Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları (2019)

 

Jacques Rancière’in ‘Kurmacanın Kıyıları’, edebiyat, eleştiri ve felsefenin iyi bir bireşimi.

Rancière burada, Honoré de Balzac, Armand de Pontmartin, Edgar A. Poe, Stendhal, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Flaubert,Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserleri üzerinden zengin açılımlara varıyor.

Rancière bunu yaparken de, Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi önemli isimlerin fikirleriyle bağlantılar kuruyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilimlerdeki kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisinin olup olmadığı,
  • Karl Marx’ın ‘Kapital’deki üslubunun tragedya tarzıyla ilişkisi,
  • Gazete haberlerinde gerçekliğin sunuluş şekli,
  • Ve “gerçekçi” olarak sunulan romanlarda kurmacanın nasıl rol üstlendiği gibi konular tartışılıyor.

Edebiyat, eleştiri ve felsefenin bir araya geldiği sağlam bir analiz isteyenler ‘Kurmacanın Kıyıları’nı sevecektir.

  • Künye: Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa, 2019

Alain Badiou – Model Kavramı (2015)

Alain Badiou’nun ilk felsefe kitabı olarak, 50 yıl önce yayınlanmış, modelleme ve ideoloji ilişkisinin doğasını tartışan ilgi çekici bir eser.

İdeolojinin sızmadığı hiçbir alanın bulunmadığına örnek olarak matematiksel modellere odaklanan Badiou, bunların tarafgirliğini ortaya koyuyor.

Kitabın diğer bir dikkat çeken yanı da, Badiou metinlerinden beklenmediği kadar açık ve kolay okunur olması.

Matematiğin epistemolojisi başta olmak üzere, bilim felsefesi ve ideoloji gibi konularda derinleşmek isteyenlere tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Alain Badiou – Model Kavramı, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları

Zygmunt Bauman – Özgürlük (2015)

Eğer toplumun her bir bireyi eşsizse ve özgür iradesini kullanarak kendi amaçlarının peşinde koşuyorsa, düzene uygunluk nereden geliyor?

Bu kitap, Zygmunt Bauman’ın, özgürlüğü felsefi veya politik bir kavram olarak tanımlamak yerine, onu toplumsal bir ilişki biçimi olarak tartışma girişimi.

Bauman, özgür bireyin, insanoğlunun evrensel bir durumu olmaktan çok uzak olduğunu, özgür bireyin tarihsel ve toplumsal bir yaratım olduğunu savunuyor.

Bu bağlamda, modern toplumun çağdaş tüketici evresinde, toplum üyelerinin çoğunluğunu hedef alan “baskılama”nın yerini günümüzde “baştan çıkarma”nın aldığı, Bauman’ın temel önermesi olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta, toplumsal bir ilişki olarak özgürlük olgusundan özgürlüğün getiri ve bedellerine ve özgürlüğün geleceğine birçok konu tartışılıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

Özgür irade varsayımı toplumsal düzeni bir bilmeceye çevirmiştir. Sosyologlar da tıpkı sıradan insanlar gibi etraflarına baktıklarında insan davranışının her nasılsa düzenli, bir deseni takip eder ve genellikle tahmin edilebilir olduğunu ve bir bütün olarak toplumda düzene uygunluk gösterdiğini fark etmeden geçememiştir.

Tarihsel ve antropolojik çalışmalar, bizim bu ‘doğal’ özgür bireyimizin oldukça nadir bir tür ve yerel bir olgu olduğunu destekleyen kanıtlar sunmaya devam ediyor. Onu var etmek için birbirine bağlı çok özel bir dizi şart gerekli ve o yalnızca bu şartların sürmesi koşuluyla hayatta kalabilir.

İnsan türünün tarihinde, özgürlüğün evrensel bir insan durumu olarak belirecek kadar yaygın olmasının, modernite ve kapitalizmin ilerleyişiyle yakından bağlantılı göreceli bir yenilik olduğunu göreceğiz. Aynı zamanda özgürlüğün, ancak kapitalist toplumun hayat şartlarıyla ayrılmaz bir şekilde bağlanmış özel anlamı edindikten sonra evrensellik iddiasında bulunabildiğini ve ‘kişinin kendi kaderine hükmetmesi’ olgusunun bilhassa modern çağrışımının, ortaya çıktığı anda, modern zamanların en belirgin karakteristik özelliklerinden toplumsal düzenin yapaylığına dair kaygılarla yakından ilgili olduğunu göreceğiz.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Özgürlük, çeviren: Kübra Eren, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 144 sayfa, 2015

Jul-Charles Pepin – Filozoflar Dünyası (2015)

Jul-Charles Pepin imzalı, çizgili felsefe ansiklopedisi.

Her yaştan okura hitap eden kitapta Descartes’dan Kierkegaard’a, Nietzsche’den Leibniz’e, Heidegger’den Konfüçyüs’e, Foucault’dan Derrida’ya, Wittgenstein’dan Erasmus’a, Spinoza’dan Walter Benjamin’e, felsefe tarihinde iz bırakmış pek çok isimle karşılaşıyoruz.

  • Künye: Jul-Charles Pepin – Filozoflar Dünyası, çeviren: Sertaç Canbolat, Aylak Kitap

Thomas S. Kuhn – Yapı’dan Sonraki Yol (2019)

Bilim felsefesi alanında çığır açıcı bir eser olan ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’nın yazarı Thomas Kuhn’un farklı zamanlarda kaleme aldığı makaleler bu kitapta yer alıyor.

Kuhn ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’nda, bilim tarihinin tedricî ve birikimsel olmadığını, bunun yerine birbirini takip eden az çok köklü “paradigma değişimleri” ile kesintiye uğradığını savunmuştu.

Öte yandan Kuhn’un, bu özetlediğimiz görüşünde zamanla bir miktar değişim geçirdiği de bilinir.

İşte bu kitapta toplanan makaleler,  Kuhn’un kendi “devrimsel” hipotezlerini sonradan yeniden düşünme ve genişletme girişimlerini temsil etmeleriyle büyük öneme haiz.

Buradaki makalelerde,

  • Bilimsel devrimin ne olduğunu,
  • Bilimin “sosyal bir girişim oluşu”nun bize ne söylediğini,
  • Bilimsel ilerleme ile evrimsel biyolojik gelişim arasındaki benzerliklerin neler olduğunu,
  • Farklı diller arasında iletişim zorlukları doğuran “ortak-ölçüsüzlük” ve “karşılaştırılabilirlik, iletişilebilirlik” meselelerinin ne anlama geldiğini ve bunları nasıl ele alabileceğimizi,
  • Ve bunun gibi ve ilgi çekici konular tartışılıyor.

Bizde daha önce yayınlanmış, yine Kuhn’un makalelerini bir araya getiren ‘Asal Gerilim’in devamı olarak da okunabilecek kitapta, Kuhn’la Atina Üniversitesi’nde yapılmış geniş bir mülakatın kaydı da yer alıyor.

Özellikle bu söyleşi, Kuhn’un kişisel hayatı ile düşünsel serüveninden dikkat çekici ayrıntılar sunmasıyla önemli.

  • Künye: Thomas S. Kuhn – Yapı’dan Sonraki Yol: Felsefi Makaleler (1970-1993), Otobiyografik Bir Mülakatla Birlikte, editör: James Conant ve John Haugeland, çeviren: Erkan Bozkurt, İletişim Yayınları, felsefe, 408 sayfa, 2019

Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek (2018)

İnsan umutsuz bir vaka mıdır?

Hakikaten azımsanmayacak oranda bir kesimin dile getirdiği gibi insan, akılcılık ve medeniyet, dünyanın başına gelmiş en büyük felaketler midir?

Murray Bookchin’in bu ve benzeri tezlere verdiği yanıt, güçlü bir ‘Hayır’dır!

Bookchin bu kitabında akıl, laiklik, bilim ve insanın evrenselliğine yönelik vurgunun yerini alan narsisist mistisizme, mizantropiye ve toplumsal dinginciliğe karşı sert eleştiriler yöneltiyor ve bunların asıl olarak insanın dönüştürme ve değiştirme kabiliyetini sekteye uğratan, düzeni değiştirmek yerine onu besleyip koruyan yaklaşımlar olduğunu belirtiyor.

Bu toptancı ve karamsar yaklaşımlara karşı aydınlanmacı hümanizm yaklaşımını ortaya koyan Bookchin, düşünce, umut ve yenilenmeyle dünyayı dönüştürme imkânlarına nasıl yeniden kavuşabileceğimiz, insanın devrimci potansiyellerini nasıl yeniden ortaya çıkarabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek: Anti-Hümanizme, Mizantropiye, Mistisizme ve İlkelciliğe Karşı İnsan Ruhunun Savunusu, çeviren: Gökhan Demir ve Dünya Ahtem Öztogay, Sümer Yayıncılık, siyaset, 360 sayfa, 2018

Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi (2018)

Edmund Husserl’in kurucusu olduğu Fenomonoji, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkıp felsefe ve bilim dünyasını derinden etkileyen akımlardandır.

Husserl ve Fenomenoloji üzerine şu ana kadar yapılmış pek çok çalışma bulunuyor.

Dan Zahavi’nin kitabı ise, aynı zamanda hem Husserl düşüncesinin dönüşümünü kayda alması hem de Fenomenoloji konusundaki yürütülegelen tartışmaları yetkin bir şekilde toparlayabilmesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Erken dönem mantık ve yönetimsellik çalışmalarının felsefedeki izlerini irdeleyerek yola çıkan Zahavi,

  • Husserl’in düşünsel dönüşümünü,
  • Çağdaş Alman ve Fransız düşüncesini etkileyen zamansallık, öznelerarasılık tartışmalarını,
  • Husserl’in amacı ve yöntemini,
  • Felsefi literatürde kök salmış idealist öznellik ve içkinlik gibi kavramlara dair tartışmaları,
  • Husserl düşüncesinin Heidegger, Patocka, Sartre, Merleau-Ponty, Levinas, Ricoeur ve Derrida gibi düşünürler üzerindeki etkilerini,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu tartışıyor.

Kitabın, çok kapsamlı oluşuyla, Fenomenoloji alanıyla ilgilenen her okurun dikkatini çekebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi, çeviren: Seçim Bayazit, Say Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2018

Yvon Quiniou – Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx (2009)

Yvon Quiniou ‘Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx’ta, Marx’a dair varolan önyargıların izini sürüyor.

Quiniou bu yanlış fikirleri açığa çıkarırken, Marx’ın gerçekte ne dediğini gözler önüne seriyor ve bizi, filozofu yeni baştan okumaya davet ediyor.

“Marx’ın düşüncesi, Hegel düşüncesinin ürünüdür”, “Marx’a göre insan yabancılaşmıştır”, “Marx’a göre, tarih önceden yazılmıştır”, “Sınıf mücadelesi, Marx’ın uydurmasıdır”, “Marx ilerlemeye inanır”, “Komünizm, demokrasiye terstir”, “Marx’a göre, din halkın afyonudur”, “Komünizm bireyi ihmal eder” ve “Komünizm bir ütopyadır”, Quiniou’nun burada hem irdeleyip hem de düzelttiği, Marx’a dair en bilinen yanlışlardan kimileri

  • Künye: Yvon Quiniou – Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx, çeviren: Savaş Kılıç, Versus Kitap, felsefe, 121 sayfa

Utku Özmakas – Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması (2019)

Makyavelcilik olarak özetlenen, “amaca giden her yol mubahtır” sözü, Machiavelli’nin düşüncesinden ziyade tümüyle bizim uydurmamız olabilir mi?

Utku Özmakas’ın aynı zamanda bir Machiavelli okuma kılavuzu olarak önerebileceğimiz bu ilgi çekici çalışması, bu tanımın Machiavelli’nin düşünsel ufkunun tam olarak tanımlayamayacağını, bilakis düşünürün kendisinin de bu anlamda Makyavelci olmadığını belirtiyor.

Yazar, Machiavelli ‘Prens’te tanımladığı şekliyle siyasetin tarihsel kaynaklarının izini sürüyor ve aynı zamanda bu siyasetin düşünsel imkânlarını derinlemesine sorguluyor.

‘Prens’i adeta satır satır çözümleyen Özmakas burada,

  • Machiavelli’nin ‘Prens’inin etrafında uzun zamandır yürütülen tartışma ve yorumları,
  • Düşünürün ikili öğretisinde en çok öne çıkan virtù (beceri) ile fortuna (talih) kavramlarının mahiyeti,
  • Machiavelli düşüncesinde “ironi”, “politik bellek”, “şiddet”, “din”, “sözleşme”, “yanıltma politikası”, “erdem”, “somut gerçeklik” ve “karşılaşma” gibi kavramlar ile “tilki ile aslan” metaforlarının yeri ve işlevi,
  • Machiavelli’nin ordu hakkındaki iddialarının düşünürün bürokratik hayatındaki öz ordu hevesiyle ilişkisi gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Künye: Utku Özmakas – Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması, İletişim Yayınları, siyaset, 341 sayfa, 2019

Pierre Macherey – Edebi Üretim Teorisi (2019)

Louis Althusser ekolünden gelen Pierre Macherey, bilindiği gibi ünlü ‘Kapital’i Okumak’ adlı çalışmanın Althusser’den başka, Étienne Balibar, Jacques Rancière ve Roger Establet gibi isimleriyle birlikte yazarlığını da üstlenmişti.

Macherey’nin, Althusserci ideoloji yaklaşımını edebi üretime uyguladığı bu çalışması ise, edebiyat incelemelerinde bir dönüm noktasıdır.

Macherey, artık bize aşina gelen bir tanım olsa da, “edebiyat (sanat) bir üretimdir” diyerek, o zamana kadar üzerinde hakkıyla durulmamış bir konuyu tartışmaya açmıştı.

Macherey burada, ideolojinin edebiyat alanında nasıl çalıştığını, başka bir deyişle bir yazarın yazma ediminde ideolojinin bu sürece hangi aşamada dâhil olduğunu gözler önüne seriyor.

Sanatçı ya da edebiyatçının, insanların anlam ve değer dünyalarında olup bitenleri verili ideolojinin verili örtülerini sıyırarak keşfettiğini belirten Macherey’nin öncü çalışması, edebiyat ve sanatı kendi maddi bağlamında kavramak isteyenler için harika bir kaynak.

Kitabın Türkçe çevirisi, Murat Belge’nin önsözüyle açılıyor.

  • Künye: Pierre Macherey – Edebi Üretim Teorisi, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 342 sayfa, 2019