Alexander Moseley – A’dan Z’ye Felsefe (2019)

Felsefe, bilmeyenler için zaten zor bir alandır.

İşin kötü tarafı ise, asıl işi felsefeyi daha anlaşılabilir kılmak olan yetkin felsefeye giriş kitapları da çok azdır.

İşte Alexander Moseley’nin, yeni bir baskıyla yayımlanan ve okurların felsefe iştahını kabartacak bu çalışması, felsefedeki kilit isimler ve kavramlar üzerine anlaşılabilir bir eser oluşuyla ve özellikle de esprili üslubuyla benzerlerinden ayrılıyor.

Bilhassa felsefe konusunda genel bir bilgi edinmek isteyen okurlar için ayrıntılı bir kaynak olarak önerebileceğimiz çalışma, bildik felsefi jargondan uzak oluşu ve alfabetik bir şekilde düzenlenmiş oluşuyla benzerlerinden ayrılıyor.

Kitapta, felsefesinin temel konularından olan adalet, bilinç,  cinsellik, çevrecilik, din, eğitim, feminizm, görecilik, hayvan hakları, idealizm, kötülük, mantık, ölüm, ruh, savaş, varlık, zaman ve Tanrı gibi pek çok kavram açıklandığı gibi, felsefeye özgün katkılarda bulunmuş Locke, Nietzsche, Platon, Descartes, Kant, Heidegger ve Wittgenstein gibi birçok ismin düşünceleri de ustaca özetleniyor.

  • Künye: Alexander Moseley – A’dan Z’ye Felsefe, çeviren: Ali Süha, Pegasus Yayınları, felsefe, 280 sayfa, 2019

Mark A. Kishlansky – Batı’nın Kaynakları (2009)

Mark A. Kishlansky, iki cilt halinde hazırladığı ‘Batı’nın Kaynakları’nda, Batı medeniyetinin kültürel, edebi, felsefi ve siyasal köklerini inceliyor.

Çok sayıda belgeden yararlanan yazar, başvuru niteliğindeki çalışmasında klasik dönemden başlayarak, yaratılış destanları; antik ve klasik dönemde Yunanistan; Roma dönemi; Ortaçağ Avrupası ve İslam dünyası; Rönesans ve reform çalışmaları; din savaşları; bilim ve ticaret; Aydınlanma; Fransız Devrimi; 19. yüzyılda toplum ve kültür; sanayileşme dönemi; aklın ve bedenin özgürleşmesi; emperyalizm; 20. yüzyılda yaşanan savaşlar ve Doğu Avrupa’nın dönüşümü gibi birçok konuyu, kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

  • Künye: Mark A. Kishlansky – Batı’nın Kaynakları, çeviren: Mehmed Kürşad Atalar, Açılım Kitap, tarih, 2 Cilt, 1216 sayfa

Rıza Tevfik Bölükbaşı – Dârülfünun Felsefe Ders Notları (2009)

‘Dârülfünun Felsefe Ders Notları’, çok yönlü ilgileri ve işgal ettiği siyasal, kültürel konumlarla yakın dönem Türkiye düşünce tarihinin ünlü aktörlerinden Rıza Tevfik’in (Bölükbaşı), 1918-1921 yılları arasında Dârülfünun’da verdiği felsefe derslerine ait notları bir araya getiriyor.

Kitapta, Rıza Tevfik’in ‘Mâbadettabiiyât Derslerine Ait Vesâik’, ‘Ontoloji Mebâhisi’, ‘Estetik’ ve ‘Bergson Hakkında’ başlıklı taşbasma ders notları yer alıyor.

Bu tamamlanmamış ders notlarının, Dârülfünun felsefe dersleri ile Rıza Tevfik’in felsefi birikimi hakkında okuyucuya fikir verebileceklerini söyleyebiliriz.

  • Künye: Rıza Tevfik Bölükbaşı – Dârülfünun Felsefe Ders Notları, sadeleştiren ve yayına hazırlayan: Ali Utku ve Erdoğan Erbay, Çizgi Kitabevi, felsefe, 422 sayfa

Zekeriya Kadri – Wilhelm Leibniz (2009)

Zekeriya Kadri bu eserinde, on yedinci yüzyıl Batı felsefesinin büyük rasyonalist filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz’e odaklanıyor.

Çalışma, Dârülfünun felsefe tarihi kürsüsünde gerçekleştirilen ilk akademik çalışma niteliğinde. Cumhuriyet dönemi birinci kuşak felsefecilerden Zekeriya Kadri, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi Felsefe Şubesi’nin 1922 yılı mezunlarından.

Yazar eserinde, Leibniz’in felsefesini ve onun etkisinde kaldığı filozofları ele alıyor. Bu baskıda, eserin çevriyazı ve sadeleştirilmiş bölümlerinin yanı sıra, Süleyman Hayri Bolay’ın Zekeriya Kadri’yi ve onun çalışmalarını değerlendirdiği bir yazısı yer alıyor.

  • Künye: Zekeriya Kadri – Wilhelm Leibniz, sadeleştiren ve yayına hazırlayan: Sebahattin Çevikbaş ve Ali Utku, Çizgi Kitabevi, felsefe, 232 sayfa

Alain Badiou – Deleuze: Varlığın Uğultusu (2019)

Yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze, sinema, edebiyat, resim ve felsefe gibi alanlarda çığır açıcı çalışmalar yaptı.

Çağımızın bir başka büyük düşünürü olan Alain Badiou’da, bu muazzam eserinde, Deleuze’ün mirası üzerine derinlemesine bir sorgulamaya girişiyor.

Badiou’nun temel Deleuzian kavramları çok ustaca yorumlamasıyla büyük önem arz eden çalışma, ayrıca Badiou ve Deleuze arasında uzun yıllara yayılan yazışmalara dayanmasıyla da çok değerli.

Ki bu yazışmalar, iki filozofun çalışma alanlarını, çalışmalarını yaparken karşı karşıya kaldıkları problemleri, kendi aralarındaki fikir alışverişlerini ve Badiou ile Deleuze arasındaki siyasi ve felsefi ayrılıkları ortaya koymalarıyla dikkat çekici.

Kitap, her şeyden önce, zamanımızın en önemli düşünürlerinden biri olan Deleuze’ün sıkı bir yeniden yorumu niyetine okunmalı.

  • Künye: Alain Badiou – Deleuze: Varlığın Uğultusu, çeviren: Murat Erşen, MonoKL Kitap, felsefe, 176 sayfa, 2019

Franz Martin Wimmer – Kültürlerarası Felsefe (2009)

Franz Martin Wimmer, harika çalışması ‘Kültürlerarası Felsefe’de, felsefeye, kültürlerarası perspektiften bir giriş yapıyor.

İlk olarak, “felsefe” kavramını netleştirmeye girişen Wimmer; felsefeyi bilim, sanat ve din gibi öteki zihinsel yaratımlardan ayırıyor.

Wimmer ardından, felsefenin Çin, Hint, Yunan, Batı, Afrika ve Latin Amerika gibi birçok toplumda ve kültürde gelişimini, felsefenin tarihle ilişkisini ve yabancı bir düşünceyle diyaloga girmenin neden elzem olduğunu tartışıyor.

Yazar buradan hareketle, felsefede kültürlerarası bir perspektifin neden haklı, hatta vazgeçilmez olduğu üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Franz Martin Wimmer – Kültürlerarası Felsefe, çeviren: Mustafa Tüzel, İş Kültür Yayınları, felsefe, 254 sayfa

Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori (2019)

Güncel feminist teorinin karşı karşıya kaldığı sorunlar nelerdir ve bunların aşılması için ne gibi çözümler ortaya konabilir?

Hannah Stark tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve bunu yaparken de, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze ile feminizmi diyaloga sokarak daha kapsayıcı ve daha radikal bir feminizmin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Sadece Deleuze’ü değil, aynı zamanda Simone de Beauvoir, Rosi Braidotti, Judith Butler, Elizabeth Grosz ve Luce Irigaray gibi önde gelen düşünürlerle Deleuze arasında köprüler kurmasıyla da dikkat çeken çalışma, toplumsal cinsiyet, beden, arzu ve politika gibi güncel konu ve kavramları yeniden yorumluyor.

Stark’ın çalışması, feminist teorinin Deleuze’ün fikirlerine getirdiği eleştirileri de ihmal etmeden, Deleuzecü düşüncenin feminist teoriye ne gibi katkılar sunacağını irdelemesiyle dikkat çekici.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Anglo-Amerikan ve Fransız feminizminin yanı sıra, Avustralya’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde ortaya çıkmış feminist düşüncenin feminist teori içindeki yerini bütünlüklü bir şekilde saptaması.

  • Künye: Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori, çeviren: Yonca Cingöz, Otonom Yayıncılık, feminizm, 184 sayfa, 2019

Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam (2019)

İtalya’nın önde gelen düşünürlerinden Giorgio Agamben ‘İçeriksiz Adam’da, modern çağda sanatın durumu üzerine düşünüyor.

Hegel’in, sanatın ruhsal işlevini tükettiği ve ruhun kendi gelişiminde sanatın yerinin eskisi denli güçlü olmadığı tezini dikkate alan Agamben, buna karşılık sanatın yok olmaktan ziyade belirsiz bir şekilde de olsa varlığını nasıl sürdürdüğünü tartışıyor.

Modern estetiğin doğuşu, sanatçı izleyici, form ve madde gibi konular etrafında tartışmasını yürüten Agamben, estetik teori tarihinin Kant’tan Heidegger’e kadar yaratıcı bir yorumunu sunuyor ve dahası, modern müzenin doğuşu ve sanat ile terör arasındaki ilişki gibi konularda özgün bakış açıları geliştiriyor.

Modern çağda sanatın kaçınılmaz kaderi olarak “Kitsch”i yorumlayan ve Dürer’in Melancolia’sının özgün bir yorumunu da sunan çalışma, sanat, sanat tarihi, estetik, estetik tarihi ve popüler kültürle ilgilenenlerin kaçırmak istemeyeceği türden.

  • Künye: Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam, çeviren: Kemal Atakay, MonoKL Yayınları, estetik, 144 sayfa, 2019

Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul (2019)

Alexis Carrel’ı, yaptığı bilimsel çalışmalar neticesinde hak kazandığı Nobel Tıp Ödülü ile biliyoruz.

Carrel, yeni bir çeviriyle raflardaki yerini alan klasikleşmiş eseri ‘İnsan Denen Meçhul’de, hem bir filozof hem de bir bilim adamı olarak insanoğlunun üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazar burada, insanı hem sosyal hem psikolojik yönleriyle irdeliyor böylece okurlarını insan denen varlık üzerine daha yoğun bir şekilde düşünmeye davet ediyor.

Bunu yaparken bilimin ve felsefenin olanaklarından olabildiğince yararlanan yazar, bilim insanlarının yanı sıra öğretmenler, doktorlar, din adamları, avukatlar, mühendisler de dâhil, insan üzerine çok yönlü bir bakış geliştirmek isteyen her okura hitap ediyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre değişikliklerinin insan üzerinde neden olduğu zararlar,
  • Basının hayatımıza etkileri,
  • İnsan bedeninin fizyolojik ve zihinsel faaliyetleri,
  • Modern hayatta zaman algısının dönüşümü,
  • İnsanın gelişiminde uyumun rolü ve modern hayatın uyum fonksiyonlarına verdiği zararlar,
  • Kişiliğin kaynakları,
  • Gelişmenin birey üzerindeki etkileri,
  • İnsanın yeniden yapılanması…

O döneme kadar insanla ilgili yapılmış bilimsel çalışmaların verilerini de barındıran kitap, yayımlanışının üzerinden bu kadar zaman geçtiği halde, sonu gelmez bunalımlar ve karmaşalarla boğuşan modern bireye halen yol gösteriyor.

  • Künye: Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul, çeviren: Zeynepgül Atsız, The Kitap Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2019

Thomas Lemke – Foucault, Yönetimsellik ve Devlet (2015)

Yönetimsellik kavramının Michel Foucault’nun yapıtındaki rolünü ve boyutlarını ayrıntılı bir şekilde irdeleyen, sağlam bir inceleme.

Thomas Lemke, Foucault’nun “iktidarın soykütüğü” kavramını nasıl detaylandırdığını ve “Modern devletin soykütüğü”nün yöntemsel ve kuramsal içerimlerini ele alıyor.

Lemke, biyopolitika alanındaki en önemli yorumculardan biri ve bu kitabı da, Foucault yorumcuları tarafından genellikle göz ardı edilen devlet ve biyoiktidarın ilişkisine yakından bakıyor.

  • Künye: Thomas Lemke – Foucault, Yönetimsellik ve Devlet, çeviren: Utku Özmakas, Pharmakon Yayınevi, siyaset, 96 sayfa, 2015