Doğan Özlem – Etik (2017)

Doğan Özlem, konu ve sorunlarının çeşitliliği ve teori bolluğu açısından en zengin felsefe konularından biri olan “etik”e odaklanıyor.

Dört bölümden oluşan kitapta ilk olarak, belli başlı etik konuları ve problemleri betimleniyor.

İkinci bölümde, etik tipleri bu konu ve problemlere tanıdıkları önceliklere göre sınıflandırılıyor; üçüncü bölümde, etik tiplerine eleştirel açıdan yaklaşılıyor.

Kitabın dördüncü bölümünde ise, felsefi etiğin olabilirliği ve ortonomi etiği gibi, etik üzerine değerlendirmeler yer alıyor.

Özlem’in ahlak felsefesi dersi için hazırladığı kitap, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, konuya dair rehber niteliğini halen koruyor.

  • Künye: Doğan Özlem – Etik: Ahlak Felsefesi, Notos Kitap, felsefe, 201 sayfa

Fatma Tütüncü ve Koray Tütüncü – Trajik Hissiyat Ütopik Siyaset (2019)

Fikirleri Fransız devrimini de derinden etkilemiş Jean-Jacques Rousseau’nun edebi, felsefi, siyasi, toplumsal yazıları öylesine güçlüdür ki, günümüzde de etkilerini sürdürüyor.

Fatma Tütüncü ve Koray Tütüncü de, ahlaki çıkmazlar yaşadığımız, siyasetin ve yanı sıra toplumun muazzam bir çürümeye savrulduğu, ahlakın yozlaştığı hakikat sonrası çağımızda, Rousseau’ya dönmemizin önemi üzerine düşünüyor.

Rousseau’yu hem kendi dönemindeki düşünce yapısı hem de modern incelemelerin ışığında okuyan yazarlar, düşünürün bugün bize toplum ve siyaset üzerine düşünmek ve bu konularda çözüm üretmek açısından neler söyleyebileceğini tartışıyor.

Rousseau, insanların özü itibariyle kötü olduğu fikrini reddetmişti.

Daha da önemlisi, insanların kötülük yapsalar dahi, aslında “erdemli” davranışlara kâdir olduğunu düşünüyordu.

Bu kitabın yazarları da indirgemeci yorumların karşısına Rousseau’nun bu fikriyle özetleyebileceğimiz yaklaşımını çıkarıyor.

Yazarlar bunu yaparken de, “Kötülük de yapabilen insanlar, hangi koşullarda ‘iyi’, ‘erdemli’ olur ve tahakküm ilişkisi kurmadan birlikte yaşarlar?’ gibi hayati bir soruya yanıt arıyor.

Buradan yola çıkarak Rousseau’nun eşitliğe dayalı ve ortak çıkarı gözeten toplum fikrini kapsamlı bir şekilde irdeleyen yazarlar, birey ile toplum, kendini bilmemek ile bilmek, akıl ile duygu arasındaki karşıtlıklar konularında zihin açıcı bir okuma sunuyorlar.

‘Trajik Hissiyat Ütopik Siyaset’, sadece felsefeye değil, siyaset kuramına da ilgi duyanların ilgiyle okuyacakları bir çalışma.

  • Künye: Fatma Tütüncü ve Koray Tütüncü – Trajik Hissiyat Ütopik Siyaset: Jean-Jacques Rousseau’nun Edebi ve Siyasi Tahayyülü, Metis Yayınları, inceleme, 296 sayfa, 2019

Christian Marazzi – Sermaye ve Dil (2010)

Ekonomist Christian Marazzi ‘Sermaye ve Dil’de, uluslararası ekonomik sürece Marksist bir yorum getiriyor.

Antonio Negri, Paolo Virno ve Franco Berardi ile birlikte İtalyan Marksist geleneğin önemli düşünürlerinden olan Marazzi, dili, çağdaş kapitalist ekonominin işleyişini ve krizlerini anlamak için bir model olarak sunuyor.

Marazzi’ye göre, finans dünyası dilbilimsel kurallar tarafından belirlenmekte ve bunlar üzerinden işlemekte; ayrıca, yeni yeni baskın olan emek türleri dil aracılığıyla ve dilsel performansı andıran araçlar aracılığıyla üretilmektedir.

Yazar buradan yola çıkarak, çağdaş finans piyasalarını anlamak için dilsel bir teoriye ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

  • Künye: Christian Marazzi – Sermaye ve Dil, çeviren: Ahmet Ergenç, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 141 sayfa

Kurtuluş Dinçer – Kısaca Felsefe (2010)

Felsefe alanındaki çalışmaları ve çevirileriyle bildiğimiz Kurtuluş Dinçer ‘Kısaca Felsefe’ ile meslekten olmayan okurları, felsefenin farklı alanlarıyla tanıştıran rehber nitelikte bir esere imza atmış.

Varlık, bilgi, değer, tarih, siyaset, hukuk, mantık, etik, estetik, bilim, sanat, dil ve insan gibi felsefenin farklı disiplinlerine odaklanan Dinçer, bölüm sonlarında alıntı metinlere de yer vermiş.

Kitabın sonundaki kapsamlı sözlüğüyle dikkat çeken, ayrıca kolay okunabilir bir üslupla da kaleme alınan çalışmayı, bilhassa felsefeye yeni başlayanlar ile öğrencilere tavsiye ediyoruz.

Kitabın, şimdiye kadar dört baskı yaptığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Kurtuluş Dinçer – Kısaca Felsefe, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 270 sayfa

Betül Çotuksöken – Antropontoloji ya da İnsan-Varlıkbilgisi (2018)

Felsefe bilginin nesnesiyle, söz konusu nesnenin kavramı ve sözcüğü arasındaki ilişkiye yönelir ve daha geniş ölçekte de insanın dünyayla ve bilgiyle olan ilişkileri üzerinde durur.

Bu durumda sorulacak asıl soru şudur: felsefi düşünmenin ve felsefi bilginin ortak paydası nedir?

Betül Çotuksöken bu soruya, “arada olmak” yanıtını veriyor.

Başka bir deyişle felsefe, diğer bütün bilme etkinliklerinin dışında ve ötesinde, “arada olan” bir etkinliktir.

Çotuksöken bu kitabında, insanla felsefe arasındaki “arada olma” ortak paydasından yola çıkarak felsefenin doğasıyla insanın doğası arasında ya da insanın doğasıyla felsefenin doğası arasında bağ kuruyor ve felsefenin varolana yönelttiği keskin bakışın sonucunda görülenlerin neler olduğunu ortaya koyuyor.

Kitabın ilk bölümündeki yazılar, felsefenin temel disiplininin antropontoloji olduğunu temellendirmeye girişiyor, ikinci bölümde ise, antropontolojik yaklaşımın ışığında insan, dünya ve bilgi arasındaki ilişkilere yönelik sorunlar ele alınıyor.

Birinci bölümdeki kavramsal açılımlar, ikinci bölümde daha da ayrıntılandırılıyor.

Çotuksöken’in temel savı, arada olan bir etkinlik olarak felsefenin temel disiplininin antropontoloji, insan-varlıkbilgisi ya da insan-ontolojisi olduğudur.

Bu yeni varlık felsefesi ya da yeni ontoloji insan-varlık felsefesidir, insan-varlıkbilgisidir ya da insan-ontolojisidir, başka bir deyişle antropolojik ontolojidir, antropontolojidir.

Sonuç olarak bu çalışma, yazarın ‘Felsefi Söylem Nedir?’ kitabından bu yana sürekli yöneldiği dışdünya-düşünme-dil ilişkilerini, insan-dünyabilgi ilişkilerini bu kez antropontolojik yaklaşımla ele almasıyla alana özgün bir katkı sunuyor.

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji ya da İnsan-Varlıkbilgisi, Notos Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2018

Ivan Illich – Geçmişin Aynasında (2019)

‘Geçmişin Aynasında’, her şeyden önce Ivan Illich’in ne denli zengin ilgi alanlarına sahip olduğunun en güzel örneklerindendir.

Illich’in bu kitapta odaklandığı zaman dilimi 12. yüzyıl.

Düşünür, bu yüzyıl bağlamında hayal gücü, algı, kavramlar ve imgelem konuları üzerine derinlemesine düşünüyor ve bu kavramları günümüzün sorunlarına nasıl yanıt olabileceğini tartışıyor.

Illich bununla da yetinmeyerek, 12. yüzyılın zihinsel dünyasının bugünkünden hangi yönlerden farklı olduğunu çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Düşünür kitabına, müştereklerden ne anladığını ve bunun geleneksel toplum ve kıtlık algısıyla ilintisini yazarak başlıyor.

Illich’in burada, en önemli çalışmalarından biri olan ‘Şenlikli Toplum’da yazdıklarına kimi dikkat çekici özeleştiriler getirdiğini de belirtelim.

  • Künye: Ivan Illich – Geçmişin Aynasında, çeviren: Oya Tuğcu Özağaç, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 224 sayfa, 2019

C. Cengiz Çevik – Roma’da Siyaset ve Felsefe (2019)

Roma’da önceleri yabancı ve tehlikeli görülen felsefe zamanla imparatorluğun siyasi şartlarıyla nasıl uyumlu hale geldi?

Cengiz Çevik’in bu özenli incelemesi, özellikle Roma’nın Cumhuriyet döneminde (İÖ 509-İÖ 27), siyaset ve felsefe ilişkisinin nasıl şekillendiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Çevik kitabına, Pythagorasçı öğretinin Roma’daki etkilerine dair rivayetler ile felsefeye karşı siyasî nitelikli ilk olumsuz tepkilerle başlıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Scipio Çevresi’nde felsefenin siyasî açıdan nasıl kabul edildiği,
  • Siyasetçi ve filozof etkileşiminin gelişimi ve örnekleri,
  • Cicero’nun siyaset ile felsefeyi nasıl uzlaştırdığı,
  • Roma’da felsefenin siyasî ideallerle birlikte nasıl dönüştüğü,
  • Felsefenin siyasî figürleri nasıl dönüştürdüğü,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Çevik’in çalışması, Roma’nın felsefi gelenekle ilişkisinin nasıl dönüştüğüne yakından bakmak isteyenler için çok önemli bir kaynak.

  • Künye: C. Cengiz Çevik – Roma’da Siyaset ve Felsefe, İthaki Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2019

Pascale Gillot – Althusser ve Psikanaliz (2010)

Pascale Gillot ‘Althusser ve Psikanaliz’ başlıklı elimizdeki kitabında, Louis Althusser’in kuramının psikanaliz kuramıyla ilişkisinin boyutlarını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Lacan’ın teoriye dönüştürdüğü şekliyle Freud’un keşfinin, Althusser tarafından yeniden ele alınışının 1960’lı yılların başı ile 1970’li yılların sonu arasındaki zamanda Marx’a dönüşü çerçevesi içerisinde yeniden işlenişi, Gillot’nun çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Gillot, Lacan’ın geliştirdiği psikanalitik teoriden yola çıkarak, Althusser’in geliştirdiği “belirtilere dayalı okuma”, “çok nedenlilik” ve “yapısal nedensellik” gibi kavramları da inceliyor.

  • Künye: Pascale Gillot – Althusser ve Psikanaliz, çeviren: Nami Başer, Epos Yayınları, psikanaliz, 119 sayfa

Ksenophanes – Fragmanlar (2019)

Ksenophanes, Sokrates öncesi Yunan felsefesinin pirlerindendir.

Parmenides, Zenon ve Melissos ile birlikte Elea Okulu’na kaydedilmiştir.

Ksenophanes felsefesinin en öne çıkan yönü, Tanrı tasarımı hakkındaki eleştirel fikirleridir.

Ki bunlar, kimilerine göre o denli etkilidir ki, soyut tek tanrılı dinlerin habercisi olarak görülmüştür.

Filozofun bu kitapta yer verilen ve teoloji, metafizik ve epistemoloji altında sınıflanabilen fragramları, Platon’dan beri felsefi sistemlerin şekillenmesine büyük etkide bulundu.

Ksenophanes, tanrıların doğduğunu söyleyenlerin, onların öldüğünü söyleyenler kadar kâfir olduğunu söylerdi.

Ne de olsa her iki durumda da tanrıların var olmadığı bir zaman söz konusuydu.

  • Künye: Ksenophanes – Fragmanlar, çeviren: Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 64 sayfa, 2019

Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu (2019)

Politik düşünce, Aristoteles’te nasıl gelişti?

Efe Baştürk, ‘Biyonoetika’nın Doğuşu’nda, Aristotolesçi politik felsefenin hangi düşünme, sorunsallaştırma ve kavramsallaştırma biçimleri sonucunda ortaya çıktığını irdeliyor.

Politikayı epistemolojik ve a-lethik bir mesele olarak ele alan Platon’un aksine Aristoteles, politikanın dünyasal bağlamına vurgu yapan bir felsefe geliştirdi.

Baştürk’ün eseri, tam da buradan yola çıkarak dünyasallığın anlamı ile bu anlamı oluşturan felsefi biçimlerin sorunsallaştırma mantığı üzerine düşünmesiyle önemli.

Aristotelesçi politika felsefesini Aristoteles’in çizmiş olduğu hangi güzergahlarla kavramak gerekir ve yine politika felsefesi hangi felsefi yaklaşımın bir izdüşümü olarak ortaya çıkmıştır?

Yazar bu sorunun yanıtını ararken, Aristotelesçi politika felsefesini kavramak için iki güzergah tespit ediyor: canlı[lık] ve yaşam.

Yazara göre bu iki alan, Aristoteles felsefesinde, fakat bilhassa politika felsefesinde, kritik işleve sahiptir, zira bunların her biri de Aristoteles felsefesinin dünyeviliğini içermektedir.

Çalışmanın, Aristotelesçi politika felsefesinin etik, biyoloji, metafizik ve psikoloji ile hangi noktalarda buluştuğunu ortaya koymasıyla da dikkat çektiğini söylemeliyiz.

  • Künye: Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu: Aristoteles Düşüncesinde Etik, Politika ve Canlı Yaşamın Yönetimi, Phoenix Yayınları, felsefe, 184 sayfa, 2019