John Bellamy Foster – Doğanın Dönüşü (2021)

Bugün toplumlar, ekolojik köklerini yeniden keşfediyor.

John Bellamy Foster, ekolojik ve sosyalist eleştiriye katkıda bulunmuş pek çok düşünürün fikirlerini izleyerek harika bir ekoloji tarihi çalışmasıyla karşımızda.

2020 Isaac and Tamara Deutscher Ödülü’nü kazanmış çalışma, Foster’ın yaklaşık yirmi yıl sürmüş düşünsel yoğunlaşmasının ve arşivlerde yapılmış çalışmalarının ürünü.

Kitap, günümüzün ekososyalizme doğru ilerleyen küresel hareketini daha iyi kavramak açısından büyük önem arz ediyor.

Yazara göre, kitapta ele alınan düşünürler düşüncelerini ekososyalizmin tarihsel bir özgül direniş formu olarak 1980’lerde ortaya çıkışından çok daha önce geliştirmiş olsalar da, çok daha sofistike bir şekilde olsa da, ekolojik eleştiriyi geliştirmek için sosyalist kavramları, sosyalizmi geliştirmek için de ekolojik eleştiriyi kullanarak herkesin izleyeceği yolu hazırladılar.

Foster şöyle diyor:

“Burada bizim geçmişten çıkarmamız gereken şey, sadece bir tarihsel anlam değildir, elde ettiğimiz ancak unutulmuş sonuçlar bugün verdiğimiz mücadeleler bakımından çok büyük önem taşıyor. Homeros’un İlyada’sındaki trajedi, daha iyi bir kahraman olan Hector’un yenilmesiydi. Yine de bu, ölmeyecek ve tekrar tekrar geri dönecek bir geçmişi simgeliyordu.”

  • Künye: John Bellamy Foster – Doğanın Dönüşü: Ekolojinin Uzun Bir Tarihi, Cilt 1, çeviren: İdem Erman, Kalkedon Yayınları, ekoloji, 368 sayfa, 2021

Rebecca Tamás – Ucubeler (2021)

‘Ucubeler’, dünyayla ilişkimizde çoğunlukla görmezden geldiğimiz yaban yakınlıklar üzerine derinlemesine bir tefekkür.

Rebecca Tamás, insan ile insan olmayan arasındaki geçirgen, bulanık, hassas, gözenekli sınırları irdeliyor.

insanmerkezci bakışı reddeden ‘Ucubeler’, insan ve insan olmayan üzerine düşünürken, aynı zamanda birbirine bağlı pek çok duygu ve düşünceyi çözüp çözüp tekrar örüyor.

Ucube ama ne olduğu da belli.

Yazar, bugün burada ve hatta ölmekte olan bir dünyayla ilişkilerimizin yaban yakınlıklarını incelemiş.

Tamás bunu da, çevreci olduğu kadar tarihsel, tarihsel olduğu kadar da politik bir bakışla yapıyor.

Yazar, karşımıza düşünen kayalardan gizemli panayırlara, iklim kederinden dönüştürücü hamamböceklerine kadar pek çok ilgi çekici konuyu irdelerken bizi yeni bir ekolojik vizyon tahayyülü üzerine düşünmeye de davet ediyor.

  • Künye: Rebecca Tamás – Ucubeler: İnsan ve İnsan Olmayan Üzerine Denemeler, çeviren: Bilge Tanrısever, Ece Durmuş ve Melis İnan, Otonom Yayıncılık, felsefe, 96 sayfa, 2021

Mert Ekşi – Çatı Bahçeleri (2021)

Yeşil çatı bahçelerinin tasarımı ve uygulaması hakkında rehber bir çalışma.

Mert Ekşi kitabını, Türkiye’nin kendine özgü iklimini göz önüne alarak hazırlamış.

Çatı bahçelerinin yeterince yaygın olmamasının ana nedeni, esasında çatı bahçeleri hakkında çok az bilgimizin olmasından.

Nüfusun büyük oranda kentlerde yaşamaya başladığı Türkiye’de, çatılar bahçe kurmak için oldukça ideal mekânlar.

Mimarlar ve mühendisler gibi yapıyla ilgili meslek uzmanlarının yanı sıra peyzaj mimarları, hortikültür uzmanları, biyologlar ve şehir plancıları, politika yapıcılar, yerel ya da merkezî hükûmet yetkilileri ve meraklıları için çatı bahçeleri önemli bir vizyon ve farkındalık sunuyor.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki yeşil alan eksikliğinden dolayı kent tarımı büyük talep görüyor.

Ancak her yıl iyiden iyiye artan arsa fiyatları, ne yazık ki yeşil alanların daralmasına neden oluyor.

İşte çatı bahçeleri tam da bu noktada büyük fırsat.

Bu kitabı benzersiz kılan, özellikle Türkiye için yazılmış olması.

Ülkemizin kendine özgü bir iklimi ve değişken yetiştirme koşulları bulunuyor.

Ekşi, Türkiye’de çok sayıda yeşil çatı araştırması gerçekleştirdi.

Bu nedenle, bu kitap bir kaynak olarak paha biçilemez.

Bilgiler Türkiye’ye özgü olsa da, benzer bir iklime sahip dünyanın diğer bölgelerine de bu bilgilerin uyarlanması mümkün.

Çatı bahçeleri ile ilgili pek çok soru kafaları karıştırıyor.

  • Mevcut su yalıtım örtüsü kullanılabilir mi?
  • Hangi bitki türleri başarılı olur?
  • Ne tür bir yetiştirme ortamı kullanılır ve hangi derinlikte olmalıdır?
  • Ne kadar bakım gerektirir?

İşte ‘Çatı Bahçeleri’, bu sorulara aydınlatıcı yanıtlar vermesiyle önemli.

Kitap, yeşil çatı sistemlerinin tasarım ve uygulaması için yönergeler sağlayan araştırma ve teknik bilgilere yer veriyor.

Ekşi; yeşil çatıların tarihi, tanımları, tipleri, yeşil çatılara uygun bitki türleri, onların yetiştirme ortamları ve sağlayabilecekleri faydalar gibi yeşil çatılarla ilgili kapsamlı konuları ele alıyor.

  • Künye: Mert Ekşi – Çatı Bahçeleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 208 sayfa, 2021

Carlo Petrini ve Stefano Mancuso – Biyoçeşitlilik (2021)

Yoksullaşıyoruz…

Yirminci yüzyılın başında iki binden fazla armut çeşidi yetiştirilirken bugün satılan armutların % 96’sı yalnızca iki tür armuttan oluşuyor.

“Slow Food” akımının kurucusu Carlo Petrini ile botanikçi ve akademisyen Stefano Mancuso, bitkisinden hayvanına biyoçeşitliliği nasıl yeniden kazanabileceğimizi anlatıyor.

Eskiden binden fazla çeşide sahip patates, bugün yerini dört tanesine bıraktı.

Süt makinası olarak algılanan Hollandalı Friesian ineğini yetiştirmek için kurban edilen diğer tüm inekler de armut ve patateslerle aynı akıbeti paylaşıyor.

“Verimlilik” adı verilen düşünce biçimi, gıda üretiminde odaklanılan biricik kavram olmaya devam ederse domates, mısır, çilek ve daha nicesi aynı kaderi paylaşmaya mahkûm olacak, hatta çoktan oldu bile.

Bitkiler üzerine yaptığı olağanüstü çalışmalarla adını duyuran botanikçi bilim insanı Mancuso ile “Slow Food” ve “Terra Madre” oluşumlarının fikir babası, gazeteci-yazar ve aktivist Petrini, biyoçeşitliliği iki farklı bakış açısından ve olağanüstü bir sezgiyle gündeme taşıyorlar.

Dünya’nın kaderini kendine dert edinmiş insanların zihinlerini harekete geçiren Mancuso ile Petrini artık gelecekte değil gündelik hayatımızda karşı karşıya kaldığımız yoksulluğu tersine çevirmeye çabalıyorlar.

Okuru, bir ilham kaynağı olarak doğaya bakmaya davet ediyorlar.

Bitkilerin kapasitesine açık zihinle ve sevgi dolu bir yürekle bakmayı becerebilirsek, insanlığın önüne yeni bir yaşam biçimi serilebilir.

Biyoçeşitlilik bitkisinden hayvanına, gezegenin yeniden kazanmak zorunda olduğu bir zenginlik…

Yeter ki insanlık, gerçek zenginliğin bu olduğuna ikna olsun.

  • Künye: Carlo Petrini ve Stefano Mancuso – Biyoçeşitlilik, çeviren: Fatmagül Ezici, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 80 sayfa, 2021

M. Levent Artüz – Marmara Denizi’nin Kirletilmesinin Yakın Tarihi (2021)

Hidrobiyolog Levent Artüz, bundan daha 15 yıl önce Marmara Denizi’ndeki oksijen seviyesinin azaldığını ortaya koymuştu.

Artüz bu kitabında, bugüne nasıl geldiğimizi ve Marmara’yı kurtarmak adına neler yapabileceğimizi anlatıyor.

Yıllar önce Marmara Denizi’ndeki oksijenin sıfıra yaklaştığını gözler önüne sermiş Artüz, daha o zamanlar şu saptamada bulunmuştu:

“Bir benzetme yapmak gerekirse Marmara Denizi komada ve ölmek üzere olan bir hastaya benziyor.”

Bugün yaşadığımız korkutucu “müsilaj” gerçeği ise, Artüz’ün ne denli haklı olduğunu gösterdi.

Peki, hastayı kaybediyor muyuz?

Marmara Denizi’ni kurtaramaz mıyız?

Artüz, karanlık bir tablo çizmek yerine, akılla, bilimle, uzun vadeli projelerle, kamucu anlayışla ve denizci yaklaşımla Marmara’nın yaşadığı bu felaketi nasıl aşabileceğimizi anlatıyor.

Artüz, Marmara Denizi’ni bu noktaya getiren anlayış ve projelerle hesaplaştığı gibi, denizlerimizin nasıl kurtarılacağını da anlatıyor.

  • Künye: M. Levent Artüz – Marmara Denizi’nin Kirletilmesinin Yakın Tarihi, Kırmızı Kedi Yayınevi, ekoloji, 384 sayfa, 2021

Kolektif – Ekoloji Kitabı (2021)

Ekoloji üzerine sağlam bir giriş arayanlara, bu kitabı öneririz.

Kitapta, ekoloji konusunda 90’dan fazla önemli düşünceye ait kısa ve öz açıklamalar yer alıyor.

Kitapta, şu ilgi çekici soruların yanıtları açıklanıyor:

  • Neden daha büyük biyolojik çeşitlilik istenir?
  • Ozon tabakasındaki delikler nasıl keşfedildi?
  • Soyu tükenen başka türler olacak mı?

İnsanlar tarih boyunca canlı dünyayı düzene koymaya ve işlerin nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışıyor.

Gezegen üzerindeki etkimiz gün geçtikçe artarken bu derin soruları yanıtlamak daha da önem kazanıyor.

Sade bir dille yazılan ‘Ekoloji Kitabı’ ise, karmaşık teoriler, grafiklerle adım adım çözüme ulaşıyor; açıklayıcı alıntılar fikirleri ve keşifleri anlatıyor ve çizimler aracılığıyla bunu zihnimizde daha bir belirginleştiriyor.

Ekolojiye yabancı olanların, yaşayan dünyaya dair hevesli öğrencilerin ya da gezegenimize neler yaptığımız konusunda endişelenenlerin ‘Ekoloji Kitabı’ndan öğreneceği çok şey var.
Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Julia Schroder, Celia Coyne, John Farndon, Tim Harris, Derek Harvey, Tom Jackson ve Alison Singer.

  • Künye: Kolektif – Ekoloji Kitabı, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, ekoloji, 355 sayfa, 2021

Ceren Özcan Tatar – Atıksız Yaşam (2021)

Atık biriktirmeden, dünyaya daha fazla yük olmadan yaşamamız mümkün.

Ceren Özcan Tatar, bizzat kendi deneyimlerinden yola çıkarak yeniden kullanarak, tüketimi azaltarak, ayrıştırarak ve dönüştürerek atıksız yaşamı nasıl mümkün kılacağımızı anlatıyor.

“Yedi milyar insanın içinden bir milyarı bile atıksızlığı benimsese çok büyük değişim olur.” diyen Tatar, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirerek, kullan-at kültürünü terk ederek atıksız yaşama geçişte ilk adımlarımızı nasıl atabileceğimizi açıklıyor.

Kişisel bakım ürünlerinden mutfak alışverişine, kompost yapımından plastik tüketimine kadar olan meseleler, açıklayıcı ve detaylı bir anlatımla “atıksız yaşama rehberine” dönüşüyor.

Çalışma, “Bir kişi tek başına neyi değiştirebilir ki?” diyenler için gerçek bir yol gösterici.

  • Künye: Ceren Özcan Tatar – Atıksız Yaşam: Değerlerini Yaşamanın Yolu, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 112 sayfa, 2021

Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü (2021)

Bir avuç insanın 2010’da başlattığı Gerze Termik Santral direnişi, kısa süre içinde Türkiye tarihinin en güçlü direniş hareketlerinden biri haline geldi.

Bu mücadelenin öznelerinden biri olan Ferhat Hançer de, sürecin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Gerze Termik Santrali direnişi, Yaykıl köyünde Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı başlamıştı.

O mücadelenin öznelerinden biri olan Hançer, 2020 yılında direnişin hikâyesini tüm yönleriyle yazmaya karar verir.

Çalışma, salt bir anlatı veya anı kitabı değil, mücadele eden tüm insanların sesini duyduğumuz, direnişin bütün yönleriyle canlandırıldığı dramatik anlatımıyla dikkat çekiyor.

Kitap, sadece Gerze’de değil, doğayı sömürenlere karşı duranlara çok şey öğretecek harika bir deneyim aktarıyor.

  • Künye: Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü: Gerze’de Bir Doğa Mücadelesi, Nota Bene Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021

Sevinç Türkmen – Ekopraksisin Ontolojisi (2021)

İlk bakışta birbirinden farklı gibi görünen Spinoza ile Karl Marx’ı, ekolojik bir varoluş tarzı bağlamında bir araya getiren özgün bir çalışma.

Sevinç Türkmen, iki büyük filozofun düşüncelerini insan, doğa ve etik bağlamında irdeleyerek bunun çağdaş sorunlarımıza nasıl yanıt verebileceğini tartışıyor.

Türkmen bunu yaparken de iki filozofun doğa felsefelerini merkeze alıyor, zira kendisine göre, ekolojik bir araştırmanın nesnelliğini temin edecek birincil disiplin doğa felsefesi, yani esasen ontolojidir.

Kitabın ikinci önemli katkısı ise, toplumların kuruluşunun mantığına dair tarihsel bir okumaya girişmesi.

  • Künye: Sevinç Türkmen – Ekopraksisin Ontolojisi: Spinoza ve Marx, İthaki Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Armenag K. Bedevian – Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü (2021)

‘Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü’, 85 yıl önce bize miras kalan bir hazine.

Botanikçi Armenag K. Bedevian’ın bu şaheseri, günümüz botanik tarihi ve sözlük yayıncılığı açısından hâlâ biricikliğini koruyor.

Eserin elimizdeki Türkçe baskısı ise, ilk baskısı 1936 yılında Kahire’de yapılan sözlüğünün tıpkıbasımından oluşuyor.

Sözlükte 3657 adet bitki Latince, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Türkçe, Ermenice ve Arapçadaki adlarıyla tanıtılıyor ve bu sözlük için çizilmiş 1711 adet özgün desenle canlandırılıyor.

Tıpkıbasımı hazırlarken içeriğinin yanı sıra fiziki özelliklerinin de korunmasına gayret edilmiş.

Sözlüğün ikinci bölümünde, yedi dilde hazırlanan bitki adları dizini, yedi farklı renkle temsil ediliyor: İngilizce pembe, Fransızca sarı, Almanca turuncu, İtalyanca beyaz, Türkçe gök mavisi, Ermenice zeytin ve Arapça yeşil.

Bedevian, sözlüğünün giriş yazısında, bu sözlüğü kimler için hazırladığını şöyle anlatmış:

“Her ne kadar bu sözlük, başlangıçta, ziraat ve tıp talebesinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yazılmışsa da aynı derecede eczacıların, çiçekçilerin, bahçecilerin, haşerat uzmanlarının ve dilcilerin ihtiyaçlarına da cevap verebileceği gibi evlerde de kullanılabilecektir. Bu kitap, etrafımızda gördüğümüz veya işittiğimiz bütün ağaçların, ağaççıkların [çalıların] veya otların isimlerini içeremezse de yetiştirilen bütün mahsulatı, meyve ağaçlarını ve sebzeleri, sınai, tıbbi ve zehirli bütün bitkileri, umumi bahçelerin en önemli ve en çekici süs bitkilerini, çiçekçiliğin sevimli ve beğenilen çiçeklerini ve çiftliklerin en yaygın kendiliğinden bitme otlarını içerir. Kitabın hacmini lüzumsuz yere büyültmekten sakınmak için belli bir bitkinin en çok bilinen ve halk arasında en çok kullanılan ismini veya isimlerini yazarak daha az öneme sahip aynı cins türlerini bıraktım. Bitkilerin isimleri, Latince isimlerine göre, alfabetik olarak sıralanmışsa da eser öyle bir tarzda düzenlenmiştir ki bir bitkinin söz konusu yedi dilin birinde kullanılan ismini bilen herhangi bir kimse diğer dillerdeki karşılıklarını bulabilecektir. Bunu mümkün ve kolay bir hale koymak için sözlüğün ikinci bölümüne ayrı ayrı yedi fihrist koyarak bitkilerin seçilen dillerde bilinen isimlerini ve müracaat numaralarını belirttim.”

  • Künye: Armenag K. Bedevian – Resimli Çokdilli Bitki Adları Sözlüğü, İş Kültür Yayınları, sözlük, 1132 sayfa, 2021