Gilles Deleuze – Kant’ın Kritik Felsefesi (2024)

  • İnsanın zihinsel yetileri nelerdir?
  • Bilmek, hayal etmek ne demektir?
  • Temsil, sentez, analiz, idea, kavram ve görü Kant’ta ne anlama gelir ve nasıl bir ilişki içindedir?
  • Akıl, anlama yetisi ve hayalgücü arasındaki ilişkinin doğası nedir, hangi alanlarda işlevsel ve hangi alanlarda yasa koyucudurlar?

Gilles Deleuze, ‘Kant’ın Kritik Felsefesi’nde, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından biri, hatta belki de en önemlisi olan Immanuel Kant’ın ‘Saf Aklın Kritiği’, ‘Pratik Aklın Kritiği’ ve ‘Yargı Yetisinin Kritiği’ adlı üç temel eserinde uyguladığı felsefi yöntemin analizini yapıyor:

“Genel olarak Kritik’in temel bir tezinin ilkesini akılda tutmakla yetineceğiz: aklın, doğaları bakımından birbirlerinden farklı ilgileri vardır. Bu ilgiler organik ve hiyerarşik bir sistem oluşturur ki bu da akıl sahibi varlığın erekler sistemidir.” Fakat der Gilles Deleuze, “yasa koyucu bir yeti, diğer yetilerin bütün görevlerini ortadan kaldırmaz. (…) Her bir Kritik’i takiben anlama yetisi, akıl, hayalgücü, bu yetilerden birinin başkanlığında, birbirleriyle farklı şekillerde ilişkilenirler.”

  • Künye: Gilles Deleuze – Kant’ın Kritik Felsefesi, çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, İnka Kitap, felsefe, 116 sayfa, 2024

W. David Beck – Tanrı Var mı? (2024)

Tarihte herhalde çok az soru Tanrı’nın varlığı sorusu kadar sık sorulmuş, çok yanıtlanmış ve verilen birbirinden farklı onca yanıta rağmen kesin bir sonuca ulaştırılamayıp tartışılmaya devam etmiştir.

Yine de geçmişe dönüp baktığımızda bu soruya verilen farklı yanıtların farklı uygarlıkların inşa edilmesine, bazılarının yıkılmasına, acımasız çatışmalara ve her şeye rağmen kucaklaşmalara da vesile olduğunu görüyoruz.

  • Tanrı var mı?
  • Varsa onu nasıl bilebiliriz?
  • Tanrı yoksa her şey mubah mı?
  • İnsan aklı ilahi olanı kavrayabilir mi?
  • Tanrı’nın varlığı ahlaklı olmanın şartı mı?
  • Evren akıllı bir tasarımcının imzasını taşıyor mu?

Bu kitapta felsefeci William David Beck, bu sorulara tarihte verilen yanıtları ve bu konudaki tartışmaları ele alarak meselenin genel ve tarihsel bir tablosunu bize sunuyor.

Platon, Aristoteles, Marcus Aurelius gibi Eski Yunan ve Roma düşünürlerinden Anselmus, Thomas Aquinas, Augustinus ve Yahudi-Hıristiyan geleneğine, Doğu’nun bilgelerine, İbni Rüşd, Fârâbî ve Gazzâlî gibi İslam düşünürlerinden Alvin Plantinga, Graham Oppy, Sam Harris, Richard Dawkins, Max Tegmark gibi Batılı modern ilahiyatçılara, bilim insanlarına ve Yeni Ateizm hareketine kadar uzanan bir çizgide “Tanrı var mı?” sorusuna verilen çeşitli yanıtları ve bu yanıtlara sunulan akılcı gerekçeleri ortaya koyarak soruya felsefece bir yanıt vermenin nasıl bir iş olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: W. David Beck – Tanrı Var mı?: Bir Arayışın Tarihi, çeviren: Musa Yanık, Fol Kitap, felsefe, 392 sayfa, 2024

Justin Steinberg, Valtteri Viljanen – Spinoza (2024)

Benedict de Spinoza, felsefe tarihinin en tartışmalı ve en esrarengiz düşünürlerinden biri.

En büyük eseri olan ‘Etika’ (1677) ile kapsamlı bir felsefi sistem geliştirdi ve Tanrı ile Doğa’nın özdeş olduğunu savundu.

İnfial yaratan ‘Teolojik Politik İnceleme’ (1670) adlı eseri, Kitab-ı Mukaddes eleştirisi, ruhbanlık karşıtlığı ve felsefe yapma özgürlüğünü savunması nedeniyle yaşadığı dönemde öfke uyandırdı.

Bu eserler Spinoza’ya tek başına radikal bir düşünür olarak ün kazandırdı.

Steinberg ve Viljanen, bu kitapta Spinoza’nın düşüncesi ve felsefi mirası üzerine özlü ve güncel bir yorum sunuyorlar.

Siyaset ve teolojiden, ontoloji ve epistemolojiye kadar, Spinoza’nın fikirlerinin tamamını inceliyorlar.

Spinoza’nın etkileyici eserlerinden geniş bir şekilde yararlanarak, bu önemli filozofa aşina olmayan okuyucular için anlaşılır bir giriş ve daha deneyimli okuyucular için incelikli ve aydınlatıcı bir çalışma ortaya koyuyorlar.

Eser, tarihin en büyüleyici düşünürlerinden birinin düşüncesini anlamak isteyen herkes için temel bir başvuru metni.

  • Künye: Justin Steinberg, Valtteri Viljanen – Spinoza, çeviren: Süha Zaimoğlu, Lejand Kitap, felsefe, 264 sayfa, 2024

Luke Russell – Kötülük (2024)

  • Kötülük nedir?
  • Korkutucu ve anlaşılmaz mıdır, yoksa sıradan bir edim midir?
  • Kötülüğün psikolojisi nedir, kötülük yapanlar hepimizden farklı bir psikolojik özellik mi taşıyor?
  • Kötülüğün sıradan yanlışlara sığmayan, yanlışın ötesine taşan niteliği ne?
  • “Kötülük” sözcüğünü kullandığımızda, iyilik ile kötülük şeklinde iki kozmik gücün karşı karşıya geldiği bir dünya görüşüne mi inanmış oluyoruz?
  • Acaba günümüzde kötülük, modası geçmiş bir mit haline mi geldi?
  • Şiddet içeren sayısız saldırı, tecavüz ve cinayetle medyadaki haberlerin iç karartıcı bir geçit törenine dönüştüğü bugün, kötülük dünyamızın korkutucu ölçüde gerçek bir özelliği mi?

Filozofların, Hannah Arendt gibi siyaset bilimcilerin bu sorulara verdiği yanıtları aktaran yazar Luke Russell kötülüğün sistematik bir analizine girişerek, kavramı toplumsal içerimleriyle beraber felsefi ve psikolojik açıdan çözümlüyor.

Seri katiller, teröristler, savaş suçluları gibi ünlü “kötülük” örneklerini irdeleyerek aşırı kötülüğü sıradan kötülükten ayıran sınırların keşfine çıkıyor.

Kitap, bizi kötülüğü daha derinlikli şekilde anlamaya yönlendiriyor.

  • Künye: Luke Russell – Kötülük, çeviren: Bülent O. Doğan, İş Kültür Yayınları, inceleme, 128 sayfa, 2024

Bret W. Davis – Kyoto Okulu Felsefesi (2024)

Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Japon İmparatorluğunun Büyük Doğu Asya politikalarını uyguladığı dönemde bir grup Japon felsefeci Kyoto İmparatorluk Üniversitesi çevresinde fenomenoloji, din, etik, varoluşçuluk gibi alanlarda müstesna bir tartışma ortamı yaratmış; birbirinden ilginç eserler verdi.

Batının krizinden bahseden Nietzsche, Bergson, Heidegger gibi Batılı filozoflara atıfla “Batı modernitesinin üstesinden gelmek” dâhil, pek çok tez geliştiren bu hareket, yürüttüğü tartışmaları giderek derinleştirip çeşitlendirdi.

Batıdaki varoluşçu felsefeye ve nihilizm sorununa özellikle Mahāyāna Budizminin entelektüel ve manevi öğretilerinden beslenerek cevaplar geliştiren Kyoto Okulu filozofları “benliğinden arınmak”, “kendini terk etmek”, “hiçlik felsefesi” ve “mutlak hiççilik” gibi yeni yaklaşımlar getirdi.

Konunun önde gelen uzmanlarından Bret W. Davis’in bu çalışması dört soruya odaklanıyor:

  • Kyoto Okulu nasıl tanımlanmalı?
  • Temel felsefi kavramı olan “mutlak hiçlik”le kastedilen nedir ve Kyoto Okulu filozofları ilhamını Doğudan alan bu fikri Batı düşüncesiyle diyalog ve tartışmalar içinde nasıl geliştirdi?
  • Politik eserlerinin esası ve onları çevreleyen tartışmaların temeli neler?
  • Kültürlerarası düşünme veya “dünya felsefesi” açısından Kyoto Okulunun mirası nedir?

‘Kyoto Okulu Felsefesi’, Avrupa-merkezci felsefe okumalarının ezberlerini bozan ve Japon entelektüel tarihine yakından bakma merakı uyandıran, zihin açıcı bir inceleme.

  • Künye: Bret W. Davis – Kyoto Okulu Felsefesi, çeviren: Hasan Aksakal, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 116 sayfa, 2024

 

Pierre-François Moreau – Spinoza ve Spinozacılık (2024)

Tanrı anlayışı nedeniyle, özgür irade ve günaha dayandırmayı reddettiği etik görüşü nedeniyle sürekli saldırılara hedef olmuş Spinoza günümüzde en geniş okuyucu kitlesine sahip filozoflardan biri olmayı sürdürüyor.

Pierre-François Moreau’nun bu küçük kitabı Spinoza üzerine yazılmış en yetkin monografilerden biridir.

Pierre-François Moreau, École Normale Supérieure de Lyon’da felsefe tarihi dersleri veriyor.

Spinoza’nın bütün eserlerinin Fransızca yeni basımının editörüdür.

  • Künye: Pierre-François Moreau – Spinoza ve Spinozacılık, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2024

Kolektif – Başkası ve Şiddet (2024)

Devletin kuruluşu bireyler için düzen ve güvenliği olanaklı kılsa da şiddetin tamamıyla ortadan kalkmasını sağlamadı.

Bugün uygar dünyayı tanımlarken siyasal referansımız genelde liberal ve parlamenter demokrasilerdir; siyasal olanın özünü ise ‘özgürlük’ ve ‘müzakere’ kavramları belirler.

Ancak demokrasiler de dâhil bütün rejimlerin siyasal alanını oluşturan ögeler içerisinde güç karşılaşmalarına ve çatışmalara tanık oluruz.

Hannah Arendt, 20. yüzyılın savaş ve devrimlerin, dolayısıyla şiddetin yüzyılı olduğunu ifade eder.

Felsefesinde özellikle şiddetin ve kötülüğün sıradanlaştırılmasına, günlük yaşamın olağan bir parçası olarak görülmesine itiraz eder.

Schmitt, siyasal olanın merkezine ‘gücü’ yerleştirir.

Ona göre bir halk kendini düşman olarak tanımlanan üzerinden tanımlar.

Walter Benjamin, hukuk ve adalet arasında kurduğu ilişki ile şiddeti mitik, ilahi ve mesiyanik tavır üzerinden okur.

Nazi kamplarında tutsak olmuş bir Yahudi olan Levinas, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaratılan şiddet ve yaşatılan trajedinin temelinin ‘akıl’ ve ‘Ben’ merkezli Batı felsefe geleneğinde olduğunu öne sürer.

Ricouer’ün felsefesinde şiddet “Ahlaksal sorumluluğu taşıyan kimdir?” sorusu üzerinden ele alınır.

Derrida, yasanın gücü ile şiddet arasındaki ilişkiye odaklanır.

Bu kitap, Schmitt’ten Derrida’ya başkası ve şiddet kavramlarının felsefi serüvenini ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Başkası ve Şiddet, editör: Işıl Bayar Bravo, Hamdi Bravo, Fol Kitap, felsefe, 192 sayfa, 2024

Andrea Wulf – Muhteşem İsyankârlar (2024)

Bugün ayaklarımızın altındaki fikirleri oluşturmuş filozof, sanatçı ve düşünürlerden kurulu Jena Ekibi üzerine harika bir çalışma.

‘Muhteşem İsyankârlar’, Almanya’nın en parlak zihinlerinin yaşamlarını ve aşklarını ortaya koyuyor: Goethe, Schiller, Fichte, Novalis, Schlegel, Schelling ve Hegel.

Küçük üniversite şehri Jena’da çevrenin merkezinde Caroline adında özgür ruhlu, üç kez evlenmiş bekâr-ruhlu, yaşamı tamamen ona ait bir anne vardı.

Caroline, Andrea Wulf’un ruh eşi.

Bu durum, yazar ve konunun mükemmel bir eşleşmesi: Şen, yaşamı olumlayan, özgürlük sevdasına sahip bir güç.

Andrea Wulf geçmişteki olayları şimdide yaşanıyormuş gibi hissettiren nadir tarihçilerden ve insan yüreğinin sürükleyici hikâyelerindeki uzak yaşamları dönüştürüyor.

‘Muhteşem İsyankârlar’, bizi özgür iradenin, bireysel yaratıcılığın ve özgürlüğün muazzam olanakları ile muazzam riskleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Andrea Wulf – Muhteşem İsyankârlar: İlk Romantikler ve Benin Keşfi, çeviren: Bartu Şanlı, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 496 sayfa, 2024

Özgüç Güven – Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları (2024)

Özgüç Güven ‘Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları’nda son elli yılda zihne ilişkin öne çıkan tartışmaları ele alıyor.

Kitapta kapsamlı bir içerik ve özlü bir anlatımla, konu edilen her bir düşünür öne çıkan temel tartışması üzerinden değerlendiriliyor.

Düşünürlerin kavramları, temel öncülleri ve ulaştıkları sonuçlar kendilerine özgü konumunu ayırt edecek biçimde açıklanıyor.

Ele alınan kuramların eleştirilerine de yer veren eser, zihin üzerine Türkçe düşünmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

Vakıfbank Kültür Yayınları’nın “Çağdaş Felsefe Tartışmaları dizisi, okuru güncel felsefeyle tanıştırmayı ve akademik çalışmalarda çerçeve sunacak bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor.

Dizideki her bir kitap, ilgili alanın güncel sorunlarını tanıtmasının yanı sıra belirli bir konu bağlamında yazarının kendine özgü problematiğini de ortaya koyuyor.

Bu bakımdan dizi, bütünlüklü bir bakış sunan özgün eserlerden oluşuyor.

  • Künye: Özgüç Güven – Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 320 sayfa, 2024

Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz (2024)

“Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan Üzerine” birinci sınıf bir felsefe klasiğidir.

Nietzsche, bu yazısında dehşet bir uçuruma işaret eder: İnsan, hakikatlere ulaşmış olduğuna inanarak kibirlense de dilin olanaklarının dürüst değerlendirmesi bu inancı boşa çıkarır.

Kibrin maskesi düşer; arkada saklanan –kayıtsız ve sınırsız bir evrende güvenlik arayışının yarattığı– metafizik ihtiyacın ya da hakikat istencinin sureti belirir.

Filolog olduğu kadar müzisyen de olan Nietzsche, “Müzik ve Söz Üzerine” metnini bizzat yayımlamamış olsa da sonraki kültür tartışmalarının ilk cevheri bu yazıda bulunabilir.

Nietzsche bu yazıda, sözün ve mekanik bir hesapçılığın tek baskın yeti konumuna yerleşip müzikal/Dionysosçu kuvvetlerin unutulmasıyla çoktan savaşmaya başlamıştır.

Nietzsche’nin bu erken dönem çalışmaları kopmaya hazır bir fırtınanın habercisidir; tüm değerleri tepetaklak etme niyetinde ve kudretinde bir fırtınanın…

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz, çeviren: A. Onur Aktaş, Akademim Yayıncılık, felsefe, 100 sayfa, 2024