Yu Hua – On Sözcükte Çin (2020)

Yu Hua, çağdaş Çin edebiyatının en önemli isimlerindendir.

‘Yedinci Gün’, ‘Kanını Satan Adam’, ‘Yaşamak’ ve ‘Yağmur Altında Çığlıklar’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Hua, bu sefer ülkesi Çin’i yakın tarihini merkeze alarak anlattığı bu kitabıyla karşımızda.

Özellikle Kültür Devrimi’nden bu yana Çin’de yaşanan büyük değişimi çarpıcı ayrıntılarla vermesiyle dikkat çeken kitabında Hua, devrimin Çin toplumsal hayatı üzerindeki etkisini, Çin halkının kendine has niteliklerini, ülkenin içinde bulunduğu durumu ve Çin’in hem yazar hem de kişisel anlamda kendisini nasıl etkilediğini anlatıyor.

Kültür Devrimi’nden bugüne Çin’in geçirdiği dönüşüm hakkında keyifle okunacak kitabın, Hua’nın özgün tarzının yanı sıra, pek çok ilginç hikâyeyle zenginleştiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Yu Hua – On Sözcükte Çin, çeviren: Bahar Kılıç, Jaguar Kitap, deneme, 256 sayfa, 2020

Mihail Bulgakov – Kızıl Moskova (2016)

Mihail Bulgakov’un 1921-1926 yılları arasında gazete ve dergilerde yayımlanmış öykü, makale ve eleştiri yazıları.

Yazarın ağırlıklı olarak Sovyet rejiminin kurulduğu o ilk yıllarda karşılaştığı olayları alaycı ve eleştirel bir gözle ele aldığı bu öykü ve metinleri, dönemin Rus toplumuna dair ilgi çekici ayrıntılar barındırmalarıyla önemli.

  • Künye: Mihail Bulgakov – Kızıl Moskova, çeviren: Ergin Altay, Can Yayınları

Hüseyin Ferhad – Şark Belleği (2016)

Şair Hüseyin Ferhad’ın şiirin büyülü dünyasında gezinen denemeleri.

Şairin yurdu olarak dil, sözün gücü, şiirde kusursuzluk arayışı ve eleştiri gibi temalar barındıran yazılar, bunun yanı sıra Oktay Rifat’tan Turgut Uyar’a, Hilmi Yavuz’dan Edip Cansever’e pek çok şairimizi de konuk ediyor.

Kitabın bir sürprizi de Ferhad’la yapılmış iki söyleşi barındırması.

  • Künye: Hüseyin Ferhad – Şark Belleği, Yapı Kredi Yayınları

Ferit Edgü – Buluşmalar (2019)

Ferit Edgü’nün “yakın dostlarım” dediği kimi yazar ve ressamları farklı yönleriyle irdelediği denemeleri, ‘Buluşmalar’da.

Albert Camus’den Malcolm Lowry’ye, Robert Walser’dan Beckett’a, Kafka’dan Sait Faik’e, Tezer Özlü’den Can Yücel’e pek çok yazar ve Bedri Rahmi’den Turan Erol’a, Chagall’dan Avni Arbaş’a, Sarkis’ten Jean Dubuffet’ye ve Semiha Berksoy’a birçok ressam, Edgü’nün özgün yorumlarıyla karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Ferit Edgü – Buluşmalar, Alfa Yayınları

Susanna Tamaro – Düşünen Bir Yürek (2016)

Ünlü yazar Susanna Tamaro’dan, toplumla yüzleşen, kıyasıya hesaplaşan bir metin.

Tamaro, çocukluk ve gençlik dönemlerine ait anılarla harmanladığı denemelerinde, bir çocuğun adım adım dünyayı,  toplumu ve ruhunu anlamlandırma sürecini tasvir ediyor. Ölüm, hayat, varoluş, inanç, özgürlük, adalet, hayal gücü ve bilinç, anlatıdaki anahtar kelimeler.

  • Künye: Susanna Tamaro – Düşünen Bir Yürek, çeviren: Eren Cendey, Can Yayınları

Pierre Bayard – Önceden İntihal (2020)

Bir yazar, kendisinden sonra gelen, gelecekteki bir yazardan intihal yapabilir mi?

‘Önceden İntihal’in cins, hınzır ve zeki yazarı Pierre Bayard’a göre evet.

Daha önce yayımlanan ‘Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?’ ile bildiğimiz Bayard, şimdi de “önceden intihal” olarak tanımladığı bir kavramla karşımızda.

Yazara göre “önceden intihal”, bir yazarın, kendisinden sonra gelen, gelecekteki bir yazardan esinlenmesi, ondan aşırmasıdır.

Bayard, okuru bu saçma sapan teze ikna etmek için enteresan argümanlara başvuruyor.

Yazara göre, edebiyatta her yeni yapıt kendi öncellerini yaratır, onları okuma biçimimizi kökten değiştirir, kendisiyle sonlanan bir şecere oluşturur, yeni bir hat çizer.

Hatta bu kimi örneklerde, selefini intihal yapmış gibi gösterecek kadar güçlüdür.

Bayard, bütün bunları da ciddi bir kuramsal araştırma kisvesi altında ele alıyor.

Yazar bunu yaparken de, bizi edebiyat tarihi, karşılaştırmalı edebiyat, metinlerarası göndermeler, eleştiri ve okurun belleğinin kendine has işleyiş mekanizması gibi ilginç konular üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Pierre Bayard – Önceden İntihal, çeviren: Soner Sezer, Everest Yayınları, deneme, 200 sayfa, 2020

Elias Canetti – Gözlerin Oyunu (2020)

“Kendim için yarattığım çöl, her şeyi örtmeye başladı.”

Elias Canetti’nin otobiyografik yapıtı ‘Gözlerin Oyunu’, kendisinin başyapıtı olarak kabul edilen ‘Körleşme’yi yazdığı dönemi anlatıyor.

Canetti burada, yirmili yaşlarını, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük yıkımı, evliliğini, annesinin ölümünü ve bütün bu sürecin kendi entelektüel ve ruhsal dünyasını nasıl biçimlendirdiğini samimi bir üslupla paylaşıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, Robert Musil, Hermann Broch, Alban Berg, Fritz Wotruba ve Alma Mahler gibi dönemin önde gelen figürlerine dair ilgi çekici bilgiler de yer alıyor.

Canetti ayrıca, yol göstericisi olarak saydığı gizemli Dr. Sonne ile arkadaşlığını da anlatıyor.

  • Künye: Elias Canetti – Gözlerin Oyunu, çeviren: Şemsa Yeğin, Sel Yayıncılık, deneme, 319 sayfa, 2020

Ferit Edgü – Sözlü / Yazılı (2016)

Ferit Edgü külliyatına önemli bir katkı sunan, yazarın söyleşi ve deneme yazıları bu kitapta…

Edgü, modern Türk romanının gelişiminden yazarın kurmaca dünyasına ve kendi yazma deneyimine birçok konuyu irdelerken, Melih Cevdet, Oktay Rifat, Ahmet Oktay ve Orhan Duru gibi, Türkiye edebiyatının önde gelen simalarına dair değerlendirmelerde de bulunuyor.

  • Künye: Ferit Edgü – Sözlü / Yazılı, Yapı Kredi Yayınları

Honoré de Balzac – Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi (2016)

Balzac’tan ihtiyaçlar ve zevkler arasındaki ilişki bağlamında, alkol, şeker, çay, kahve ve tütün gibi modern çağ uyarıcılarının bir yorumu.

Balzac, bu maddeler nedeniyle, modern toplumların görülmemiş biçimde değişikliğe uğrayacağını savunuyor.

Kitapta, yazarın Z. Markas adlı bir çöküş öyküsü de yer alıyor.

  • Künye: Honoré de Balzac – Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi ve Z. Markas, çeviren: M. Emin Özcan, Notos Kitap

Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya (2020)

Fransız düşüncesinin en parlak isimlerinden Maurice Blanchot’dan Kafka’yı farklı yönleriyle irdeleyen ufuk açıcı denemeler.

Blanchot, Kafka’nın kitaplarından olduğu kadar, yazarın en az kurmaca eserleri kadar ünlü günlüklerinden de yola çıkarak Kafka’nın hayatının ve yazarlığının izini sürüyor.

Blanchot bunu yaparken, yalnızca Kafka değil, genel olarak edebiyat, yazmak ve yazarlık üzerine harikulade saptamalar da yapıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir yapıt ortaya koyan yazar kendini bu yapıtta ortadan kaldırır ve kendini onda onaylar. Onu kendinden uzaklaştırmak için yazmışsa, öyle olur ki bu yapıt onu angaje eder ve kendini çağırır, eğer onu kendine göstermek ve onda yaşamak için yazıyorsa, yaptığı şeyin hiçbir şey olmadığını, en büyük yapıtın en önemsiz edime değmediğini, yapıtın onu kendisinin olmayan bir varoluşa ve yaşam olmayan bir yaşama mahkûm ettiğini görür.”

“Yapıtı okur yapar; onu okuyarak yaratır; onun gerçek yazarıdır, Yazılı Şey’in bilinci ve canlı tözüdür; nitekim yazarın artık tek bir amacı vardır, bu okur için yazmak ve onunla özdeşleşmek.”

“Tamı tamına belli bir kitle için yazan yazar, hakikatte, yazıyor değildir: yazan bu kitledir ve bu nedenle de bu kitle artık okur olamaz; okuma sadece görünüştedir, gerçeklikte yok hükmündedir. Okunmak için yaratılmış yapıtların önem taşımaması buradan gelir, onları hiç kimse okumaz.”

“Yazmak gececil şeydir; kendini karanlık güçlere bırakmak demektir, aşağıdaki bölgelere inmek, kendini saf olmayan kucaklaşmalara teslim etmektir. Bütün bu ifadeler Kafka için dolaysız bir hakikati barındırır. Karanlık büyülenmeyi, arzunun iç karartıcı parıltısını, her şeyin radikal ölümle son bulduğu geceleyin zincirlerinden boşanan şeyin tutkusunu çağrıştırır.”

“Kendinden kaçmayı isteyerek kendi saplantısına daha da batan kör uyanıklığıyla edebiyat; eğer varoluş varoluştan çıkma olanaksızlığıysa, varlık her zaman varlığa geri itilen şeyse, dipsiz derinlikte olan şey çokta dipteyse, hâlâ uçurumun temeli olan uçurumsa, kendisine karşı çarenin olmadığı çareyse, varoluş saplantısının tek tercümesidir.”

  • Künye: Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, MonoKL Yayınları, 240 sayfa, 2020