Maurizio Lazzarato – Videofelsefe (2017)

İtalyan post-işçici geleneğin önemli kuramcılarından Maurizio Lazzarato,

fordizmden post-Fordizme geçişte emek-sermaye arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesi bağlamında bilhassa gayri maddi emek üzerine yaptığı çalışmalarla bilinir.

Yeni öznellik üretimi ve yeni direniş olanakları da, düşünürün odaklandığı diğer alanlar.

Lazzarato’nun ‘Videofelsefe’si ise, çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin hangi koşullarda gerçekleştiğini orijinal bir bakışla irdeliyor.

Video ve dijital teknolojilerin esas öğesinin görüntü değil zaman olduğunu belirten Lazzarato, video ile toplumsal zamanın, hatta varlığın dokusunun yeniden tasarlandığını savunuyor.

Bu yönüyle çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin zaman sentezleri, algı, duyum ve bellek üzerinden gerçekleştiğini söyleyen düşünür, buna karşı mücadelenin de tam da bu zemin üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Lazzarato, çağdaş kapitalizmde öznelliğin üretimine yakından bakmak ve buna uygun mücadele yöntemleri geliştirebilmek için Bergson’un zaman ontolojisini, Nietzscheci beden kuramını, Deleuze ve Guattari’nin kapitalizm eleştirisini ve Vertov’un sine-göz savaş makinesini irdeliyor.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Videofelsefe, çeviren: Şule Çiltaş Solmaz, Otonom Yayıncılık, felsefe, 240 sayfa

Danah Zohar – Kuantum Benlik: Yeni Fiziğin Işığında İnsan Doğası ve Bilinci (2017)

Kuantum teorisi, fiziğin en ünlü konularından.

Öte yandan kuantum fiziğine, fizik dışından bakan çalışmalara da pek aşina değiliz.

Fizik, felsefe ve psikoloji alanlarında çalışmaları bulunan ve bilimsel düşünceden hareketle kültür ve politika gibi insani ilişkileri provokatif bir şekilde tartışmasıyla bilinen Danah Zohar’ın ‘Kuantum Benlik’i ise, kuantum kavramını özgün bir perspektifle felsefi, toplumsal ve varoluşsal sorunlar çerçevesinden yorumluyor.

Günlük yaşamın daha derin felsefi anlayışına inmek ve kuantum kuramını daha geniş bir çerçeveden görmek için doğaya ve insan bilincine inen kitap, kuantum kuramının deneyimlerimizin birçok yönüne getirdiği yeni köktenci anlayışı sunuyor, kuantum fiziğinin fiziksel, insani ve insan ilişkileri psikolojisine nasıl uygulanabileceğini ele alıyor.

“Kuantum fiziğinin bizim günlük yaşam deneyimlerimizle ilişkisinin ne olduğu, aynı zamanda kuantum kuramının içindeki merkezi felsefi sorunun çekirdeğini oluşturur,” diyen Zohar’ın çalışmasının ana fikri şöyle özetlenebilir:

Bilinçli insanlar olarak yaşadığımız günlük dünyayla kuantum fiziği dünyası arasında doğal bir köprü oluştururuz.

  • Künye: Danah Zohar – Kuantum Benlik: Yeni Fiziğin Işığında İnsan Doğası ve Bilinci, çeviren: Seda Kervanoğlu, Ayrıntı Yayınları, bilim, 256 sayfa

Blaise Pascal – Düşünceler (2017)

Blaise Pascal’ın matematik, geometri ve fizik alanlarına önemli katkıları oldu.

Fakat düşünür halen en büyük ününü, kendine has düşünme sistemi ortaya koyduğu ‘Düşünceler’ adlı, genç yaşındaki ölümünden sonra yayımlanmış bu kitaba borçlu.

Bireyi sadece akılla değil, ruh, iç görü ve sezgilerin bir bütünü olarak ele alan Pascal burada, daha çok yoğun bir duyguyla Hıristiyanlığa odaklandığı, modern çağda pek karşılığı bulunmayan düşüncelerini okurla paylaşıyor.

Son olarak şunu da belirtmekte fayda var:

‘Düşünceler’in daha önceki Türkçe çevirileri ya eksik ya yetersizdi ya da artık ihtiyaca cevap vermeyecek kadar eskiydi.

Bu yeni çeviri ise, ‘Düşünceler’i tam metin olarak sunmasıyla önemli bir eksikliği telafi ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Blaise Pascal – Düşünceler, çeviren: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları, felsefe, 536 sayfa

Kwame Anthony Appiah – Kozmopolitizm: Dünya Yurttaşlığının Felsefesi (2017)

Avrupa’da sağın yükseldiği, mülteci sorunu bahane edilerek “öteki”nin dışlandığı bir zamanda, “yabancılar”la nasıl diyalog kurulabilir?

Kwame Anthony Appiah, diğer adıyla dünya yurttaşlığı olan kozmopolitizm üzerine yeniden düşünmemizi öneriyor.

Tamamıyla somut örneklerden yola çıkan Appiah, farklılıklardan bahsettiğimizde aslında ne dediğimizi ve ne demek istediğimizi, ahlak ile davranışlar arasındaki çatışmayı, kozmopolitizm konusunda ortaya konmuş deneyimleri de yedeğine alarak tartışıyor.

Yazar bunları yaparken de, Batı düşüncesindeki “biz” ve “öteki” bağlamında yer etmiş bölünmüşlüğü eleştiriyor ve kozmopolit, eşitlikçi bir ilişki için çatışmanın karşısına diyalogu ve kültürler arası karşılıklı etkileşimi çıkarıyor.

Kozmopolitizm üzerine yeniden düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Kwame Anthony Appiah – Kozmopolitizm: Dünya Yurttaşlığının Felsefesi, çeviren: Fezal Gülfidan, Nika Yayınevi, kültür, 200 sayfa

George Herbert Mead – Zihin, Benlik ve Toplum (2017)

George Herbert Mead’in sosyal bilimler ve felsefe alanlarında bir klasik olarak kabul edilen ‘Zihin, Benlik ve Toplum’unun yayımlanışının üzerinden seksen yılı aşkın zaman geçti.

Mead’in sosyal psikoloji üzerine, Chicago Üniversitesi’nde 1927-1928 yıllarında verdiği bu derslerin, hem bu alan için kurucu nitelikte tabir edilen metinler hem de klasik sosyolojinin ayrılmaz parçası olan pragmatizmin itici gücü olarak kabul edildiğini belirtelim.

Mead’in derslerinden tutulan notlardan oluşan çalışmada irdelenen kimi konular şöyle:

  • Sosyal psikoloji ve davranışçılık,
  • Davranışçılık açısından tavır ve jestler,
  • Taklit ve dilin kökeni,
  • Düşünce, iletişim ve anlamlı sembol,
  • Anlam,
  • Tümellik,
  • Zihin ve sembol,
  • Zihnin çevreyle ilişkisi,
  • Benliğin doğuşu,
  • Toplumsal sürecin bireysel içe aktarımı,
  • Toplumsal ortamda benliğin gerçekleştirilmesi,
  • İnsanlar toplumunun temeli,
  • Toplumsal kurumlarla düşünce ve iletişimin işlevleri,
  • Sempatinin doğası,
  • Toplumsal örgütlenmede mantık ve kişiliğin işlevleri,
  • İdeal toplumun gelişimine yönelik umutlar ve engeller…

Mead’e göre toplum, sunduğu sembolik evren ve bilhassa dil üzerinden, insanların fiziki nesnelerle kurduğu ilişki üzerinde bile etkili olur.

  • Künye: George Herbert Mead – Zihin, Benlik ve Toplum, çeviren: Yeşim Erdem, Heretik Yayıncılık, psikoloji, 334 sayfa

Joan W. Scott – Eleştirel Tarih Kuramı: Kimlikler, Deneyimler, Politikalar (2017)

Joan W. Scott, Fransız düşünce tarihi ve feminizm alanlarında yaptığı önemli çalışmalarla biliniyor.

Yazar psikanaliz, post-kolonyal araştırmalar, cinsiyet ve cinsellik kavramlarından yola çıkarak kurduğu elimizdeki kitabında da, Marksist tarihçilerin analizlerini tartışarak kimliklerin ve bireyliklerin oluşumunu geniş bir çerçevede irdeliyor.

Sınıf, cinsiyet ve ırk kimliklerinin inşasında hangi faktörlerin etkili olduğu sorusunun yanıtın arayan Scott, bilhassa Foucault ve Derrida’nın ortaya koydukları yaklaşımlar ekseninde, tarih, kimlik, deneyim ve politika alanında eleştirel bir tarih okumasına koyuluyor.

  • Künye: Joan W. Scott – Eleştirel Tarih Kuramı: Kimlikler, Deneyimler, Politikalar, çeviren: Zerrin Yaya, Dost Kitabevi, 107 sayfa

Diego Tatián – Spinoza: Bir Başlangıç (2017)

Türkiyeli okur Diego Tatián’ı, daha önce yayımlanan ‘Spinoza: Dünya Sevgisi’yle hatırlayacaktır.

Yazarın elimizdeki çalışması ise, Spinoza düşüncesinin ana hatları konusunda yetkin bir giriş kitabı.

Spinozacı anlamda iktidar, insanları asıl güçlerini kullanmaktan uzaklaştıran, onların politik kabiliyetlerini zayıflatan ve onları böylelikle melankoliye mahkûm eden yapıdır.

Spinoza ise, hayata keder getiren güçlere direnci öne çıkarır, ardından bu direnci bir kamusal ifade aracı olarak dönüştürür ve nihayetinde, sosyal melankolinin karşısına eksiksiz neşeyi koyar.

Tatián bu kitabında, yukarıda özetlemeye çalıştığımız Spinoza sistemini adım adım ortaya koyuyor.

Bu rehber çalışmanın, Spinoza düşüncesine ilgi duyan her okura ziyadesiyle hitap edebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Diego Tatián – Spinoza: Bir Başlangıç, çeviren: Ali Dokuzlu, Dost Kitabevi, felsefe, 141 sayfa

Jason Read – Sermayenin Mikropolitikası (2014)

Bugünün kapitalist üretim tarzı ile öznelliğin üretimi arasında ne gibi bir ilişki var?

Jason Read bu önemli çalışmasında, hem Marx’ın kavramlarında öznelliğin üretimine ilişkin ipuçlarını arıyor hem de Michel Foucault, Étienne Balibar, Jacques Rancière, Antonio Negri, Mario Tronti, Paolo Virno ve Maurizio Lazzarato’nun kışkırtıcı metinlerinde bunun nasıl boyutlandırılıp geliştirildiğini araştırıyor.

  • Künye: Jason Read – Sermayenin Mikropolitikası, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, Metis Yayınları

McKenzie Wark – Kaldırım Taşlarının Altında Kumsal Var (2014)

Başka bir dünyanın mümkün göründüğü 1968’e giderek, Sitüasyonist Enternasyonel’in en görkemli döneminin gündelik hayatını yüzeye çıkaran bir çalışma.

McKenzie Wark bunu yaparken, Michèle Bernstein, Alexander Trocchi, Guy Debord ve Henri Lefebvre gibi pek çok sanatçı, yazar ve aktivistin projelerini, hayallerini inceliyor.

  • Künye: McKenzie Wark – Kaldırım Taşlarının Altında Kumsal Var, çeviren: Arda Çiltepe, Sel Yayıncılık

Jacques Rancière – Cahil Hoca (2014)

Jacques Rancière, Flamanlara Fransızca öğreten Joseph Jacotot’nun sıra dışı eğitim yönteminden yola çıkarak zekâların eşitsizliğini ve bilgi hiyerarşisine dayanan toplumsal eşitsizlik yaklaşımlarını eleştiriyor.

Jacotot öğrencilere Fenélon’un ‘Telemak’ eserini okutarak, onların kendi kendilerine Fransızca öğrenmelerini sağlamıştı.

  • Künye: Jacques Rancière – Cahil Hoca, çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları