Hélène L’Heuillet – Gecikmeye Övgü (2022)

Sürekli acele ettiğimiz halde, paradoksal olarak yine de hiçbir yere, hiçbir işe yetişemiyoruz.

Hélène L’Heuillet, bugün tam bir saplantıya dönüşmüş her yere ve her şeye geç kalmak korkusunu irdeleyerek hayatı nasıl ıskaladığımızı gözler önüne seriyor.

Herkesin herkesle savaşınnı artık yalnızca mekânları, bölgeleri, sınırları değil, zamanı da kapsadığını söyleyen L’Heuillet, her güç ilişkisinin bir zaman ilişkisi olduğunu, iktidarın zamansal açıdan imkânsızı talep etme kapasitesiyle ölçüldüğünde, yeni bir şiddet biçimi uyguladığını belirtiyor.

Yazara göre bunun aksine gecikme, zamansallığı bize hem kaotik hem de sevinçli bir biçimde yaşatan çok özel bir ruhsal deneyimdir.

Zira geç kaldığımızda, bunun çok da bilincinden olmasak da, kendimizi başkaldırmış olarak görürüz.

‘Gecikmeye Övgü’, çocuklukta ısrar etmek, uykusuzluk, annelik, çalışma yaşamının katı kuralları gibi olgular üzerinden zaman(sızlığ)ın hissedilen yüzlerini tasvir ediyor ve hayatı daha iyi anlamak için geç kalmaya davet ediyor bizi.

  • Künye: Hélène L’Heuillet – Gecikmeye Övgü: Zaman Nereye Gitti?, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 104 sayfa, 2022

Francesca Rigotti – Küçük Şeylerin Felsefesi (2021)

Hayatımız ve dünya üzerine daha ince şeyler üzerine düşünmemiz kesinlikle pandemiyle çok ilişkili.

Francesca Rigotti’nin, ev işleri, gündelik uğraşlar, el sanatları ve zanaatın başrolünde olduğu bu kitabı, küçük şeylerin barındırdığı bilgeliğin izini sürüyor.

Büyük şeylerin ve yüce ideallerin yol gösterici olmaktan çıktığı zamanımızda küçük ve sıradan şeyler bize ne öğretebilir?

İtalyan felsefeci Rigotti ‘Küçük Şeylerin Felsefesi’nde eşyalarla, nesnelerle, gündelik pratiklerle ilişkimizi özel bir felsefi yaklaşımla ele alıyor; kavramlar, argümanlar, çözümlemeler kadar metaforlar, imgeler, gündelik dil de bu yaklaşımın temel unsurları.

Rigotti minimalizmin “az çoktur” ve “küçük güzeldir” sloganlarından hareketle büyük yerine küçük, majör yerine minör, yüce yerine güzel, sert yerine yumuşak, katı yerine akışkan, eril yerine dişilden yana konumlanıyor.

Ev işleri, gündelik uğraşlar, sıradan nesneler, el sanatları ve zanaat Rigotti’nin “küçük felsefesi”nin başrollerinde.

Rigotti’ye göre felsefenin işi sadece büyük düşünce sistemleriyle, etik ve siyasal meselelerle, epik ve tarihsel olaylarla uğraşmak değil sıradan gerçeklikle, gündelik deneyimlerle, emek ürünü şeylerle de ilgilenmek.

Hatta ancak şeyler, nesneler ve canlılarla yakından ilgilendiğimiz ve rutin işlere özen gösterdiğimiz takdirde iyilik, güzellik ve adalet üstüne düşünme becerilerimizin fiilen geliştiğini belirtiyor.

  • Künye: Francesca Rigotti – Küçük Şeylerin Felsefesi, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Notos Kitap, felsefe, 132 sayfa, 2021

İbn Haldun – Mukaddime (2021)

Roger Garaudy, İbn Haldun için “İslâm’ın Karl Marks’ı” demişti.

İbn Haldun’un tarihe meydan okuyan şahyapıtı ‘Mukaddime’, Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak yeniden Türkçeye kazandırılan bu baskısı ise, apayrı bir güzellik.

İbn Haldun tarih felsefesinin, sosyolojinin, antropolojinin, iktisat biliminin, kısacası toplum bilimlerinin kurucu babası olarak kabul edilir.

‘Mukaddime’si, dünyanın en önde gelen bütün entelektüellerince dikkatle okunan ve pek çok devlet başkanınca fikirlerine hayran olunan bir şaheser.

Roger Garaudy, ‘İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı’ adlı eserinde, İbn Haldun’a on sayfadan fazla yer ayırır ve onu “Descartes’ın, Montesquieu’nün Öncüsü ve İslâm’ın Karl Marks’ı” olarak görür.

Ünlü tarih felsefecisi Arnold Toynbee, “Hiç şüphesiz ‘Mukaddime’, kendi türünde, bugüne kadar hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir zihnin ortaya koyamadığı en büyük eserdir!” ifadesini kullanır.

Engels, yaptığı toplum değerlendirmelerinde ‘Mukaddime’den yararlanır ve “Hıristiyanlığın ilk dönem tarihine katkı” başlıklı makalesinde, İbn Haldun’un görüşlerinin çok özlü bir özetini sunar.

BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan, “Sadece İbn Haldun ismi bile İslâm Tarihinin ne kadar parlak bir ilim çağı yaşadığının göstergesidir!” der.

Kitabın bu çevirisi için, Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak dilimize aktarılmış.

  • Künye: İbn Haldun – Mukaddime: Evrensel Tarih ve Toplum Bilimlerine Giriş, çeviren: Cemal Aydın, Timaş Yayınları, inceleme, 968 sayfa, 2021

Judith Butler – Şiddetsizliğin Gücü (2022)

Şiddeti özsavunma olarak meşrulaştırmanın sorunları üzerine harika bir tartışma.

Judith Butler, toplumsal çatışmalarda şiddete ve şiddetsizliğe başvurmanın siyasi ve etik boyutlarını irdeliyor.

Açıkça şiddetsizlikten yana tavır alan Butler, meşru şiddet tekelini elinde tutan aktör olarak devletin şiddet tanımındaki muğlaklığı kendi amaçları doğrultusunda nasıl kullanabildiğini gösterirken, bir yandan da şiddetsizliği savunmak için yeni bir tasavvur geliştiriyor ve şiddetsizliği toplumsal eşitliğin bir gereği olarak temellendiriyor.

Şiddetin özsavunma olarak meşrulaştırılmasında sorunlu bulduğu sınırı, kimin “öz”, yani “biz” olarak tanımlanageldiğini ve bu sınır var olduğu sürece şiddeti özsavunmayla gerekçelendirmenin nasıl bir dışlama, dolayısıyla eşitsizlik yarattığını tartışıyor.

Yine eşitlik açısından, bütün yaşamların aynı derecede önemli addedilmesi için insanlar daha hayattayken “yası tutulabilirliğin” nasıl pay edildiğini düşünmeye çağırıyor.

Klasik sözleşmeciliğin temelinde yatan bireyciliğin eleştirisiyle birlikte, Butler şiddetsizliği karşılıklı bağımlılığın kaçınılmazlığına dayandırıyor.

Siyaset ve felsefeyle ilgilenen okurlarımızın zevkle okuyacağına inanıyoruz.

  • Künye: Judith Butler – Şiddetsizliğin Gücü: Etik-Politik Bir Düğüm, çeviren: Başak Ertür, Metis Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2022

Daniel W. Conway – Nietzsche’nin Politik Tahayyülü (2021)

Nietzsche’nin politik görüşlerinin evrimi üzerine eşsiz bir inceleme.

Daniel W. Conway, Nietzsche’deki politik mükemmeliyetçilikten düşünürün politik mirasına, konuyu geniş bir pencereden izliyor.

Kitap, Nietzsche’nin ilk eserlerinden başlayıp ‘Zerdüşt’e ve sonrasına uzanan geniş bir düşünsel hat üzerinden Nietzsche’nin insanın kusursuzlaşmasına dönük inancı ile politik fikirleri arasındaki değişen ilişkiyi çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Nietzsche’nin gençlik eserlerindeki büyük politik beklentilerinin giderek öznel alana sıkıştığını ve kişisel düzeyde ancak çok az kimsenin erişebileceği bir çileci etiğe bağlanmayı gerektirdiğini ileri sürüyor Conway.

Ama bu etiğin Nietzsche’nin yazılarından hiçbir zaman silinmediğini de söylüyor.

Conway, Nietzsche’nin politik özlemlerinin tam merkezinde insanın mükemmelleştirilebilirliğine ilişkin büyük bir ideal olduğunu ileri sürüyor.

Bu ideal, modernitenin alacakaranlığa gömüldüğü bir çağda, cılız da olsa Nietzsche’nin düşüncesindeki yerini korur.

Üst-insan, sanatçı ve aziz gibi Nietzscheci figürler, hep bu idealin gerçekleşeceği somut koşulları tarif edebilmek amacıyla ileri sürülen figürlerdir.

Çağdaş felsefeye baktığımızda ise, Nietzsche’nin etkisinde kalan Foucault, Haraway, Habermas ve McIntyre gibi filozofların, ya Nietzscheci etikten yana ya da bu etiğin tam karşısında konumlandıklarını görüyoruz.

Conway’in kitabı Nietzscheci etiğin ve antropolojinin çağdaş bağlamda nasıl alımlandığına ilişkin dikkate değer içgörüler sunuyor.

Nietzsche’nin bütün yapıtlarını baştan sonra kat eden kitap, siyaset felsefesi ve etik tartışmaları bağlamında önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Daniel W. Conway – Nietzsche’nin Politik Tahayyülü, çeviren: Kadir Gülen, Phoenix Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2021

Francis Macdonald Cornford – Platon’un Kozmolojisi (2022)

Platon’un en önemli ve günümüzde de üzerinde çeşitli tartışmaların yürütüldüğü ‘Timaios’ diyalogu, düşünürün kozmolojisini, evrenin nasıl oluştuğuna dair kendi öğretisini ve doğa anlayışını ortaya koyar.

Francis Macdonald Cornford’un bu çalışması ise, Platon’un bu eseri üzerine gelmiş geçmiş en iyi incelemelerden biri.

Kitap, Timaios’un çevirisini içeriyor ve çevirinin aralarına, ortaya çıktıkça, her bir yorumlama sorununu tartışan birer şerh serpiştiriyor.

Cornford’un öncelikli amacı, Platon’un sözlerini mümkün olduğunca aslına yakın çevirmek olmuştur.

Ancak Cornford’un kendi ifadesiyle, Platon’un haşmetli şiirsel üslubunu yeniden üretmeye çalışan herkes başarısızlıkla yüzleşmeye mahkûmdur.

Ona göre, buna anlamı bozma riski de eşlik eder

Cornford’un yorumları, okuyucuya uzun ve karmaşık bir argüman boyunca rehberlik etmek ve en sadık çeviride dahi belirsiz kalması gereken şeyleri açıklamak için tasarlanmıştır; zira ‘Timaios’, düşünceyi en küçük yere sıkıştırma pahasına, uçsuz bucaksız bir alanı kaplar.

  • Künye: Francis Macdonald Cornford – Platon’un Kozmolojisi: Timaios Çevirisi ve Açıklaması, çeviren: Özgüç Orhan, Albaraka Yayınları, felsefe, 500 sayfa, 2022

Nick Mansfield – Öznellik (2021)

Nick Mansfield’in bu enfes çalışması, öznellik anlayışımızın geçtiğimiz yüzyıl boyunca nasıl geliştiğini mercek altına alıyor.

“Ben” dediğimizde tam olarak neyi kastediyoruz?

Günlük yaşamda kolaylıkla kullandığımız bu sözcük, teorik ve felsefi tartışmalarda büyük bir zorluğa karşılık geliyor.

  • Benlik hissimizin kökeni nedir?
  • Kendiliğinden mi ortaya çıkar, yoksa toplum ya da medya tarafından mı yaratılır?
  • Kendimizi gerçekten biliyor muyuz?
  • Daha ötesi, bilebilir miyiz?

Benlikle, öznelliğimizle ilgili kaygılar bir süredir toplumumuzun ana referans noktalarından birini teşkil ediyor.

Kimlik artık varoluşumuzun belirleyici unsurlarından biri.

Peki, bu mesele nasıl ve ne zaman bu denli önemli hale geldi?

Öznelliğe yönelik farklı yaklaşımlar neler ve birbiriyle hangi noktalarda ayrışıyorlar?

Mansfıeld, öznellik anlayışımızın geçtiğimiz yüzyıl boyunca nasıl geliştiğini mercek altına alıyor.

Freud, Foucault, Nietzsche, Lacan, Kristeva, Deleuze ve Guattari gibi modern ve postmodern düşüncenin önde gelen kuramcılarının düşünceleri arasında bir yolculuğa çıkıyor.

Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, etnisite, teknoloji, postmodernizm gibi başlıklar üzerinden modem kuram tartışmalarında öznelliğin nasıl merkezi bir konum işgal ettiğini gösteriyor.

“Ben kimim?” sorusuna çağdaş felsefe dünyasında cevap arayanlar için derleyici, açıklayıcı ve kapsayıcı bir giriş metni sunuyor.

  • Künye: Nick Mansfield – Öznellik: Freud’dan Haraway’e Benlik Kuramları, çeviren: Elif Okan Gezmiş, Babil Kitap, felsefe, 272 sayfa, 2021

Félix Guattari – Kaozmos (2021)

Félix Guattari’nin aramızdan ayrıldığı 1992 yılında yayımlanan bu son kitabı, gerek filozofun öznellik, semiyotik, şizoanaliz, ekonomi ve politika gibi üstüne çalışma yürüttüğü muhtelif alanlara dair analizinin genel bir toparlanışı niteliğindeki sunumu gerekse güncel politik gidişata ve geleceğe dair öngörülerinin en kuvvetli ifadelerinden biri olması bakımından gerçek bir entelektüel miras niteliği taşıyor.

Bir ömürlük psikoterapi ve militanlık tecrübesinin en rafine ifadesine ulaştığı bu kitapta Guattari, gölge oyununu anıştıran klasik altyapı-üstyapı ayrımını bertaraf eden ve genelleştirilmiş bir tercüme edilebilirlik kıstası temin ederek bileşenlere özgü heterojenliği ezip geçen Varlık, Tin, Mutlak, Gösteren, Sermaye, İyi, Tanrı, Güzel gibi aşkın göndergelerin altını oyan kolektif öznelliğin makinesel heterogenezinin peşinde.

Katı uzam-zamansal sınırlandırmaların hafiflediği o kaozmik geçidin psikotik aurasının gizemlerinde dolaştığı, Evrenin dört ontolojik işlevi olan cisimsiz Evrenleri, makinesel Filumları, Akışları ve Varoluşsal Yeryurdları incelediği eser boyunca Guattari, öznelliğin kapitalist yersizyurtsuzlaşma eşiğinin kendi maksimine ulaştığı zamanımızın ötesine doğru nasıl bir tekilleşme kıvılcımı oluşturabileceğimizi soruşturuyor.

Öznelliğin muhafazakâr bir yeniden-yerliyurtlulaşması için sermaye tarafından seferber edilen arkaizmler, ekolojik krizin göz ardı edilemez vahameti ve Sovyetler sonrası solun akameti gibi çeşitli garabetlerle son kez hesaplaşıyor.

  • Künye: Félix Guattari – Kaozmos: Etik-Estetik Bir Paradigma, çeviren: M. Çağrı Uluğer ve Gözde Erdoğan, Otonom Yayıncılık, felsefe, 230 sayfa, 2021

Henri Bergson – Antik Yunan Felsefesi (2021)

Henri Bergson’un Antik felsefe üzerine verdiği altın değerinde dersleri, burada.

Bergson, Stoacılardan İskenderiye okuluna, Pythagorasçılardan Antik Yunan felsefesinin Batı düşüncesini nasıl etkilediğine pek çok konuyu tartışıyor.

Bu derslerde Bergson, Sokrates öncesi filozofların varlık, doğa ve insana dair kurgulamalarını ele alıyor.

Stoa, Elea ve İskenderiye okullarının savundukları görüşleri değerlendiriyor.

Varlığın özüne sayıları yerleştiren Pythagorasçıların ve her şeyin ateşten gelip ateşe döndüğünü savunan, hareketi öne çıkaran Herakleitos’un fikirlerinin içermelerini serimliyor.

Erdemin öğretilebileceğini savunan Sofistlerle hakikat uğruna ölmeyi göze alan Sokrates arasındaki tartışmanın Platon ve Aristoteles aracılığıyla Batı felsefesinin ve kültürünün temellerini nasıl attığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Henri Bergson – Antik Yunan Felsefesi, çeviren: Adnan Akan, Fol Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2021

Henri Bergson – Süre ve Eşzamanlılık (2021)

Einstein’ın görelilik kuramının felsefede nasıl devrimci bir dönüşüm yarattığını ilk fark edenlerden biri Henri Bergson’du.

Bergson ‘Süre ve Eşzamanlılık’ta, Einstein’la zamanın doğası hakkında hararetli bir tartışmaya girişiyor.

Einstein’ın 20. yüzyılın başında ortaya attığı görelilik kuramı çığır açıp modern fizik biliminin çehresini sonsuza dek değiştirdi.

Bu dâhiyane ve yenilikçi kuram, bilim insanları arasında ilk andan itibaren heyecanla karşılandıysa da felsefi içermeleri nedeniyle dönemin felsefecileri arasında kuşkuya, hatta infiale neden olacaktı: Uzay ve zamanı aynı potada eritiyor, zamanı uzay cinsinden ifade etmeye izin veriyor, böylece evrenin dokusunu kökten değiştiriyordu.

Bu kuramın felsefe açısından barındırdığı tehlikeyi görenlerin başında, zaman olgusunun felsefenin temel sorunlarının anahtarı olduğunu düşünen Henri Bergson geliyordu.

Yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Bergson, bu kitapta, Einstein’la zamanın doğası hakkında girdiği hararetli tartışmayı açıyor.

Görelilik kuramının felsefi anlamını ortaya koyuyor.

Bir filozofun, fizik biliminin en çetrefil sorunlarına felsefenin gözlükleriyle nasıl bakabildiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Henri Bergson – Süre ve Eşzamanlılık: Einstein’ın Teorisi Hakkında, çeviren: Erdem Baykal, Fol Kitap, felsefe, 224 sayfa, 2021