Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma (2019)

Kolektif ifade özgürlüğü ve onunla yakından ilişkili olan bireysel “özgür konuşma” meseleleri, tartışılmaz bir biçimde evrenseldir.

Étienne Balibar da bu şahane kitabında, ifade özgürlüğü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, Balibar’ın üç metni yer alıyor:

İlk metin, 17 Aralık 2018 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde, “Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı”nda yapılan konuşmadan oluşuyor.

İkincisi, ifade özgürlüğü ve kutsala küfür meselesi üzerine, New York Columbia Üniversitesi’nde 2015 yılında verdiği bir seminer için kaleme alınmış.

Üçüncü metin ise, Balibar’ın 1 Haziran 2016’da Paris-Est Créteil Üniversitesi’ndeki “Michel Foucalt ve Öznelleşme” başlıklı çalıştay kapsamında yaptığı sunuşa dayanıyor.

Balibar burada, ifade özgürlüğünün tam anlamıyla (Hannah Arendt’in kullandığı anlamla) bir haklara sahip olma hakkı oluşturduğunu ve aktif yurttaşlık olarak demokratik yurttaşlığın da buna dayandığını belirtiyor.

Düşünüre göre, ifade özgürlüğünün temelinde, bireylerin devlet gücüne ve toplumsal uzlaşıyla oluşturulan normlara karşı olarak kullanabilecekleri bir nesnel hak bulunuyor olsa da, bu özgürlük aynı zamanda bir kamusal mal olarak kabul edilmeli, bu nedenle de en geniş biçimde paylaşılmasının ve çoğaltılmasının koşulları yaratılmalıdır.

Balibar bunun yanı sıra, Yunanların parrhesia, “hakikat cesareti” olarak adlandırdıkları kavramın anlamına ve güncel kapsamına dair Michel Foucault’nun hayatının son yıllarında verdiği ders ve konferansları da, bu bağlamda yeniden yorumluyor.

Balibar kitabını, Barış İçin Akademisyenler’e ithaf etmiş.

  • Künye: Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma, çeviren: Bediz Yıldız, İletişim Yayınları, siyaset, 94 sayfa, 2019

Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında (2019)

Emil Michel Cioran’ın henüz yirmi üç yaşındayken yazdığı ‘Umutsuzluğun Doruklarında’, düşünürün intihar fikri üzerine yoğun şekilde düşündüğü bir dönemde yazılmış.

Dolayısıyla kitap, Cioran’ın daha sonra adım adım geliştireceği düşüncesi içinde çok kilit bir role sahiptir diyebiliriz.

Zira düşünürün daha sonraki tüm kitaplarında anlatacaklarının geldiği asıl kaynak, bu kitaptır.

Kitaptan iki alıntı:

“Herkes aynı yanlışı yapıyor: Yaşamayı bekliyorlar, çünkü her anın yürekliliği yok onlarda. Neden her an yeterince tutkulu, yeterince ateşli olup anı sonsuzluğa dönüştürmüyor insan? Hepimiz yaşamayı ancak bekleyecek hiçbir şeyimiz kalmadığında öğreniyoruz; beklediğimiz sürece hiçbir şey öğrenemeyiz çünkü somut ve canlı bir şimdide değil, uzak ve donuk bir gelecekte yaşıyoruz. Oysa anın bize dolaysız olarak aşıladığı şeyler dışında hiçbir şey beklemememiz gerekiyor, zaman bilinci olmaksızın beklemeliyiz. Doğrudanlığın dışında kurtuluş olanaksız. Çünkü insan doğrudanlığı yitirmiş bir varlıktır. Bu yüzden, dolaylı bir hayvandır.”

“Anlamıyorum, neden bu dünyada bir şeyler yapmamız gerekiyor; neden arkadaşlarımız, arzularımız, hayallerimiz ve umutlarımız olmak zorunda. Kuytu bir köşede inzivaya çekilip, dünyanın tüm gürültüsü ve kargaşasından uzakta kalmak, daha iyi olmaz mıydı? İşte o zaman kültürden ve ihtiraslarımızdan kurtulabilirdik; her şeyi kaybetmiş olurduk ve hiçbir şey kazanmazdık; hem, bu dünyada kazanabilecek bir şey var mı ki?”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında, çeviren: Orçun Türkay, Jaguar Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2019

Şahabettin Yalçın – Modern Felsefede Benlik (2010)

Şahabettin Yalçın ‘Modern Felsefede Benlik’te, Descartes, Hume ve Kant gibi filozofların düşünceleri üzerinden, benlik kavramının felsefe tarihinde modern dönem diye adlandırılan 17. ve 18. yüzyıllardaki durumunu, epistemolojik ve ontolojik açıdan inceliyor.

Yalçın, ele aldığı konuyu, benlik ve benlik bilgisi konularının modern felsefenin gündemine sistematik bir biçimde ilk kez girdiği Kartezyen felsefeden, Kant’a ait “Transandantal Muhayyile”ye kadar, birçok durağa uğrayarak irdeliyor.

Yazar, üç bölüme ayırdığı kitabında ilk olarak Rasyonalist benliğe, ikinci bölümde Ampirik benliğe ve son bölümde de Transandantal benliğe odaklanıyor.

  • Künye: Şahabettin Yalçın – Modern Felsefede Benlik, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 150 sayfa

David Hume – Ahlâk (2010)

‘Ahlâk’ isimli elimizdeki kitap, David Hume’un 1740 yılında kaleme aldığı ‘İnsan Tabiatı Üzerine Bir İnceleme’de yer verdiği ve daha sonra geliştirerek tekrar yayımladığı ‘Ahlâk İlkeleri Üzerine Araştırma’ adlı eserinin Türkçe çevirisi.

Ahlâkın genel ilkelerini saptamaya çalışarak eserine başlayan Hume, iyilikseverlik, adalet, bencil duygular, erdem, duygudaşlık, insancıllık, ün sevgisi, fayda ve ahlâki duygu gibi birçok kavramı da bu bağlamda ele alıyor.

“Bütün ahlâki kurguların amacı bize ödevimizi öğretmektir” diyen David Hume, yaşamlarımızı ve eylemlerimizi düzenleyen bir eğilim ya da bir “ödev” olarak ahlâkı, çok yönlü bir gözle değerlendiriyor.

  • Künye: David Hume – Ahlâk, çeviren: Nil Şimşek, Dergâh Yayınları, felsefe, 157 sayfa

Ali Akay – Felsefe Yazıları (2019)

Felsefe tarih boyunca gelişir ve bu süreçte hem ortaya çıktığı çağın, hem geçmişin hem de geleceğin sorunlarına yanıt verir.

Ali Akay’ın buradaki yazıları da, felsefe ve edebiyat tarihinin önde gelen kimi düşünürlerinin fikirlerinin bugün bizim için neden önemli olduğunu sorguluyor.

Yazar burada Spinoza, Marx, Foucault, Deleuze ve Kafka gibi isimleri yeniden okuyarak bir anlamda bu düşünür ve yazarların yaşadığımız çağın belli başlı sorunlarına ne gibi çözümler sunabileceğini tartışıyor.

Kitapta fenomenoloji ve ontolojiden Foucault ve Karşı-Tarih’e, anlam ontolojisinden Spinoza’nın mantosuna, Marx’ın bugünkü öneminden 19. yüzyılda “Ceza Toplumu” ve Aydınlanma reformlarına, Kafka’nın atletlerinden faşist yaşamdan nasıl uzaklaşabileceğimize pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Ali Akay – Felsefe Yazıları, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 148 sayfa, 2019

Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu (2019)

Postmodernizm, özgürleştirici amaçlarla yola çıkarken nasıl olup da itaat düzenine evrildi?

İtalyan felsefeci Maurizio Ferraris’in bu harika çalışması, sıkı bir postmodernizm eleştirisi ortaya koymakla kalmıyor, hakikat sonrası çağda popülizmin felsefi temellerinin neler olduğunu da ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Nietzsche, Heidegger, Foucault, Lyotard, Feyerabend ve Derrida’nın fikirlerini kapsamlı ve eleştirel bir bakışla tartışan Ferraris, postmodernizmin ideolojik sonuçlarının bizi getirdiği dehşetli sapağı tespit ediyor ve hakikat sonrası çağda yolumuzu aydınlatacak bir felsefenin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

“Hatalarımızdan ders alırız ya da en azından başkaları ders alır. Hakikate veda ederek, ‘İktidar’a karşılıksız bir armağan vermekle kalmaz, büyük ölçüde insanın yanılsama ve büyüye karşı elindeki yegâne özgürleşme şansından –yani gerçekçilikten– vazgeçmiş oluruz.” diyen Ferraris, çıkış yolu olarak ne pozitivizme ne de postmodernizme yaslanan, özgün bir eleştirel felsefenin nasıl olabileceğini irdeliyor.

Ferraris için yeni gerçekçilik, eleştirel bir yön değişiminin adıdır ve bununla da toplumsal gerçekliği somut bir analiz ve dönüşüm zeminine çevirebilmek mümkündür.

  • Künye: Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu, çeviren: Kemal Atakay, Kolektif Kitap, felsefe, 119 sayfa, 2019

Martin Meisel – Kaos İmgelemi (2019)

Düzen arayışımızın altında düzensizlik korkumuz yatar.

Martin Meisel’den, kaos imgesinin 18. ve 19. yüzyıllardan günümüze nasıl dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde izleyen dikkat çekici bir inceleme.

Meisel, kaos imgesinin toplumsal, psikolojik ve kozmolojik dönüşümünü irdeliyor ve bu esnada, edebiyattan, sanattan, felsefeden, bilimden, resimden, grafik sanatından, dilbilimden, müzikten ve filmlerden yararlanıyor.

Kitap, Sophokles, Platon, Lucretius, Calderon, Milton, Haydn, Blake, Faraday, Çehov, Faulkner, Wells ve Beckett okumalarıyla olduğu kadar, Brueghel, Rubens, Goya, Turner, Dix, Dada ve fütürist ressamların tablolarının yorumlarıyla da zenginleşmiş.

  • Künye: Martin Meisel – Kaos İmgelemi: Edebiyatta, Sanatta, Bilimde, çeviren: Mehmet Moralı, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 432 sayfa, 2019

Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi (2016)

Pascal’ın “gerçek felsefe felsefeyle alay eder” sözünden ilhamla, akademik aklın düştüğü onulmaz tuzakları kıyasıya eleştiren metinler.

Skolastik eğilimin yanılgılarını, simgesel şiddeti ve aklın tarihi temellerini irdeleyen; sosyoloji, tarih ve felsefenin kesişme noktasında yer alan bir eser.

‘Akademik Aklın Eleştirisi’, Pierre Bourdieu’nün en özgün çalışmalarından.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Akademik Aklın Eleştirisi, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları

Doğan Özlem – Tarih Felsefesi (2010)

Doğan Özlem, ilk baskısı 1984’te yapılan ‘Tarih Felsefesi’nde, anlatımını birçok düşünürün bakış açısıyla zenginleştirerek, tarih felsefesi alanına muazzam bir katkı sunuyor.

Antikçağdan 20. yüzyıla kadar tarih felsefesinin gelişimini izleyen Özlem, bunu Platon, Aristoteles, Augustinos, İbn Haldun, Herder, Kant, Hegel, Marx, Comte, Nietzsche, Dilthey, Spengler, Toynbee, Weber, Popper, Heidegger ve Gadamer gibi birçok filozofun düşünceleri üzerinden ele alıyor.

Özlem ayrıca, Alman idealizmi, romantizm, Marksizm, pozitivizm, tarihselcilik, Frankfurt Okulu, varoluşçuluk, neopozitivizm, yapısalcılık ve hermeneutik gibi akımların, tarih felsefesiyle bağlantılarını da ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Doğan Özlem – Tarih Felsefesi, Notos Kitap, felsefe, 526 sayfa

Michael J. Shapiro – Savaş Suçları (2019)

Michael Shapiro’nun bu kitabı, savaş suçları üzerine geleneksel bir incelemenin çok ötesinde.

Yazar, bu konudaki geleneksel anlayıştan farklı olarak zulmün kökenlerini izlerken filmlerden, edebiyattan ve felsefeden yararlanıyor.

Başka bir deyişle bu kitaptaki savaş suçları, zulümler ve adalete ilişkin inceleme, politik ve felsefi kavramları seferber etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu kavramları edebi ve sanatsal ürünler yoluyla ifade edildiği şekliyle küresel mekânlara, güçlere ve olaylara uyguluyor.

Kitap, savaş suçları duruşmalarının adaletle ilişkili temsilleriyle “edebi adaleti” karşılaştırıyor; edebiyat, sinema ve biyografik ifadelerdeki hukuk davalarının dışladığı zulümler ve adaleti gündeme getiriyor; devletlerin, devlet-olmayan güç odaklarının, silah ticareti, seks işçisi kaçakçılığı, kanun uygulama ve hüküm verme işleriyle uğraşan bireylerin eylemlerinden doğdukları haliyle savaş suçlarının olasılık koşullarına mercek tutuyor.

Kitap, sinema, medya, edebiyat, kültür çalışmaları, çağdaş felsefe ve politika teorisiyle ilgilenenler için çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Michael J. Shapiro – Savaş Suçları: Zulüm ve Adalet, çeviren: Yasin Emre Kara, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2019