Michael Stolleis – Yasanın Gözü (2021)

İnsan gözü herhalde tüm kültürlerin zihninde dinî, felsefi, sosyal ve nihayet hukuki bağlamları olan mucizevi bir şeydir.

Örneğin nazarlıklarda kullanılan göz simgesi Eski Mısır’ın adaleti temsil eden hem Tanrı hem Kral Osiris’in asasındaki gözdür, ama aynı zamanda ve hatta enteresan bir şekilde Fransız Devrimi’nin de adalet simgesi olmuştu.

İşte hukuk tarihçisi Michael Stolleis’ın yeniden basılan bu güzel çalışması da, yasaların egemenliğinin simgesi “her şeyi gören göz”ün tarih içinde taşıdığı anlamları hukuk açısından inceliyor.

Stolleis burada, tarihten güçlü ve çarpıcı alıntılarla en eski çağlardan bugünkü hukuk devletine kadar “yasa” kavramının temelinde görmek, gözlemek ve denetim düşüncesinin yattığını gözler önüne seriyor ve bunun geçirdiği evreleri canlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, “yasanın gözü”nün tarih içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğine yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Michael Stolleis – Yasanın Gözü: Bir Metaforun Tarihi, çeviren: Arif Çağlar, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2021

John Seed – Kafası Karışmışlar İçin Marx (2021)

Karl Marx’ın karmaşık düşüncesi üzerine derli toplu bir kılavuz arayanlara bu özlü kitabı öneriyoruz.

John Seed, temel Marksist kavramları ve temaları açıklıyor ve bunların felsefi ve siyasal düşünceyi daha iyi kavramada bize nasıl yol gösterebileceğini anlatıyor.

Kitapta, siyaset, felsefe ve devrim, Engels ve ekonomi politik, Alman ideolojisi, Komünist Manifesto, devrim ve karşı-devrim, siyaset ve sınıflar, sanayi devrimi, kapitalizm, ekonomik kriz, emek siyaseti, uluslararası işçi derneği, sendikalar, fabrika siyaseti, reform ve devrim, entelektüeller ve siyaset, parlamenter politika ve devrim, Marx’ın fikirlerinin Rus devrimi üzerindeki etkileri gibi pek çok konu ele alınıyor.

Çalışma, Marx’ın düşünsel mirasını kafa karışıklığına düşmeyecek şekilde anlama ihtiyacı duyan öğrencilere ve okurlara yönelik olarak hazırlanmış.

  • Künye: John Seed – Kafası Karışmışlar İçin Marx, çeviren: Sami Oğuz, Dipnot Yayınları, siyaset, 238 sayfa, 2021

Iain MacKenzie – Siyaset Nedir? (2021)

Temel siyasi kavramları öğrenmek, alandaki güncel tartışmaları yakından görmek ve en önemlisi de siyasete dair daha iyi sorular sormak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

Kent Üniversitesi’nde çağdaş siyaset felsefesi ve eleştirel düşünce geleneği üzerine dersler veren Iain MacKenzie, belli başlı kavramları merkeze alarak siyasetin ne olduğunu ayrıntılı bir bakışla açıklıyor.

MacKenzie çalışmasında siyaseti, otorite ve özgürlük, devlet ve iktidar, toplumsal adalet ve eşitlik, demokrasi ve siyasi düzen, kültür ve eleştiri, kimlik ve farklılık gibi pek çok kavramı, çeşitli siyaset kuramları çerçevesinde tartışıyor.

Yazar ayrıca, postyapısalcı felsefe ve feminist kuramın katkıları ışığında kimlik ve farklılık meselesine de eğiliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyaset felsefesinde sorduğumuz sorulara kesin bir cevap vermekle uğraşırız daima, ancak bu uğraşı kıymetli yapan esas şey, sayesinde kendimiz ve içinde bulunduğumuz siyasi dünya hakkında daha iyi soru sorar hale gelmemizdir.”

  • Künye: Iain MacKenzie – Siyaset Nedir?: Temel Kavramlar ve Güncel Tartışmalar, çeviren: Uğur Gezen, Metropolis Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2021

John Ellis McTaggart – Hegelci Diyalektik (2021)

İngiliz idealizminin önde gelen temsilcilerinden olan John Ellis McTaggart’ın Hegel felsefesinde diyalektik, mantık ve kozmolojiyi çok yönlü tartıştığı üç önemli çalışması, şimdi Türkçede.

Yakın zamanda ‘Ölümsüzlük ve Ezeliyet’ adlı eserine de yer verdiğimiz McTaggart ‘Hegelci Diyalektik’te, diyalektiğin Hegel felsefesindeki yerini eleştirel bir bakışla aydınlatıyor.

Kitabında ilk olarak diyalektiğin genel yapısını irdeleyen McTaggart, devamında da, diyalektiğin farklı yorumlarını, diyalektiğin geçerliliğini, diyalektik yöntemin gelişimini, diyalektiğin zamanla ilişkisini, diyalektiğin sonucunu ve diyalektiğin uygulanışını ele alıyor.

Hegel’in diyalektik yöntemine çok iyi bir giriş olarak okunabilecek çalışma, aynı zamanda, Hegel’in öğretisine getirdiği eleştirel okumayla da dikkat çekiyor.

  • Künye: John Ellis McTaggart – Hegelci Diyalektik, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, felsefe, 288 sayfa, 2021

Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu (2021)

Felsefe nedir?

Edebiyat nedir?

Gül Turanlı, felsefe ve edebiyat alanında devrimci çözümlemeler yapmış Gilles Deleuze’ün felsefe ve sanat tarihinden seçtiği isimlere dair yorumlarını analiz ederek bu sorulara yanıt arıyor.

Turanlı kitabının ilk bölümünde, Deleuze’ün ‘Felsefe Nedir?’ kitabını merkeze alarak kavram yaratma sanatını Deleuze’ün Spinoza, Bergson ve Nietzsche okumalarıyla çözümlüyor.

İkinci bölümde, Deleuze’ün Platon’dan Descartes’a uzanan geniş bir zaman diliminde, felsefe dünyasına ne gibi eleştiriler getirdiğini çözümlüyor.

Üçüncü bölüm, Deleuze’ün felsefe-edebiyat ilişkisine odaklanarak özellikle edebiyat tarihinden seçtiği metinlerde genelde sanat, özelde edebiyatla karşılaştırma biçimlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Turanlı çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise, toplum ve kültürün temelindeki dil, yapı, tarih, ekonomik üretim ya da iktidar ilişkileri üzerinde duruyor ve bunu yaparken de Deleuze ve Félix Guattari’nin araştırma alanlarını edebiyat metinleri üzerinden arzuya yöneltme durumlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu, Çizgi Kitabevi, felsefe, 304 sayfa, 2021

Jan Patočka – Sorunsallıkta Yaşamak (2021)

Diktatörlüklerin baskıları nedeniyle evinde misafir ettiği öğrencilere verdiği felsefe dersleriyle hatırda kalan önde gelen Çek filozof Jan Patočka’nın bizde yayımlanmış hiçbir kitabı bulunmuyor.

Bu boşluğu bir nebze de olsa dolduran ‘Sorunsallıkta Yaşamak’, düşünürün farklı dönemlerine ait metinlerini bir araya getiriyor.

Patočka buradaki metinlerinde Platonculuk ve politika, yenilgi, felsefenin dünyevi ve dünya ötesi konumu, ideoloji, dengede yaşam ve aydın sorunu gibi konuları tartışıyor.

Patočka’ya göre felsefi olarak düşünmek ve politik olarak eylemek insanın “ne olduğu” sorusunu sormak anlamına gelir.

Politika öncelikle özgürlük meselesidir.

Yine düşünüre göre filozof, ruhunu beslemeye, öğrenmeye, bütünü anlamaya çalışan kişidir.

O, fedakârlık yapmanın anlamını ve önemini kavradığı için fedakârlık yapmaktan korkmayan kişidir.

Filozof, sürekli olarak olumsuzlukta ve sorunsallıkta yaşayan kişidir.

Bu yüzden de eksikliklerini yüzüne vurduğu toplumla zorunlu ve sürekli bir çatışma hâlindedir.

Yine de filozofun görevi, bu uyanışı yaymak ve geliştirmektir.

Felsefenin amacı da, sorunsallıkta yaşayan felsefi kahramanlar ortaya çıkarmaktır.

  • Künye: Jan Patočka – Sorunsallıkta Yaşamak, çeviren: Ahmet Kaan Ketboğa, Fol Kitap, felsefe, 2021

Kolektif – Max Stirner (2021)

Bizde maalesef hak ettiği kadar tanınmamış Max Stirner ve O’nun düşünsel mirası üzerine çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, sosyal ve politik kuram, anarşizm, varoluşçuluk ve avangard sanat akımlarını derinden etkilemiş Stirner’in kişisel dünyasını ve düşüncelerini, O’nun içinde yaşadığı tarihsel bağlamı da ihmal etmeden ele alıyor.

Kitapta,

  • Stirner ve Karl Marx arasındaki ilişki,
  • Stirner’in münzevi yaşamının bilinmeyenleri,
  • Felsefi gericilerle savaşı,
  • Gönüllü başkaldırı etiği,
  • Fikirlerinin tarihsel bağlamsallığı,
  • Genç Hegelciler içindeki konumu,
  • Ve radikal politikaya olan katkıları gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Saul Newman, David Leopold, Ruth Kinna, Riccardo Baldissone, Kuno Fischer, Paul Thomas, Widuking de Ridder ve Kathy E. Ferguson.

  • Künye: Kolektif – Max Stirner, derleyen: Saul Newman, çeviren: Güney Çeğin ve Seher Özkaya, Nika Yayınevi, felsefe, 264 sayfa, 2021

Emmanuel Levinas – Zaman ve Başka (2021)

Zaman kendi başına, yalıtılmış bir olgu değildir.

Emmanuel Levinas, zamanı, öznenin başkasıyla kurduğu ilişki olarak okuyor.

Levinas’ın zaman üzerine verdiği 1948 tarihli konferans dizisine dayanan kitap, varolmanın yalnızlığından ıstırap ve ölüme, aklın aşkınlığından iktidar ve başkasıyla ilişkiye uzanarak konuyu geniş bir çerçevede irdeliyor.

Düşünür burada bir yandan yaşantıların edebî bir betimlemesini yapıyor, öte yandan da bunların bize çağrıştırdıkları felsefi soruları, uğraşları ve yanıtları ele alıyor.

Levinas’ın o kendine has üslubuyla öne çıkan kitap, bilhassa modern bireyin gündeminden hiç düşmeyecek yalnızlık kavramı üzerine düşünmesi ve zamanın yalnızlığa sunduğu olanakları irdelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Zaman ve Başka, çeviren: Özkan Gözel, Fol Kitap, felsefe, 2021

Celal Sabancı – Ölümün Öznesi (2021)

Klişe tabirle, ölüm ve yaşam iç içedir.

Peki, özne ölüm üzerine düşünürken kendini nasıl yeniden ve yeniden kurar?

Celal Sabancı bu ilgi çekici çalışmasında, üç büyük filozofun, Hegel, Heidegger ve Levinas’ın ölüme dair anlam arayışları üzerine çok yönlü düşünüyor.

Ölümün özneyi biçimlendirdiği iddiasını bu üç düşünürün felsefelerinden hareketle tartışan Sabancı, önce her üç filozofun birbirinden farklılık arz eden ölüm kavrayışlarına serimliyor, ardından da bu fikirlerin ölümü farklı biçimlerde kurucu bir unsur olarak görmemize ne gibi olanaklar sağlayacağını irdeliyor.

  • Künye: Celal Sabancı – Ölümün Öznesi: Hegel, Heidegger, Levinas, Çizgi Kitabevi, felsefe, 184 sayfa, 2021

György Lukács – Marksizm mi Varoluşçuluk mu? (2021)

György Lukács’ın varoluşçuluğun Marksist bir çözümlemesini gerçekleştirdiği harikulade çalışması, ilk kez Türkçede!

İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen varoluşçu düşüncenin felsefi ve politik bağlamlarını derinlemesine irdeleyen Lukács, varoluşçuluğa, bütün modern burjuva ideolojilerinde gördüğümüz kendiliğinden nihilizmin mührünün vurulduğunu belirtiyor.

Varoluşçuluğun, ideoloji düzeyinde de günümüz burjuva anlayışının manevi ve ahlaki kaosunu yansıttığını düşünen Lukács, buradan hareketle burjuva felsefesinin içinde bulunduğu bunalımı tartışıyor.

Lukács bunu yaparken, varoluşçuluğun faşizm ile olan ilişkisinin nasıl ele alınması gerektiğini, varoluşçu ahlak felsefesinin çelişkilerini, emperyalist aşamada idealizm hangi felsefi temellerle “kurtarılmaya” çalışıldığını, varoluşçuluğun maddeci bilgi kuramına ve diyalektiğe karşı gösterdiği direnişin burjuva ideolojisi ile bağlantısının ne olduğunu, varoluşçuluğun soyut ve öznel özgürlük anlayışının burjuva felsefesiyle nasıl iç içe geçtiğini ve bunun gibi pek çok hayati sorunun yanıtını veriyor.

  • Künye: György Lukács – Marksizm mi Varoluşçuluk mu?, çeviren: Mehmet Sert, Yordam Kitap, felsefe, 224 sayfa, 2021