve Rumeli’deki kurtuluş hareketleri sürecinde ortaya çıkan iç savaş durumunu ve emperyalist güçlerin Osmanlı’ya yönelik büyük hesaplarını ortaya koyuyor.

Akşin ayrıca, padişah Vahdettin ile Damat Ferit’in, Atatürk öncülüğündeki kurtuluş mücadelesine karşı yaptıkları ittifakın ayrıntılarını da sunuyor.

  • Künye: Sina Akşin – İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, İş Kültür Yayınları, tarih, 442 sayfa

Klaus Kreiser – Atatürk (2010)

Osmanlı ve Türkiye tarihi uzmanlarından Klaus Kreiser ‘Atatürk’te, Mustafa Kemal’i zamansal ve mekânsal bir bağlam içinde anlatıyor.

Kitap özellikle, Atatürk’ün hayat hikâyesinin, çağının büyük politik ve düşünsel gelişmeleriyle kesiştiği noktaları göstermesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Kreiser, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne ve Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna tanıklık etmiş günlerin çalkantılı siyasi sahnesine damgasını vuran Atatürk’ün hayatını anlatırken, Selanik, Manastır, İstanbul, Ankara ve daha birçok farklı mekâna uzanıyor ve Atatürk’ün kişiliğini, ailesi, dostları, yoldaşları ve rakipleri gibi, çok sayıda aktör üzerinden anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Klaus Kreiser – Atatürk, çeviren: Dilek Zaptçıoğlu, İletişim Yayınları, biyografi, 399 sayfa

Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar (2010)

Hıfzı Topuz, yaklaşık altmış yıl önce Akşam’da muhabir, sonra da röportaj yazarı olarak çalıştığı dönemlerde, Atatürk’ü yakından tanıyan kişilerle konuşmalar yapmıştı.

Topuz ayrıca, 1974-75 yıllarında TRT’de çalıştığı dönemde yine aynı amaçla Atatürk’ün yakınlarını ‘Her Hafta Bir Konuk’ programı içinde ekrana getirmişti.

İşte elimizdeki kitapta, Topuz’un konuştuğu ve konuk ettiği kişilerle yaptığı görüşmeler bir bütün halinde okurlara sunuluyor.

Cumhuriyet’i kuranların tanıklıklarının yer aldığı kitapta bunların yanı sıra, Yunan orduları komutanı General Trikupis’in, Kurtuluş Savaşı sonrası esir olduğu zaman Atatürk’le olan konuşmasına dair anlatımları da yer alıyor.

  • Künye: Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar, Remzi Kitabevi, anı, 167 sayfa

Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar (2010)

Ermeni Katolik bir ailenin kızı olarak doğan Liji Pulcu Çizmeciyan, küçük yaşında Mustafa Kemal’i Kocataş Yalısı’nın balkonunda konuşurken seyretmiş.

Pulcuyan ayrıca, Atatürk’ün manevi kızlarıyla da aynı okulda okumuş.

Yazar, anılarından oluşan ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’da, Atatürk ve manevi kızlarına dair anılarının yanı sarı, Sarıyer’de geçen çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının Osmanbey’ini, Şişli-Tünel hattındaki semtleri, İstanbul insanının gündelik yaşamını, şehrin eğlence ve kültür hayatını anlatıyor.

Pulcuyan’ın belleğinden bize yansıyan anılar, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un yakın tarihi açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar, İş Kültür Yayınları, anı, 205 sayfa