Senem Oğuz – Türkiye’de Yedek İşgücü Ordusu (2021)

Türkiye’de işsizlik çığ gibi büyüyor.

Bu kitap ise, Türkiye’de işgücü piyasası, işsizlik ve işsizliğin ücretlerle ilişkisi üzerine dört dörtlük bir inceleme.

Senem Oğuz, Türkiye’de yedek işgücü ordusunu, kapitalist üretim biçimine özgü yapıları ile ele alıyor ve Marx’ın göreli artı nüfus ve yedek işgücü ordusu kavramlarıyla yeniden değerlendiriyor.

Oğuz bunu yaparken de, mevcut işsizlik ölçümlerine bir alternatif sunuyor ve daha da önemlisi, işgücü ve işsizlik kategorilerini farklı bir soyutlama biçimiyle ele alıyor.

Analizini, Marksist yaklaşımın bütüncül, toplumsal gerçekliği kavrayıcı, diyalektik ve maddeci tarih perspektifine dayandıran çalışma, bunun yanı sıra, işgücü piyasasını tarihsel bağlarıyla, üretim ve mülkiyet ilişkileriyle ele alan ve işsizliğin kapitalizmle bağını ortaya koyan bir yaklaşımla işgücü istatistiklerini yeniden değerlendirmesiyle de dikkat çekiyor.

Tarihsel ve kuramsal çerçevenin çizildiği bölümden sonra ikinci bölümde, işgücü istatistikleri kullanılarak göreli artı nüfus ve yedek işgücü ordusunun farklı biçimlerinin nasıl belirlenebileceği tartışılıyor.

Bu bölümde nüfus, göreli artı nüfus yöntemiyle işgücü kategorileri kullanılarak yeniden tasnif ediliyor.

Üçüncü bölüm ise, bir önceki bölümde temellendirilen yöntemin uygulanmasını ve uygulama sonucunda elde edilen bulguların incelenmesini içermekte.

Bu bölümde, Türkiye işgücü piyasası 2004-2013 yılları için yedek işgücü ordusu üzerinden inceleniyor.

  • Künye: Senem Oğuz – Türkiye’de Yedek İşgücü Ordusu: Kriz, İşsizlik, Ücret, Kor Kitap, iktisat, 170 sayfa, 2021

Kolektif – İktisat Tarihinin Dönüşü (2021)

İktisat tarihi, 1960’lar ve 1970’ler boyunca sosyal bilimler gündeminin en iddialı araştırma alanlarındandı.

Daha sonra bu ilgi azalsa da, özellikle son yıllarda Daron Acemoğlu, James Robinson, Thomas Piketty, Niall Ferguson, Kenneth Pomeranz, Barry Eichengreen ve David Graeber gibi çok farklı ekollerden araştırmacıların yayımladıkları kitaplarla iktisat tarihine yönelik artan ilgide büyük artış görüldü.

Bu usta işi derleme ise, iktisat tarihinin sosyal bilimlerde yeniden ön plana geldiği bu dönemde hem dünya literatürünü hem Osmanlı ve Türkiye iktisat tarihi literatüründeki gelişmeleri bir arada tartışan ve değerlendiren makaleleri bir araya getiriyor.

“Türkiye’de iktisat tarihi çalışmalarının neresindeyiz?” sorusunu yanıtlayan kitap, bizde iktisat tarihçiliğinin geldiği aşamayı ortaya koyuyor.

Kitapta, tarım rejimleri, emek ilişkileri, gelir dağılımı, dünyada ve Türkiye’de geç sanayileşme, Türkiye ekonomisinde mesleki yapısal dönüşüm, mülkiyet, piyasa ve kurumlar, Osmanlı hukuk tarihi gibi konularda, tarihsel malzemeyi iktisadi bakış açısından analiz eden makaleler yer alıyor.

Türkiye’de iktisat çalışmaları alanında önde gelen isimlerden olan Şevket Pamuk ile yapılan bir söyleşinin de yer aldığı kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Ulaş Karakoç, Alp Yücel Kaya, Seven Ağır, Hülya Canbakal, Pınar Ceylan, Boğaç Ergene, Özgür Burçak Gürsoy, M. Erdem Kabadayı, Eyüp Özveren, Özdeniz Pektaş, Yücel Terzibaşoğlu ve Onur Yıldırım.

  • Künye: Kolektif – İktisat Tarihinin Dönüşü: Yeni Yaklaşımlar ve Tartışmalar, derleyen: Ulaş Karakoç ve Alp Yücel Kaya, İletişim Yayınları, iktisat, 424 sayfa, 2021

Taylan Esin – Osmanlı Savaşının İktisadi Aktörleri (2020)

Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı’nın dışarıya bağımlı iktisadi durumu ve bu durumun dünyanın diğer güçleriyle arasındaki ilişkilere nasıl yön verdiği üzerine sağlam bir çalışma.

Taylan Esin, savaş sürecinde imparatorluğun müttefikleriyle olan ticari ilişkilerini zengin belgelerden yola çıkarak aydınlatıyor.

Bu dönemde “milli iktisat” olarak adlandırılan sermaye birikim modelini de ayrıntılı bir bakışla irdeleyen Esin, Cihan Harbi’nde bağımlılığa konu olan emtia ticaretini yapan kuruluşlara odaklanarak Osmanlı savaş iktisadının farklılıklarını belirliyor.

  • Künye: Taylan Esin – Osmanlı Savaşının İktisadi Aktörleri (1914-1919), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 508 sayfa, 2020

Robert Bohn – Korsanlar (2020)

Korsanlar, denizlerin kahramanları olarak efsane haline gelmiştir.

Oysa biliyoruz ki, korsanlık tarihi yağma, sefalet ve umutsuzluk, kanlı zulümler ve acımasız cezalardan oluşan bir vahşet ve cinayet zinciridir.

Tıpkı kapitalizmin tarihinde olduğu gibi…

Ortaçağ ve Modern Çağ tarihi profesörü Robert Bohn, kısa fakat etkileyici bir korsanlık tarihi çalışmasıyla karşımızda.

Kitap, korsanlığın ortaya çıkışından başlayarak korsanlığın yükselişe geçtiği 16. yüzyıla ve oradan da altın çağını yaşadığı 18. yüzyıla ve korsanlığın tarihte ne gibi etkiler yarattığına kadar uzanıyor.

Çalışmanın önemli bir katkısı da, korsanlığın modern ekonomide ne gibi dönüşümler yarattığını ortaya koyması.

Bohn, korsanlığın, devletlerin çıkarlarıyla nasıl ilişki içinde olduğunu açıklıyor ve kadınların dahi katıldığı bu acımasız toplulukların hayatlarından ilgi çekici ayrıntılar paylaşıyor.

  • Künye: Robert Bohn – Korsanlar: Modern Ekonominin Öteki Yüzü, çeviren: Simge Hançer, Runik Kitap, 124 sayfa, 2020

Kolektif – Devletle Kalkınma (2020)

 

Devletin kalkınma süreçlerindeki rolünü farklı boyutlarıyla ve ülke örnekleriyle inceleyen çok önemli bir derleme.

Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli iktisatçılardan olan Fikret Şenses’e armağan olarak hazırlanan kitap, devlet-ekonomi ilişkisini sosyal politikalardan küreselleşmeye, teknolojik gelişmeden bölgesel kalkınmaya, para politikasından tarım politikalarına, Türkiye’nin yakın geçmişinden Japonya, Güney Kore, Çin örneklerine uzanan geniş bir zeminde irdeliyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de sosyal politika alanının dönüşümü ve devletin yeniden dağıtımda değişen rolü,
  • Küresel ticarette değişimler ve devlet,
  • Devlet kaynaklı teknolojik gelişme,
  • Bölgesel kalkınma politikalarında devletin rolü,
  • Nüfus politikaları, toplumsal refah ve iktisadi kalkınma süreci,
  • İktisadi kalkınma sürecinde merkez bankacılığının rolü,
  • Gelişmekte olan ülkeler için 2008 küresel krizi sonrasında devletin yeni rolü,
  • Zeytin ve zeytinyağı sektörü üzerinden türkiye’deki son dönem tarım politikaları,
  • Japonya bağlamında kalkınmacı devletten finansallaşmaya,
  • Güney Kore’de devletin değişen rolü,
  • Çin ekonomisinin “yeni normali”nde devletin rolü,
  • Ve siyasi iktisat perspektifinden yeni-kalkınmacı devlet gibi önemli konular tartışılıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Volkan Yılmaz, Ayça Tekin-Koru, İ. Semih Akçomak, A. Ulaş Emiroğlu, A. Ayşen Kaya, M. Aykut Attar, Murat Yağcı, Hüseyin Emrah Karaoğuz, Fikret Adaman, K. Ali Akkemik, M. Mustafa Erdoğdu, Murad Tiryakioğlu, Altay Atlı ve Mustafa Kutlay.

  • Künye: Kolektif – Devletle Kalkınma: Fikret Şenses’e Armağan, derleyen: Murad Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, iktisat, 415 sayfa, 2020

Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri (2020)

Kapitalizm, ürettiklerimize değer biçmez, onları gasp eder.

Kapitalist bir dünyada değerin gerçek anlamına ilişkin kavrayışımızı yitirmişizdir ve o nedenle de gerçek üreticiler ve onların ürettiklerinin değerini belirleyemiyoruz.

Bu işi, bizim yerimize kapitalizm üstlenir.

Peki, modern kapitalizmde, değer yaratma nasıl işler ve daha da önemlisi bu akıl ve vicdan dışı değer biçmeye nasıl bir alternatif getirebiliriz?

Değer kavramını çok yönlü bir bakışla tartışmaya açan Mariana Mazzucato, kapitalizmde esas hedefin üretmek değil, üretilen değere el koymak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Finanstan büyük ilaç sanayisine ve enformasyon teknolojisine kadar uzanan yazar, bir zamanlar ekonomik düşüncenin ana payandası olan değer kavramının anlamının ve taşıdığı önemin yerinde yeller estiğini gösteriyor.

“Asıl zenginlik nereden kaynaklanıyor?” sorusunun yanıtını arayan Mazzucato, değeri hangi etkinliklerin yarattığını, hangilerinin gasp edildiğini ve hangilerinin tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre, bu sorulara yanıt vermemiz büyük önem taşıyor.

Zira mevcut asalak sistemin yerine sürdürülebilir, ortaklaşa yaşamaya müsait bir sistem getirmenin tek yolu, bu sorulara verdiğimiz cevaplardır.

‘Her Şeyin Değeri’, bizi nasıl bir dünyada yaşamaya karar vermemiz gerektiği üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2020

Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi (2020)

On beşinci yüzyılda ve on altıncı yüzyılın başlarında Asya, dünya ekonomisinin merkeziydi.

Çin ve Hindistan en büyük ekonomik güçlerdi.

Peki, nasıl oldu da Avrupa, öncü iktisadi güç haline geldi?

Marburg Philipps Üniversitesinde ekonomi ve toplumsal tarih profesörü olan Christian Kleinschmidt, Avrupa’nın bu beklenmedik yükselişinin altındaki dinamikleri irdeliyor.

Kleinschmidt, modern dönem ekonomi tarihinin en belirleyici gelişmesi olan bu durumu izlerken, Modern Çağ’ın nüfusu, mal akışı, ticaret yolları, fikir ve dünya görüşleri, teknolojisi, bilimsel anlayışı ve siyasetinde yaşanan muazzam dönüşümleri de aydınlatıyor.

Kitap, 1500-1850 “Avrupa mucizesi”ne vesile olan yeni icatlar ve yeni kurumları irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda bu gelişmede büyük payı olan sınırsız şiddeti, acımasız baskıları ve sömürge yayılmacılığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Christian Kleinschmidt – Modern Ekonominin Tarihi: 1500-1850 Arasında Dünya Ekonomisi, çeviren: Edip Sönmez, Runik Kitap, tarih, 116 sayfa, 2020

Rius – Çizgilerle Ekonomi (2016)

Usta çizer Rius’un kaleminden, ekonominin uzun yolculuğunun mizahla örülü hikâyesi.

Ekonomik sistemin doğuşu, üretimin ve tüketimin nasıl gerçekleştiği, zenginlik ve yoksulluğun nedenleri, tarihte görülmüş üretim modelleri, kapitalist toplumda ihtiyaçların karşılanma biçimleri ve buna benzer pek çok soru, Rius’un mizahla örülmüş çizgilerinde yanıtını buluyor.

  • Künye: Rius – Çizgilerle Ekonomi, çeviren: Barış Yıldırım, Yordam Kitap

Guy Standing – Temel Gelir (2020)

Özellikle pandemi sürecinde, düşük gelirli kesimlerin ne kadar büyük risk altında olduğu bir kez daha görüldü.

Oysa devlet, neredeyse soluduğumuz havadan bile vergi alıyor.

Bazı ülkeler, genel olarak vatandaşlarına bu süreçte nakdi yardımda bulunsa da, bunun hiçbir garantisi yok.

Öte yandan günümüzde otomasyon arttı, iş güvencesi yok oldu, kazanç yapılan işten bağımsızlaşarak düştü.

İşte bu ve benzer sorunların aşılması için dünyanın pek çok yerinde temel gelir fikri, adil refah dağılımı bağlamında önemli bir tartışma konusu oldu, siyasi partilerin gündemine girdi.

Peki, temel gelir ne anlama geliyor?

Temel gelir, asgari ücretten farklı olarak, toplumdaki tüm bireylere devlet tarafından düzenli olarak ödeme yapılması fikrine dayanıyor.

Tüm bireylerin sağlığı, refahı ve mutluluğu için son derece önemli önemli olan temel gelir, katılımcı, eşitlikçi, güvenli, adil, özgür, insan odaklı bir gelecek yaratmak için kapitalizm henüz yıkılmamışken en iyi yollardan biri.

Bu kitabın yazarı Guy Standing de, son otuz yıldır temel gelir fikrini geliştirenlerin başında geliyor.

Standing burada, temel gelir fikrinin ekonomi, yoksulluk, sosyal adalet, iş ve emek alanlarındaki etkisini araştırıyor, daha da önemlisi yalnızca ekonomik değil aynı zamanda etik savlar da sunuyor ve dünyadaki pilot çalışmalardan neler öğrenebileceğimizi ortaya koyuyor.

  • Künye: Guy Standing – Temel Gelir, çeviren: Ceren Demirdöğdü, Tellekt Kitap, iktisat, 344 sayfa, 2020

Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman (2016)

Enflasyon, kamu borçlanması ve finans piyasalarının şişmesi sonucunda kapitalist ülkelerde 1970’lerden bu yana büyümenin gerilediğini, eşitsizliğin arttığını ve borçların katlandığını gözler önüne seren bir kitap.

Wolfgang Streeck, kapitalizmin demokrasiye giderek bağışıklık kazanmasıyla yaşanan demokrasi krizini de tartışıyor.

  • Künye: Wolfgang Streeck – Satın Alınan Zaman: Demokratik Kapitalizmin Gecikmiş Krizi, çeviren: Kerem Kabadayı, Koç Üniversitesi Yayınları