Carl Sagan – Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı (2020)

Özellikle bugünlerde, bilimin ve bilimsel düşüncenin ne kadar hayati olduğuna bir kez daha tanık olduk.

Corona virüsü, bütün gericileri ve yobazları susturdu.

Carl Sagan’ın, yeni bir çeviriyle Türkçeye kazandırılan ve okurunu bilimin harikulade dünyasına davet eden bu çalışması da, bilimsel düşünceye methiye niteliğinde bir yapıt.

Şarlatanlığın, soytarılığın, sahte bilimin, Yeni Çağ inançlarının ve köktendinci fanatizmin yükselişe geçtiği günümüzde Sagan, hakikat yolunda ilerlememizin neden çok hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sagan’a göre, bilimi kendimize kılavuz edinmezsek kendi adımıza düşünemeyiz, otoriteyi sorgulayamayız ve sonuçta devletleri yönetenlerin ellerinde oyun hamuruna döneriz.

Yazar, ancak yurttaşlar bilimsel bir eğitim aldıklarında ve kendi fikirlerini üretebildiklerinde, devletleri yönetenlerin kendileri için değil halk için çalışacaklarını söylüyor.

Akıldışılığın ve batıl inançların egemen olacağı yeni bir Karanlık Çağ’ın eşiğinde olup olmadığımızın yanıtını arayan ‘Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, bir yandan bilimsel çalışmalara neden kara çalındığı sorguluyor, bir yandan da uzaylılarca kaçırılma, “bağlantı kurma” ve şifacılık gibi konuların içyüzü ortaya konuluyor.

  • Künye: Carl Sagan – Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, çeviren: Can Evren Topaktaş, Say Yayınları, bilim, 672 sayfa, 2020

Ray Kurzweil – İnsanlık 2.0 (2016)

İnsanlığın teknolojik bilgisiyle ilgili çalışmaları ve yapay zekâ konusunda yaptığı tahminlerle bilinen Ray Kurzweil’dan teknolojinin geleceği ve insanların beklentileri hakkında öngörüler.

Yazar, bilgi teknolojilerinin gelişiminin insanlığın biyolojik sınırlarına yapacağı etkiler hakkındaki yorumlarında da oldukça ümitli.

  • Künye: Ray Kurzweil – İnsanlık 2.0, çeviren: Mine Şengel, Alfa Yayınları

Nick Lane – Yaşam Neden Var? (2016)

Biyolojinin temel sorularına yanıt veren, bunu yaparken de yaşamın evrilişindeki dönüm noktalarını gözler önüne seren bir rehber.

Dört küsur milyar yıl önce ortaya çıkmış bir bakteri hücresinin bugünkü karmaşık insan hücresine nasıl dönüştüğünü ve yaşamın kökenini merak edenler için dört dörtlük bir kılavuz.

Nick Lane, kitabına, yaşamın anlamının ne olduğuna biyolojinin nasıl yanıtlar verdiğini anlatarak başlıyor ve devamında da,

  • Yaşamın kökeninde enerjiyi,
  • Hücrelerin ortaya çıkışını,
  • Bakteriler ve arkelerin neden temelden farklı olduğunu,
  • Karmaşık hücrelerin kökenini,
  • Karmaşıklığın anahtarları olarak mitokondrileri,
  • Eşeyli üreme ve ölümün kökenlerini,
  • Türlerin kökenini,
  • Cinsiyet kararlılığını,
  • Yaşlanmayla ilgili serbest radikal kuramı,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları anlatıyor.

Künye: Nick Lane – Yaşam Neden Var?, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 317 sayfa, 2016

Kaan Arslanoğlu – Evrimci Açıdan Din, Psikoloji, Siyaset (2016)

Kaan Arslanoğlu’ndan, insanın yapıp ettiklerine evrimci psikoloji ve kişilik yapıları gözlüğüyle bakan dikkat çekici metinler.

Eşitlikçi toplum yasası olarak dinin ortaya çıkışı ve solun dine yaklaşımı, laiklik karşıtı bir din olarak Freudculuk, solcuların siyaset üretme biçimleri ve Atatürk ile Lenin’in liderlik anlayışları, kitapta tartışılan kimi konular.

  • Künye: Kaan Arslanoğlu – Evrimci Açıdan Din, Psikoloji, Siyaset, İthaki Yayınları

Jonathan B. Losos – Kader, Şans ve Evrimin Geleceği (2019)

Evrim biyolojisi hakkında güncel kaynak arayanlara ‘Kader, Şans ve Evrimin Geleceği’ni şiddetle öneriyoruz.

Özellikle konuyu sade bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okura hitap eden kitabında Jonathan Losos, en son araştırmaların verilerinden yararlanarak ekosistemlerin korunması, zararlı virüs ve bakterilerle mücadele, uzayda yaşam gibi önemli konularda bizi aydınlatıyor.

Evrimin getirdiği çözümleri her seferinde yeniden deneyimliyoruz.

Fakat kimi zaman en ufak bir mutasyon bile evrim sürecini farklı bir mecraya sürükler.

İşte Losos’un çalışması da, tüm bu değişkenlerin evrimde oynadığı rolü açık bir şekilde ortaya koymasıyla, öte yandan evrimin geleceği üzerine yaptığı dikkat çekici öngörülerle büyük öneme haiz.

Kitaptan birkaç alıntı:

“(…) Staphylococcus (stafilokok enfeksiyonunun nedeni) direnç geliştirdi ve 1950’li yılların ortalarında penisilinden elde edilen sağlık kazanımlarının çoğu kaybedildi. Sonrasında her yeni antibiyotiğin geliştirilmesiyle bakteriler evrimle buna karşı hızla direnç geliştirdi.”

“… Yakınsamaya hak ettiği değeri vermiyor olabiliriz. Biz evrimsel tekizler (kiviler, ornitorenkler, bukalemunlar ve insanlar) benzersiz olabiliriz, ama vücudumuzdaki birçok bölüm başka organizmalarda yakınsak şekilde evrimleşmiştir.”

“Gerçek şu ki, biz insanlar, bir evrimsel tekizlik örneğiyiz; Dünya üzerinde hiçbir yerde hiçbir zaman bizim gibi bir şey evrimleşmedi. Yakınsak evrimin genel olarak her yerde görülmesi, görünüşe göre bizim evrimsel kaçınılmazlığımıza sınırlı bir destek sağlayabiliyor.”

“Evet, doğru; bundan 550 milyon yıl önce dünyada yüzerek dolaşan en yakın ortak atamızın bahse değer gözleri dahi olmamasına rağmen, ahtapotlar sizinle, benimle neredeyse tıpatıp aynı gözyuvarlarına sahiptir.”

“Geçmişte yaşanacak çok cüzi bir farklılığın (büyük-büyük-büyük-milyonuncu-nesilden-büyükbabamız Ernie’nin üzerine düşen bir ağaç, bir orman yangını, bir mutasyon) bizim gelecekteki varlığımızı bitirmeyeceğini kim bilebilir?”

“Kuzey Trinidad’daki tüm dere yataklarında aynı tezat tekrarlanıyor: nehrin aşağısında donuk mat balıklar; yukarısında süslü püslü, göz kamaştırıcı balıklar. Bu tam da bir evrimsel biyoloğu heyecanlandıracak cinsten bir gözlem.”

“Dinozorlar hayatta kalmış olsaydı, onların soyundan gelenler (hakikaten zeki dinozorlar bile) bugün bize hiç benzemeyeceklerdi. Süper boyutta beyne sahip bir tavuk, bundan daha doğru bir benzetme olurdu.”

“…Evrimi öngörebilir miyiz? Kısa vadede, evet, belli ölçüde. Fakat zamanın akışı uzadıkça, atalar ve koşullar farklılaştıkça başarıyla tahminde bulunma olasılığımız düşüyor.”

  • Künye: Jonathan B. Losos – Kader, Şans ve Evrimin Geleceği, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, bilim, 376 sayfa, 2019

Philip Ball – Merak (2014)

Philip Ball ‘Merak’ta, Kopernik’ten Newton’a, bilimsel devrimin dört dörtlük bir tarihini sunuyor.

Avrupa’da bilimin ortaya çıkışını ve gelişimini ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla dikkat çeken çalışmada, ilk başlarda Hıristiyanlık ve felsefenin merak konusuna neden karşıt olduğu; homojen ve yekpare olduğu düşünülen bilimsel devrimin ne gibi gariplikler üzerinden gelişim gösterdiği; projeler tasarlamada deha olup onları tamamlamada pek başarılı olmayan Leonardo da Vinci’yi, Rönesans hümanizminin doğa çalışmalarını nasıl biçimlendirdiği ve Avrupa’daki Gül-Haç hareketinin bilim alanına etkileri gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

  • Künye: Philip Ball – Merak, çeviren: Berna Günen, Kolektif Kitap, bilim, 571 sayfa

Edward Wilson – Genç Bilimadamına Mektuplar (2014)

Pulitzer Ödüllü Edward Wilson, uzun yıllar bilim öğrencileri ve genç profesyoneller yetiştirmiş olmanın verdiği deneyimle, genç bilim insanlarına değerli öneriler sunuyor.

Felsefi bir perspektiften yola çıkan yazar, anonim bir genç bilim insanı adayına hitap eden bu mektuplarında, bilim alanına ilk adım atıldığında ne gibi yollar izlenmesi gerektiğinden başlayarak bilimde yaratma sürecini, bilimsel aklın arketiplerini, bir akıl hocasının neden vazgeçilmez olduğunu, çalışılan alanın cesaretle öğrenilmesinin zorunluluğunu, bilimsel araştırmalarda göz önünde bulundurulması gereken kıstasları, bilim etiğini neden ihmal edilmemesi gerektiğini anlatıyor.

Bilim dünyasına yeni adım atmış olanlar kadar, bilime ve onun dünyamıza nasıl muazzam katkılar getirdiğine daha yakından bakmak isteyen herkesin severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Edward O. Wilson – Genç Bilimadamına Mektuplar, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, bilim, 219 sayfa

Celal Şengör – Bir Bilim Adamının Serüveni (2010)

‘Bir Bilim Adamının Serüveni’, dünya çapında ün kazanmış jeolog ve profesör Celal Şengör’le yapılmış uzun soluklu bir söyleşi. Şengör, hali ve tavrıyla dikkat çeken, renkli bir kişilik olarak biliniyor.

Avrupa Bilimler Akademisi, Amerikan Bilimler Akademisi ve Rus Bilimler Akademisi’ne üye olan Şengör, aynı zamanda TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü kazanan en genç bilim adamı.

Fakat bilim adamı olmasına rağmen “12 Eylül darbesi son derece lüzumluydu” cümlesini de sarf edebilen Şengör, söyleşide, çocukluğunun İstanbul’unu, eğitim yıllarını, jeolojiye nasıl ilgi duyduğunu, Amerika, İngiltere, Fransa ve Çin’de yaptığı bilimsel çalışmaları anlatıyor.

  • Künye: Celal Şengör – Bir Bilim Adamının Serüveni: Celal Şengör Kitabı, söyleşi: Sefa Kaplan, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 675 sayfa

Anne Sverdrup-Thygeson – Böcekler Gezegeni (2020)

İnsan ekosistemin dengesiyle oynadıkça kendi geleceğini de tehlikeye atıyor.

Gezegeni plastiğe boğduk, her yıl büyük miktarda kimyasalı doğaya bırakıyoruz, türleri yerlerinden ediyoruz.

Sonuç, yeryüzünün tatlı su kaynaklarının tükenmesidir.

Bu durum, böcekler için de geçerli, çünkü bizim yaptıklarımız, onların gezegenini de tümüyle dönüştürüyor.

Başka bir deyişle, doğada dönüşen her şey, eninde sonunda gelip bizi de etkiliyor.

Böcek türlerinin sayısındaki azalma ya da böceklerin yok olması, ekosistemde sudaki halkalar gibi bir etkiyle çok büyük sonuçlara yol açacak mahiyette.

İşte, Norveç Yaşam Bilimleri Üniversitesi koruma biyolojisi profesörü ve aynı zamanda Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü’nde bilim danışmanı olan Anne Sverdrup-Thygeson, bu küçük dostlarımızı daha yakından tanımamıza olanak sağlayacak güzel bir kitapla karşımızda.

‘Böcekler Gezegeni’, yeryüzünde 479 milyon yıldır bulunan, fakat bugün başları dertte olan böcekler hakkında enfes bir eser.

  • Künye: Anne Sverdrup-Thygeson – Böcekler Gezegeni: Tuhaf, Yararlı ve Hayranlık Uyandırıcı Dostlarımız Üzerine, çeviren: Dilek Başak, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 200 sayfa, 2020

Romana Romanyshyn ve Andriy Lesiv – Görüyorum (2020)

“Doğduktan sonra birkaç gün boyunca dünya bize bulanık ve baş aşağı görünür. Bir süre sonra beynimiz algıladığı bu görüntüleri dönüştürmeyi öğrenir ve dünyayı doğru yöne çevirir.”

Çocuklarına oyunbaz, keyifli bilim kitapları okutmak isteyen ebeveynlere, vücudumuzun en büyük mucizelerinden biri olan görmeyi anlatan bu güzel kitabı öneriyoruz.

Görmenin ne şekilde gerçekleştiği, görme duyumuzun nasıl çalıştığı, gözün dışında, görmemizi sağlayan faktörlerin neler olduğu, gördüğümüz şeyleri nasıl anlamlandırdığımız gibi sorulara aydınlatıcı yanıtlar veren çalışma, görme duyumuzun dünyayı anlamlandırmakta nasıl bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Kitabın, başta 2018 Bologna Ragazzi Kurgu Dışı Ödülü olmak üzere pek çok uluslararası ödül kazandığını da özellikle belirtelim.

Kitaptan öğrendiğimiz birkaç önemli bilgi:

“Görme duyusu insanların en önemli yetisidir. Beyin korteksinin %40’ı görme duyumuzla algıladığımız veriler üzerinde çalışır.”

“En nadir rastlanan göz rengi yeşildir. Gezegenimizde insanların sadece %2’sinin gözleri yeşildir.”

“İnsanların yaklaşık %1’inin sağ ve sol gözlerinin rengi birbirinden farklıdır.”

“İnsan gözü 7 milyon renk çeşidini ayırt edebilme potansiyeline sahiptir. Bir insan ortalama olarak yüzlerce farklı renk tonunu görebilir. En fazla sayıda (milyonlarca) renk tonunu görsel sanatlarla uğraşan sanatçılar görebilir.”

“Renklerin duygularımız üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Bizi mutlu edebilir, hüzünlendirebilir, sakinleştirebilir, hatta acıktırabilirler. Sarı ve turuncu iştah açar. Kırmızı dikkat çeker ve tehlike uyarısı verir. Mavi uyum ve güven hissi sağlar, yeşil ise doğa ve sağlıkla ilgilidir.”

  • Künye: Romana Romanyshyn ve Andriy Lesiv – Görüyorum, çeviren: Nilay Kaya, Final Kültür Sanat Yayınları, çocuk, 64 sayfa, 2020