Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih (2020)

Gülnur Acar Savran’ın bu aralar temin edilemeyen ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Beden, Emek, Tarih’ adlı bu eseri, özellikle yapısalcılık sonrası dönemde ortaya çıkan yaklaşımların feminist teori ve politika üzerinde kurduğu hegemonik etkiyle hesaplaşmasıyla önemli.

Kitap esas olarak, kamusal/özel, eşitlik/farklılık, evrensel/yerel, üretim/yeniden üretim, değişim değeri/kullanım değeri gibi ikiliklerin aşılması için nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor.

Savran, hegemonik paradigmadaki bu ikiliklerin Aydınlanma düşüncesinin özgül yapısından kaynaklanan ikili karşıtlıklar olarak kavramlaştırıldığını ve bunların, salt söylemsel, ideolojik ya da pratik olarak kurulmuş düşünsel kurgular olduğunu belirtiyor.

Diyalektik kavrayış çerçevesinde, bu ikiliklerin zemininde patriarkal ve kapitalist ilişkiler evreninin yer aldığını gözler önüne seren Savran, bu ikilikleri aşmanın, onların ötesine geçmekle, ancak bu ikilikleri besleyen toplumsal evrenin sınırlarının dışına çıkmakla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Kadınların ev emeğinin özgül niteliği, özel/kamusal ikiliğinin –Türkiye toplumunda hüküm sürmekte olan patriarka türünün özgüllüklerinden kaynaklanan– melez yapısı, feminist politikanın ayırıcı özelliklerinden birisi olan özel alanın politikasının sınırları ve imkânları kitap boyunca teorik bir irdelemenin temelini oluşturuyor.

“Kadın-erkek eşitliği mi, kadınların özgül kimliğinin olumlanması mı” tartışmasına da müdahil olan Savran, cinsel yönelimle ilgili biyolojist yaklaşımların ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ikiliğiyle ilgili inşacı teorilerin çıkmazlarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin, Dipnot Yayınları, feminizm, 376 sayfa, 2020

Henri Bergson – Ruh Teorileri (2020)

Felsefe tarihine çok özgün katkılarda bulunmuş Henri Bergson’un bu eseri, insan ruhuna ilişkin teorilerin felsefede kendine nasıl yer bulduğunu çok yönlü bir şekilde irdelediği derslerinden oluşuyor.

Bergson, kitabının ilk bölümünde, Aristoteles’e gelmeden önceki süreçteki ruh teorilerine odaklanıyor.

Burada, Homeros, İyonyalılar, Anaksagoras ve Platon’un ruha dair fikirleri kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Yazar, kitabının devamında ise, Aristoteles, Plotinos, Descartes, Malebranche, Spinoza ve Leibniz gibi filozofların bu konudaki yaklaşımlarını irdeleyerek bir anlamda insan ruhu ve kişiliği konusundaki tarihsel algımızın kökenlerini aydınlatıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölüler gölgelerdir; bir ruhun hayaletleridirler. Aynı anda hem düşüncenin yoğunluğunu hem de işin maddi yönünü beraber yakalarsak, ölüler yaşamın ilkesinin kaynağına değin inmeye mecburdurlar ve bu ilke kandır.”

“Benim nazarımda filozof, yaşı kaç olursa olsun yeniden öğrenci olmaya daima hazırdır.”

“Ah bir kaçabilseydim! Kimsenin beni tanımadığı benim de kimseyi tanımadığım bir köşede saklanabilseydim! Kendime bile tanımadığım bir köşede.”

  • Künye: Henri Bergson – Ruh Teorileri / İnsan Ruhu ve Kişiliği, çeviren: Esat Burak Altıntas, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2020

Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği (2010)

‘Yabanın Tuzlu Ekmeği’ seçkisi, İstanbul’da on bir yıl yaşamış olan Alman filozof Erich Auerbach’ın on dört yazısını ve bazı mektuplarını bir araya getiriyor.

Kitabın sunuş yazısını kaleme alan Martin Vialon, Auerbach’ın İstanbul bağlamında bir biyografisini sunuyor; ayrıca düşünürün felsefi yolculuğunun dönüm noktalarını ortaya koyuyor.

Auerbach ise seçkide yer alan yazılarında,

  • 16. yüzyılda Avrupa’da milli dillerin oluşumu,
  • Dante, Flaubert ve Proust gibi isimlerin edebiyatta neyi temsil ettikleri,
  • Montaigne’in yazarlığı,
  • 17. yüzyıldaki Fransız kamusu,
  • Pascal’ın politik kuramı,
  • Montesquieu’nün özgürlük fikri,
  • 19. yüzyılda Avrupa’da gerçekçilik,
  • Voltaire bağlamında burjuva zihniyeti,
  • Rousseau’nun tarihsel konumu,
  • Romantizm ve gerçekçilik gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Künye: Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği, hazırlayan: Martin Vialon, çeviren: Sezgi Durgun, Haluk Barışcan, Cevdet Perin ve Fikret Elpe, Metis Yayınları, felsefe, 319 sayfa

Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine (2020)

Beden, iktidarların hegemonyalarını üzerine inşa ettikleri bir alandır ve tam da bu nedenle başlı başına bir direniş mekânıdır.

‘Caliban ve Cadı’, ‘Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Silvia Federici de bu kitabında, bedeni, direnişin ve tahakkümün mücadele alanı olarak tanımlıyor ve bu alanı dönüştürücü toplumsal pratiklerin yeşerebileceği bir mekâna dönüştürmenin yolları üzerine düşünüyor.

Kapitalizmin doğasında, bedeni tahakküm altına almanın ve denetlemenin yer aldığını belirten Federici, buna karşılık feminist, ırkçılık karşıtı, trans ve çevreci hareketlerin de bedeni kapitalist sömürünün sınırı, onun önündeki engel olarak tanımlamasının elzem olduğunu söylüyor.

Federici’ye göre, bedeni özgürleştirici ve içkin bir politik imkâna dönüştürmek ancak onun arzu ve ihtiyaçlarını çoğaltmakla mümkündür.

Yazar bunun da, birbirinden yalıtılmış olmaktan dolayı korkup iktidarın tahakkümüne boyun eğmeye verili bedenlerden ziyade başka bedenlerle birlikteliğe ve iletişime giren bedenlerle olanaklı olabileceğini savunuyor.

Başka bir deyişle, ancak korku ve yalıtılmışlığın “keder”inden çıkıp, “neşeli militanlık”la arzularını ve ihtiyaçlarını şimdide politikleştiren bedenler, kendilerini, başkalarını ve dünyayı dönüştürebilir ve özgürleştirebilir.

  • Künye: Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 152 sayfa, 2020

Mark Vernon – Zamane Platon (2010)

Daha önce Türkçede ‘Derin Düşünce’ isimli kitabıyla bilinen Mark Vernon, ‘Zamane Platon’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, modern bireyin sıkıntılarına Antik çağ felsefesinden yararlanarak çözümler getirmeyi amaçlıyor.

Kuşkusuz günümüz bireyi, kimi zaman biraz abartılsa da kendisinden önceki çağlarda yaşamış insanlardan daha çok sorunla boğuşuyor.

Vernon’un, Antik çağ filozoflarından örnekler veren yirmi makaleden oluşan kitabı da, “Bizim önemli saydığımız şeylerle onlar uğraşsalardı ne derlerdi?” sorusunun yanıtını arıyor.

Antik çağ felsefesinin günümüzün bakış açısıyla yorumlandığı kitapta ayrıca, bu dönemden bazı filozofların abartılı yaşamları da eğlenceli bir üslupla resmediliyor.

  • Künye: Mark Vernon – Zamane Platon: Modern Yaşam İçin Antik Kılavuz, çeviren: Gül Korkmaz, Sel Yayıncılık, felsefe, 204 sayfa

Kolektif – Felsefe ve Tarih (2020)

Antik Yunan’da ortaya çıkmış iki disiplin olan felsefe ve tarih arasında, o zamanlardan bu yana süren sıkı bir ilişki var.

Bu iki disiplin arasına sınırların konduğu, konmaya çalışıldığı dönemler olsa da, aralarındaki karmaşık ilişki halen devam ediyor.

Peki, bu ilişki, düşünce tarihinde nasıl bir gelişim izledi?

İşte bu güzel derleme, bu ilişkiyi çok yönlü bir bakışla izlemesiyle önemli.

Kitaba katılan yazarlar, felsefenin tarihe bakışını çok yönlü bir şekilde irdeliyor.

Burada, filozofların tarihe nasıl baktığı, bu bakışın zamanla nasıl dönüştüğü, ünlü filozofların mektuplarında felsefe ve tarih sorunsalının nasıl işlendiği, tarihin tarihine yöneltilen eleştiriler, “historia” kavramının değişen anlamları ve tarihsel bilincin felsefe yapmaktaki yeri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eylem Canaslan, Funda Günsoy, M. Ertan Kardeş, Gökhan Murteza, E. Burak Şaman

  • Künye: Kolektif – Felsefe ve Tarih, editör: Gökhan Murteza, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 160 sayfa, 2020

Yıldız Silier – Oburluk Çağı (2010)

‘Özgürlük Yanılsaması’ kitabıyla beğeni toplayan Yıldız Silier’in ‘Oburluk Çağı’, felsefe ve politik-psikoloji denemelerinden oluşuyor.

“Hayatın anlamı” ve “kendini kandırma” temalarını irdeleyerek kitabına başlayan Silier, hayatın anlamını, mutluluk kavramıyla özdeşleştirmenin sorunlarını ve çağın mutluluk fetişizmini eleştirel bir gözle değerlendiriyor.

Annelik ideolojisiyle de hesaplaşan yazar, kadınların evcilleştirilmeleriyle nasıl güçlerini kaybettiklerini gözler önüne seriyor.

Kitaba adını veren son bölümde ise çağın ruhuna odaklanılarak, sıkıntıdan kaçma çabalarının oburluğu körükleyişi ile kapitalizmin nesneleri ve özneleri hızla çöp haline getirişi ele alınıyor.

  • Künye: Yıldız Silier – Oburluk Çağı, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa

Jacques Derrida – Yazı ve Fark (2020)

“Kitap labirenttir. Çıktım derken, daha da dalıyorsun. Kurtulmanın imkânı yok. Yapıtı paramparça etmen gerek.” – Jabès

‘Yazı ve Fark’, Jacques Derrida’nın önde gelen yazar ve düşünürlerle ilgili, 1959-1960 arasında yaptığı yoğun okumalarını sunuyor.

Burada, Derrida’nın modern düşünceyi derinden etkilemiş Rousset, Foucault ve Descartes, Jabès, Levinas, Artaud, Freud, Bataille ve Lévi-Strauss üzerine fikirleri yer alıyor.

Kitap, söz konusu düşünürlerle ilgili özgün değerlendirmeler sunmasının yanı sıra, genç Derrida’nın daha sonra ortaya koyacağı felsefe sistemi hakkında önemli ipuçları da veriyor.

Burada güç ve alımlama, deliliğin tarihi, şiddet ve metafizik, fenomenoloji, vahşet tiyatrosu, temsilin kapanımı, beşeri bilimlerin söyleminde yapı gibi felsefenin önemli konularını tartışan Derrida, geleneğin, modern düşüncenin içine nasıl güçlü bir şekilde kök saldığı ve metafizik düşüncenin yazıyı neden dil tasavvurunun dışında bıraktığı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazı üzerine uzun soluklu bir fenomenolojinin ürünü olarak okunabilecek kitap, felsefe ve sosyal bilimler kadar edebiyata ilgi duyan okurları da cezbedecek türden.

  • Künye: Jacques Derrida – Yazı ve Fark, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları, felsefe, 400 sayfa, 2020

Kolektif – Muhâverât-ı Hikemiyye (2010)

Osmanlı’da Batı’dan yapılan ilk çeviri olan ‘Muhâverât-ı Hikemiyye’, günümüz Türkçesinde ‘Felsefi Konuşmalar’ anlamına geliyor.

Aydınlanma Çağı Fransız düşünürlerinden Voltaire, Fenelon ve Fontenelle’den seçilmiş on bir diyalogdan oluşan kitap, Münif Efendi tarafından Osmanlıcaya kazandırılmıştı.

Voltaire’den sekiz, Fenelon’dan iki ve Fontenelle’den bir diyalogun yer aldığı kitap, bilindiği gibi, Tanzimat devri fikir hayatını önemli ölçüde etkilemişti.

Elimizdeki baskının ilk bölümünde kitabın çevirmeni Münif Efendi’nin hayatı ve eserleri özetleniyor.

İkinci bölüm eser hakkında bir incelemeden ve son bölüm de, eserin Türkçeye çevirisinden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Muhâverât-ı Hikemiyye, hazırlayan: Ali Budak, Bilge Kültür Sanat Yayınları, inceleme, 202 sayfa

Tom Rockmore – Hegel’den Önce Hegel’den Sonra (2019)

Yaşayan en önemli Hegel uzmanlarından biri olan Tom Rockmore, tek başına felsefi bir doruk noktası olan Hegel’in düşüncesi üzerine tarihsel bir girişle karşımızda.

Rockmore, hem Hegel’in Batı felsefe tarihi içinde nerede durduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de Hegel’in mirasının yansımalarını ondan sonra gelen önemli isimler üzerinden izliyor.

Yazar ilk olarak Hegel’in zamanındaki felsefe tartışmalarının ana problemlerini ve kendi konumunu formüle ederek bunları nasıl çözdüğünü gösteriyor.

Ardından, tartışmayı ikinci bir aşamaya taşıyarak, Hegel’in tüm felsefe geleneğinin temel problemlerinin üstesinden nasıl geldiğini ortaya koyuyor.

Kitap, Hegel ile Kant’ın birbirinden apayrı felsefi tavırlarını kapsamlı bir bakışla karşılaştırmasıyla da önemli.

Felsefi altyapısı olmayan, fakat Hegel düşüncesine iyi bir giriş yapmak isteyen okurlara özellikle önerebileceğimiz kitap, her kitaplıkta bulunmayı hak ediyor.

  • Künye: Tom Rockmore – Hegel’den Önce Hegel’den Sonra: Hegel’in Düşüncesine Tarihsel Bir Giriş, çeviren: Kağan Kahveci, Say Yayınları, felsefe, 280 sayfa, 2019