Ann Cvetkovich – Depresyon (2021)

Depresyonu biyolojik yahut tıbbi bir olgu olarak değerlendirmeye meyilliyiz.

Peki, depresyonun kültürel ve toplumsal kökenleri nedir?

Ann Cvetkovich’in bu özgün çalışması, depresyonun kültürel, politik ve ırk temelli tarihinin izini sürüyor.

Cvetkovich burada, hem kendini süreğen bir kayıtsızlık, atalet ya da çaresizlik hissiyle gösterebilen depresyonun sömürgecilik, mülksüzleşme ve yerinden edilme geçmişleriyle bağını, hem de sol melankoli ve politik depresyon arasındaki mesafeyi aydınlatmak adına bir Hıristiyan tasarısı olan “acedia” kavramının bize nasıl yol gösterebileceğini irdeliyor.

Kitap depresyonla ilgili olsa da, kötü hisleri geçiştirmek, yahut onları görmezden gelmek yerine, onları kucaklayarak nasıl daha iyi bir hayat yaşayabileceğimizi de tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Ann Cvetkovich – Depresyon: Toplumsal Bir His, çeviren: Zeynep Ertan, Sel Yayıncılık, psikoloji, 325 sayfa, 2021

Michel Foucault – Özgürlük ve Bilgi (2021)

Michel Foucault’dan bilgi ile özgürlük arasında mecburi bir ilişki olduğu varsayımı üzerine usta işi bir sorgulama.

Foucault ile Hollandalı filozof Fons Elders arasında, Foucault’nun yaşamında politik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşmişti.

Bilgi ile özgürlük arasında mecburi bir ilişki olduğu varsayımına göre, bilgi özgürlüğü, özgürlük de bilgiyi getirecektir.

Başka bir deyişle, ne kadar çok bilirsek o kadar çok özgür oluruz yahut tersi.

Bu varsayım en olgunlaşmış haliyle, aklın evrensel bilgi ve mutlak özgürlük ile tamamlanmasını bir ideal olarak konumlandırır.

Foucault ise, delilik temasından hareketle, “Deliliği anlamak için ilk önce kimin ya da neyin dışlandığına bakmak gerekir.” diyor ve buradan yola çıkarak şu varsayımda bulunuyor: Bilgimizin evrenselliği dışlamalar, yasaklamalar, inkârlar, reddedişler pahasına; gerçeklik açısından bir tür zalimlik pahasına kazanılmıştır.

Başka bir deyişle Foucault, evrensel bilginin bedelinin bir zulüm kısır döngüsü olduğunu savunuyor.

Düşünür bunun yanı sıra çarpıcı bir öneride de bulunuyor:

Şayet özgürlük istiyorsak, evrensel bilginin peşine düştüğümüz, asla tatmin edici olamayacak ve şiddet içeren bir arayışa kalkışmak yerine evrensel bilgi idealini “terk etmeliyiz.”

  • Künye: Michel Foucault – Özgürlük ve Bilgi, söyleşi: Fons Elders, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, felsefe, 120 sayfa, 2021

Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin (2020)

Kafka edebiyatının sıkı bir felsefi analizi için muhakkak okunması gereken bir yapıt.

Gilles Deleuze ve Félix Guattari, çağımızın en büyük yazarlarından olan Kafka’nın yapıtlarından mektuplarına ve günlüklerine neredeyse tüm külliyatını kat ederek, Kafka’yı kullandığı kelimeler, metaforlar, simgeler ve semboller üzerinden politik ve felsefi bir bakış açısıyla yeniden okuyor ve bu büyük yazarın yarattığı müstesna dilin büyük toplumsal makineleri nasıl parçalayıp dağıttığını ortaya koyuyor.

Felsefenin sanat yapıtını kullanma, onu kendine mal etme stratejileri; aşırı yorumun olanakları; dil üzerinde yeni bir alan oluşturma gerekliliği gibi konular üzerine okurunu düşünmeye davet eden çalışma, Kafka’yı başka bir gözle okumak için harika bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Kafka yalnızca yabancılaşmış çalışma koşullarını düşünmekle kalmaz: Dehası, erkeklerin ve kadınların, yan yana sürdürdükleri faaliyetlerinde, aşklarında, protestolarında, öfkelerinde de makinenin parçası olduklarını öne sürmesinden ileri gelmektedir.”

  • Künye: Gilles Deleuze ve Félix Guattari – Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 144 sayfa, 2020

Lynne Segal – Radikal Mutluluk (2020)

Toplumsal sefaletin faturası arttıkça mutluluk arayışımız da artıyor.

Günümüzün mutluluk mottosu ise, herkesin her yere çekebileceği “seni ne mutlu ediyorsa onu yap”tır.

Lynne Segal ise, böylesi içi boş mutluluk numuneleri yerine hep birlikte, müşterek şekilde mutlu olabileceğimiz bir dünyanın olanakları üzerine düşünüyor.

Segal, bireyciliğin tırmandığı günümüz toplumundaki umutsuzluk ve tecrit çemberini kıracak olan müşterek neşenin yeniden keşfedilmesi gerektiğini, neşenin yüzyıllar boyu tecelli etme biçimlerinden hareketle, yaşamdan keyif alma olasılıklarını yitirmemize sebep olan düzeni kökten reddetmemiz gerektiğini belirtiyor.

Kitabı asıl özgün kılan hususlardan biri ise, mutluluk arayışımıza eleştirel bir bakışla yaklaşması.

Segal, ticari değerlerin ve çıkarların her yere nüfuz ederek genişlemesinin hem özel hem de kamusal yaşamı derinden etkilediğini söylüyor ve böylesi bir durumda mutlu olup olmadığımıza saplanıp kalmanın feminist mücadele içerisinde büyük bir yılgınlık yarattığını vurguluyor.

  • Künye: Lynne Segal – Radikal Mutluluk: Müşterek Neşe Anları, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2020

Hans Bertens – Edebi Teori (2020)

Edebi teoriye iyi bir giriş arayanlara, bu kitabı muhakkak öneririz.

Çalışma, örneğin 1930’ların ortalarından 1970’e kadar ABD’deki edebiyat eleştirisine egemen olan Yeni Eleştiri’yi çok yönlü bir şekilde incelemesiyle, aynı zamanda usta işi bir edebi teori tarihi olarak da okunabilir.

Hans Bertens, pratik eleştiriden biçimciliğe, Fransız yapısalcılığından 1970 ve 80’lerde edebiyata ağırlığını koyan sınıf, cinsiyet ve ırk kavramlarına, Derrida’nın yapısökümünden Foucault, Lacan, Fransız feminizmi ve postmodernizmin edebi teoriye katkılarına, kültürel çalışmalardan yeni tarihselcilik ve kültürel materyalizme, postkolonyal eleştiriden post-hümanizm, ekolojik eleştiri ve hayvan çalışmalarına edebi teori alanına giren hemen her konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Hans Bertens – Edebi Teori, çeviren: Abdurrahman Aydın, Sel Yayıncılık, edebiyat kuramı, 258 sayfa, 2020

Jean-François Bert – Foucault (2020)

Michel Foucault’nun düşüncesi ve ona getirilen güncel eleştiriler hakkında iyi bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Jean-François Bert burada, Foucault’nun biyopolitika, söylem, episteme, norm, iktidar, özneleştirme ve hakikat gibi kavramlarını açıklıyor ve düşünürün beşeri ve sosyal bilimlerdeki etkilerini aydınlatıyor.

Bert ayrıca, Foucault’nun yapısalcılıkla olan bağını, tarihi kullanmadaki özgün yöntemini, İran Devrimi esnasında Humeyni’ye duyduğu sözüm ona hayranlığı, eleştirel söylemlerinde ortaya çıkan çelişkileri ve çalışmalarının yol açtığı kimi zaman sert olabilen eleştirilere de yer veriyor.

  • Künye: Jean-François Bert – Foucault, çeviren: Emrullah Ataseven, Sel Yayıncılık, felsefe, 127 sayfa, 2020

David Harvey – Kent Deneyimi (2016)

Kentin tarihsel örgütlenmesini eleştirel bir bakışla irdeleyen bir eser.

David Harvey, kapitalist gelişme tarihinde kent süreçlerinin rolünü, emek fazlalarının nasıl üretilip fiziksel ve sosyal altyapı üretiminde kullanıldığını, kentteki yerel emek piyasaları meselesini, kentin sınıfsal sınırlarını ve kentin politik stratejilerini tartışıyor.

  • Künye: David Harvey – Kent Deneyimi, çeviren: Esin Soğancılar, Sel Yayınları

Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı (2020)

Filozof ve antropolog Clémence Royer ile anarşist coğrafyacı Pyotr Kropotkin arasında, kapitalizm koşullarında devrim ve reformdan devlete, sömürüden eşitsizliğe, kadından ahlaka uzanan sıkı bir tartışma.

Royer’i, sosyal Darwinizm’in ilk teorisyeni, feminist, antropolog ve filozof, Kropotkin’i ise başta ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ olmak üzere çeşitli eseriyle anarşist teorinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliriz.

Michel Huteau, iki isim arasında tasarladığı hayali bir tartışma üzerinden çağımızın büyük sorunlarına yanıt arıyor.

Royer, 1884 yılında, hapishaneye dönüştürülen Clairvaux Manastırı’nda beş yıllık hapis cezasını çekmekte olan Kropotkin’i ziyaret eder.

Bu ziyaret, iki ünlü isim arasında hararetli bir tartışmayı ateşleyecek ve tartışma hapishanelerden başlayarak sosyal eşitlik ve eşitsizliklere, genel oy hakkından halka, bilim ve ahlaktan anarşist topluma ve felsefeden vergiler ve devlete kadar uzanacaktır.

Huteau’nun enfes çalışması, siyasetin ve felsefenin güncel sorunlarına çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı: Clémence Royer ve Kropotkin Tartışıyor, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, siyaset, 2020

Stavros Stavrides – Kentsel Heterotopya (2016)

Kent mekânlarının özgürleşme potansiyellerini irdeleyen ufuk açıcı bir kitap.

Stavros Stavrides, hem kentlerin yapılanışından Foucault’nun iktidar çözümlemesine sağlam bir teorik çerçeve sunuyor hem de Zapatistalar ve Atina’daki Aralık ayaklanması gibi oluşumların kapitalist kent anlayışına nasıl alternatifler sunabileceğini tartışıyor.

  • Künye: Stavros Stavrides – Kentsel Heterotopya, çeviren: Ali Karatay, Sel Yayıncılık

Guy de Maupassant – Aşklarımız (2016)

Guy de Maupassant, daha çok kendine has öykü tarzıyla bilinir.

Oysa yazarın, yayımlanmış altı romanı da bulunuyor.

Maupassant’ın ölmeden önce tamamladığı ❛Aşklarımız❜ da, bunlardan biri.

Kadın-erkek ilişkilerindeki ezeli ve ebedi çatışmayla örülen roman, aynı zamanda Paris’in sanatçı ve sosyete ortamlarının nitelikli bir tasvirini de sunuyor.

  • Künye: Guy de Maupassant – Aşklarımız, çeviren: Yaşar Avunç, Sel Yayınları