F. W. Hasluck – Bektaşilik İncelemeleri (2012)

  • BEKTAŞİLİK İNCELEMELERİ, F. W. Hasluck, çeviren: Râgıb Hulûsi (Özden), yayıma hazırlayan: Mehmet Kanar, Say Yayınları, inceleme, 224 sayfa

 

İngiliz şarkiyatçı F. W. Hasluck ‘Bektaşilik İncelemeleri’nde, Bektaşilik üzerinden Anadolu’nun dini tarih ve etnografyasına dair önemli tespitlerde bulunuyor. Yazar burada yer alan makalelerinde ilkin, Bektaşilerin coğrafi dağılımına odaklanıyor. Bu analizde Anadolu başta olmak üzere El Cezire ve Irak, Mısır, İstanbul, Rumeli, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Yunanistan, Arnavutluk ve Avusturya-Macaristan gibi geniş bir coğrafi alanda Bektaşiliğin izi sürülüyor. Yazar bunun yanı sıra, Anadolu’da Hıristiyanlık ve Müslümanlık arasındaki etkileşimler ile sultanların kılıç kuşanması gibi farklı detayları da irdeliyor.

Peter Mansfield – Ortadoğu Tarihi (2012)

 

  • ORTADOĞU TARİHİ, Peter Mansfield, çeviren: Ümit Hüsrev Yolsal, Say Yayınları, tarih, 663 sayfa

Peter Mansfield, konuya dair klasik kitaplardan biri olan ‘Ortadoğu Tarihi’nde, bölgede son iki yüzyılda yaşanmış gelişmeleri anlatıyor. Mansfield bölgeyi, antikçağdan günümüze uzanan geniş bir tarihsel dilimde inceliyor. Nicolas Pelham’ın da katkıda bulunduğu kitap, İslam’ın savunmaya geçtiği 1800’lerden sonrasını, Mehmet Ali’nin Mısırı’nı, Britanya’nın Mısır’daki varlığını, Nâsır dönemini, Türk ve Arap ilişkilerini, 2. Dünya Savaşı’nda bölgenin durumunu, 1950’lerden itibaren süper güçlerin Ortadoğu’ya girişini, evrilen cihat hareketlerini ve ABD’nin Irak ile Arap-İsrail çatışmasına yönelik siyasetini ele alıyor.

Judith Revel – Foucault Sözlüğü (2012)

 

  • FOUCAULT SÖZLÜĞÜ, Judith Revel, çeviren: Veli Urhan, Say Yayıncılık, sözlük, 135 sayfa

Michel Foucault’nun çalışmaları karmaşık olarak bilinir. Bunun bir sebebi araştırma alanlarındaki çeşitlilikse, diğeri de başka disiplinlerden çokça yararlanması. Foucault’nun ortaya koyduğu  “Arkeoloji”, “Bedenlerin Politik Kuşatması”, “Biyopolitik”, “Delilik”, “Cinsellik”, “Disiplin”, “Kendilik Kaygısı”, “Bilgi” ve “Öznelleşme Süreci” gibi kavramlar, bu bireşimin en iyi örnekleridir. Judith Revel’in hazırladığı bu sözlük, Foucault’nun kavramlarını maddeler halinde açıklıyor. Foucault’nun dediği gibi bir “alet çantası” olarak düşünülebilecek sözlük, Foucaultcu çözümlemenin ilgilendiği sorunsalları da saptıyor.

Koray Karabekirlioğlu – Aman Dikkat: Dikkat ve Öğrenme Sorunları (2012)

  • AMAN DİKKAT: DİKKAT VE ÖĞRENME SORUNLARI, Koray Karabekirlioğlu, Say Yayınları, psikoloji, 419 sayfa

Çocuk ve ergen psikiyatrisi üzerine çalışmalar yapmakta olan Koray Karabekirlioğlu, öğretmenler ile ebeveynlere hitap eden çalışması ‘Aman Dikkat’te, 2-15 yaş aralığındaki çocuklarda ortaya çıkan dikkat ve öğrenme sorunlarını irdeliyor ve bu sorunların nasıl aşılabileceğini anlatıyor. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), bebeklikten erişkinliğe dikkat işlevlerinin gelişimi, özgül öğrenme bozukluklarının yol açtığı sorunlar, öğrenme ve belleğin nasıl güçlendirilebileceği, okulöncesi çocuklarda dikkat ve öğrenme sorunlarının nasıl aşılacağı Karabekirlioğlu’nun burada ele aldığı konulardan birkaçı.

Arthur Schopenhauer – Eristik Diyalektik (2012)

 

  • ERİSTİK DİYALEKTİK, Arthur Schopenhauer, çeviren: Ülkü Hıncal, Sel Yayıncılık, felsefe, 87 sayfa

“Eristik Diyalektik”, mutlaka haklı çıkmak amacıyla girişilen ve bu amaçla çoğunlukla mantık oyunlarına, hilelerine başvurulan tartışma sanatı anlamına geliyor. İşte ünlü düşünür Arthur Schopenhauer elimizdeki denemesinde, bu tartışmalarda başvurulan hilelerin genel yapılarını açıklıyor. Tartışmadan galip çıkan kişinin, bunu, ele aldığı önermeyi kurnazlık ve beceriklilikle savunmuş olmasına borçlu olduğunu söyleyen Schopenhauer, bu tartışmalarda sıklıkla başvurulan yanlış önerme kullanma, kızdırma, zıddını sorma, tezat sunma, zafer narası atma, zorluk çıkarma ve tartışmayı sonlandırma gibi hileleri anlatıyor.

Hugo Grotius – Savaş ve Barış Hukuku (2011)

  • SAVAŞ VE BARIŞ HUKUKU, Hugo Grotius, çeviren: Seha L. Meray, Say Yayıncılık, hukuk, 392 sayfa

 

1583-1645 yılları arasında yaşamış Hollandalı hukukçu, teolog ve devlet adamı Hugo Grotius, uluslararası hukukun kurucusu olarak kabul ediliyor. Üç buçuk yüzyıl önce yayımlanan yukarıdaki klasik yapıtında Grotius, devletler hukukunu devletlerin yaratmadığını, onun, geleneksel uygulamalardan ve devletler arasındaki anlaşmalardan doğduğunu belirterek, uluslararası ilişkilerde uygulanan ve uygulanması gereken kuralları, özellikle söz konusu ilişkilerdeki “ölçülü davranma” zorunluluğunu, detaylıca irdeliyor. Grotius bunu yaparken, uluslararası hukukun yanı sıra, hukuk felsefesi, özel hukuk ve ceza hukuku gibi geniş bir alanda dolaşıyor.

Saul Frampton – Montaigne’in Kedisi (2011)

  • MONTAIGNE’İN KEDİSİ, Saul Frampton, çeviren: Solina Silahlı, Say Yayınları, biyografi, 296 sayfa

Rönesans edebiyatı alanında uzman isimlerden olan Saul Frampton, elimizdeki kitabı ‘Montaigne’in Kedisi’nde, denemenin babası olarak kabul edilen Michel de Montaigne’in ilgiyle okunacak bir portresini kaleme almış. Frampton, Montaigne’in 28 Şubat 1533’de Bordeaux’deki doğumundan başlayarak, ailesini, çocukluk yıllarını, eğitim sürecini, Yunan ve Latin edebiyatına duyduğu ilgiyi, Belediye Başkanlığı dönemini ve hayatındaki dönüm noktalarını anlatıyor. Kitap, ailesinden kalan geniş malikanede, zamanını kitap okuyup yazı yazarak geçiren Montaigne’in meşhur denemelerini yazma sürecini ayrıntılı bir şekilde ele almasıyla dikkat çekiyor.

Sigmund Freud – Yanılgılar ve Düşler Üzerine (2011)

  • YANILGILAR VE DÜŞLER ÜZERİNE, Sigmund Freud, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları, psikanaliz, 327 sayfa

 

Sigmund Freud, çağdaş Batı dünyasının toplumsal yaşamında köklü dönüşümler yaratan, insana ve topluma bakış açılarını kökünden sarsan isimlerden biri. ‘Yanılgılar ve Düşler Üzerine’ başlıklı elimizdeki kitap da, Freud’un önemli eserlerinden olan ‘Psikanalize Giriş Dersleri’nden seçilmiş derslere yer veriyor. Kitabın ilk bölümünde yanılgıları ele alan Freud, burada, konuşma ve yazıdaki dil sürçmeleri ve yanlış anlama gibi, sağlıklı kişilerin hepsinde gözlemlenebilen, bu nedenle hastalıklar arasında sayılmayan bazı olayları konu ediniyor ve bunların daha ciddi ruhsal bozukluklara dair ne gibi ipuçları verdiğini irdeliyor. Freud, düşleri değerlendirdiği kitabının ikinci bölümünde de, çocuk ve yetişkin düşlerini, düş sansürünü, düşte simgeselliği ve düşteki arkaik özellikleri, düş örnekleri aracılığıyla inceliyor.

Sigmund Freud – Bir Çocukluk Nevrozu Hikâyesi: Kurt Adam Vakası (2011)

  • BİR ÇOCUKLUK NEVROZU HİKÂYESİ: KURT ADAM VAKASI, Sigmund Freud, çeviren: Dilman Muradoğlu, Say Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa

 

Sigmund Freud’un, Adler ve Jung’u eleştirmek için kendisine kanıtlar sunmasıyla özel önem verdiği ‘Kurt Adam Vakası’, aynı zamanda onun en ünlü olgu öykülerinden. ‘Kurt Adam’, sağaltım için Freud’a başvuran bir Rus gencinin saplantılı korkularının ve saldırgan itkilerinin bir analizi. Genç adamın tedavisi uzun yıllar sürmüş ve hasta, ruh sağlığına yeniden kavuşmuştu. Olgu adını, hastanın, çocukluğunda kurtlara karşı duyduğu histerik korkudan ve saplantılardan alıyor. Kitap, Freud’un söz konusu gencin hastalık hikâyesi ve hastanın çevresi ile ilgili genel bilgiler vermesiyle başlıyor. Freud daha sonra, hastanın çocukluğunda yaşadığı baştan çıkarmayı ve ilk sonuçlarını; rüyada görülen primal sahneyi; saplantı nevrozunu; anal erotizm ve kastrasyon kompleksini ve primal döneme ait diğer ek bilgileri anlatıyor.

Mehmet Küçük (der.) – Modernite Versus Postmodernite (2011)

  • MODERNİTE VERSUS POSTMODERNİTE, derleyen: Mehmet Küçük, Say Yayınları, sosyoloji, 528 sayfa

 

Postmodern söylem ve bunun çevresinde gelişen tartışmalar, Türkiye’de genel olarak pek misafirperverce karşılanmadı. Bunun için dile getirilen gerekçelerden biri, postmodern söylemin “kafa karışıklığı” yaratıyor olmasıydı. İşte Mehmet Küçük’ün derlediği ve ilk baskısı 1993’te yapılan bu kitap, postmodern düşünce alanında kalem oynatmış belli başlı isimlerin üretimlerini bir araya getiriyor. Küçük’ün modernite ve postmoderniteyi anlaşılabilir bir üslupla değerlendirdiği sunuş yazılarından oluşan bölümle başlayan kitap, devamında, modernite ve postmodernite konularını geniş bir çerçevede irdeleyen farklı düşünürlere ait çeviri metinlere yer veriyor. Son bölümde de, modernite ve postmoderniteye dair öne çıkan tartışmaların benzeştiği ve ayrıştığı noktalar, yine muhtelif isimlerin makaleleri üzerinden ele alınıyor.