Shane Brennan – On Binler’in İzinde (2020)

‘On Binler’in İzinde’, Pers tahtına oturma hevesindeki Genç Kyros ile askerlerinin izinden giderek okurunu Türkiye, Suriye ve Irak boyunca sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor.

Shane Brennan’ın bu harikulade çalışması, 2500 yıl önce yaşanmış bir seferin anlatıldığı Ksenophon’un ‘Anabasis’inin çok iyi bir özeti.

2000-2001 zaman aralığında bu coğrafyayı adeta adım adım kat eden Brennan, Ksenophon’un yolculuğuna tanıklık etmiş anıtlar, kentler ve yeryüzü şekillerinin izini sürerek gezi edebiyatının benzersiz bir örneğini oluşturuyor.

Çalışma, hem tarihsel konular hakkında bilgilendiriyor, hem yolculuğun getirdiği mutlulukları ve zorlukları yalın bir şekilde tasvir ediyor, hem de bölgenin coğrafyası ve kültürü hakkında sağlam gözlemler barındırıyor.

  • Künye: Shane Brennan – On Binler’in İzinde: Adım Adım Türkiye, Suriye ve Irak, çeviren: Nihal Naiboğlu, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 440 sayfa, 2020

Jeremy Black – Kısa İspanya Tarihi (2020)

İspanyollar ve İspanya, yalnızca Dünya tarihini şekillendiren başlıca aktörlerden biri değildir, aynı zamanda Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki din savaşlarının en önemli sahnesidir.

Jeremy Black bu kitabında, en eski Avrupa uygarlığı olarak bilinen Keltlerin de vatanlarından biri olmuş İspanya’nın zengin ve inişli çıkışlı tarihini anlatıyor.

Çalışma, İspanya’nın sömürgecilik geçmişinden engizisyon sürecine, Orta Çağ’dan Aydınlanma ve modernite süreçlerine, Altamira’daki 36 bin yıllık duvar resimlerinden Elhamra Sarayı ve Kordoba Camii gibi mimarlık şaheserlerine, Goya ve El Greco’dan Dali ve Picasso’ya, bu sıra dışı uygarlığa daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Jeremy Black – Kısa İspanya Tarihi, çeviren: Yavuz Alogan, Say Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2020

Kolektif – Nazi Almanyası’nda Hukuk (2020)

Nazi döneminde hukuk amacından saptırıldı, yer yer yürürlükten kaldırıldı, olağanüstü hal olağan yönetim biçimi olarak kabul edildi, bir zamanların hukuka âşık hukukçuları hukuku katleden gözü dönmüş işbirlikçilere dönüştü.

İşte bu harika derleme de, Nazi Almanya’sının hukuk düzeninin nasıl işlediğini aydınlatıyor, bundan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi irdeliyor ve en önemlisi de, bugün Nazi hukuk pratiklerini sergilemeye hevesli, demokratik görünümlü faşist potansiyelli ülkeler konusunda bizi daha teyakkuzda olmaya davet ediyor.

Kitapta yer alan makalelerde irdelenen ilgi çekici konulardan birkaçı şöyle:

  • Nazi Almanya’sında hukukun holokost sürecine nasıl destek sunduğu,
  • Profesyonel hukukçularının Yahudi soykırımındaki suç ortaklıkları,
  • Wilhelm Stuckart örneği bağlamında kamu görevlisi hukukçuların holokost sürecindeki rolleri,
  • Nazi hukukunda bir tedhiş aracı olarak mahkeme,
  • Nazi hukuku ile Nazi ahlakı arasındaki ilişki,
  • Nazizm döneminde ayrımcılık ve itibarsızlaştırmaya uğrayan Yahudi hukukçular,
  • Nürnberg’te yargılanan eli kanlı hukukçular,
  • Savaş suçlarından yargılanan Alman yargıçlarda geçmişle yüzleşme süreci…

Kitap, yalnızca Nazi hukukunu çok yönlü bir şekilde işlemesiyle değil, bizi hukuk düzenlerine içkin hukuksuzluğa karşı teyakkuz halinde olmaya davet etmesiyle de büyük önem arz ediyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alan E. Steinweis, Douglas G. Morris, Hans-Christian Jasch, Harry Reicher, Kenneth F. Ledford, Konrad H. Jarausch, Raphael Gross ve Robert D. Rachlin.

  • Künye: Kolektif – Nazi Almanyası’nda Hukuk: İdeoloji, Fırsatçılık ve Adaletin Saptırılması, editör: Alan E. Steinweis ve Robert D. Rachlin, çeviren: Kıvılcım Turanlı, Zoe Kitap, hukuk, 232 sayfa, 2020

Cem Doğan – İnce Hastalık (2020)

İstanbul’da veremin toplumsal tarihi üzerine usta işi bir çalışma.

Cem Doğan, 1895-1955 zaman aralığında, sefaletin ve işsizliğin kırıp geçirdiği yoksul kesimin ince hastalıkla giriştiği zorlu sınavı anlatıyor.

Doğan çalışmasında, Batı’da “beyaz ölüm”, bizdeyse ince hastalık olarak tabir edilen veremin kamu sağlığı ve nüfus üzerindeki etkilerini, yoksulluk ile verem arasındaki ilişkiyi, sanatoryumun icadını, devletin verem politikalarını, bu süreçte veremle ilgili yapılan propagandaları ve veremin burjuvazi dünyasındaki yansımalarını kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

  • Künye: Cem Doğan – İnce Hastalık: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İstanbul’da Veremin Toplumsal Tarihi (1895-1955), Libra Kitap, tarih, 344 sayfa, 2020

Hikmet Kırık – Türk Siyasal Modernleşmesi (2020)

Türk siyasal modernleşmesini Durkheim’ın kavramsallaştırmaları üzerinden okuyan özgün bir çalışma.

Hikmet Kırık, genel olarak yapıldığının aksine, Türk siyasal modernleşmesi ve özelde de ülkenin demokratikleşme serüvenini, Batılı liberal demokrasilerle karşılaştırmalı olarak ele almıyor.

Durkheim sosyolojisinin modernleşmemiz açısından son derece önemli iken siyaset sosyolojisinde bugüne kadar sistematik bir analize tabi tutulmadığını ifade eden Kırık’a göre bunun başta gelen nedeni de Durkheim’ın siyaset sosyolojisinin Batı’da Marx ve Weber’in gölgesinde kalmış olmasıdır.

Durkheim’ın devletin özerkliği ve korporatizme yaptığı vurguların cumhuriyetin demokrasi serüvenini liberal perspektiften daha iyi açıklama potansiyeline sahip olduğunu söyleyen yazar, Türkiye’de demokrasinin niteliğinin Durkheim’ın kavramlaştırmalarıyla yeni kuramsal temele oturtulabileceğini belirtiyor.

  • Künye: Hikmet Kırık – Türk Siyasal Modernleşmesi: Cumhuriyetin Demokratik Kökenleri, Doruk Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa, 2020

Kolektif – Dünyada Osmanlı Tarih Yazımı 1 (2020)

Osmanlı tarihyazımı neden bazı ülkelerde gelişti de başka coğrafyalarda bu alanda kayda değer çalışmalar yapılmadı?

Örneğin Japonya gibi alakasız diyebileceğimiz bir ülkede Osmanlı tarihi bunca ilgi çekmişken nasıl olup da Türk Dünyasında bir değer olarak görülmemiş, lisans ders programlarına bile ancak girebilmiş, hatta çoğunlukla girememiştir?

Örneğin Oğuzların temsilcisi olan Azerbaycan ve Türkmenistan gibi ülkelerin Oğuzların kurduğu bu devlete ilgileri neden bu denli zayıftır?

İşte bu nitelikli çalışma, tam da bu ve bunun gibi soruların yanıtları konusunda bize ipuçları vermesiyle dikkat çekiyor.

Birden fazla cilt olarak tasarlanmış çalışmanın şimdi yayımlanan ilk cildi, Avrupa’daki Osmanlı tarihyazımının gelişimini ele alıyor ve bu bağlamda Yunanistan, İtalya, Avusturya, Almanya, Bulgaristan, Fransa, Hollanda, İsveç ve Rusya’daki çalışmaları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Osmanlı tarihyazımı kadar, genel olarak tarihle ilgilenen okurlara da önereceğimiz bir eser.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Özcan, Özhan Kapıcı, Tibet Abak, Güner Doğan, Filiz Yaşar, Tuğba İsmailoğlu Kacır, Remzi Avcı, Emre Saral, Nagehan Üstündağ Özdemir, Cumhur Bekar, Güneş Işıksel, Ali Çapar ve Mahmut Halef Cevrioğlu.

  • Künye: Kolektif – Dünyada Osmanlı Tarih Yazımı 1, editör: Yalçın Murgul, Özhan Kapıcı ve Ahmet Özcan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 487 sayfa, 2020

Kolektif – Karialılar (2020)

Efsanevi deniz kavimlerinden olan Karialılar üzerine konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında bulunması gereken devasa bir çalışma.

Kitap, Karia Bölgesi’nin prehistorik çağlara tarihlenen en erken yerleşimlerinden Geç Osmanlı Dönemi’ne uzanan arkeolojik ve tarihi geçmişi hakkında bugüne dek yapılmış çalışmaları ve güncel araştırmaları sunuyor.

Türkçe ve İngilizce yayımlanan kitap, Karia’nın farklı dönemlerini, o döneme damgasını vurmuş değişimleri ana hatlarıyla ortaya koyuyor.

Tek bir yerleşimi, kutsal alanı veya belirli bir maddi kültür unsurunu derinlemesine inceleyen bölümler ise bölgenin kültürel çeşitliliğine pencere açıyor.

Karia’nın bugün halen ilgi çekici bir turizm cenneti olmasının sebebi mavi koyları, uzun kumsalları ve temiz su kaynakları kadar, kadim geçmişinden gelen maddi kültür kalıntılarının zenginliği ve çeşitliliğidir.

İşte bu çalışma da, bizi, bölgenin arkeolojik ve doğal servetinin paha biçilemez değeri üzerinde düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – Karialılar: Denizlerden Kent Kuruculara, hazırlayan: Olivier C. Henry ve Ayşe Belgin-Henry, çeviren: İpek Dağlı Dinçer ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2020

Uğur Tanyeli – Mimar Sinan (2020)

Popüler kültürde Mimar Sinan imgesinin nasıl inşa edildiği üzerine harikulade bir çalışma.

Uğur Tanyeli, şu ana kadar yazılmış Sinan ve Sinan çağı mimarisi tarihlerini de kapsamlı bir bakışla tartışmaya açıyor.

Onaltıncı yüzyıl Osmanlı mimarlığını Sinan’ın eserleri bağlamında tartışmaya açarak başlayan kitap, devamında da,

  • Onaltıncı yüzyılda mekânın matematiksel ve resimsel kavranışı,
  • Sinan mimarlığının sosyoekonomik dinamikler,
  • Osmanlı düşünce geleneklerinde mimarlığın yeri,
  • Özgün otobiyografik metinlerinde Sinan ve mimarlığının nasıl tasvir edildiği,
  • Antikite’nin mirasının Sinan’ın mimarlığı üzerindeki etkileri,
  • Edirne Selimiye Külliyesi örneğinde Sinan’ın çalışmalarında yapım sürecinin nasıl işlediği,
  • Şii-Sünni rekabetinin mimarlığa yansımaları,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Sinan’ı ele alırken, onu mümkün mertebe kutsallaştırmamaya özen gösteren çalışmanın ikinci kısmındaysa, Türkiye’de Sinan’ın bir kültür kahramanı olarak nasıl inşa edildiği sorunsallaştırılıyor.

Tanyeli bu kısımda da, yenilmişlik psikozu ile Sinan imgesi arasındaki ilişkiyi, Sinan’ın 16. yüzyılın olağan toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel gerçekleri bağlamında görmekten kaçınan popüler damarın neden var olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Mimar Sinan: Tarihsel ve Muhayyel, Metis Yayınları, mimari, 544 sayfa, 2020

Patricia van der Esch – İkinci Enternasyonal (2020)

İkinci Enternasyonal’in Birinci Dünya Savaşı öncesi tutanakları, sosyalizmin köklerinin incelenmesi bakımından en zengin kaynaklardan birini oluşturur.

Fakat sosyalist hareketin bu önemli evresinin eksiksiz bir tarihi hâlâ yazılmayı bekliyor.

Patricia van der Esch’in bu çalışması ise, sosyalizmin başlangıç dönemi tarihindeki bu boşluğu doldurmasıyla büyük öneme haiz.

Van der Esch, kongre tutanaklarına, özellikle Fransız ve Alman sosyalistlerin kaleme aldığı raporlara, süreli yayınlara, anılara, mektuplara, biyografilere ve Enternasyonal’le ilgili her tür belgeye başvurarak sosyalizmin ve sosyal demokrasinin tarihinde çok önemli bir kesit olan İkinci Enternasyonal’in 1889’dan 1923’e uzanan tarihini veriyor.

İkinci Enternasyonal insanlarının savaşsız bir dünya ve sınıfsız bir toplum yaratma konusunda besledikleri muazzam umudu bir kez daha gözler önüne seren çalışma, aynı zamanda Jaurès, Vaillant, Frossard, Vandervelde, Huysmans ve Marcel Cachin’e kadar birçok Fransız ve Belçikalı sosyalist önderin sağlam portrelerini de sunuyor.

  • Künye: Patricia van der Esch – İkinci Enternasyonal, 1889-1923, çeviren: Erden Akbulut, Yordam Kitap, tarih, 256 sayfa, 2020

Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir (2020)

Doğan Kuban’ın, İstanbul kent tarihi ve mimarisi üzerine eşsiz çalışması ‘İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir’, yeni ve kaliteli baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kuban burada, İstanbul’un Romalı-Bizanslı kimliğinden bugüne uzanan süreçte yaşadığı gelişim ve değişimi yapılar, meydanlar, mimarlar ve hükümranlık kuran kültürler üzerinden çok geniş bir perspektifle ele alıyor.

Aynı zamanda, bu kadim kentin gerçek anlamda bir biyografisi olarak okunabilecek kitap, kentin kültürel kimliğinden planlamasına, arkeolojisinden ulaşımına, Batılılaşma çabalarından yasadışılığa karşı verdiği savaşa kadar çok ayrıntılı bir değerlendirme barındırıyor.

1953’ten bu yana İstanbul üzerine yazan Doğan Kuban, İstanbullu’nun gözüyle, İstanbul’u, betimlemeden çok eleştirel gözlemlere ağırlık veren bir üslupla irdeliyor ve mimarın, plancının ve bilinçli aydınların içinde yaşadıkları bu kenti sevmeleri kadar sorgulamalarının da önemine dikkat çekiyor.

  • Künye: Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir: Kent ve Mimarlık Üzerine İstanbul Yazıları, YEM Yayın, mimari, 372 sayfa, 2020