Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar (2024)

Çok az insan dünyayı Nobel Ödülü sahipleri gibi değiştirebildi.

Çığır açan buluşlarıyla tıp, kimya, fizik ve ekonomiyi devrime uğratmış Nobel Ödüllü yirmi dört isimle Lindau Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Toplantıları’nda yapılmış söyleşiler ‘Nobelli Hayatlar’da bir araya getirildi.

Her biri benzersiz hikâyeler anlatıyor.

Evreka anlarından kariyerleri boyunca karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden nasıl geldiklerine, genç bilim insanlarına ilham verecek tavsiyelerden geleceğin bilimine ve keşiflerine kadar çok şey üzerinde konuşuyorlar.

Sizi alandan alana, düşünceden düşünceye sürükleyecek ‘Nobelli Hayatlar’da Nobel Ödüllülerin yaşamlarına her yönüyle tanık olacaksınız.

Hayatlarının bir döneminde gelen bir telefonla yirmi dört akademisyen Nobel Ödülü’nü almak üzere Stockholm’e davet edildi.

Şimdi onlar sizi Nobelliler dünyasına davet ediyor…

  • Künye: Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar: Nobel Ödüllü Yirmi Dört Bilim İnsanıyla Hayat Hikâyeleri, Geleceğin Bilim İnsanlarına Tavsiyeleri ve İleride Keşfedecekler Üzerine Söyleşiler, çeviren: Cumhur Öztürk, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi (2024)

Bilincimiz bizi diğer canlılardan ne şekilde farklı kılıyor?

Alanında öncü bir nörobilim profesörü olan Joseph LeDoux, tek hücreli organizmalardan başlayıp kompleks canlılara ve insanlara kadar gelerek beynin nasıl evrimleştiğini adım adım anlatıyor.

Milyonlarca yıl önceki atalarımızla aramızdaki benzerliklere yeni bir perspektiften bakan LeDoux canlılığın tarihini başlangıcından bu yana önümüze seriyor ve hayvanlardaki sinir sistemlerinin nasıl oluştuğu, beynin nasıl geliştiği ve insan olmanın ne anlama geldiği gibi sorulara yanıtlar veriyor.

‘Bilincin Tarihi’nde LeDoux, insan davranışlarını anlayabilmenin yolunun, yeryüzündeki ilk organizmaların evrimine bakmaktan geçeceğini öne sürüyor ve evrimsel bir zaman cetvelini takip ederek, var olan ilk tek hücreli canlıların şaşırtıcı bir biçimde bugünkü hücrelerimizin, yani bizim davranışlarımızla aynı düzlemde hareket ettiğini, aynı problemleri çözerek hayatta kaldığını gösteriyor.

Tüm bu bilgiler ışığında, kitap boyunca insan türü olarak doğadaki yerimizle, sinir sistemlerinin evriminin, organizmaların hayatta kalma becerisini geliştirmesiyle ve bilinç diye adlandırdığımız kapasite sayesinde tür olarak nasıl büyük başarılar elde ettiğimizle ilgili bilgiler ediniyoruz.

  • Künye: Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi: İnsan Beyninin Gelişiminin 4 Milyar Yıllık Hikayesi, çeviren: Gökhan Güvener, Pegasus Yayınları, bilim, 488 sayfa, 2024

Guy Leschziner – Beynin Gece Hayatı (2024)

Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz ve uykunun fiziksel, nörolojik ve psikolojik sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.

Ne yazık ki hepimiz gece boyu sıkı bir uyku çekip sabah zinde bir şekilde uyanacak kadar şanslı değiliz.

Uzmanlık alanlarından biri de uyku bozuklukları olan nörolog Guy Leschziner bu kitabında uykuyla başı ciddi biçimde dertte olan hastalarının hikâyelerini anlatıyor: uykusunda motosikletine ya da arabasına atlayıp dolaşan Jackie; aksiyon filmlerini aratmayan rüyalar görürken o sahneleri bilfiil canlandırdığı için komik durumlara düşen Alex; espri yapıp güldüğü her seferinde birdenbire yere yığılıveren Adrian; uykusunda seks yapan Tom; uyurken hiç farkında olmaksızın tıka basa yiyen, yiyecek bulamadığında granül kahveden kuşyemine kadar birçok şeyi midesine indiren Don ve diğerleri.

“Peki bu hastalardan neden söz ediyorum? Daha da önemlisi, bunları neden okuyasınız ki?” diye soran Leschziner, anlattığı hikâyelerin uyku bozukluklarını uçlarda yaşayan insanlara dair olduğunu, ama bu uç durumları incelemenin uykunun genel işleyişine dair nispeten kısıtlı bilgimizi artırdığını söylüyor.

Nitekim imsomni, narkolepsi, gece terörü, apne ve uyurgezerlik gibi bozukluklarla ilgili bu hikâyeleri okurken, uykunun biyolojik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerden etkilenen incelikli mekanizmasını ve bu mekanizmanın hayatımız üzerindeki etkilerini daha iyi anlıyoruz.

  • Künye: Guy Leschziner – Beynin Gece Hayatı: Kabuslar, Sinirbilim ve Uykunun Gizli Dünyası, çeviren: Zeynep Arık Tozar, Metis Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2024

Mehmet Alper Yalçınkaya – Osmanlı’da Bilimin Siyaseti (2024)

Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun yüzyılı Büyük Güçler’in tahakküm biçimlerine karşılık verme mücadelesiyle geçti.

Bu mücadelede Büyük Güçler arasında değil de öteki tarafta olmanın yenik hissine türlü çareler arandı.

Üstelik zaman ritminin Batı’nın teknolojide ve bilimde gösterdiği hızla değişmesi, Osmanlıları aciliyet duygusuna gark etti.

“Batı neden ilerledi, Osmanlı neden geri kaldı?” sorusu toplumun her kesiminde, farklı ideolojiler etrafında tek bir fenomenin yorumuyla cevaplanmaya çalışıldı: bilim.

Mehmet Alper Yalçınkaya, 19. yüzyıl Osmanlı okuryazarlarının bilimden ne anladığını siyasal ve toplumsal bir bağlama yerleştirerek inceliyor.

Erdem, ahlak gibi değerler sistemi ile altın çağa geri dönememe endişesinin yarattığı “bilim adamı portreleri”ni bir kültür haritasına yerleştiriyor.

Devlet ve toplum için makbul bir kimliğin inşasında bilim ve ahlakın girift ilişkisini analiz ediyor.

Kitap, Osmanlı’nın son döneminde bilime ve topluma ilgi duyan herkese hitap ediyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yeni ideolojik akımların gelişmesinde bilime ilişkin yeni fikirlerin önemi bir süredir kabul ediliyor, fakat çok az kitap, bu konuyu Yalçınkaya’nın kitabı kadar ayrıntılı odaklanarak ele aldı.

  • Künye: Mehmet Alper Yalçınkaya – Osmanlı’da Bilimin Siyaseti: 19. Yüzyılda Bilimi, Devleti ve Toplumu Tartışmak, çeviren: Çağdaş Sümer, Fol Kitap, tarih, 384 sayfa, 2024

Tobias Hürter – Belirsizlik Çağı (2024)

Yirminci yüzyılın en önemli fizikçileri, fiziğin bugün hâlâ tam olarak kavrayamadığımız yeni bir dünya görüşüne yol açan, hayal bile edilemeyen bir bilimsel dalgalanmayı tetiklediler.

Marie Curie, Max Planck, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger ve Albert Einstein sadece fizikte devrim yaratmakla kalmadılar; dünyamızı ve içinde yaşadığımız gerçekliği yeniden tanımladılar.

Ancak görelilik ve kuantum mekaniği çağı aynı zamanda savaşlar ve devrimler çağıydı da.

Örneğin radyoaktivitenin keşfi bilimde devrim yarattı ama sonuçta Hiroşima ve Nagazaki felaketine yol açtı.

‘Belirsizlik Çağı’nda Tobias Hürter, fiziğin altın çağına ve onun göz kamaştırıcı, kusurlu ve unutulmaz kahramanlarına hayat verirken, dünyada olup bitenlerle bilimin nasıl sıkı sıkıya bağlantılı olduğunu anlatıyor.

Çünkü dünyayı değiştirmeden görmek mümkün değildir…

  • Künye: Tobias Hürter – Belirsizlik Çağı: Fiziğin Parlak ve Karanlık Yılları (1895-1945), çeviren: Levent Tayla, Ayrıntı Yayınları, bilim, 336 sayfa, 2024

Pascal Picq – Sapiens Sapiens’e Karşı (2024)

Türümüz Homo sapiens, son 40 yılda kazandığı başarıların ve son yarım yüzyılda yaşadığı müthiş nüfus artışının baş döndürücü sonuçlarına uyum sağlayabilecek mi?

Çok uzun zaman önce, birkaç insan türü Dünya’yı paylaşıyor, teknik ve gen alışverişinde bulunuyordu.

Daha sonra, Afrika’da ortaya çıkan daha yeni Sapiens popülasyonları (bizim türümüz), Avrupalı Neandertalleri, Asyalı Denisovaları ve başka birkaç türü mağlup etmeden önce hem yaya olarak hem de teknelerle Avustralya ve Amerika’ya kadar ulaşıp tüm Dünya’yı fethettiler.

‘Sapiens Sapiens’e Karşı’ işte bu muhteşem macerayı anlatıyor.

Ancak, değişen iklim koşullarına uyum sağlama yeteneğimiz, kentleşmiş, anında iletişim olanağına kavuşmuş, kirlenmiş, ekosistemleri harap olmuş ve felaketlerin tehdidine daha açık hale gelmiş bir dünyaya uyum sağlamamıza hizmet edebilecek mi?

Çünkü evrim devam ediyor.

Ünlü Fransız popüler bilim yazarı Pascal Picq’in kaleminden, insanın evrimi hakkında bilgi edinmek isteyenler için çok uygun bir kitap.

  • Künye: Pascal Picq – Sapiens Sapiens’e Karşı: İnsanın Muhteşem ve Trajik Tarihi, çeviren: Hazal Çelik, Say Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2024

Donald R. Prothero – Yirmi Beş Keşifte Evrimin Öyküsü (2024)

“Anlatılan senin hikâyen.”

Evrim teorisi modern bilimin ve özellikle de biyolojinin en görkemli başarılarından biri.

Yeryüzünün geçmişinde yolları birbiriyle kesişen sayısız öyküden görkemli ve gür bir aile ağacı oluşturup canlıların geçmişini, bugününü ve geleceğini birbirine bağlıyor.

Dünyaya ve dünya içindeki yerimize ilişkin bakışımızı derinleştirmekle kalmayıp evrenin boyutları ve hayatın zenginliği karşısında bizi daha mütevazı olmaya da teşvik ediyor.

Yine de etrafındaki tartışmalar bitmek bilmiyor, hatta gittikçe daha da karmaşıklaşıyor ve evrimi anlamak isteyenlerin gözünü en başından korkutabiliyor.

Evrime dair kanıtlar her geçen gün artarken ve yepyeni yöntemler ile tekniklerin kullanılmasıyla şaşırtıcı sonuçlara ulaşılırken evrimi ve evrim teorisini nasıl anlayabiliriz ve anlatabiliriz?

  • Evrim nedir, evrim teorisi nedir?
  • Evrim “sadece bir teori” midir?
  • Canlıların vücut yapıları kusursuz mu?
  • Geçiş fosilleri var mı, yok mu?
  • Evrim tamamlandı mı, yoksa devam ediyor mu?
  • Gözün hikmeti var mı?
  • İnsanlar nereden geldiler?

Bu kitapta, tanınmış paleontolog Donald R. Prothero, yanıtı merak edilen bu ve benzeri sorulara güncel bilgilerin ve bulguların ışığında bir yanıt veriyor.

Biyoloji biliminin ve evrim teorisinin çehresini değiştiren yirmi beş keşfin ve bu keşifleri yapanların öyküleri üzerinden evrim hakkında doğru ve yanlış bilinenleri, halk efsaneleri ile bilimsel gerçekleri her yaştan okurun kolaylıkla anlayabileceği berrak bir dille ortaya koyuyor.

Evrimin ve canlıların geçmişine, insanlığın öyküsüne ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir “evrimi anlama kılavuzu” sunuyor.

  • Künye: Donald R. Prothero – Yirmi Beş Keşifte Evrimin Öyküsü: Kanıtlar, Kâşifler, Doğrular ve Yanlışlar, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, bilim, 432 sayfa, 2024

Daniel M. Davis – Bedenin Sırları (2024)

‘Bedenin Sırları’ insan biyolojisinin son yıllarda gelişen teknoloji ve artan bilgi birikimi sayesinde öne çıkan ve büyük tartışmalar yaratan genetik düzenleme, mikrobiyom, beynin işleyişi gibi alanlarını, hücre düzeyinde bir araya getiriyor.

Bu gelişmeleri mümkün kılan bilim insanlarının zaman zaman eğlenceli olabilen hikâyelerine de yer veren kitap bilimsel düşüncenin gelişimine dair benzersiz bir okuma deneyimi sunuyor.

“Yakın gelecekte hayatlarımızı en çok kendi kendine giden arabalar veya robotlar değil, yeni insan biyolojisi etkileyecek” diyen Davis’in heyecanını paylaşınca kendinize de başkalarına da eskisi gibi bakamayacaksınız.

Kitap, insan biyolojisindeki hayret verici yeni keşiflerin harika bir aktarımı.

Bu keşifler bedenlerimizin nasıl işlediği ve geleceğin neler getireceğine ilişkin anlayışımızı kökten değiştiriyor.

İnsan bedeni hakkında bugün bildiklerimiz, yalnızca yüz yıl önce yaşamış insanlara büyü gibi gelirdi.

Davis bizi, günümüz kavrayışına nasıl ulaştığımızı gösteren güzel bir yolculuğa çıkartıyor; yol boyunca şaşırtıcı keşif hikâyeleri insan hikâyeleriyle iç içe geçiyor.

  • Künye: Daniel M. Davis – Bedenin Sırları: Hayatımızı Değiştirecek Yeni Bir İnsan Biyolojisi, çeviren: Gürol Koca, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Peter J. Denning, Matti Tedre – Bilgisayarlar Nasıl Düşünür? (2024)

Biliminsanları, hesaplama açısından düşünmenin bilimsel araştırmayı organize etmenin tamamen yeni bir yolunu mümkün kıldığını keşfetti; sonuçta her alanın bir hesaplamalı dalı vardı: bilgiişlemsel fizik, bilgiişlemsel biyoloji, bilgiişlemsel sosyoloji.

Peki yapay zekânın temellerinden biri olan bilgiişlemsel düşünme ne anlama geliyor ve bilgisayarlar nasıl düşünüyor?

Denning ve Tedre, bu kitapta bizim için iş yapacak hesaplamaları tasarlamaya, dünyayı bir tür bilgi süreçleri kompleksi olarak açıklamaya ve yorumlamaya yönelik zihinsel becerileri analiz ediyor, bilgiişlemsel düşünmeyi tüm boyutlarıyla ele alıyor.

‘Bilgisayarlar Nasıl Düşünür?’, dijital bilgisayarlardan yüzyıllar önce başlayan bir soyağacının izini sürmek isteyen ve alana dair erişilebilir bir genel bakış edinmek isteyen okurlar için önemli bir rehber.

  • Künye: Peter J. Denning, Matti Tedre – Bilgisayarlar Nasıl Düşünür?, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, bilim, 184 sayfa, 2024

Michael Tomasello – İnsan Düşünüşünün Doğal Tarihi (2024)

Tomasello, insan öncesi atalarımızın, günümüzün büyük maymunları gibi, sorunları düşünerek çözebilen sosyal varlıklar olduğunu savunuyor.

Gelgelelim ekolojik değişiklikler sadece kendi bireysel hedefleri peşinde koşan bu rekabetçi canlıları daha işbirlikçi bir yaşam formuna zorladı.

Böylece ilk insanlar eylemlerini koordine etmek ve düşüncelerini işbirliği kurdukları ortaklarına iletmek zorunda kaldılar.

Tomasello’nun “ortak maksatlılık hipotezi”, sosyal açıdan giderek karmaşıklaşan bu yaşam formunun nasıl olup da kavramsal açıdan karmaşıklaşan düşünme biçimlerine yol açtığını ortaya koyuyor.

Hayatta kalabilmek için insanların dünyayı çeşitli sosyal perspektiflerden görmeyi, sosyal olarak yinelenen çıkarımlar yapmayı ve grubun normatif standartları aracılığıyla kendi düşüncelerini denetlemeyi öğrenmesi gerekiyordu.

Dil ve kültür bile öteden beri süregelen birlikte çalışma ihtiyacından doğdu.

Tomasello, bizi diğer büyük maymunlardan en çok ayıran şeyin, işbirliğine ve iletişime dayalı yeni etkileşim biçimlerimizin ortaya çıkardığı yeni düşünme tarzları olduğunu gösteriyor.

‘İnsan Düşünüşünün Doğal Tarihi’, insanın toplumsallığı ile biliş arasındaki bağlantı hakkında bugüne değin yapılmış en ayrıntılı bilimsel analizi sunuyor.

İnsan düşünüşünü eşsiz kılan şey nedir?

Michael Tomasello’nun maymunlar ve çocuklarla yaptığı deneysel çalışmalardan yola çıktığı bu ufuk açıcı kitabı, insan bilişinin evrimsel kökenlerine dair önemli yeni görüşler ileri sürüyor.

  • Künye: Michael Tomasello – İnsan Düşünüşünün Doğal Tarihi, çeviren: Orhan Düz, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024