Fredric Jameson – Zamanın Tohumları (2020)

Fredric Jameson’dan, postmodernizme karşı mimari ve edebiyattan yola çıkarak sıkı eleştiriler getiren, bunu yaparken de ütopya kavramı ve deneyimini yeniden okuyan özgün bir inceleme.

Kitabında, kapitalizme karşı adım adım teorik bir hat oluşturan Jameson, postmodernite çağı tartışmalarındaki paradoksları, çağdaş mimari eğilimler ile postmodern arasındaki sınırın nerede başlayıp nerede bittiğini, çağdaş toplumlarda ütopyanın nasıl algılandığını ve geç kapitalizmde mal fetişizminin sosyal ilişkiler üzerindeki etkilerini tartışıyor.

Yazar bunun yanı sıra, Andrey Platonov’un ütopik kurgusu ‘Çevengur’u ve ayrıca komünizmin ütopik vizyonlarını da derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Zamanın Tohumları, çeviren: Onur Gayretli, MonoKL Yayınları, felsefe, 232 sayfa, 2020

Franco “Bifo” Berardi – Nefes, Kaos ve Şiir (2020)

İtalyan Otonomist Franco “Bifo” Berardi, bizde de ilgiyle takip edilen isimlerden.

Düşünürün şu ana kadar kahramanlık patolojisi, yabancılaşma ve dijital kapitalizmin yeni koşulları gibi konulara odaklanan yapıtları Türkçeye kazandırılmış durumda.

Berardi şimdi de, yepyeni çalışması ‘Nefes, Kaos ve Şiir’le karşımızda.

Yazar burada, insan ilişkilerini derin bir patolojiye sürükleyen güncel koşulların sıkı bir çözümlemesini sunuyor.

Bunu yaparken dil, iktisat, cinsellik, edebiyat, siyaset ve felsefe gibi geniş bir alanda gezinen Berardi’nin kitabı, aynı zamanda şiir üzerine sıkı bir çözümleme olmasıyla da dikkat çekiyor.

İnsan ilişkilerinin yanı sıra, özellikle şiire ilgi duyanların ve şairlerin muhakkak okuması gereken sıra dışı bir eser.

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi – Nefes, Kaos ve Şiir, çeviren: Nalan Kurunç, Yort Kitap, felsefe, 2020

Kolektif – Teori ve Pratikte Felsefe Disiplinleri (2020)

Felsefe, ilk ortaya çıktığı zamanlardan bugüne hayatı anlamlandırıyor ve aradan geçen uzun zamana rağmen insana ve yaşama dair bir fenomen olmaya devam ediyor.

Kimileri çok soyut ve yaşamdan kopuk bulsa da öyledir.

Türkiye’de felsefe alanında çalışan önde gelen isimlerden olan Doğan Özlem’in derlediği ve çevirdiği buradaki yazılar ise, felsefe disiplinleri ve felsefenin temel sorunları hakkında harika bir rehber.

Etik, estetik, metafizik, ontoloji, bilgi kuramı, mantık, tarih ve siyaset felsefesi gibi alanlardan pek çok yazı barındıran kitap, özellikle felsefeye yeni giriş yapmak isteyen okurlar için bir başvuru kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Kolektif – Teori ve Pratikte Felsefe Disiplinleri, derleyen ve çeviren: Doğan Özlem, Fol Kitap, felsefe, 544 sayfa, 2020

 

David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetleri (2016)

25 ilginç konu üzerine 25 felsefeciyle yapılmış görüşmeler.

Kitapta etik, görelilik, kozmopolitlik, politika, azınlık hakları, hoşgörü, şüphecilik, mimari estetik, Tanrı, hayatın anlamı, ateizm ve insanı düşünmeye sevk eden daha pek çok önemli konu, kısa ve öz biçimde tartışılıyor.

  • Künye: David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetleri, çeviren: Esra Nur Sözbilici, Maya Kitap

Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya (2020)

Fransız düşüncesinin en parlak isimlerinden Maurice Blanchot’dan Kafka’yı farklı yönleriyle irdeleyen ufuk açıcı denemeler.

Blanchot, Kafka’nın kitaplarından olduğu kadar, yazarın en az kurmaca eserleri kadar ünlü günlüklerinden de yola çıkarak Kafka’nın hayatının ve yazarlığının izini sürüyor.

Blanchot bunu yaparken, yalnızca Kafka değil, genel olarak edebiyat, yazmak ve yazarlık üzerine harikulade saptamalar da yapıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir yapıt ortaya koyan yazar kendini bu yapıtta ortadan kaldırır ve kendini onda onaylar. Onu kendinden uzaklaştırmak için yazmışsa, öyle olur ki bu yapıt onu angaje eder ve kendini çağırır, eğer onu kendine göstermek ve onda yaşamak için yazıyorsa, yaptığı şeyin hiçbir şey olmadığını, en büyük yapıtın en önemsiz edime değmediğini, yapıtın onu kendisinin olmayan bir varoluşa ve yaşam olmayan bir yaşama mahkûm ettiğini görür.”

“Yapıtı okur yapar; onu okuyarak yaratır; onun gerçek yazarıdır, Yazılı Şey’in bilinci ve canlı tözüdür; nitekim yazarın artık tek bir amacı vardır, bu okur için yazmak ve onunla özdeşleşmek.”

“Tamı tamına belli bir kitle için yazan yazar, hakikatte, yazıyor değildir: yazan bu kitledir ve bu nedenle de bu kitle artık okur olamaz; okuma sadece görünüştedir, gerçeklikte yok hükmündedir. Okunmak için yaratılmış yapıtların önem taşımaması buradan gelir, onları hiç kimse okumaz.”

“Yazmak gececil şeydir; kendini karanlık güçlere bırakmak demektir, aşağıdaki bölgelere inmek, kendini saf olmayan kucaklaşmalara teslim etmektir. Bütün bu ifadeler Kafka için dolaysız bir hakikati barındırır. Karanlık büyülenmeyi, arzunun iç karartıcı parıltısını, her şeyin radikal ölümle son bulduğu geceleyin zincirlerinden boşanan şeyin tutkusunu çağrıştırır.”

“Kendinden kaçmayı isteyerek kendi saplantısına daha da batan kör uyanıklığıyla edebiyat; eğer varoluş varoluştan çıkma olanaksızlığıysa, varlık her zaman varlığa geri itilen şeyse, dipsiz derinlikte olan şey çokta dipteyse, hâlâ uçurumun temeli olan uçurumsa, kendisine karşı çarenin olmadığı çareyse, varoluş saplantısının tek tercümesidir.”

  • Künye: Maurice Blanchot – Kafka’dan Kafka’ya, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, MonoKL Yayınları, 240 sayfa, 2020

Murat Önderman – Utanç (2020)

Utanç duymak, bireye ve topluma dair tam olarak neler söyler?

Murat Önderman’ın, utanç fenomenini öznel, sosyal, öznelerarası ve kolektif yönleriyle inceleyen dikkat çekici çalışması, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Sosyoloji, siyasal teori, psikolojisi, felsefe ve psikanalitik sosyoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanan Önderman’ın çalışması, utancı Türkiye’nin toplumsal ve kültürel yapısı bağlamında ayrıca okumasıyla da önemli.

Utancın toplumsal boyutundan bir toplumsal kontrol aracı olarak utanca, utanç mekanizmalarından utancın psişik boyutlarına pek çok konunun tartışıldığı kitap, sosyo-kültürel etmenlerin duyguları nasıl ürettiklerini ortaya koyuyor ve bununla da sınırlı kalmayarak utancın fenomenolojisiyle ilgili kimi saptamalarda bulunuyor.

  • Künye: Murat Önderman – Utanç: Sosyo-Kültürel Bir Fenomen, Vakıfbank Kültür Yayınları, kültür, 440 sayfa, 2020

Samsatlı Lukianos – Tanrıların Konuşmaları (2016)

 

1954’e kadar Malatya’nın, günümüzde de Adıyaman’ın küçük bir kasabası olan Samsat’ta doğmuş, kuşkucu, sivri dilli Antikçağ düşünürü Lukianos’un seçme yazıları.

Lukianos burada ilkçağ dininin tanrılarıyla alay ediyor, öbür dünyadaki ölüleri kendi aralarında konuşturuyor ve bizi zamanının söylenceleri ve gelenekleriyle tanıştırıyor.

  • Künye: Samsatlı Lukianos – Tanrıların Konuşmaları, çeviren: Nurullah Ataç, Everest Yayınları

Sadık Usta – Dünyayı Değiştiren Düşünürler 2 (2019)

Rönesans’tan Aydınlanma’ya uzanan süreçte fikirleriyle kendilerinden sonraki kuşakları derinden etkilemiş düşünürlerin hayatı ve sistemleri…

Francis Bacon, Galileo Galilei, Thomas Hobbes, Rene Descartes, Spinoza, John Locke, Leibniz ve Montesquieu, çalışmanın bu ikinci cildinde karşımıza çıkan bazı isimler.

  • Künye: Sadık Usta – Dünyayı Değiştiren Düşünürler, İkinci Cilt: Rönesans’tan Aydınlanma’ya Yeni Bir Çağın Doğuşu, Kafka Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2019

Nazan Alioğlu ve Bengisu Bayrak – Çağdaş Sanatta Anlam Sorunu Üzerine Bir Deneme (2019)

Sanat nedir?

Bengisu Bayrak ve Nazan Alioğlu, düşünce tarihinde sanat-gerçeklik ilişkisinin nasıl yorumlandığını irdeleyerek bu soruya yeni yanıtlar veriyor.

Yazarlar, bunu yaparken de, çağdaş sanatta anlam yaratmanın yollarından biri olarak tüm Batı sanatını belirlemiş sanat-gerçeklik ilişkisinin nasıl geliştiğinden estetik yargının geçirdiği dönüşümlere, çağdaş sanatta bilişselliğin katılımıyla oluşan yeni estetikle birlikte çoğulcu mimesisin ortaya çıkışından sanatta anlam üretimi sorununa ve görsel sanatlar eğitimindeki güncel krize kadar pek çok konuyu tartışıyor.

  • Künye: Nazan Alioğlu ve Bengisu Bayrak – Çağdaş Sanatta Anlam Sorunu Üzerine Bir Deneme, Literatür Yayıncılık, sanat, 140 sayfa, 2019

Gilles Deleuze – Anlamın Mantığı (2020)

‘Anlamın Mantığı’, bundan tam 51 yıl önce yayımlandığında büyük etki yaratmış, psikanaliz tartışmalarına çok özgün boyutlar getirmişti.

Gilles Deleuze, bizde yeni baskısı yapılan bu klasikleşmiş yapıtında, ağırlık merkezini yüzey mi derinlik mi tartışmasından yana koyuyor ve bunu da Lewis Carrol ve Antonin Artaud bağlamında yapıyor.

Düşünür burada,

  • Ölçülü şeylerle deli-oluş arasındaki Platoncu ayrım,
  • Cisimler ya da şey durumlarıyla cisimsiz sonuçlar ya da olaylar arasındaki Stoacı ayrım,
  • Nedensel ilişkinin ikiye bölünmesi,
  • Yalıtık olarak tekrar ortaya çıkma,
  • Dizisel biçim ve heterojen diziler,
  • Tekillikler ve olaylar,
  • Sıradan oyunların kuralları,
  • Paradoksal öğenin özellikleri,
  • Sağduyunun doğası ve paradoks,
  • Yemek-konuşmak ve şizofrenik dil,
  • Şizofreni ve yüzeyin çöküşü,
  • Dilin ilksel düzeni ve ikincil örgütlenmesi arasındaki ayrım,
  • Hakiki bir oluşumun koşulları,
  • Ben’in ve bireyleşme merkezinin olmadığı bir aşkınsal alan,
  • Anlam ve önerme,
  • Stoacılık ve Zen,
  • Dilin örgütlenmesi,
  • Yüzeyin kuruluşuyla ilişkisi içinde Oidipusçu girişim,
  • Fantazm ve olay,
  • Cinsellik ve dil,
  • Nevrotik aile romanı bağlamında psikanaliz ve edebiyat,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

O zamanlar Lacan’ın öğrencisi olan Félix Guattari’yi de derinden etkilemiş bu yapıt, Deleuze’un özgün düşünce dünyasına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Gilles Deleuze – Anlamın Mantığı, çeviren: Hakan Yücefer, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 371 sayfa, 2020