Orhan Gökdemir – Faili Meçhul Cinayetler Tarihi (2011)

  • FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER TARİHİ, Orhan Gökdemir, Destek Yayınları, siyaset, 384 sayfa

 

Bilindiği gibi Türkiye, “faili meçhul” cinayetler ülkesi. Orhan Gökdemir bu kitabında, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze, bir “tarz-ı siyaset” olarak cinayetleri araştırıyor. Çalışma en çok, eski deyişle katl, yenisi ile cinayetin, mutlaka bir “siyaset” yapış tarzına tekabül ettiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitap, Osmanlı’da işlenen cinayetlerle açılıyor ve bu dönemin öne çıkan infaz tarzlarını ele alıyor. Yazar, Cumhuriyet dönemindeki cinayetleri de, 33 Kurşun olayı ile Sabahattin Ali’nin katli üzerinden anlatıyor. Gökdemir ardından 27 Mayıs sonrası, 1980 sonrası ve 1990 sonrası faili meçhul cinayetlere uzanıyor.

İzak Babel – Odessa Öyküleri (2011)

  • ODESSA ÖYKÜLERİ, İzak Babel, çeviren: Ergin Altay, Can Yayınları, öykü, 374 sayfa

 

‘Odessa Öyküleri’, Rus Yahudisi yazar İzak Babel’in toplu öykülerinin ilk cildi. Burada, Babel’in erken dönem öyküleri, doğduğu Odessa’ya dönüşünde kaleme aldığı öyküleri ve 1925-1938 arasında kaleme aldığı ve çocukluğu ile gençliğinden izler taşıyan otobiyografik öyküleri yer alıyor. Kitap bu yönüyle, Babel’in kısa öykü alanındaki yetkinliğini gözler önüne seriyor. Babel, hem ilk dönem öykülerindeki naif hem de olgunluk dönemindeki daha karmaşık ve parlak öykülerinde, Rus sosyal yaşamının kendine has yönlerini, ustaca gözlemlerle anlatıyor ve fahişelik, ergen hamileliği ve kürtaj gibi yaşadığı toplumda tabu kabul edilen konuları işliyor.

Neil McWilliam – Mutluluk Hayalleri: Sosyal Sanat ve Fransız Solu (2011)

  • MUTLULUK HAYALLERİ: SOSYAL SANAT VE FRANSIZ SOLU, Neil McWilliam, çeviren: Esin Soğancılar, İletişim Yayınları, sanat, 571 sayfa

 

Sanat ve sanat tarihi profesörü Neil McWilliam ‘Mutluluk Hayelleri’nde, radikal çevrelerde ön plana çıkışı 1830’lara denk gelen sosyal sanat kavramını, Fransız sol hareketinin belli başlı akımları üzerinden inceliyor. McWilliam, sosyal sanatın 19. yüzyılda, edebiyat ve görsel sanatlardaki radikal girişimleri kışkırtan hayati bir unsur haline geldiğini belirterek, bu dönemde ortaya çıkan görsel sanatların eleştirel analizini siyaset kuramı ve sanat eleştirisine başvurarak yapıyor. Yazar böylece sosyal sanatı, Saint-Simon ile izleyicileri, Fourieristler ve cumhuriyetçiler gibi çeşitli politik grupların stratejileri bağlamında inceliyor.

Borisoviç Lutski – Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi (2011)

  • ARAP ÜLKELERİNİN YAKIN TARİHİ, Borisoviç Lutskiy, çeviren: Turan Keskin, Yordam Kitap, tarih, 367 sayfa

 

Sovyetler Birliği’nin, Modern Arap tarihinde önde gelen uzmanlarından olan Borisoviç Lutskiy’in, Arap ülkelerinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan tarihine odaklanan bu kitabı, Rus ya da Sovyet literatüründe modern dönemde, Arapların sistematik tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişim. Marksist-Leninist bakış açısıyla kitabını yazan Lutskiy, Avrupalı güçlerin kolonyal politikalarını şiddetle eleştiriyor ve onların Doğu’daki varlıklarını bir şer olarak tanımlıyor. Yazarın, Arap halklarının kendilerini Türk paşalardan ve Avrupalı sömürgecilerden kurtarmak için verdikleri mücadeleyi coşkulu bir üslupla anlatmasının en önemli nedeni de bu.

Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

Julius R. Ruff – Erken Dönem Avrupa’da Şiddet (2011)

  • ERKEN DÖNEM AVRUPA’DA ŞİDDET, Julius R. Ruff, çeviren: Didem Türkoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 298 sayfa

Julius R. Ruff ‘Erken Dönem Avrupa’da Şiddet’te, Batı Avrupa’nın üç yüz yıllık bir döneminde yaşanmış şiddeti inceliyor. 1500-1800 zaman aralığına odaklanan Ruff, erken modern zamanda şiddetin doğasını ve kapsamını değerlendirip nedenlerini inceliyor, bu şiddetin 20. yüzyıldaki suç dalgasına varana kadar düşme eğiliminin başlıca sebeplerini tartışıyor. Avrupalıların saldırı, cinayet, aile içi şiddet, tecavüz ve bebek katli arasında gidip gelen şiddetini hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ele alarak ilerleyen Ruff, dönemin kadınları ve erkekleri açısından şiddetin, çözülmesi gereken bir sorundan çok neredeyse insanlar arasındaki ilişkilerin kabul edilmiş bir veçhesi olduğunu belirtiyor. Yazar, erken modern dönemde şiddetin biçimlerini tasvir ettiği kadar, bu şiddet biçimlerinin evriminin tablosunu da çıkartıyor.

Michael Freeman – Fotoğrafçının Gözü (2011)

  • FOTOĞRAFÇININ GÖZÜ, Michael Freeman, çeviren: Deniz Güzelgülgen, Remzi Kitabevi, fotoğraf, 191 sayfa

 

Michael Freeman, kaliteli baskısıyla dikkat çeken ‘Fotoğrafçının Gözü’nde, başarılı dijital fotoğraflar için kompozisyon ve tasarım yöntemlerini anlatıyor. Freeman, en iyi fotoğrafı elde etmenin, her zaman en iyi ekipmana sahip olmakla ilişkili olmadığı gerçeğinden hareketle, teknik ve kompozisyon anlatımları arasında iyi bir denge kuruyor. Freeman’a göre, fotoğrafçılıktaki en önemli kararlar, görüntünün kendisiyle ilgili olanlardır. Yani, fotoğrafın çekilme sebebi ve onun nasıl görüneceğine dair kaygılar, bu eylemin iyi veya kötü sonuçlanmasını birebir etkiler. Yazar bu nedenle ilk olarak, bazı kompozisyonların veya belli renk birleşimlerinin neden diğerlerinden daha etkili olduğuna odaklanıyor. Kitabın devamında da, görüntünün çerçevesinden ışık ve renk kompozisyonlarına uzanan pek çok konu masaya yatırılıyor.

Sigmund Freud – Yanılgılar ve Düşler Üzerine (2011)

  • YANILGILAR VE DÜŞLER ÜZERİNE, Sigmund Freud, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları, psikanaliz, 327 sayfa

 

Sigmund Freud, çağdaş Batı dünyasının toplumsal yaşamında köklü dönüşümler yaratan, insana ve topluma bakış açılarını kökünden sarsan isimlerden biri. ‘Yanılgılar ve Düşler Üzerine’ başlıklı elimizdeki kitap da, Freud’un önemli eserlerinden olan ‘Psikanalize Giriş Dersleri’nden seçilmiş derslere yer veriyor. Kitabın ilk bölümünde yanılgıları ele alan Freud, burada, konuşma ve yazıdaki dil sürçmeleri ve yanlış anlama gibi, sağlıklı kişilerin hepsinde gözlemlenebilen, bu nedenle hastalıklar arasında sayılmayan bazı olayları konu ediniyor ve bunların daha ciddi ruhsal bozukluklara dair ne gibi ipuçları verdiğini irdeliyor. Freud, düşleri değerlendirdiği kitabının ikinci bölümünde de, çocuk ve yetişkin düşlerini, düş sansürünü, düşte simgeselliği ve düşteki arkaik özellikleri, düş örnekleri aracılığıyla inceliyor.

Rıza Oylum ve Kemal Sivaslıoğlu – Ortadoğu Sineması (2011)

  • ORTADOĞU SİNEMASI, Rıza Oylum ve Kemal Sivaslıoğlu, Başka Yerler Yayınları, sinema, 185 sayfa

 

Başka Yerler Yayınları, yayımladıkları Uzakdoğu, Rus, Latin Amerika ve Alman sinemasına dair kitaplarıyla hatırlanacaktır. Bu seri, söz konusu ülke sinemaları konusunda birer rehber vazifesi görüyor. Serinin devam çalışmalarından olan ve Rıza Oylum ile Kemal Sivaslıoğlu’nun kaleme aldığı ‘Ortadoğu Sineması’ da, tarihi açıdan sürekli sıkıntılı dönemler yaşamış bir bölgeyi, sinemanın perspektifinden inceliyor. Kitabın kapsamında İran, Mısır, Irak, Lübnan, Filistin, İsrail ve Suriye sinemaları yer alıyor. Çalışmada bunun yanı sıra, Ortadoğu ülkelerindeki film festivalleri ile bölgenin öne çıkan yönetmenleri ve filmleri de ayrı başlıklar halinde değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma, sinemaseverlere olduğu kadar, sinema eğitimi alanlara, sinema yazarlarına ve konu üzerinde çalışan akademisyenlere de hitap ediyor.

Spinoza – Ethica (2011)

  • ETHICA, Spinoza, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, felsefe, 860 sayfa

 

‘Ethica’, tanımları, açıklamaları, önermeleri, kanıtlamaları, notları ve yoğun mantık örgüsüyle, felsefenin en sıkı ve doğal olarak en zor anlaşılan kitaplarından biri. Spinoza burada, geometrik yöntem ile mantık kurallarını kullanarak “Tanrı”, “İnsan”, Beden”, “Zihin”, “Akıl”, “Duygular” ve “Özgürlük” gibi, felsefenin konusu olagelmiş önemli kavramları tartışmaya açıyor. Spinoza’ya göre, varlıkları ilk nedenlerini göz önüne almadan bilmeye çalışmak, önyargıların oluşumuna zemin hazırlar ve önyargıların artış göstermesi sonucunda toplum, aklı bir kenara koyup batıl inançlara yönelir. Buradan yola çıkarak varlıkların ilk nedenlerini araştırmaya koyulan düşünür, söz konusu ilk neden olarak batıl inançlar yerine doğru bilgileri koyan sevgiyi, özellikle en mükemmel sevgi olduğunu düşündüğü Tanrı sevgisini görüyor.