Arthur Schopenhauer – Din Üzerine (2009)

‘Din ve Felsefe’de Arthur Schopenhauer, ikisi de sürekli hakikatin izini sürmüş din ve felsefe ilişkisine odaklanıyor.

Din konusu, Schopenhauer düşünüldüğünde dikkat çekicidir.

Zira onun dünya görüşünün görece idealist, fakat mutlak derecede realist olduğunu biliriz.

Kitapta, filozofun inanç ve bilgi; vahiy; Hıristiyanlık; eski ve yeni mezhepler, teizm ve panteizm gibi konuları irdeleyen metinleri yer alıyor.

Ünlü Alman filozof, tarih boyunca birbirine rakip olmuş, birbirini yenmeye çalışmış iki alanı, kendine has bakış açısıyla yorumluyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Din Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 176 sayfa

Alfred North Whitehead – Bilim ve Modern Dünya (2018)

Bilim alanında 17. yüzyılda hız kazanan gelişmeler, modern Batı kültürü ve düşünüşünü nasıl etkiledi?

Alfred North Whitehead’in 1925’te Harvard’ta verdiği derslere dayanan elimizdeki klasikleşmiş yapıtı, bu soruya tatmin edici yanıtlar verdiği gibi, bizi Batı düşünce dünyasının son yüzyıllarında aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Her şeyden önce çok iyi bir bilim felsefesi olan çalışma, bilim, felsefe ve yaşam arasındaki ilişkiler konusunda dikkat çekici saptamalar barındırıyor.

Whitebread, söz konusu dönemde, bilimin, yaşam ve varlık kavrayışımızda nasıl devrimci nitelikte değişim yarattığını ve bunun aynı zamanda din ve sanat algımızı nasıl biçimlendirdiğini kapsamlı şekilde tartışıyor.

Modern dünyanın yakın geçmişteki bilimsel zihniyeti hakkında ufuk açıcı bir tartışma arayanlara çalışmayı öneriyoruz.

Kitaptan iki alıntı:

❝Felsefe, işçiler taşı yerinden oynatmadan önce katedraller inşa eder, elementler bu katedrallerin kemerlerini aşındırmadan önce onları yok eder. Tinin inşa ettiklerinin mimarı ve muhribidir; çünkü tinsel olan maddi olandan önce gelir.❞

❝Düşünce çağlar boyunca uykuda bekler ve sonra insanlık, adeta birdenbire, kendini kurumlar içerisinde cisimleştirdiğini fark eder.❞

  • Künye: Alfred North Whitehead – Bilim ve Modern Dünya, çeviren: Sercan Çalcı, Öteki Yayınevi, bilim, 276 sayfa, 2018

John Rawls – Siyasal Liberalizm (2019)

John Rawls, 21. yüzyılın en önemli siyaset felsefecilerinden ve liberal görüşün önde gelen savunucularından.

Düşünürün, bizde ilk baskısı 2007’de yapılan ve şimdi yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabı, kendisinin ‘Bir Adalet Kuramı’ adlı eserinde sunduğu, hakkaniyet olarak adalet fikrini gözden geçiriyor ve bu fikrin felsefi yorumunu değiştiriyor.

Rawls, istikrarlı, temel ahlaki inançları açısından görece homojen, iyi yaşamın ne olduğu konusunda geniş tabanlı bir uzlaşmaya varmış “iyi düzenlenmiş bir toplumu” varsayıyor.

Ancak modern demokratik toplumlarda uyuşmaz ve uzlaşmaz dinsel, felsefi ve ahlaki doktrinlerin bulunduğunu belirten Rawls, demokrasinin bu aşamada nasıl yaşatılabileceğine odaklanıyor.

Rawls’a göre, bu ideal, herhangi bir siyasal ideal ve ahlâkî tutumun üzerindedir ve özünde de benimsemiş oldukları makul doktrinlerle birbirlerinden farklılaşmış eşit ve özgür yurttaşlar arasında sosyal düzeni, adaleti ve dayanışmayı sağlayacak niteliktedir.

Yazara göre bunun gerçekleşmesi için de, toplumun temel yapıları siyasî bir adalet kavramıyla düzenlenmelidir, bu siyasî kavram makul kapsamlı doktrinler arasında örtüşen bir görüş birliğine sahip olmalıdır ve anayasal esaslar ve temel adalet sorunları mevzubahis olduğunda kamusal tartışmalar bu siyasî adalet kavramına uygun olarak yapılmalıdır.

Rawls’un çalışması, kendisinin 1971’de yayımlanan ve büyük tartışma yaratan ‘Bir Adalet Kuramı’ adlı eserinin devamı olarak okunmalı.

Kitabın sonunda ise, yazarın ölümüyle yarım kalan “Kamusal Aklın Yeniden Ele Alınması” adlı makale de yer alıyor.

  • Künye: John Rawls – Siyasal Liberalizm, çeviren: Mehmet Fevzi Bilgin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset felsefesi, 534 sayfa, 2019

Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi (2015)

Mario Perniola, bu önemli çalışmasında çağdaş bir sanat felsefesinin olanakları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta,

  • Bugünün sanat deneyiminde gerçekçiliğin geri dönüşü,
  • Geleneksel estetiğin iki temel görüşü olarak “yapıt” ve “haz”,
  • Andy Warhol figürü ve etkileri,
  • Didaktik filmin sınırlarını aşan, buna karşılık gerçekliğin tam temsilini sunmak gibi saf bir iddiada bulunmayan felsefi bir sinemanın olabilirliği,
  • Ve sosyolojik araştırmalara göndermelerle günümüz sanatının durumu gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Künye: Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi: Sanattan Geriye Ne Kaldı? çeviren: Kemal Atakay, İletişim Yayınları, sanat, 118 sayfa, 2015

Epiktetos – Kılavuz Kitap (2009)

Özgün adı ‘Enchiridion’ olan ‘Kılavuz Kitap’, Epiktetos’un öğrencilerinden biri olan Arrian tarafından, ‘Söylevler’in ahlaka ilişkin pasajlarından derlenmiş bir düşünce kitapçığı.

İç huzura kavuşma yollarını irdeleyen eser, Stoa felsefesinin en büyük isimlerinden Epiktetos’un hem Hıristiyanlar hem de Grek paganları tarafından saygın bir filozof, hatta yer yer bir aziz olarak görülmesine vesile olmuş.

“Dünyaya, davetli olduğun bir ziyafet sofrası gibi davran. Yemekler ayağına kadar getirildiği vakit elini incelikle uzat ve sana yetecek kadarını al” diyen Epiktetos, felsefesinde düşünceden çok eyleme ağırlık vermiş ve eserlerini de bu şekilde oluşturmuş bir filozof olarak bilinir.

Epiktetos, kişiye düşünce vermekten çok, onu düşünmeye ve doğruyu bulmaya teşvik etmeye çalışır.

Kitabın bu yönüyle, bir günlük yaşam kılavuzu niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Epiktetos – Kılavuz Kitap, çeviren: Birdal Akar, Şule Yayınları, felsefe, 110 sayfa

Gaston Bachelard – Rasyonalist Bağlanma (2015)

Akla saldırganlık işlevini geri vermek hevesiyle yola çıkan Gaston Bachalerd’dan, rasyonalist geleneğe sıkı eleştiriler…

Rasyonalizmin doğasına ilişkin kimi kanıtlar sunan, bilimsel batıl inançlarla hesaplaşan düşünür, kendi rasyonalizmini ayırt etmek için “rasyonalistüstücülük” terimini icat ediyor.

  • Künye: Gaston Bachelard – Rasyonalist Bağlanma, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları

Georges Canguihem – Normal ve Patolojik (2019)

Georges Canguilhem, ilk kez 1966 yılında yayımlanan bu kitabıyla, 19. yüzyılda bir bilim olarak ortaya çıkıp hızla gelişen biyolojiyi ortaya çıkaran koşulların derinlikli bir analizini yapıyor.

Canguilhem’in bunu yaparken, biyolojinin yükselişiyle paralel biçimde ortaya çıkan sağlık ve hastalığın tanımlandığı yeni algıyı analiz ediyor ve buradan yola çıkarak normal ve patolojik kategorilerinin objektif, bilimsel kavramlar olmadığını gözler önüne seriyor.

Canguilhem’e göre yaşam mekanik ya da kimyasal süreçlerde değil canlının ortamı ile kurduğu karşılıklı yaratıcı ilişkide aranmalıdır.

Başka bir deyişle, yaşam, yaşayandan hareketle anlaşılmalıdır.

Kitap, Modern biyoloji ve tıbbın epistemolojik temellerinin politik, ekonomik ve teknolojik yapıyla nasıl iç içe geçtiğini göstermesiyle de dikkat çekiyor.

Canguilhem’in, özellikle de yeni bilgi alanlarının ortaya çıkışı konusunda burada ortaya koyduğu yaklaşımın, Michel Foucault ve Louis Althusser’in düşüncesi üzerinde etkili olacaktı.

Kitaptan bir alıntı:

Hastaların olduğu bir dünyada hasta olmamak zamanla bir rahatsızlık doğurur….Böylece normal insanda normal kalmakla ilgili bir endişe doğar, sağlığın sınanması için yani onun kanıtı olarak duyulan hastalık ihtiyacı; bilinçdışı bir hastalık arayışı, hastalığı kışkırtma doğar. Normal insanın hastalığı, kendisine duyduğu biyolojik güvende bir yarığın belirmesidir.

  • Künye: Georges Canguihem – Normal ve Patolojik, çeviren: Perge Akgün, MonoKL Yayınları, psikanaliz, 264 sayfa, 2019

Jiddu Krishnamurti – Şiddetin Ötesi (2015)

Antep’te, Suruç’ta, Ankara’daki ve gerek dünyanın gerek Türkiye’nin farklı yerlerinde tanık olduğumuz katliamlar, diğer pek çok örnek gibi, bize şiddetin acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi.

Şiddet tarih boyunca nasıl yıkımlar getirdi?

Birey, şiddetin aşılması konusunda kişisel olarak neler yapabilir?

Bu soruların yanıtlarını arayan Jiddu Krishnamurti, bizi daha tedbirli olmaya çağırıyor.

  • Künye: Jiddu Krishnamurti – Şiddetin Ötesi, çeviren: Mustafa Aygün, Ganj Yayınları

Platon – Diyaloglar (2009)

Platon’un ‘Diyaloglar’ı, daha önce iki cilt halinde yayımlanmıştı.

Şimdi tek ciltte toplanan ‘Diyaloglar’, Platon’un Sokratesçi döneminden en iyi örnekleri bir araya getiriyor.

Platon bu diyaloglarında, söylev sanatı, erdemin öğretilebilirliği, dil, şiir, ödev, bilgelik, cesaret, dostluk, sofistler, bilgi ve varlık konularını kendine has tarzıyla irdelerken, felsefenin doruğu olan idea kuramının da ilk dayanaklarını ortaya koyuyor.

Kendisinden önceki Yunan felsefecilerinden, sistematik bir yapıya sahip olması ve felsefesini tüm hayatı boyunca sürekli düzelterek olgunlaştırmasıyla ayrılan Platon’un diyalogları, hem felsefi hem de edebi başyapıtlardan.

  • Künye: Platon – Diyaloglar, çeviren: kolektif, Remzi Kitabevi, felsefe, 637 sayfa

Emil Michel Cioran – Yeni Tanrılar (2019)

Emil Michel Cioran, bütün maharetinin yanı sıra, Nietzsche ile birlikte aforizma türünün de ustasıdır.

Cioran’ın ‘Yeni Tanrıları’ da, başka birçok şeyin yanı sıra, bu maharetin en iyi ürünlerini barındırmasıyla göz dolduruyor.

Cioran tabiri caizse, zehir dillidir.

Onun bu acımasız eleştirilerinden hemen her şey nasibini alır.

Çelişkileri ustaca kullanır ki, tarzındaki belki de asıl çarpıcılık budur.

Bu kitap da, tüm bu saydıklarımızın vücut bulmuş hali olarak karşımızda duruyor.

‘Yeni Tanrılar’ insanı, onun yarattıklarını temelden reddeden, bunu yaparken de hiçbir teselli vermeyen, Cioran’a yakışır sert bir metin.

Kitaptan birkaç alıntı şöyle:

Hepimiz, her anı bir mucize olan bir cehennemin dibindeyiz.

Delilik belki de artık değişim geçirmeyen bir acıdan başka bir şey değildir.

Hangi eski yazarda okudum üzüntünün kanın yavaşlamasından ileri geldiğini? Tam da budur üzüntü: Durgunlaşan kan.

Bilgelik yaralarımızın kılığına bürünür, bize nasıl gizlice kanayacağımızı öğretir.

  • Künye: Emil Michel Cioran – Yeni Tanrılar, çeviren: Murat Erşen, Redingot Kitap, felsefe, 136 sayfa, 2019