Richard Brenner ve Michael Pröbsting – Marksist Kriz Teorisi ve Kredi Krizi (2011)

  • MARKSİST KRİZ TEORİSİ VE KREDİ KRİZİ, Richard Brenner ve Michael Pröbsting, çeviren: Senem Çakmak Şahin ve Aslı Şen Taşbaşı, Yordam Kitap, iktisat, 219 sayfa

 

Kapitalizmin sürekli krizlerle boğuşması, Marksizme duyulan ilgiyi artırdı. Elimizdeki derleme de, son dönemlerde ayrıca ilgiye mazhar olmuş Marksist kriz teorisini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Kitapta, Marksist kriz teorisinde karşılaşılan “aşırı birikim ve kriz”, “Marx’ın kâr oranlarının düşme eğilimi yasası” ve “değişmez sermayenin değersizleşmesi” gibi kavramlar anlatılıyor, ardından 2008 kredi krizinin Marksist bir çözümlemesi yapılıyor. Yazarlar ayrıca, tarihsel bir çerçeve gözeterek kapitalist sistemdeki temel çelişkileri ortaya koyuyor ve Marksist anlayışın bu sorunlara ne gibi çözümler getirdiğini de gözler önüne seriyor.

Bertell Ollman – Diyalektik Soruşturmalar (2011)

  • DİYALEKTİK SORUŞTURMALAR, Bertell Ollman, çeviren: Cenk Saraçoğlu, Yordam Kitap, felsefe, 317 sayfa

 

Bertell Ollman ‘Diyalektik Soruşturmalar’da, bir yandan Karl Marx’ın diyalektik anlayışının başlıca öğelerini ele alıyor, öte yandan diyalektik görüşün temel toplumsal sorunlara nasıl yanıt verebileceğini irdeliyor. Ele aldığı konuyu canlı gözlem ve örneklerle zenginleştiren çalışma, diyalektik konusuna yeni başlayanlara bir rehber vazifesi gördüğü kadar, Marksizm konusunda derinlikli analizler ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor. Ollman, diyalektik yöntem üzerinden üniversite, devlet, sınıf, ideoloji, ütopya, cinsellik ve kapitalizm gibi konuları sorguluyor, böylece geleceğin sosyalizminin nasıl olacağı konusunda öngörülerde bulunuyor.

Y. Yılmaz Ateş (haz.) – Demokratik Barışçı Çözüm ve Kürt Sorunu (2011)

  • DEMOKRATİK BARIŞÇI ÇÖZÜM VE KÜRT SORUNU, hazırlayan: Y. Yılmaz Ateş, Evrensel Yayınları, siyaset, 388 sayfa

 

Yılmaz Ateş’in hazırladığı ve birçok yazarın katkıda bulunduğu eldeki çalışma, Türkiye’de halen tüm yakıcılığıyla devam eden Kürt sorununu, çok yönlü bir bakışla ele alıyor. Ağırlıklı olarak sosyalist bir perspektifle kaleme alınmış makalelerde, Kürt halkının “kendi kaderini tayin hakkı” savunuluyor; emperyalizm ve bölge gericiliklerinin Kürtlere dair hesapları ile Kürtleri hedef alan şoven-gerici çeşitli akımlar eleştiriliyor ve sorunun demokratik çözüm olanakları araştırılıyor. Kitapta, ırkçı saldırıların kışkırtılıp halkların birbirine düşmanlaştırılmasıyla, Kürt sorunu konusunda sol kesimde yaşanan kafa karışıklığı da analiz ediliyor.

Orhan Gökdemir – Faili Meçhul Cinayetler Tarihi (2011)

  • FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER TARİHİ, Orhan Gökdemir, Destek Yayınları, siyaset, 384 sayfa

 

Bilindiği gibi Türkiye, “faili meçhul” cinayetler ülkesi. Orhan Gökdemir bu kitabında, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze, bir “tarz-ı siyaset” olarak cinayetleri araştırıyor. Çalışma en çok, eski deyişle katl, yenisi ile cinayetin, mutlaka bir “siyaset” yapış tarzına tekabül ettiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitap, Osmanlı’da işlenen cinayetlerle açılıyor ve bu dönemin öne çıkan infaz tarzlarını ele alıyor. Yazar, Cumhuriyet dönemindeki cinayetleri de, 33 Kurşun olayı ile Sabahattin Ali’nin katli üzerinden anlatıyor. Gökdemir ardından 27 Mayıs sonrası, 1980 sonrası ve 1990 sonrası faili meçhul cinayetlere uzanıyor.

Cenk Reyhan ve Nizam Önen – Mülkten Ülkeye (2011)

  • MÜLKTEN ÜLKEYE, Cenk Reyhan ve Nizam Önen, İletişim Yayınları, inceleme, 664 sayfa

 

Merkezi devlet yapısının sorunlara çözüm bulmakta zorlandığı; bu nedenle yerel yönetimlere daha fazla görev, sorumluluk ve yetki verilmesinin sorunların aşılmasında önemli bir unsur olduğu, Türkiye’de uzun zamandır tartışılagelen konulardan. Bu tartışmaların 19. yüzyıldan itibaren başladığını belirten Cenk Reyhan ve Nizam Önen, ‘Mülkten Ülkeye’ isimli elimizdeki kapsamlı çalışmalarında, Türkiye’de taşra idaresinin 1839-1929 döneminde geçirdiği dönüşümleri araştırıyor. Osmanlı’nın eyaletler sisteminde meclisler; eyaletten vilayete geçişte taşra idaresindeki değişim; İkinci Meşrutiyet, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemlerinde mülki idarenin durumu, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Kitabın, özellikle Türkiye’de ülke yönetimi üzerine çalışacak olanlar için nitelikli bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

Jacques Sémelin – Arındırma ve Yok Etme (2011)

  • ARINDIRMA VE YOK ETME, Jacques Sémelin, çeviren: Melike Işık Durmaz, İletişim Yayınları, siyaset, 503 sayfa

 

Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Jacques Sémelin, ‘Arındırma ve Yok Etme’de, katliam ve soykırımın siyasî kullanımlarına odaklanıyor. Katliam ve soykırımların, 20. yüzyılda kitlesel bir olgu halini aldığını ve başlarında bulunduğumuz 21. yüzyılın da ona benzeyecek gibi göründüğünü belirten Sémelin, Yahudi soykırımından 1990’lı yılların başında Shoah vakasına; Ruanda’da yaşanan katliamdan Bosna soykırımına; Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin yaşadıklarından Pol Pot Kamboçya’sına dek uzanıyor. İnsanları barıştan barbarlığa sürükleyen bu kıyıcı süreçleri analiz eden yazar, çağdaş tarih, iletişim sosyolojisi, psikoloji ve siyaset bilimi gibi çok farklı disiplinlerden de yararlanarak, kurban edici şiddeti; cezasız kalan suçları, savaş ve medya ilişkisini ve katliam ile soykırımların siyasî kullanımlarını irdeliyor.

Ali Dağlar – Rahip Cinayetleri (2011)

  • RAHİP CİNAYETLERİ, Ali Dağlar, Destek Yayınları, siyaset, 256 sayfa

 

Ali Dağlar ‘Rahip Cinayetleri’nde, Malatya’da Zirve Yayınevi Katliamı’nı odağa alıp, Türkiye’de azınlıklara yönelik saldırıların 200 yıllık arka planını araştırıyor. Kitapta, misyonerlerin Osmanlı’ya ilk gelişlerinden İmparatorluğun “Millet-i Sadıka” Ermenilere dönük protestanlaştırma çabalarına; Ermenilere yönelik pogromlardan Cumhuriyet döneminde tüm hızıyla devam eden gayrimüslim azınlıklara ve Alevilere yönelik pogrom ve kırımlara uzanıyor. Dağlar tarihsel arka planı ortaya koyduktan sonra, yakın tarihin en önemli olayları olan Malatya, İskenderun ve Trabzon’da yaşanan rahip cinayetlerini politik-toplumsal bir çerçeveyle irdeliyor.

Ümit Sönmez – Piyasanın İdaresi (2011)

  • PİYASANIN İDARESİ, Ümit Sönmez, İletişim Yayınları, inceleme, 247 sayfa

 

Kamu yönetimi ve siyasal iktisat alanlarında çalışmalar yapmış Ümit Sönmez, ‘Piyasanın İdaresi’nde, eleştirel bir neoliberalizm okuması üzerinden, kimilerinin “devlet içinde devlet” diyerek eleştirdiği, kimilerinin de tüm toplumsal ve yönetimsel sorunların çözümü olarak alkış tuttuğu bağımsız düzenleyici kurumları (BDK) ayrıntılı şekilde masaya yatırıyor. Bu kurumların nasıl kurulduklarını sorgulayan ve onların mevcut örgüt yapılarını, işlevlerini ve güçlerini nereden aldıklarını araştıran çalışma, konuyla ilgilenenler için kılavuz niteliğinde bir eser. Sönmez, tarihsel süreçleri ve kuramsal gelişmeleri de içine alan bir perspektifle, bu kurumların nasıl ve neden kurulduklarını analiz ediyor; bununla paralel şekilde, neoliberalizmin devlet-piyasa ilişkisine dair tasarımını da bütünlüklü bir bakışla ortaya koyuyor.

Paul Burkett – Marksizm ve Ekolojik İktisat (2011)

  • MARKSİZM VE EKOLOJİK İKTİSAT, Paul Burkett, çeviren: Ertan Günçiner, Yordam Kitap, ekoloji, 384 sayfa

 

Sol siyasî hareket ve Marksizm üzerine yaptığı pek çok çalışması bulunan Paul Burkett, günümüzde daha kaygı verici bir boyuta gelmiş olan ekolojik sorunlara, Marksizm çerçevesinden çözümler sunuyor. Burkett, Türkçede daha önce yayımlanmış ‘Marx ve Doğa’da, Marx’ın politik eleştirisinde ekolojinin izini sürmüş; bunu da, düşünürün eserlerini adım adım izleyerek yapmıştı. Burkett, yeni yayımlanan elimizdeki kitabında da, Marksizm ve ekoloji arasında ilişkiyi, ekolojik iktisat tartışması bağlamında  ayrıntılandırmaya devam ediyor. Ekolojik iktisat anlayışına, Marksist sınıf perspektifinin nasıl yanıt verebileceği, yazarın burada merkeze aldığı asıl konu. İlk olarak ekolojik iktisatın barındırdığı çelişkileri ve boşlukları saptayan Burkett, ardından Marksizmin bu sorunların çözümüne nasıl bir katkı sunabileceğini araştırıyor.

Slavoj Žižek – Olumsuzla Oyalanma (2011)

  • OLUMSUZLA OYALANMA, Slavoj Žižek, çeviren: Hakan Gür, İmge Yayınları, felsefe, 437 sayfa

 

Radikal solun ünlü düşünürlerinden Slavoj Žižek, ‘Olumsuz Oyalanma’ isimli bu kitabında, günümüzdeki milliyetçilik ve etnik çatışmaların yarattığı sorunları felsefeye, özellikle de Alman idealizmine geri dönerek çözmeye koyuluyor. Bunun için, ilk başta Kant ve Hegel üzerinden bir ideoloji kritiğini ortaya koyan Žižek, söz konusu ideoloji kritiğini, bugünün toplumunun dinamiğini ortaya dökecek bir yöntem olarak tasarlıyor. Postmodern düşünürlerin aksine, Kant ve Hegel’i sahiplenerek onların görüşleri ekseninde günümüz felsefe ve siyasetini yorumlamaya koyulan Žižek, görüşlerini opera ve kara film de dahil, pekçok ilginç örnekle besliyor.