Kolektif – Heidegger’in Nietzsche’si (2019)

Heidegger’in Nietzsche okuması, daha doğru bir ifadeyle Nietzsche’yle hesaplaşması üzerine ufuk açıcı metinler bu derlemede.

Heidegger’in düşüncesinde Nietzsche, 1933 yılındaki Rektörlük süreci ve ardından 1935’te vermiş olduğu ünlü dersler dizisiyle önemli bir figür olarak belirginlik kazanmıştı ve bu etki, kariyerinin sonuna değin devam etmişti.

Nietzsche üzerine daha ilk dersinde, “Nietzsche’yle yüzleşmek, Batı düşüncesiyle yüzleşmektir.” demiş Heidegger, Nietzsche’nin felsefesini “tersine çevrilmiş bir Platonculuk” olarak tanımlar.

İşte bu kitap da, hem bizzat Heidegger’in bakışıyla Nietzsche düşüncesini irdeleyen iki metni hem de farklı yazarların Heidegger ile Nietzsche karşılaşmasını enine boyuna tartıştığı metinleri sunuyor.

Kitapta, Heidegger’in “Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Kimdir?” ve “Hakikat ile ‘Gerçek ve Görünür Dünyalar’ Arasındaki Ayrım” başlıklı iki yazısı bulunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Michael Allen Gillespie, Tracy Colony. Charles Bambach. Emilio Brito, Daniel W. Conway, Rafael Winkler, David Farrell Krell, Ullrich Haase, Mark Sinclair, Andrew J. Mitchell, Robert Bernasconi ve Michael E. Zimmerman.

  • Künye: Kolektif – Heidegger’in Nietzsche’si, derleyen: Sadık Erol Er ve Volkan Ay, çeviren: Sadık Erol Er, Volkan Ay, Feyruze Cılız, Erdem Baykal, Sebahattin Çevikbaş, Metin Topuz, Kurtul Gülenç ve Aşkın İnanç Duru, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2019

Jean-Paul Sartre – Ego’nun Aşkınlığı (2016)

Ben ile bilinç arasındaki ilişkiyi Husserlci bir perspektifle ama Husserl’in bazı yeni kuramlarına karşı çıkarak betimleyen, Jean-Paul Sartre’ın ilk yapıtı.

Sartre’ın meşhur Varlık ve Hiçlik ile sonuçlanacak olan keşif çalışmasını başlatan kitap, Sartre’ın düşünsel dönüşümünü izlemek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jean-Paul Sartre – Ego’nun Aşkınlığı, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Hil Yayın

Kolektif – Çağdaş Fransız Düşüncesi (2016)

Sartre’dan Deleuze’a, Lacan’dan Derrida’ya, Jean-Luc Nancy’den Levinas’a, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransa’da ortaya çıkmış düşünceleri bütünlüklü bir bakışla ele alan makaleler.

Rahat okunabilir olmalarıyla öne çıkan bu makaleler, felsefeyle ilgilenen her seviyeden okura hitap etmekte.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Fransız Düşüncesi, derleyen: Zeynep Direk ve Refik Güremen, Minör Yayınları

Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı (2019)

Zorunlu çalışma ve yaratıcı emek arasındaki ilişki, sinemada kendine nasıl yer buldu?

Nilay Erbalaban Gürbüz, dünya sinemasından, özellikle de Amerikan sinemasından yola çıkarak bu soruya ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Popüler filmlerden sanat filmlerine yüzlerce filmi inceleyen Gürbüz, sinemayı felsefi bir perspektifle irdeliyor ve buradan yola çıkarak filmlerin yalnızca kitle eğlencesinin bir parçası olmadığını, onların ardında ne denli zengin zihinsel bir evren olduğunu gözler önüne seriyor.

Nietzsche’den Charlie Chaplin’e, Marx’tan Jim Jarmush’a pek çok ismin karşımıza çıktığı çalışma, her filmin gösterdikleri ya da gizledikleriyle bir anlam ürettiğini, bazı filmlerin ise bunun da ötesine geçerek hareket ve imajlardan oluşmuş bir kuram oluşturduğunu gösteriyor.

‘Sinemada Tembellik Hakkı’, hem sinema tarihi hem de sinema felsefesiyle ilgilenenlerin zevkle okuyacakları bir kitap.

  • Künye: Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı: Çalışma İdeolojisi ve Amerikan Sineması, Ütopya Yayınevi, sinema, 272 sayfa, 2019

Emiliano Di Marco – İlk Felsefe Kitabım (2019)

Hem çocuklarının felsefeye ilgi duymalarına vesile olacak hem de eğlenceli bir yaz kitabı arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Emiliano di Marco, Platon’un meşhur diyaloglarındaki yöntemi kullanıyor ve meraklı bir çocuk olan Geniş Omuz ile yaşlı bilge Sokrates arasında, felsefenin önemli konularına uzanan bir sohbete bizi davet ediyor.

Geniş Omuz, dediğimiz gibi çok meraklı bir çocuktur ve insan, yaşam, evren, bilgelik ve paradokslar gibi konularda soracağı çokça soru vardır.

Bilge Sokrates ise bu ilgili çocuğun sorduğu soruları, kendine has tarzıyla yanıtlarlar.

Tabii ikili bu esnada, birbirinden ilginç maceralar da yaşayacaktır.

Mizahi üslubuyla dikkat çeken ve felsefeyle ilgili toplam dört hikâye üzerinden ilerleyen kitap, aynı zamanda Massimo Bacchini’nin usta işi çizimleriyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Emiliano Di Marco – İlk Felsefe Kitabım, illüstrasyonlar: Massimo Bacchini, çeviren: Güliz Akyüz Yıldırım, The Kitap Yayınları, felsefe, 96 sayfa, 2019

Viktor A. Lektorski – Özne, Nesne, Biliş (2016)

Epistemoloji ve bilim felsefesinin Marksist bir analizi.

Kuhn, Popper ve Quine gibi Batılı düşünürlerin epistemoloji kuramlarına, epistemolojinin geleneksel yöntemlerine ve bilhassa metafizik maddecilik alanındaki Marksist-Leninist çözümlemelere daha yakından bakmak isteyenler için iyi bir fırsat.

  • Künye: Viktor A. Lektorski – Özne, Nesne, Biliş, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap

Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban (2010)

Saime Tuğrul ‘Ebedi Kutsal Ezeli Kurban’ isimli elimizdeki incelemesinde, çok tanrılıktan tek tanrılığa kutsal ve kurbanlık mekanizmalarını irdeliyor.

Antropoloji, dinler tarihi, sosyal teori ve siyaset felsefesi gibi farklı alanlardan yararlanan Tuğrul, kutsallığın işlevselliğinin yok olduğu modern toplumlarda, “kurban” anlayışının nasıl olup da halen güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğüne odaklanıyor.

Özellikle, Türkiye’de olduğu gibi “kutsal vatan görevi” için erkeklerini davul-zurna eşliğinde askere gönderen ebeveynlerin, söz konusu kız çocukları olunca, onları töreler adına neden kurban ettikleri sorusuna yanıt araması, kitabın dikkat çeken yönlerinden biri.

  • Künye: Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban, İletişim Yayınları, inceleme, 207 sayfa

Ekrem Demirli – İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan (2010)

Ekrem Dumanlı ‘İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan’ başlıklı elimizdeki eserinde, İbnü’l-Arabi ve sonrası İslam tasavvufu geleneğini ele alıyor.

Bu geleneğe gösterilen ilgide ihmal edilen yönün, geleneğin teorik kaynakları olduğunu söyleyen Demirli, geleneğin nasıl bir teorik zeminde ele alınması gerektiğini irdeliyor.

Ağırlıklı olarak Konya, Malatya, Şam, Kayseri, Bursa gibi bölgelerde yaşayan sufilerin görüşleriyle şekillenen belirli bir geleneğin bilgi ve varlık anlayışını ortaya koymayı hedefleyen yazar, yedinci ve on üçüncü yüzyıllarda metafizik düşünce; bilimlerin iç içe girmesi ve tasavvuf; tasavvufi yöntemin esasları; İbnü’l-Arabi ve takipçilerinde varlık sorunu; Vahdet-i Vücûd anlayışının gelişimi ve metafizik düşüncede insan gibi konuları ele alıyor.

Çalışma, İbnü’l-Arabi’nin düşüncelerinden hareketle, İslam tasavvufunu kapsamlı bir gözle değerlendiriyor.

  • Künye: Ekrem Demirli – İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan, Kabalcı Yayınevi, inceleme, 343 sayfa

Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek (2019)

İnsan, ölümün bilincindedir ki, en büyük trajedisi de budur.

Bunun sonucu olarak da felsefenin ezelden beri üzerinde en çok tartıştığı konulardan biri, şüphesiz ölümdür.

Peki, ölümle nasıl yüzleşiriz, neden ölümle yüzleşme cesareti gösterebilmeliyiz?

Ve daha da önemlisi, felsefe biz ölümlülere, ölümle yüzleşmenin yollarını sunabilir mi?

Françoise Dastur’un bu kısa ama çarpıcı metni, tam da bu soruların yanıtlarını aramasıyla önemli.

Dünyada var olmadığımızı hayal bile edemiyorsak, kendi ölümümüzle nasıl bir bağlantı kurabiliriz?

Bu yaman sorunun yanıtını arayanlar, ‘Ölümle Yüzleşmek’i muhakkak okumalı.

Kitaptan iki alıntı:

“Ruhun ölümsüzlüğüne olan inanç, ‘aydınlanmış’ modern çağda ne pahasına olursa olsun defedilmesi gereken salt metafizik bir hipotez ya da ideolojik bir üstyapı değildir.”

“Nasıl ki doğmuş olmak, her birimiz için pek çok belirlenimi ister istemez miras almak anlamına geliyorsa, gelmekte olan ölümümüzle de öyle yüzleşmeye mecburuz.”

  • Künye: Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek: Felsefi Bir Soruşturma, çeviren: Sinan Oruç, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 64 sayfa, 2019

Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik (2016)

Büyük düşünür Theodor Adorno’nun felsefe tarihinde iz bırakmış kitabı, kaleme alınışının 50. yılında, 2016 yılı itibariyle Türkçeye kazandırıldı.

Filozof çalışmasında, Almanya’da hüküm süren ontolojinin verili sorunlarını, negatif diyalektik ve negatif diyalektik modellerini ve güncel metafizik meselelerini tartışmakta.

Adorno, kitabının amacını şöyle açıklıyor:

“‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap, belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır. Kitabın amaçlarından biri de paradoksal başlığının açımlanması olacaktır.”

Adorno çalışmasının giriş bölümünde, felsefi deneyim kavramını tartışıyor.

Birinci bölümün çıkış noktası, günümüzde Almanya’da hüküm süren ontolojinin durumu.

İkinci bölüm, elde edilen sonuçlardan yola çıkarak negatif diyalektik fikrini ve bu fikrin hem muhafaza ettiği hem de niteliksel olarak değiştirdiği birkaç kategori karşısındaki konumlanışını ele alıyor.

Devamındaki üçüncü bölümdeyse negatif diyalektik modelleri ayrıntılı olarak geliştiriliyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Negatif Diyalektik, çeviren: Şeyda Öztürk, Metis Yayınları, felsefe, 376 sayfa, 2016