Nicolaus Copernicus ve Georg Joachim Rheticus – Copernicusçu İlk Astronomi Metinleri (2021)

Nicolaus Copernicus, güneş merkezli evren teorisiyle bilim tarihine damgasını vurdu.

Bu şahane kitap ise, Copernicusçu astronominin düşünce tarihindeki ilk metinlerini sunuyor.

Kitap, Copernicus’un ‘Commentariolus’ ve ‘Werner’e Karşı Mektup’ başlıklı metinlerini ve onun ilk ve tek öğrencisi olan Georg Joachim Rheticus’un ‘Narratio Prima’ adlı eserinin çevirisini içeriyor.

Bunlar da Copernicus’un teorisini açıkladığı ana metni olan ‘De Revolutionibus Orbium Caelestium’la (‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’) birlikte Copernicusçu astronominin düşünce tarihindeki ilk metinleridir.

  • Künye: Nicolaus Copernicus ve Georg Joachim Rheticus – Copernicusçu İlk Astronomi Metinleri, çeviren: C. Cengiz Çevik, Albaraka Kültür Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2021

Robert Macfarlane – Yeraltı Diyarı (2021)

Bu gezegendeki yaşamımızın gizli kökleri hakkında düşünme biçimimizi kökten dönüştürecek bol ödüllü bir kitap.

Doğa bilimci Robert Macfarlane, bizi yerin altında, bildiğimizden bambaşka bir dünyayı keşfetmeye davet ediyor.

Evrenin doğuşundan insanlık sonrası bir geleceğe, Norveç deniz mağaralarının tarihöncesi sanatından Grönland’ın mavi derinliklerine doğru ilerleyen çalışma, Tunç Çağı mezar höyüklerinden Paris’in altındaki katakomp labirentine uzanıyor, oradan ağaçların iletişim kurduğu yeraltı mantar ağlarından nükleer atıkların 100.000 yıl boyunca depolanacağı derin bir “saklama yeri”ne doğru yol alıyor.

Jeolojinin gizemli gerçeklerinin bize neler anlattığı ve bu gerçeklerin bugünümüz ile geleceğimiz üzerindeki muazzam etkilerini daha iyi kavramak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert Macfarlane – Yeraltı Diyarı: Bir Derin Zaman Seyahati, çeviren: Fatih Yiğiter, Tellekt Kitap, bilim, 472 sayfa, 2021

James Lovelock – Novasen (2021)

Gelecek üç yüz yılın sonunda şu anki yapay zekâ sistemlerinden yeni bir elektronik yaşam biçimi ortaya çıkacak.

Gaia teorisinin yaratıcısı James Lovelock, Novasen çağının sakinleri siborgları anlatıyor.

Gaia teorisiyle yaşamlarımızı ve gezegenimizi anlama biçimimizi çarpıcı şekilde değiştiren, çağımızın önemli çevreci düşünürlerinden Lovelock, bu çalışmasında, Dünya’da yaşamın geleceği hakkında muazzam bir yeni teori atıyor ortaya.

Lovelock, üç yüz yılın sonunda Antroposen’in biteceğini ve Novasen adını verdiği yeni bir çağın başlamak üzere olduğunu savunuyor.

Bu yeni çağda, şu anki yapay zekâ sistemlerinden yeni bir elektronik yaşam biçimi ortaya çıkacak, bunun yanı sıra bizden on bin kat daha hızlı düşünen, kendi kendisini iyileştirme ve kopyalama becerisine sahip siborglar dünyayı yönetecek.

Lovelock’a göre bu hiperzeki varlıklar, kıyamet senaryolarının aksine, gezegenimize en az bizim kadar bağlı olacak ve Dünya’yı soğutma, Gaia’daki organik yaşamı koruma projesinde bizimle birlikte çalışacak.

Bu yeni çağla evrende düşünen tek varlık, kozmosu anlayan tek varlık olma statümüzü kaybedeceğiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Antroposen’in başlamasından kısa süre sonra hızlanmanın gücüyle kendisinden geçen yarışçı çocuklara döndük. Üç yüz yıldır hız pedalına basıyoruz, şimdi de insan yapımı elektronik, mekanik ve biyolojik şeylerin Dünya sistemini kendi başlarına yönetebileceği çağa yaklaşıyoruz.”

  • Künye: James Lovelock – Novasen: Yaklaşan Hiperzekâ Çağı, çeviren: Ebru Kılıç, Kolektif Kitap, bilim, 142 sayfa, 2021

Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas (2021)

Paleoantropoloji hakkında hiç bilgisi olmayanların da rahatlıkla anlayabilecekleri, başucu niteliğinde bir eser.

Koreli paleoantropolog Sang-Hee Lee, bu heyecan verici kitabında, insanlığın kökenlerine doğru, okurunu keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitapta, aşağıdaki gibi, ufkumuzu genişleten pek çok sorunun yanıtı veriliyor:

  • Tarihin herhangi bir döneminde “yamyam” insan toplulukları var mıydı?
  • Tekeşlilik ve babalık nasıl doğdu?
  • İnsanın alametifarikası olan büyük beyin ve iki ayak üstünde yürüme bize nelere mal oldu?
  • Ete olan düşkünlüğümüz nasıl ortaya çıktı?
  • Farklı bölgelerdeki insanların ten renkleri neden ve nasıl farklılaştı?
  • Uzun ömürlü büyükanneler insan toplumuna neler kattı?
  • Neandertallerle aramızda nasıl bir ilişki vardı?
  • Medeniyetin gelişmesiyle birlikte tıp ve teknolojideki ilerlemeler evrim sürecimizi nasıl etkiledi?

  • Künye: Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas: Bir Paleoantropoloğun Evrim Halindeki İnsana Dair İncelemeleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2021

Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi (2021)

Charles Darwin’in evrim kuramında eksik olan tek nokta duygulardı.

İşte Darwin’in son büyük eseri olan eldeki çalışma da, tam da insan ve hayvan duygularına odaklanmasıyla hazine değerinde bir yapıt.

Darwin, önceki eserlerinde insanların diğer hayvanlardan kategorik olarak farklı olmadığını ve dünya üzerindeki bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini ispatlamıştı.

Bu eserinde ise, insanlar ve hayvanlarda duyguların nasıl ortaklıklar gösterdiğini analiz ederek hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olan etolojinin de temellerini atmış olur.

Darwin’in ölümünün üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti.

Fakat bugün de, onun parmak ısırtan çıkarımlarla dolu ifadelerini tam olarak hazmedebilmiş değiliz.

Hiçbir bilimsel devrim daha önceki alışkanlıklarımızı ve kanaatlerimizi değiştirme açısından Darwin’in buluşuyla karşılaştırılamaz.

İşte bu kitap da, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymasıyla çok önemli ve değerli.

  • Künye: Charles Darwin – İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfade Edilmesi, çeviren: Bahar Kılıç, Alfa Yayınları, bilim, 360 sayfa, 2021

Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi (2021)

‘Zihnin Arkeolojisi’, evrimin mirası olan temel duygulara odaklanan harika bir çalışma.

Jaak Panksepp ve Lucy Biven’in 740 sayfalık kitabı, hayvan zihni ile insan zihni arasındaki sürekliliği çarpıcı biçimde ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

Yazarlar, bu kitaba zemin oluşturacak çalışmalarına, temelde insan duyguları ve duyguların, özellikle de klinik bozukluklardaki rahatsızlıklarına eğilerek başlamış, daha sonra uygun hayvan modelleri olmaksızın derin bir nörobilimsel anlayışın geliştirilemeyeceğini fark etmişti.

Kitapta, memeli beyinlerinin eski subkortikal bölgelerinde en az yedi temel afektif sistem olduğu belirtiliyor.

Bunlar da, Arayış (Beklenti), Korku (Kaygı), Öfke (Kızgınlık), Arzu (Cinsel Heyecan), Bakım (Besleme), Panik/Yas (Üzüntü) ve Oyun (Sosyal Neşe).

Kitap, beynin daha yüksek düzeydeki süreçlerini anlamamızın temelini oluşturan bu yedi birincil süreci inceliyor ve yaşamak için evrimsel araçlar olarak miras aldığımız temel duygusal hisleri güvenilir bir şekilde anlayamadan, güvenilir bir zihin kuramı geliştiremeyeceğimizi vurguluyor.

  • Künye: Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi: İnsan Duygularının Nöroevrimsel Kökeni, çeviren: Çiğdem Çalkılıç Taylor, Alfa Yayınları, bilim, 740 sayfa, 2021

Florian Freistetter – 100 Yıldızla Evrenin Hikâyesi (2021)

Yıldızlar bize kara deliklerin nasıl işlediğini ve dinozorların neden yok olduğunu açıkladı.

Astronom Florian Freistetter ise bunun da ötesine geçerek, tam 100 yıldızın bilme kavrayışımıza kattıklarını merkeze alarak evrenin çarpıcı bir hikâyesini sunuyor.

“Gramma Draconis” yıldızı sayesinde Dünya’nın kendi ekseninde döndüğünü biliyoruz.

“61 Cygni” de, evrenin tasavvur ettiğimizden çok daha büyük olduğunu gösterdi.

Freistetter ise, bizi yıldızdan yıldıza uzanan aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Antik Mısır’da tarımı düzenleyen yıldızlar, bugün Dünya dışı yaşam arayışlarımızı yönlendirip başka gezegenlerde koloni kurabileceğimizi öğretiyor.

Kitap, durakladığı 100 yıldızda evrenin geçmişinden geleceğine uzanıyor, mitolojide dolaşıyor, bilim kurguya uzanıyor, böylece içinde yaşadığımız Dünya’yı daha iyi kavramak için bize altın değerinde bilgiler sunuyor.

Yıldızlı gökyüzünün hepimizin olduğunun altını çizen Freistetter, her yaştan okuru yıldızları keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Florian Freistetter – 100 Yıldızla Evrenin Hikâyesi, çeviren: Çağla Vera Kılıçarslan, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 328 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı (2021)

Özellikle son yıllarda gericilerin bitmek bilmez saldırılarıyla karşı karşıya kalmış “evrimi” bilimsel ve felsefi düzlemde açıklayan sıkı bir eser.

Hoimar von Ditfurth, ‘Başlangıçta Hidrojen Vardı’da, big-bang’in ardından gezegende başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Modern doğa bilimleri alanında çok sayıda bilim dalının verilerini bir araya getirerek doğa tarihinin büyüleyici bir panoramasını çizen Ditfurth, toplamda üç kitaptan oluşan bu çalışmasında, “yaratılış” mitoslarının ardından, son yıllarda özellikle ABD’nin başını çektiği “Akıllı Tasarım”cı tezlerin hedefi halindeki “evrimi”, hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tartışmaya açıyor.

Sistem teorisi, “sosyal sistemleri” de kapsadığı için, evrim ile sosyal sistem karşılaştırmaları çok yönlü bir ilgiyi hak ediyor.

İşte Ditfurth’un çalışması da bilhassa, evrim süreçleriyle birlikte, özellikle günümüzde çok konuşulan “sistem teorisi”nin sağlam bir modelini sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, ayrıntılı bilimsel zorlamalara girmeden, fakat aynı zamanda düşünce alışkanlıklarımıza da meydan okuyan kitabında, big-bang’den başlayarak büyük patlamanın ardından evrenin bir köşesinde ortaya çıkan bir gezegenin ve onun üzerinde başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Oksijenin zehirli gaz olarak başlangıçta canlıları yok olmanın eşiğine getirmesi, karaya çıkan hayatın “sıcakkanlılığı” keşfedişi ve bilinç ile kültürün ortaya çıkışı, burada aydınlatılan çarpıcı konulardan birkaçı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 418 sayfa, 2021

David Tall ve Ian Stewart – Matematiğin Temelleri (2021)

Matematiksel bir problemin çözümü, nasıl sorusundan önce ne sorusunun cevaplanmasını gerektirir.

Bu kitap ise, ileri matematikte çalışmak isteyenler için matematiğin temellerini harika bir şekilde açıklıyor.

David Tall ve Ian Stewart, temel matematiksel kavramların ve yapıların nasıl kullanıldıklarına dair bir fikir sahibi olarak üniversite matematiğine geçiş yapan bir öğrencinin, bu kavram ve yapıların gerçekte bir matematikçi için ne anlam ifade ettiklerini öğrenebilmesi adına, sezgisel yaklaşımdan formel yaklaşıma doğru ilerleyen bir anlatım sergiliyorlar.

Fakat bu formel yaklaşımı, altta yatan sezgisel fikir kalıplarının bir sonucu olarak inşa ediyorlar.

Dolayısıyla öğrenci, matematiksel problemin çözümünde esas öneme sahip olan ne sorusunun cevabını alarak ilerlemiş oluyor.

Kitap, pedagojik bir motivasyonla basit matematiksel düşüncenin ötesine geçerek ileri matematikte çalışma yapmayı amaçlayan öğrenciler için matematiğin temellerine ilişkin tüm olağan başlıkları içermesiyle büyük önem arz ediyor.

Burada, sayılarla ilgili sezgisel fikirler ele alındıktan sonra, sayı sistemlerinin formel inşası için gerekli küme kuramı ve mantık altyapısı oluşturuluyor ve ardından da yeni matematiksel fikirlerin oluşturulmasına yönelik bu belitsel sistemlerin kullanımı anlatılıyor.

  • Künye: David Tall ve Ian Stewart – Matematiğin Temelleri, çeviren: Süleyman Cengiz, Doruk Yayınları, bilim, 528 sayfa, 2021

Gregory Derry – Bilim Nedir, Nasıl Yapılır? (2021)

Bilimi herkes için daha anlaşılır kılan çok iyi bir kitap.

Gregory Derry’nin çalışması, özellikle bilimsel düşüncenin nasıl işlediğini ve bilim ile din, etik ve felsefe arasındaki ilişkileri ustaca ele almasıyla dikkat çekiyor.

  • Bilim insanları karşılarına çıkan sorunları nasıl çözer?
  • Bilimsel keşifler nasıl gerçekleşir?
  • Soğuk füzyon gibi teoriler ve parapsikoloji gibi disiplinler neden tam olarak “bilimsel” sayılmaz?
  • Bilimsel dünya görüşü nasıl bir şeydir?

Bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını merak eden, bunun yanı sıra bir bilim insanının tam olarak nasıl düşündüğünü görmek isteyen okurların muhakkak okuması gereken çalışma, X-ışınlarından yarı iletkenlere, levha tektoniğinden çiçek aşısına, insanlık tarihine yön vermiş önemli keşif ve buluşları ortaya koyuyor.

Derry ayrıca, bilimsel çalışmanın dürüst gözlem, eleştirel akıl yürütme ve bazen de safi şans ile nasıl meyve verdiğini açıklıyor, aynı zamanda bilimin hem gücünü hem de sınırlarını ortaya koyuyor.

Künye: Gregory N. Derry – Bilim Nedir, Nasıl Yapılır?, çeviren: Ümit Hüsrev Yolsal, Say Yayınları, bilim, 440 sayfa, 2021