Honoré de Balzac – Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi (2016)

Balzac’tan ihtiyaçlar ve zevkler arasındaki ilişki bağlamında, alkol, şeker, çay, kahve ve tütün gibi modern çağ uyarıcılarının bir yorumu.

Balzac, bu maddeler nedeniyle, modern toplumların görülmemiş biçimde değişikliğe uğrayacağını savunuyor.

Kitapta, yazarın Z. Markas adlı bir çöküş öyküsü de yer alıyor.

  • Künye: Honoré de Balzac – Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi ve Z. Markas, çeviren: M. Emin Özcan, Notos Kitap

Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya (2020)

Fransız düşüncesinin en parlak isimlerinden Maurice Blanchot’dan Kafka’yı farklı yönleriyle irdeleyen ufuk açıcı denemeler.

Blanchot, Kafka’nın kitaplarından olduğu kadar, yazarın en az kurmaca eserleri kadar ünlü günlüklerinden de yola çıkarak Kafka’nın hayatının ve yazarlığının izini sürüyor.

Blanchot bunu yaparken, yalnızca Kafka değil, genel olarak edebiyat, yazmak ve yazarlık üzerine harikulade saptamalar da yapıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir yapıt ortaya koyan yazar kendini bu yapıtta ortadan kaldırır ve kendini onda onaylar. Onu kendinden uzaklaştırmak için yazmışsa, öyle olur ki bu yapıt onu angaje eder ve kendini çağırır, eğer onu kendine göstermek ve onda yaşamak için yazıyorsa, yaptığı şeyin hiçbir şey olmadığını, en büyük yapıtın en önemsiz edime değmediğini, yapıtın onu kendisinin olmayan bir varoluşa ve yaşam olmayan bir yaşama mahkûm ettiğini görür.”

“Yapıtı okur yapar; onu okuyarak yaratır; onun gerçek yazarıdır, Yazılı Şey’in bilinci ve canlı tözüdür; nitekim yazarın artık tek bir amacı vardır, bu okur için yazmak ve onunla özdeşleşmek.”

“Tamı tamına belli bir kitle için yazan yazar, hakikatte, yazıyor değildir: yazan bu kitledir ve bu nedenle de bu kitle artık okur olamaz; okuma sadece görünüştedir, gerçeklikte yok hükmündedir. Okunmak için yaratılmış yapıtların önem taşımaması buradan gelir, onları hiç kimse okumaz.”

“Yazmak gececil şeydir; kendini karanlık güçlere bırakmak demektir, aşağıdaki bölgelere inmek, kendini saf olmayan kucaklaşmalara teslim etmektir. Bütün bu ifadeler Kafka için dolaysız bir hakikati barındırır. Karanlık büyülenmeyi, arzunun iç karartıcı parıltısını, her şeyin radikal ölümle son bulduğu geceleyin zincirlerinden boşanan şeyin tutkusunu çağrıştırır.”

“Kendinden kaçmayı isteyerek kendi saplantısına daha da batan kör uyanıklığıyla edebiyat; eğer varoluş varoluştan çıkma olanaksızlığıysa, varlık her zaman varlığa geri itilen şeyse, dipsiz derinlikte olan şey çokta dipteyse, hâlâ uçurumun temeli olan uçurumsa, kendisine karşı çarenin olmadığı çareyse, varoluş saplantısının tek tercümesidir.”

  • Künye: Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, MonoKL Yayınları, 240 sayfa, 2020

Nurdan Gürbilek – İkinci Hayat (2020)

Zamanında Gaston Bachelard, “Ev ilk evrenimizdir” demişti.

Theodor Adorno da, “Ev geçmişte kalmıştır.”

Tümüyle eve tıkılıp kaldığımız bu günlerde ise, ev, yurt, sınır, aile, mahalle, ülke ve yer üzerine daha çok düşünüyoruz.

Nurdan Gürbilek de ‘İkinci Hayat’ta, eve, evin sırlarına ve sınırlarına yakından bakıyor.

Bunu yaparken edebiyattan sinemaya ve felsefeye geniş bir alanda gezinen Gürbilek, yalnızca fiziksel anlamda vatanı ve evi değil, “dilsel vatan”ın sınırları üzerine de zengin bir bakış geliştiriyor.

Gürbilek’in kitabı, özellikle çok kritik bir eşikte bulunduğumuz bugün, yönümüzü nasıl bulacağımız konusunda kimi sorular sormasıyla da önemli.

Ev, kapısını başkalarına tümüyle kapatmış, özel bir sığınak, bir kişisel hücre olarak mı kalacak, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz?

Yaşadığımız yer, etrafı duvarlarla çevrilmiş bir alan olarak mı kalacak, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz?

Gürbilek, evin hayatımız üzerindeki etkilerini derinlemesine irdeleyerek; onun olumlu ve olumsuz anlamları üzerine bizi yeniden düşünmeye çağırarak bu sorulara yanıt veriyor.

  • Künye: Nurdan Gürbilek – İkinci Hayat: Kaçmak, Kovulmak, Dönmek Üzerine Denemeler, Metis Yayınları, deneme, 208 sayfa, 2020

Ahmet Bozkurt – Mum Lekesi (2016)

Şiir, deneme ve eleştiriyi odağına alan metinler.

Ahmet Bozkurt, dil ve şiirsel uzamı; edebiyatta taşra-merkez karşıtlığını; Cumhuriyet döneminde yayınlanan önemli edebiyat dergilerinden olan Şair Çalışıyor’un (Le poète travaille) çıkış öyküsünü ve buna benzer, alanda çalışanlar için önemli sayılabilecek pek çok konuyu, felsefi bir perspektifle tartışıyor.

  • Künye: Ahmet Bozkurt – Mum Lekesi, İnkılap Kitabevi

Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar (2014)

Jules Renard’ın günlüklerinden derlenmiş, yazarlık, yazma eylemi üzerine özlü sözler.

“Yalandan korkum düş gücümü öldürdü” diyen Renard, her bir yapıtın bir kriz, neredeyse bir devrim olması gerektiğini belirtiyor.

Öğütler ve samimi itiraflarla zenginleşen kitap, yazar adayları için de, okurlar için de tam bir pusula.

  • Künye: Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık

Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek (2020)

 

Abdülhak Adnan Adıvar, Türk düşünce tarihi içinde müstesna isimlerdendir.

1926-1939 yılları arasında Avrupa’da yaşayan Adıvar, daha çok siyasetçi kimliğiyle öne çıksa da, doktorluk ve hocalığıyla da bilinir.

Adıvar’ın Türk düşünce dünyasındaki asıl önemi ise, hem hayatında hem de bilimsel üretiminde yüksek ahlaki standartlar gütmesiyle kendisinden sonraki aydın kuşağını derinden etkilemesi.

Adıvar’ın bu yönünün çok net görülebildiği alanlardan biri ise, bilimden siyasete pek çok konuyu irdelediği 1940’lı ve 1950’li yıllardaki gazete yazılarıdır.

İşte Tuncay Birkan’ın derlediği ve yayına hazırladığı bu kitap da, Adıvar’ın bu yazıları arasından ilk defa kitaplaşan yüz civarı yazısını bir araya getiriyor.

Adıvar burada, hukuktan demokrasiye, edebiyattan tıp ve tarihe, bilimden ahlaka, yeni hümanizmden tarih felsefesine ve dilden kültüre pek çok konudaki fikirlerini bizimle paylaşıyor.

Birkan’ın kapsamlı bir sunuş yazısıyla açılan kitap, Türk aydını ve Türkiye’nin geçmişten bugüne gelen sorunları üzerine düşünmek isteyen okurlara çok zengin bir perspektif verecek türden.

  • Künye: Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek, derleyen ve yayına hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2020

Alberto Manguel – Efsanevi Yaratıklar (2020)

 

Mitolojiden, dinler tarihinden, edebiyattan ve popüler kültürden efsanevi karakterler bizi neden böylesine büyüler?

Bu yaratıkların en belli başlı çekiciliklerinden biri, değişken kimlikleridir.

Kendi hikâyelerine kök salmış kurmaca karakterler, ait oldukları kitapların sayfaları içinde işgal ettikleri yer ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, oraya hapsedilemez.

Oradan çıkıp bize ulaşırlar.

İşte efsanevi yaratıklar, asıl bu nedenle bizi etkiler.

Alberto Manguel de yeni kitabında, tarihin en ünlü efsanevi yaratıklarının izini sürüyor.

Yazar burada, Dracula’dan Faust’a, Superman’dan Hsing-chen’e, Despot Banderas’tan Seyyid Hâmid Badincani’ye, Quasimodo’dan Casaubon’a ve Şeytan’dan Hippogriffon’a pek çok efsanevi karakterin dünyasına iniyor.

Bu karakterlerin aşk, ölüm ve intikam konusunda bize neler söyleyebilecekleri üzerine düşünen Manguel, hem kendi kişisel hikâyesinde bu karakterlerin nasıl iz bıraktığını hem de bunların bir yazar olarak yazma sürecinde kendisine nasıl ilham verdiklerini anlatıyor.

Kitap, yazarın kendisine ait çizimlerle de zenginleşmiş.

  • Künye: Alberto Manguel – Efsanevi Yaratıklar: Dracula, Alice, Superman ve Öteki Edebi Dostlarımız, çeviren: Lâle Akalın, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 192 sayfa, 2020

Metin Atamer – Memleketim Üzerine (2010)

Metin Atamer, bilindiği gibi Türkiye’de yenilenebilir enerjinin yılmaz savunucularından biri.

Atamer, daha önce yayımlanan ‘Hem Nalına Hem Mıhına’ başlıklı eserinde, bu konudaki deneyimlerini ve görüşlerini okurlarıyla paylaşmıştı.

‘Memleketim Üzerine’ başlıklı kitap ise, Atamer’in söz konusu çalışmasının devamı niteliğinde.

Yazar burada, Türkiye mozaiğinin kendine has yönlerini, eleştirel ve eğlenceli bir üslupla kaleme getiriyor.

Atamer, yenilenebilir enerji konusundaki mücadelelerinin verdiği deneyimle, Türkiye’de ilkleri yapmanın zorluklarını, pek çok kimseyi karşısına almak zorunda kalışını ve önüne çıkarılan akla hayale gelmeyecek engelleri anlatıyor.

  • Künye: Metin Atamer – Memleketim Üzerine, Yeni İnsan Yayınevi, deneme, 154 sayfa

Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar (2019)

Modern dünyadaki yaşama tarzımız, hissetme şeklimizi nasıl yozlaştırıyor?

‘Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’ kitabıyla bildiğimiz Matt Haig, şimdi de “Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?” gibi hayati bir sorunun yanıtını aradığı bu kitabıyla karşımızda.

‘Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’, bizi, sahip olduğumuzdan daha fazlasını isteten, işi eğlenceden üstün tutturan, kendimize dair en kötü şeyleri insanların en iyi yönleriyle kıyaslatan ve sürekli bir şeylerden yoksunmuşuz gibi hissettiren nedenlerin neler olduğu üstüne düşünmeye davet ediyor.

Haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini çarpıcı örnekler eşliğinde gösteren Haig, dijital çağın törelerini sorguluyor ve bizi biraz daha serinkanlı olmaya, olan bitene daha geniş bir çerçeveden bakmaya çağırıyor.

Kendisi de uzun yıllar anksiyete ve panik atakla mücadele etmiş Haig, bu karmaşık çağda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

  • Künye: Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, deneme, 320 sayfa, 2019

Tama Janowitz – Alan Kodu 212 (2010)

Hatırlanacağı gibi ‘New York Köleleri’, genç kuşak Amerikan kalemlerinden Tama Janowitz’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi.

Janowitz’in yalnızca New York’luları değil, dünyadaki bütün büyük kent insanlarını ilgilendirecek tanıdık ve ilginç ayrıntıları işlediği söz konusu romanı, James Ivory tarafından filme de alınmıştı.

Elimizdeki ‘Alan Kodu 212’ başlıklı eser ise, daha çok romanlarıyla bilinen Janowitz’in denemelerini bir araya getiriyor.

Janowitz burada da, yaşadığı New York’u anlatmaya devam ediyor.

Andy Warhol, New York’un gün ve gecelerinden trajikomik yaşanmışlıklar, kendine has tarzıyla Manhattan ve eğlencelerinden, zevklerinden taviz vermeyen sosyete dünyası, denemelerde karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Yazar, New York’un şık ve sanatsal mekânları kadar, şehrin zorlu ve tehlikelerle dolu yönlerini de kaleme getiriyor.

  • Künye: Tama Janowitz – Alan Kodu 212, çeviren: Ünver Alibey, Everest Yayınları, deneme, 410 sayfa