Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları (2021)

Susan Sontag’ın ne denli büyük bir denemeci olduğunu yakından görmek için bu kitap harika bir vesile.

‘Radikal İrade Üslupları’, Sontag’ın sanat, edebiyat, tiyatro ve sinemadan Vietnam Savaşı’na kadar birçok konuda kaleme aldığı denemeleri içeriyor.

Sontag kitabın ilk iki bölümünde sanatta sessizlik, edebiyatta pornografi, Cioran’ın felsefesi ve yazını, tiyatronun gelişimi ve sesli sinemanın doğuşu, Bergman, Godard ve Bresson’un sinemasına dair zihin açıcı yorumlarda bulunuyor.

Üçüncü ve son bölümdeki en hacimli denemesinde ise davet üzerine iki hafta zaman geçirdiği Vietnam’daki deneyimlerini aktarıyor.

‘Radikal İrade Üslupları’, hem radikal tavrıyla Sontag’ın sadık okurları hem de yazarla ilk defa tanışacaklar için birçok kez dönüp okunacak bir kitap.

  • Künye: Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları, çeviren: Nuray Önoğlu, Everest Yayınları, deneme, 325 sayfa, 2021

Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler (2021)

“Her ülkede, her dünyada yabancı olmak: Hukuksal statünü metafizik bir nitelik düzeyine yükseltmek.”

Karanlık duygularımızın maharetli yazarı Emil Michel Cioran, okurunu nafilelik, hiçlik, ölüm, çöküş ve varoluş üzerine düşünmeye davet ediyor.

Cioran iflah olmaz, soluk kesen üslubuyla bütün fanatizmleri, inançları, dinsel ya da politik imanları yine yerden yere vuruyor: Kimi sayfalar bazı kaçış yollarını imlese de, ilerleme bir kurmaca sürüsüne, tanrı hastalığa, umut ise “uçurumun kenarında körebe oynamaya” dönüşüyor.

Cioran felsefeyi şeylerin “nafileliğinin algısı” olarak ortaya koyarak edebiyat dahil her türlü yanılsamaya karşı giriştiği mücadeleyi ölüm, çöküş, nafilelik, ıstırap, öznel varoluş üzerine aforizmalarla sürdürürken ilk sayfalardaki kişisiz biz ifadesine ben ve sen’i ekliyor ve kitabın iki temel kozunu açıkça ortaya seriyor: maddi, manevi ve tarihsel çürüme ile imkânsız kuşkucu ideal.

Paris’teki dilsel “ikinci doğuş”una tarihlenen ve aynı dönemeçte aldığı düşünsel viraja dair temel bir edebi belge niteliği taşıyan ‘Avare Düşünceler’de kalemini Baudelairevari bir koyuluğa doğru akıtarak nihayet intihar motifini öne çıkaran Cioran, insanlığı katiller ile intihar edenler olmak üzere ikiye ayırıyor: İntiharın varoluşun işkencesinde değerli bir kurtuluş kaynağına dönüştüğü satırlar ise, kendini Hiçliğe daha iyi teslim etmek için her türlü inançtan kurtulan “şeylerin dışındaki insan” olarak yazarın istisnai bir otoportresiyle tamamlanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Kendi sonumu faka basarcasına kabul ettim; bu kabul âdeta hem kanıma hem de uykusuzluklarıma yabancı bir sesten geliyor gibidir.”

“Şehirlerde yoldan geçenlerin gözlerinde rastladım ölüme; doğanın ortasında ise yaprakların hışırtısında. Ama daha sıklıkla da kalbin sessizliklerinde rastgeldim ölüme.”

“Bir bostanın ortasındadır sana özgü kısırlığın mutlak duyumu…”

“Kısırlık temeldeki bir histeridir. Her şey değerden yoksun gözükür; her şey birbirine denktir; önem taşıyan herhangi bir şey bulmak imkânsızdır. Dünyanın tebaası, sönük ve kokuşmuş uzanır zihnin dibinde.”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Avare Düşünceler, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, deneme, 94 sayfa, 2021

Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar (2021)

Bütün kitap âşıklarının, yani bibliyofillerin okuması gereken bir kitap.

Umberto Eco, kitabın ortaya çıkışının hem uygarlığı hem de tek tanrılı dinleri nasıl kökten dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

Kitap dünyasına dışarıdan değil, bu çalışma açısından tam da olması gerektiği gibi bir bibliyofilin gözünden bakan Eco, bibliyofili kitabı seven, ama sadece kitap okumakla yetinmeyen, aynı zamanda ona nesne olarak da sahip olmak isteyen bir kişi olarak tanımlıyor.

Yazar, her zamanki keskinliği, mizahı ve yetkinliğiyle, bibliyofili açısından önemli gördüğü eserleri gözden geçiriyor, anekdotlar anlatıyor, bir değerin izini sürüyor, kısacası bibliyofilinin büyülü dünyası için bize ustaca rehberlik ediyor.

Kitap, zaten bibliyofil olanlar kadar, henüz öyle olduğunu bilmeyen sayısız potansiyel okura seslenmesiyle de özellikle önemli.

  • Künye: Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, deneme, 288 sayfa, 2021

Brian Dillon – Denemecilik (2021)

Deneme türünün kapsamı ve olanakları üzerine çok iyi bir çalışma.

Brian Dillon, türün öncüleri ve çağdaş ustalarından denemecilik konusunda bilinmeyenlere pek çok konuyu ele alıyor.

Ödüllü çalışması ‘In the Dark Room’ ile bildiğimiz Dillon, bu sefer de bir tür olarak denemeciliği; kökenler, listeler, dağılma, üslup, savurganlık, ayrıntı, tutarlılık, merak ve avunma gibi çeşitli başlıklarda irdelediği, hatta parçalara ayırdığı bu kitabıyla karşımızda.

Kitap, deneme teriminin etimolojik kökenlerinden, Montaigne’den başlayarak günümüz yazarlarına, W. G. Sebald, Georges Perec ve Elizabeth Hardwick gibi isimlere uzanıyor.

Dillon, deneme hakkında şöyle diyor:

“Deneme, konusunun özünü yani püf noktasını ifade etmeyi, dolayısıyla bir tür cila ve bütünlüğü amaçlar, aynı zamanda da sahip olduğu bakış açısının kısmi olduğu, eksik olmanın da kendi içinde bir değer olduğu, çünkü yazan zihnin cesur ve meraklı ama tutuk doğasını daha iyi yansıttığı konusunda ısrar etmek ister.”

  • Künye: Brian Dillon – Denemecilik: Biçim, Duygu ve Kurmacadışı Üstüne, çeviren: Selahattin Özpalabıyıklar, Everest Yayınları, inceleme, 174 sayfa, 2021

Max Frisch – Sorular, Sorular, Sorular (2021)

Max Frisch’in dehasını bir kez daha ortaya koyan, insan varoluşunun temel meseleleri üstüne kurgulanmış on dört soruşturma.

‘Sorular, Sorular, Sorular’, Frisch’in dostluk, para, evlilik, kadınlar, anayurt, mülkiyet, ölüm, ahlak ve alkol gibi meseleler hakkında sorduğu, aydınlatıcı ve eğlenceli 351 soru barındırıyor.

Esasında Frisch’in ‘Günlükler 1966-1971’ içinde yer alan ve Almancada tek kitap halinde ayrı basımı ilk kez 1987 sonunda yapılan kitabın, yazarın ölümünden sonra ortaya çıkan, ahlak, alkol, teknoloji temalı üç soruşturmanın da eklenmesiyle Kasım 2019’da yayımlanan bu genişletilmiş baskısıyla, Frisch’in bütün soruşturmaları ilk kez eksiksiz şekilde bir araya getirilmiş oluyor.

Kitapta yer alan birkaç soru:

  • Sizin ve tanıdığınız herkesin ölümünün ardından insan soyunun korunması sizin için hâlâ önemli midir?
  • İradeniz sayesinde dünyaya gelmeyen çocuklarınızın sayısı kaç?
  • Hastalık, trafik kazası ya da benzer bir nedenle ölümü içinizi umutla dolduracak siyasetçinin adı nedir?
  • Bir topluluktan mı nefret etmek daha kolay gelir size, belli bir şahıstan mı?
  • Zamanla akıllandığınıza inanmaktan ne zaman vazgeçtiniz, yoksa hâlâ buna inanıyor musunuz?
  • Özeleştiriniz sizi ikna ediyor mu?
  • Hiç kimseyi öldürmediğinizi varsayalım: Bunun gerçekleşmemiş olmasını nasıl açıklarsınız?
  • Ölmeyi mi tercih edersiniz yoksa bir süre daha sağlıklı bir hayvan olarak yaşamayı mı?
  • Evlilik kurumun kendiliğinden keşfedebilir miydiniz?

Künye: Max Frisch – Sorular, Sorular, Sorular, yayına hazırlayan: Tobias Amslinger ve Thomas Strässle, çeviren: Ogün Duman, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 112 sayfa, 2021

Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi (2021)

Artık söz değil eylem üretmenin, sömürünün mağduru herkesle yan yana durmanın zamanıdır.

Tuncay Birkan’ın bu kitapta bir araya getirilen metinleri de, bunun olanaklarını görünür kılmasıyla çok önemli.

Birkan’ın uzunca bir döneme yayılan sol, kültür, felsefe, bilim, yayıncılık ve çeviri gibi konularda kaleme aldığı yazılarını bir araya getiren kitapta,

  • Sol ve kültürel çalışmalar,
  • Tanrı’nın ölümü,
  • Ateizm geleneği ve sol,
  • Mutenalaştırma adı altında şehri ranta açma pratikleri,
  • Corona’nın hayat ve siyasete etkileri,
  • Türkiye’de Edward Said yayıncılığının kendine has dinamikleri,
  • Türkçe çeviri faaliyetleri,
  • Felsefe çevirilerinin durumu,
  • Ve Blanqui bağlamında devrimci maneviyatında bilimin rolü konuları tartışılıyor.

Birkan, kitaba adını veren makalesinde ise, Türkiye’deki “yerlilik” ve “millilik” dayatmalarına çarpıcı ve zengin argümanlarla karşı çıkıyor.

Yazar burada, solun evsizliği ve evrenselliği üzerinde ısrar ediyor, bir varoluş biçimi olarak “yerliliği” reddediyor, bu ısrar ve reddi sağcı yerlicilerle polemiğe girerek serimliyor.

  • Künye: Tuncay Birkan – Sol: Evin Reddi, Metis Yayınları, deneme, 176 sayfa, 2021

Patti Smith – Maymun Yılı (2020)

Patti Smith’in kaleminden, birbirinden güzel polaroid fotoğraflarla zenginleştirilmiş, düşler ile gerçeklerin iç içe geçtiği bir kitap.

Smith, San Francisco’nun ünlü konser salonu Fillmore’daki yeni yıl konserlerinin ardından, kendini Santa Cruz sahilinde aylaklık yaparken bulur.

Şimdi önünde, plan yapmak zorunda olmadığı, kendisiyle ve hayatla derinlemesine yüzleşmeye koyulacağı, tek başına dolaşacağı bir yıl vardır.

Elinde bir polaroid kamerasıyla tabelalar vardır yalnızca.

Bir süre sonra Smith, bir dönüm noktası yaşayacak ve kendini yaşamının girdabındaki değişimler ile Amerika’nın kendine has siyasi iklimi içinde bulur.

‘Maymun Yılı’, Smith’in bu süreçte yaşadıklarını çarpıcı bir üslupla anlattığı ve hayaller, acımasız gerçekler, ümitler ve sevgiyle örülü sıra dışı bir metin.

  • Künye: Patti Smith – Maymun Yılı, çeviren: Seda Ersavcı, Domingo Kitap, deneme, 240 sayfa, 2020

Mirian Goldenberg – Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin (2020)

Mirian Goldberg, başarılı TEDx konuşmacılarından biri olarak dünya çapında yankı uyandırmıştı.

Goldberg bu ünlü konuşmasında, erkek ve kadın dünyasından alıntılardan yola çıkarak birçok soru soruyor ve bunları cevaplıyordu.

İşte bu konuşma ve daha fazlası, şimdi elimizdeki kitapta bir araya getirilmiş.

Bir nevi “mutluluk antropolojisi” olarak okunabilecek kitap, pek çok hayati sorudan yola çıkarak zorlukların üstesinden gelebilme, daha özgür ve daha mutlu bir hayat kurabilme cesaretini anlatıyor.

“Mutluluk nedir?”, “Hayatın anlamı nedir?”, “Hayır dersem nasıl tepki alırım?”, “Nasıl daha anlamlı bir hayat yaşarım”, “Toplumun değer yargıları özgürlüğümün önünde neden engel?”…

‘Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin’, bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını arayan okurlara, yani hepimize hitap ediyor.

  • Künye: Mirian Goldenberg – Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin, çeviren: Nuray Önoğlu, Fol Kitap, deneme, 128 sayfa, 2020

Nilgün Marmara – Kâğıtlar (2016)

Nilgün Marmara’nın teksir kâğıtlarına, bir zamanlar bakkallarda mektup kâğıdı diye satılan kâğıtlara, iş ajandalarından ya da okul defterlerinden, bloknotlardan koparılmış sayfalara yazdığı notlarından bir seçki.

Kitap, Marmara’nın külliyatına önemli bir katkı sunuyor ve ayrıca, Marmara’nın hiçbir yerde yayımlanmamış şiirlerini ve bazı şiirlerinin ilk denemelerini barındırıyor.

  • Künye: Nilgün Marmara – Kâğıtlar, Everest Yayınları

Erdal Öz – Düşünüyorum da Müthiş Bir Şey (2016)

Türkiye edebiyatına hem yazar hem de yayıncı olarak muazzam katkılarda bulunmuş Erdal Öz’den düzyazılar.

Öz burada, belli yazarlar ve yapıtlar üzerinden Türkiye edebiyatını farklı yönlerden yorumlarken, aynı zamanda doymak bilmez bir okur olduğunu da ortaya koyuyor.

Bu seçilmiş yazılar, Öz’ün dünyasına daha yakından bakmak için iyi bir vesile.

  • Künye: Erdal Öz – Düşünüyorum da Müthiş Bir Şey, Can Yayınları