James Wood – Kurmaca Nasıl İşler? (2010)

  • KURMACA NASIL İŞLER?, James Wood, çeviren: Ekin Bodur, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 159 sayfa

Harvard Üniversitesi’nde Amerikan ve İngiliz Edebiyatı üzerine dersler veren James Wood ‘Kurmaca Nasıl İşler?’de, kurmaca sanatı üzerine bazı temel sorulardan hareketle, onun işleyişini detaylı bir bakışla irdeliyor. Çalışmasını “Karakter nedir?”, “Başarılı bir mecazı nasıl tanımlayabiliriz?”, “Bakış açısı nedir ve nasıl işler?”, “Kurmaca insanı nasıl etkiler?” ve “Gerçekçilik gerçek midir?” gibi sorular üzerine inşa eden Wood, böylece bir eleştirmenin gözünden sorular sorup, bir yazarın gözüyle bu sorulara yanıt veriyor. Çalışma, teorik sorular sorup pratik yanıtlar üreten bir yapıda olması ve yazarlarla yoğun ve ilgi çekici bir diyaloga girmesiyle bilhassa dikkat çekiyor diyebiliriz.

Ahmet Aydın – 7’den 70’e Taş Devri Diyeti (2010)

  • 7’DEN 70’E TAŞ DEVRİ DİYETİ, Ahmet Aydın, Hayy Kitap, sağlık, 503 sayfa

Ahmet Aydın, bir önceki çalışması ‘Taş Devri Diyeti’nde, modern hayatın endüstriyel tuzaklarına karşı okurlarını uyarmış ve “hakiki” yiyeceklerle daha sağlıklı bir yaşam sürülebileceğini göstermişti. Söz konusu çalışmanın devamı olan elimizdeki eser ise, doğru ve sağlıklı beslenerek hastalıklardan korunmanın mümkün olduğunu, çok sayıda bilimsel araştırma ekseninde ortaya koyuyor; reklamlarla pompalanan birçok yararsız, hatta zararlı yiyeceği mercek altına alarak, bu albenili gıdaların bizi nasıl hasta ettiğini gözler önüne seriyor. Çalışmayı önemli kılan bir diğer husus da, yazarın “diyet diktatörleri” dediği kişilerle hesaplaşması. Servet harcanan diyetlerin karşısına, halkın kolayca ulaşabileceği ucuz ve basit tedavileri koyan çalışma, tıp öğrencileri, hastalar, diyetisyenler ve hekimlere tavsiye edilir.

Veli Urhan – Foucault (2010)

  • FOUCAULT, yazan ve yayıma hazırlayan: Veli Urhan, Say Yayıncılık, felsefe, 470 sayfa

Veli Urhan ‘Foucault’da, 1926-1984 yılları arasında yaşamış çağdaş Fransız düşünürü Michel Foucault’nun düşünce dünyasını ele alıyor. Urhan kitabına, Foucault’nun düşünce hayatı ve eserlerini inceleyerek başlıyor. Kitabın ikinci bölümünde ise bu önemli ismin “Episteme”, “Bilgi”, “Bilim”, “Arkeoloji”, “Bilginin Arkeolojisi”, “Benlik Teknolojisi”, “Biyoiktidar”, “Tarih ve Süreksizlik” ve “Bilgi/İktidar İlişkisi” gibi temel kavramları irdeleniyor. Urhan, Foucault’nun en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edilen ‘Bilginin Arkeolojisi’nde ele aldığı konuları ise, üçüncü bölümde inceliyor. Çalışmanın son bölümünde ise, Gilles Deleuze, Roberto Machado, Pierre Burgelin, Ian Hacking, Michael S. Roth ve Thomas R. Flynn gibi isimlerin kaleme aldıkları yazılardan oluşan, Foucault’ya dair seçme metinlere yer verilmiş.

Selim Temo – Türk Şiirinde Taşra (2010)

  • TÜRK ŞİİRİNDE TAŞRA, Selim Temo, Agora Kitaplığı, eleştiri, 395 sayfa

Selim Temo ‘Türk Şiirinde Taşra’da, 1859-1959 zaman aralığında, Türk şiirinde taşra temasının ortaya çıkışını ve dönüşümünü irdeliyor. Çalışmasına, 1859’da yayımlanan İbrahim Şinasi’ye ait ‘Terceme-i Manzûme’ ile başlayan Temo, ardından, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Recaizâde Mahmut Ekrem tarafından yazılan vatan ve taşra temalı şiirleri ele alıyor. Devam eden bölümlerde ise, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, halkçı söylemin şiirde nasıl belirdiği; o yıllarda yaygınlaşan taşrayı tanıtma söylemi inceleniyor. Kitapta, ilgi çeken bir dönem de, 1950-1959 zaman aralığı. Zira yazara göre bu dönemde, taşralı şairler nicel olarak merkezdeki şairleri geçmiş ve “poetik iktidarı” ele geçirmişti. Temo, taşranın Türk şiirindeki görünümlerini incelerken, taşra olgusunun siyasal, tarihsel durumla olan ilişkisini de analiz ediyor.

Faruk Kaya (haz.) – Penguen Karikatür Yıllığı 2010

  • PENGUEN KARİKATÜR YILLIĞI 2010, yayına hazırlayan: Faruk Kaya, Getto Basın Yayın, karikatür, 160 sayfa

‘Penguen Karikatür Yıllığı 2010’, Türkiye’nin geride bıraktığı bir yılına dair karikatürün hem güldüren hem düşündüren tanıklığını sunuyor. Kitap, hızla değişen gündemin unutmaya terk ettiği önemli olayları kayıt altına almasıyla önemli. Burada, TEKEL işçi eylemi, dört bir yana yayılan linç eylemleri, ıslak imza, Kozmik Oda, Balyoz darbe planı, Anayasa paketi, referandum, Taksim’deki 1 Mayıs kutlamaları, seks kaseti skandalı, maden kazaları, Mavi Marmara baskını, Tophane’deki sanat galerilerine saldırı ve çalınan KPSS soruları gibi konular işleniyor. Yıllık, 2010’un acı ve tatlı olaylarını bir film şeridi gibi izlemek için iyi bir fırsat.

Gündüz Vassaf – Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür! (2010)

  • KİMLİĞİMİ KAYBETTİM, HÜKÜMSÜZDÜR!, Gündüz Vassaf, İletişim Yayınları, deneme, 199 sayfa

Gündüz Vassaf’ın ‘Uçmakdere’ dizisinin ikinci kitabı olan ‘Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!’, yazarın Radikal gazetesinde yayımlanmış yazılarından derlenmiş. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Vassaf, bizi kuşatan, kapsayan, ayrıştıran, ötekileştiren ve kimi zaman hayati ve tehlikeli roller de üstlenebilen ulusal, cinsel ve dini kimlikleri, bu yazıların konusu kılıyor. “Kendimi belki de en özgür hissettiğim anlar, karşılıklı kim olduğumuzu bilmediklerimle yaptığım tesadüfi sohbetlerde olur.” diyen Vassaf, dünya vatandaşlığına ulaşmanın, “Kimsin?”, “Kimlerdensin?” gibi soruların daha az sorulmasıyla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Nedim Şener – Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat (2010)

  • ERGENEKON BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN VE CEMAAT, Nedim Şener, Destek Yayınları, siyaset, 290 sayfa

Nedim Şener, ilk baskısı 2009’da yapılan ‘Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat’te, Ergenekon sandığından çıkan Gülen külliyatını inceliyor. Buradaki belgeler ise, Ergenekon davasının ekleri arasında bulunan MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Mülkiye Teftiş Kurulu raporları ve Genelkurmay Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın resmi raporları gibi önemli dokümanlar. Cemaatin, insanları korkutan gücünün ilk hukuki testinin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanması ile sonuçlanan soruşturma olduğunu savunan Şener, şeffaflık taleplerine kayıtsız kalan cemaatin işleyişini resmi belgelere dayanarak anlatıyor.

Cihan Tuğal – Pasif Devrim (2010)

  • PASİF DEVRİM, Cihan Tuğal, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 330 sayfa

Cihan Tuğal ‘Pasif Devrim’de, Gramsci’nin “pasif devrim” kavramından hareketle, 1990’larda İstanbul’daki İslamcı değişim sürecinin başını çeken Sultanbeyli ilçesini merkeze alarak Türkiye’de İslami aktivistlerin örgütlenmelerini, 28 Şubat sürecinde içine kapanmalarını ve AKP iktidarı tarafından düzene dahil edilmelerini kapsamlı bir gözle irdeliyor. Yalnızca sisteme karşı direnen dini muhalefetle sınırlı olmayan çalışma, aynı zamanda, hâkim düzene yönelik radikal saldırıların nasıl ortaya çıktığına, eylemcilerin bu saldırıları örgütlerken yaşadıkları dönüşümlere ve karşı çıkışlara rağmen sistemin nasıl ayakta kaldığına da odaklanıyor.

Veysel Dikmen – Kayıp Ruhlar Cenneti (2010)

  • KAYIP RUHLAR CENNETİ, Veysel Dikmen, Cem Yayınevi, roman, 840 sayfa

Hatırlanacağı gibi ‘Büyük Ölüler Meydanı’, Veysel Dikmen’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi. Yazar söz konusu romanında, Osmanlı tarihinin olduğu kadar, günümüze gelen yansımalarıyla da önemli roller üstlenmiş İttihat ve Terakki partisinin hikâyesini anlatmıştı. Dikmen, son romanı ‘Kayıp Ruhlar Cenneti’nde de, yine benzer bir zamanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerini ele alıyor. Yeniçeri kıyımından 1. Dünya Savaşı’na uzanan süreçte geçen roman, dönemin başlıca aktörlerini de kurguya dahil ediyor; iç karışıklıkların ve büyük başarısızlıkların ortadan kaldırdığı bir imparatorluğun trajik hikâyesini okurlarına sunuyor.

Adnan Nur Baykal – Şeytanlaşan İnsanlar (2010)

  • ŞEYTANLAŞAN İNSANLAR, Adnan Nur Baykal, Galata Yayınları, inceleme, 190 sayfa

Adnan Nur Baykal ‘Şeytanlaşan İnsanlar’da, kendi hırslarına yenik düşmüş tarihten iki figür üzerinden, akıllarına kötülük ve fenalıktan başka bir şey gelmeyenlerin hikâyesini anlatıyor. Yazarın “şeytanlaşan insanlar”a örnek olarak gösterdiği karakterler ise, Fransız Joseph Fouché ile Osmanlı Mehmed Said Halet Efendi. Yazara göre bu iki karakter, düzenin sarsıldığı dönemlerin isimleri. Baykal, biri Fransız İhtilali’nde, diğeri Kabakçı Mustafa Paşa İsyanı’nda pişen bu iki aktör üzerinden,  inançlarına ve ideallerine sürekli ihanet eden ve kendisinin “şirret” olarak tanımladığı insanların kötücül iç dünyalarına doğru bir yolculuğa çıkıyor.