Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler (2019)

Kant’ta yargılama, kendisini “öğretilemeyen fakat sadece icra edilebilen hususi bir yetenek” olarak gösterir.

Hannah Arendt de, 1970 güz döneminde New School For Social Research’te verdiği ve bu kitapta bir araya getirilen derslerinde, zor bir konu olan Kant’ın siyaset felsefesini ustaca yaklaşımıyla soruşturuyor.

Arendt bu derslerinde, Kant’ın ‘Yargı Yetisinin Eleştirisi’ eserine odaklanıyor ve buradan yola çıkarak kendi siyaset felsefesini geliştiriyor.

Düşünür bunu yaparken de,

  • İnsan yaşamına anlam ve değer verenin ne olduğu,
  • Metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuzun sonuçları,
  • Eleştirel düşüncenin neden vazgeçilmez olduğu,
  • İnsan onurunun ne demek olduğu,
  • Tarihsel düşünümün doğası,
  • İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim,
  • Evrensel ile tikel arasındaki ilişki,
  • Ve yargı yetisinin kurtarıcı rolü gibi, önemli konuları tartışıyor.

Kitabın, Ronald Beiner’in açıklayıcı yorumları ve kitabın Türkçe baskısı için kaleme aldığı aydınlatıcı bir önsözle yayımlandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, derleyen: Ronald Beiner, çeviren: Devrim Sezer ve İsmail Ilgar, İletişim Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2019

M. Ertan Kardeş – Yönsüzleşmiş Savaşlar (2019)

Günümüzde savaşlar bile kanıksanmıştır.

Bu uzun zamandır bilinen bir olgu.

Fakat bugünün savaşlarını daha öncekilerden ayıran asıl yön, bu savaşların daha yıkıcı, daha hak hukuk tanımayan nitelikler arz etmesi.

Peki, insan uygarlığının bu denli geliştiğinin savunulduğu bir çağda, bu nasıl mümkün oluyor?

Ertan Kardeş’in elimizdeki kitabının konusu, yönsüzleşmiş savaş ve bunun korkunç bir gerçek olarak karşımızda durduğu.

Bugünün savaşlarını “politik felsefenin bir sınır meselesi” olarak tanımlayan Kardeş, felsefenin tanınma, kriz, çatışma gibi güncel konu ve kavramlarını savaş hakkındaki verili kavrayışımızdan yola çıkarak yeniden tartışmaya açıyor.

Bilhassa, savaşların kendisini şiddet olarak yeniden üretme biçimlerini derinlemesine analiz etmesiyle dikkat çeken ‘Yönsüzleşmiş Savaş’, bu sorunu tartışırken Hobbes, Rousseau, Hegel, Clausewitz, Schmitt ve Aron’un isimlerin katkılarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Çalışmayı, dünyanın yeni bir karanlık çağa girdiği bugün, savaşların toplumları ve geleceğimizi nasıl etkilediği üzerine derinleşmek isteyenlere şiddetle tavsiye ediyoruz.

Kitaptan birkaç alıntı:

Dron, liberal devletin ideolojisiyle çelişmeden ürettiği savaşın adıdır: Savaş yapılır ama fedakârlık yapılmadan.

Kazanmak için öldürülür ancak öldürmek için kazanmaya çalışan insandan daha zalimi yoktur.

Kazanılmayan savaşları sürdüren dokunulmaz bir iktidarın paradoksu şudur: Sürekli savaşlara doğru yol almak.

Dronun, işleyeceği bir savaş suçu faili açısından belirsizdir. Sonuçta fiil dron tarafından icra edilmektedir ancak sorumluluğun pilotta mı, generalde mi yoksa ülkenin başkanında mı olduğu muammadır. Dron ‘sorumsuzluk fabrikası’nın tipik bir dispozitifidir.

  • Künye: M. Ertan Kardeş – Yönsüzleşmiş Savaşlar: Politik Felsefenin Bir Sınır Meselesi olarak Savaşa Dair, Pinhan Yayıncılık, inceleme, 192 sayfa, 2019

Wolfram Eilenberger – Küçük İnsanlar, Büyük Sorular (2019)

Wolfram Eilenberger, felsefi düşüncelerin, politika, kültür ya da spor gibi alanlara uygulanmasını ve böylece gündelik yaşamımız ile felsefe arasında sıkı ilişkiler kurulmasını tutkuyla savunan isimlerden.

Yazarın elimizdeki kitabı, tam da böylesi bir nitelik arz etmesiyle önemli.

Eilenberger burada, yirmi felsefi hikâye aracılığıyla hayata dair kendimize sıklıkla sorduğumuz sorulara yanıt veriyor.

Kitapta yanıtı aranan kimi sorular şöyle:

  • Oğlan olamaz mıydım?
  • Benim aynen böyle, olduğum gibi olmamı sağlayan nitelikler nelerdir?
  • Tanrı şu anda bize bakıyor mu?
  • Taşlar acı duyar mı?
  • Köpekler neden konuşamaz?
  • Neden özür dilemeliyim?
  • İnsan sözünü tutmak zorunda mıdır?
  • Büyükbabam şimdi nerede?

Eilenberger bu sorulara, felsefeden ve somut yaşamdan yola çıkarak tatmin edici yanıtlar veriyor.

  • Künye: Wolfram Eilenberger – Küçük İnsanlar, Büyük Sorular: Yarının ve Bugünün Büyükleri İçin 20 Felsefi Hikâye, çeviren: Süreyya Turhan, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2019

Jiddu Krishnamurti – Bilinenden Kurtulmak (2009)

‘Bilinenden Kurtulmak’, Jiddu Krishnamurti’nin, yaptığı konuşmalardan derlenmiş.

1895’te Hindistan’ın Madanapalle kentinde doğan Krishnamurti, yazıları ve konuşmalarıyla, dünya çapında ün kazanmış isimlerden.

Bireyin ancak farkındalıkla ve yaşamla bütünleşerek gerçeğe/hakikate ulaşabileceğini savunan Krishnamurti, hakikatin, “yolları olmayan bir ülke” olduğunu söyler.

Elimizdeki kitap, ölümle yaşamın tekliğine ve yaşamanın durağan olmadığına inanan Krishamurti’nin, korku, özgürlük, şiddet, doğa ve çevre konularındaki fikirlerini sunuyor.

  • Künye: Jiddu Krishnamurti – Bilinenden Kurtulmak, çeviren: Ayşegül Korkmaz, Omega Yayınları, felsefe, 160 sayfa

Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları (2019)

 

Jacques Rancière’in ‘Kurmacanın Kıyıları’, edebiyat, eleştiri ve felsefenin iyi bir bireşimi.

Rancière burada, Honoré de Balzac, Armand de Pontmartin, Edgar A. Poe, Stendhal, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Flaubert,Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserleri üzerinden zengin açılımlara varıyor.

Rancière bunu yaparken de, Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi önemli isimlerin fikirleriyle bağlantılar kuruyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilimlerdeki kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisinin olup olmadığı,
  • Karl Marx’ın ‘Kapital’deki üslubunun tragedya tarzıyla ilişkisi,
  • Gazete haberlerinde gerçekliğin sunuluş şekli,
  • Ve “gerçekçi” olarak sunulan romanlarda kurmacanın nasıl rol üstlendiği gibi konular tartışılıyor.

Edebiyat, eleştiri ve felsefenin bir araya geldiği sağlam bir analiz isteyenler ‘Kurmacanın Kıyıları’nı sevecektir.

  • Künye: Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa, 2019

Alain Badiou – Model Kavramı (2015)

Alain Badiou’nun ilk felsefe kitabı olarak, 50 yıl önce yayınlanmış, modelleme ve ideoloji ilişkisinin doğasını tartışan ilgi çekici bir eser.

İdeolojinin sızmadığı hiçbir alanın bulunmadığına örnek olarak matematiksel modellere odaklanan Badiou, bunların tarafgirliğini ortaya koyuyor.

Kitabın diğer bir dikkat çeken yanı da, Badiou metinlerinden beklenmediği kadar açık ve kolay okunur olması.

Matematiğin epistemolojisi başta olmak üzere, bilim felsefesi ve ideoloji gibi konularda derinleşmek isteyenlere tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Alain Badiou – Model Kavramı, çeviren: Alp Tümertekin, İthaki Yayınları

Zygmunt Bauman – Özgürlük (2015)

Eğer toplumun her bir bireyi eşsizse ve özgür iradesini kullanarak kendi amaçlarının peşinde koşuyorsa, düzene uygunluk nereden geliyor?

Bu kitap, Zygmunt Bauman’ın, özgürlüğü felsefi veya politik bir kavram olarak tanımlamak yerine, onu toplumsal bir ilişki biçimi olarak tartışma girişimi.

Bauman, özgür bireyin, insanoğlunun evrensel bir durumu olmaktan çok uzak olduğunu, özgür bireyin tarihsel ve toplumsal bir yaratım olduğunu savunuyor.

Bu bağlamda, modern toplumun çağdaş tüketici evresinde, toplum üyelerinin çoğunluğunu hedef alan “baskılama”nın yerini günümüzde “baştan çıkarma”nın aldığı, Bauman’ın temel önermesi olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta, toplumsal bir ilişki olarak özgürlük olgusundan özgürlüğün getiri ve bedellerine ve özgürlüğün geleceğine birçok konu tartışılıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

Özgür irade varsayımı toplumsal düzeni bir bilmeceye çevirmiştir. Sosyologlar da tıpkı sıradan insanlar gibi etraflarına baktıklarında insan davranışının her nasılsa düzenli, bir deseni takip eder ve genellikle tahmin edilebilir olduğunu ve bir bütün olarak toplumda düzene uygunluk gösterdiğini fark etmeden geçememiştir.

Tarihsel ve antropolojik çalışmalar, bizim bu ‘doğal’ özgür bireyimizin oldukça nadir bir tür ve yerel bir olgu olduğunu destekleyen kanıtlar sunmaya devam ediyor. Onu var etmek için birbirine bağlı çok özel bir dizi şart gerekli ve o yalnızca bu şartların sürmesi koşuluyla hayatta kalabilir.

İnsan türünün tarihinde, özgürlüğün evrensel bir insan durumu olarak belirecek kadar yaygın olmasının, modernite ve kapitalizmin ilerleyişiyle yakından bağlantılı göreceli bir yenilik olduğunu göreceğiz. Aynı zamanda özgürlüğün, ancak kapitalist toplumun hayat şartlarıyla ayrılmaz bir şekilde bağlanmış özel anlamı edindikten sonra evrensellik iddiasında bulunabildiğini ve ‘kişinin kendi kaderine hükmetmesi’ olgusunun bilhassa modern çağrışımının, ortaya çıktığı anda, modern zamanların en belirgin karakteristik özelliklerinden toplumsal düzenin yapaylığına dair kaygılarla yakından ilgili olduğunu göreceğiz.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Özgürlük, çeviren: Kübra Eren, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 144 sayfa, 2015

Jul-Charles Pepin – Filozoflar Dünyası (2015)

Jul-Charles Pepin imzalı, çizgili felsefe ansiklopedisi.

Her yaştan okura hitap eden kitapta Descartes’dan Kierkegaard’a, Nietzsche’den Leibniz’e, Heidegger’den Konfüçyüs’e, Foucault’dan Derrida’ya, Wittgenstein’dan Erasmus’a, Spinoza’dan Walter Benjamin’e, felsefe tarihinde iz bırakmış pek çok isimle karşılaşıyoruz.

  • Künye: Jul-Charles Pepin – Filozoflar Dünyası, çeviren: Sertaç Canbolat, Aylak Kitap

Thomas S. Kuhn – Yapı’dan Sonraki Yol (2019)

Bilim felsefesi alanında çığır açıcı bir eser olan ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’nın yazarı Thomas Kuhn’un farklı zamanlarda kaleme aldığı makaleler bu kitapta yer alıyor.

Kuhn ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’nda, bilim tarihinin tedricî ve birikimsel olmadığını, bunun yerine birbirini takip eden az çok köklü “paradigma değişimleri” ile kesintiye uğradığını savunmuştu.

Öte yandan Kuhn’un, bu özetlediğimiz görüşünde zamanla bir miktar değişim geçirdiği de bilinir.

İşte bu kitapta toplanan makaleler,  Kuhn’un kendi “devrimsel” hipotezlerini sonradan yeniden düşünme ve genişletme girişimlerini temsil etmeleriyle büyük öneme haiz.

Buradaki makalelerde,

  • Bilimsel devrimin ne olduğunu,
  • Bilimin “sosyal bir girişim oluşu”nun bize ne söylediğini,
  • Bilimsel ilerleme ile evrimsel biyolojik gelişim arasındaki benzerliklerin neler olduğunu,
  • Farklı diller arasında iletişim zorlukları doğuran “ortak-ölçüsüzlük” ve “karşılaştırılabilirlik, iletişilebilirlik” meselelerinin ne anlama geldiğini ve bunları nasıl ele alabileceğimizi,
  • Ve bunun gibi ve ilgi çekici konular tartışılıyor.

Bizde daha önce yayınlanmış, yine Kuhn’un makalelerini bir araya getiren ‘Asal Gerilim’in devamı olarak da okunabilecek kitapta, Kuhn’la Atina Üniversitesi’nde yapılmış geniş bir mülakatın kaydı da yer alıyor.

Özellikle bu söyleşi, Kuhn’un kişisel hayatı ile düşünsel serüveninden dikkat çekici ayrıntılar sunmasıyla önemli.

  • Künye: Thomas S. Kuhn – Yapı’dan Sonraki Yol: Felsefi Makaleler (1970-1993), Otobiyografik Bir Mülakatla Birlikte, editör: James Conant ve John Haugeland, çeviren: Erkan Bozkurt, İletişim Yayınları, felsefe, 408 sayfa, 2019

Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek (2018)

İnsan umutsuz bir vaka mıdır?

Hakikaten azımsanmayacak oranda bir kesimin dile getirdiği gibi insan, akılcılık ve medeniyet, dünyanın başına gelmiş en büyük felaketler midir?

Murray Bookchin’in bu ve benzeri tezlere verdiği yanıt, güçlü bir ‘Hayır’dır!

Bookchin bu kitabında akıl, laiklik, bilim ve insanın evrenselliğine yönelik vurgunun yerini alan narsisist mistisizme, mizantropiye ve toplumsal dinginciliğe karşı sert eleştiriler yöneltiyor ve bunların asıl olarak insanın dönüştürme ve değiştirme kabiliyetini sekteye uğratan, düzeni değiştirmek yerine onu besleyip koruyan yaklaşımlar olduğunu belirtiyor.

Bu toptancı ve karamsar yaklaşımlara karşı aydınlanmacı hümanizm yaklaşımını ortaya koyan Bookchin, düşünce, umut ve yenilenmeyle dünyayı dönüştürme imkânlarına nasıl yeniden kavuşabileceğimiz, insanın devrimci potansiyellerini nasıl yeniden ortaya çıkarabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek: Anti-Hümanizme, Mizantropiye, Mistisizme ve İlkelciliğe Karşı İnsan Ruhunun Savunusu, çeviren: Gökhan Demir ve Dünya Ahtem Öztogay, Sümer Yayıncılık, siyaset, 360 sayfa, 2018