Laura Mulvey – Saniyede 24 Kare Ölüm (2012)

  • SANİYEDE 24 KARE ÖLÜM, Laura Mulvey, çeviren: Selin Dingiloğlu, Doruk Yayınları, sinema, 241 sayfa

 

Feminist sinema kuramcısı Laura Mulvey ‘Saniyede 24 Kare Ölüm’de, sinema algısının değişimini, verili koşullarda zamanın temsilinin yeni bir anlam kazanışını ve fotoğraf ile sinemanın, insanın ölümle olan ilişkisini nasıl biçimlendirdiğini araştırıyor. Mulvey bu konuları yorumlamaya koyulurken, psikanalizin katkılarından, ağırlıklı olarak da Freud’un “Ertelenmiş hareket” kavramından yararlanıyor. Sinemadaki izleyicilik olgusunu, “düşünceli izleyici” ve “sahiplenici izleyici” kavramlarıyla tanımlayan yazar, Alfred Hitchcock, Roberto Rossellini ve Abbas Kiarostami gibi yönetmenlerin üretimlerini de bu bağlamda irdeliyor.

Christopher Isherwood – Hoşça Kal Berlin (2012)

  • HOŞÇA KAL BERLİN, Christopher Isherwood, çeviren: Zehra Gencosman, Yapı Kredi Yayınları, roman, 210 sayfa

Christopher Isherwood’un romanları, onun hayat hikâyesinden izler taşır. Isherwood, 1929-1933 yıllarını, o zamanlar zengin kültürüyle ünlenmiş Berlin’de geçirmiş. İşte Isherwood ‘Hoşça Kal Berlin’de, Hitler’in iktidara gelmesinin ardından terk ettiği Berlin’in kozmopolit dünyasına uzanıyor. Romanın yazarla aynı adı taşıyan anlatıcısı, Berlin’in renkli gece hayatından insan manzaraları veriyor; göçmenler, Yahudiler, komünistler ve Nazi taraftarlarından oluşan birçok karakteri okurun karşısına çıkarıyor. Otobiyografik ve kurmacanın iç içe geçtiği roman, kıyametten önceki Berlin’in hüzünlü bir panoramasını sunuyor.

Handan İnci (haz.) – Ahmet Hamdi Tanpınar (2012)

  • AHMET HAMDİ TANPINAR, hazırlayan: Handan İnci, Kapı Yayınları, inceleme, 364 sayfa

 

Elimizdeki kitap, 2010’da gerçekleştirilen Ahmet Hamdi Tanpınar’ı ele alan bir sempozyum kapsamında gerçekleştirilen panellerden, söyleşilerden ve sempozyuma sunulan bazı bildirilerden oluşuyor. Kitapta, Tanpınar’ı yaşarken tanımış, öğrencisi olmuş veya asistanlığını yapmış kişilerin yazara dair anıları; Tanpınar’ı yabancı dillere kazandıran yedi çevirmenin, yazarın dünya edebiyat piyasasındaki yeri konusundaki düşünceleri; günümüz şairlerinin Tanpınar’ın şairliğini nasıl yorumladıkları ve Tanpınar’ın sinemaya olan ilgisi gibi, Tanpınar’ın kişiliğini ve sanat anlayışını aydınlatan ilgi çekici konular yer alıyor.

Turan Şahin – Osmanlı’nın Çılgın Projeleri (2012)

  • OSMANLI’NIN ÇILGIN PROJELERİ, Turan Şahin, Yitik Hazine Yayınları, tarih, 131 sayfa

 

Turan Şahin, hazır gündemde “çılgın projeler” varken, dönüp Osmanlı’nın tarihine bakmış. Zevkle okunan kitaptan edindiğimiz sonuç malum: kimi zeka ürünü, kimi gülünç onlarca yitik proje… Kitapta, Fransız şehir bilimci Antoine Bouvard’ın Hipodrom ve Galata köprüsü projeleri, Beyazıt Meydan projesi, D’Aronco’nun Dersaadet Ziraat ve Sanayi Sergi-i Umumisi projesi, metro projeleri, tüp geçit projeleri, Marmara-Sapanca-Sakarya kanalı projesi, Süveyş kanalı projesi, Akdeniz kanalı projesi ve Menderes nehrinin ulaşıma açılması projesi gibi, Osmanlı’nın ağırlıklı olarak son dönemlerinde ortaya konmuş planlar anlatılıyor.

Kolektif – Çernobil Halk Mahkemesi (2012)

  • ÇERNOBİL HALK MAHKEMESİ, kolektif, çeviren: Umur Gürsoy, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 298 sayfa

 

Elimizdeki kitap, 1996’da, Çernobil Atom Santrali kazasından on yıl sonra Daimi Halk Mahkemesi’nce Viyana’da gerçekleştirilen oturumun tutanaklarından oluşuyor. Çernobil’in çevre, sağlık ve insan haklarına etkilerini irdeleyen kitap, dünyanın Çernobil öncesi ve sonrasındaki nükleer enerji durumuna dair rahatsız edici bilgiler barındırıyor. Kitapta, Çernobil kazasına tanık olmuş kişilerin anlatımları; kazanın gelişmekte olan ülkelere etkileri ve kazanın, çevre ve insandaki genetik etkileri gibi konular yer alıyor. Kitap, nükleer santral ve nükleer enerji konusunda okurunu aydınlatmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Mustafa İsen – Dile Duran Ölüm (2012)

  • DİLE DURAN ÖLÜM, Mustafa İsen, Kapı Yayınları, inceleme, 321 sayfa

Mustafa İsen ‘Dile Duran Ölüm’de, klasik Türk edebiyatında ölüm düşüncesinin, ölenin iyiliklerini sayıp dökmek anlamına gelen mersiye formu çerçevesinde şiire yansımasını inceliyor. Çalışması boyunca, mersiyenin tarihi gelişimini de izleyen İsen, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında türün kronolojik yürüyüşünü; mersiyelerin nazım şekillerini; mersiyede kafiye ve redifi; mersiyelerde yas, dua ve temenniler  gibi konuları, kapsamlı bir bakışla irdeliyor. İsen ayrıca, padişahlara, şehzadelere, vezirlere, şeyhlere, aile bireylerine, dostlara, arkadaşlara, şehir ve hayvanlara yazılan mersiyelerden de örnekler veriyor.

Tamer Erdoğan – Türk Romanında Mütareke İstanbul’u (2012)

  • TÜRK ROMANINDA MÜTAREKE İSTANBUL’U, Tamer Erdoğan, Everest Yayınları, inceleme, 212 sayfa

 

Tamer Erdoğan, yeni bir baskıyla yayımlanan elimizdeki çalışmasında, bir yandan İstanbul’un işgal edildiği, öte yandan Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın başladığı Mütareke döneminde, Türk romanında İstanbul’un nasıl işlendiğini inceliyor. Beş yıl boyunca sürmüş bu işgalin, o dönemi deneyimlemiş yazarların eserlerine nasıl yansıdığı, çalışmanın odak noktasını oluşturuyor. Ercüment Ekrem Talu, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Âgah Sırrı Levend, Mehmet Rauf, Peyami Safa, Şükûfe Nihal, Hilmi Ziya Ülken, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cevdet Kudret Solok ve Kemal Tahir, bu bağlamda ele alınan yazarlardan birkaçı.

Siegfried Lenz – Almanca Dersi (2012)

  • ALMANCA DERSİ, Siegfried Lenz, çeviren: Ayşe Sarısayın, Everest Yayınları, roman, 479 sayfa

 

Çağdaş Alman edebiyatının önemli temsilcilerinden Siegfried Lenz ‘Almanca Dersi’nde, ölçüsüz itaat etmenin, görev duygusunu abartmanın varabileceği tehlikeli durakları anlatıyor. Hikâye, romanın başkahramanı Siggi Jepsen’e, Almanca dersinde verilen “görev tutkusu” konulu bir kompozisyon ödevi ve Jepsen’in bu kompozisyonu yazmadığı için cezalandırılmasıyla başlar. Kahramanımızın yazmama gerekçesi, babasının kişiğilinde gözlemlediği gibi, “görev tutkusu”nun bir kompozisyona sığamayacak denli geniş, karmaşık olduğu gerçeğidir. Zira, Naziler için çalışmış babası, aldığı talimatları hiç sorgulamadan, itaatkar bir biçimde yerine getirmiştir.

Richard Sennett – Beraber (2012)

  • BERABER, Richard Sennett, çeviren: İlkay Özküralpi, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 350 sayfa

 

Kentli ailelerin hayatı ve toplumsal psikoloji üzerine kitaplar yazan Richard Sennett, insanların gündelik yaşamlarını sürdürmeleri için ihtiyaç duydukları beceriler hakkında bir üçlemeye yazmaya koyulmuştu. Üçlemenin ilk kitabı ‘Zanaatkâr’ adını taşıyordu ve şimdi Sennett, üçlemenin ikinci kitabı olan ‘Beraber’deki odak noktası, işbirliği. İşbirliğini, başlıbaşına bir zanaat olarak tanımlayan Sennett’e göre, bu zanaat, birlikte hareket edebilmek için anlama ve yanıt verme becerisi gerektiriyor. Yazar, günümüzün acımasız rekabet dünyasında, işbirliği yapmanın ve ortaklaşmanın nasıl öğrenilebileceğini araştırıyor.

Hasan Cemal – Kimze Kızmasın Kendimi Yazdım (2012)

  • KİMSE KIZMASIN KENDİMİ YAZDIM, Hasan Cemal, Everest Yayınları, anı, 280 sayfa

 

Hasan Cemal, şu ana kadar kendisini en çok zorlayan kitap olarak tanımladığı ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’da, kendi siyasal geçmişiyle hesaplaşıyor. Ağırlıklı olarak Türkiye’nin 12 Mart günlerini anlatan kitap, bizde pek görülmeyen şekilde itiraflarda bulunması ve bu anlamda bir arınmaya girişmesiyle dikkat çekiyor. Hasan Cemal, ilkin 1999’da yayımlanan ve hemen ertesinde büyük tartışmalar yaratan kitabında, Yön Dergisi günlerine, Doğan Avcıoğlu’na, yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü Devrim gazetesine, Deniz Gezmiş’e ve dönemin sol atmosferine dair anılarını, bir yüzleşme çabası ekseninde okurlarıyla paylaşıyor.