Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi (2019)

Bu kitap, modern dünyanın yedi ucuz şeyle meydana geliş sürecini adım adım izliyor:

Doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşam.

Raj Patel ve Jason Moore’un eleştirel bir kapitalizm tarihi olarak okunabilecek kitapları, insanlarla yaşam ağı arasındaki karmaşık ilişkiler üzerine düşünmemiz ve bu ilişkiler vesilesiyle içinde bulunduğumuz dünyanın ve dünyanın neye benzeyeceğini anlamamızı sağlayan bir yöntem sunuyor.

Yazarların buradaki asıl amaçlarının ne olduğunu görmek için, en başta “ucuz”dan tam olarak neyi kast ettiklerini görmek gerekiyor.

Yazarlara göre kapitalizm, nakit paranın her yerde olduğu bir düzenden ziyade ucuz veya potansiyel olarak ucuz doğanın okyanuslarında nakit alışverişi yapılan adacıkların bulunduğu bir düzendir.

Başka bir deyişle ucuz, kapitalizmin çalışmayı mümkün en asgari bedelle seferber eden bir stratejisi olarak özünde kapitalizmle yaşam arasındaki ilişkileri yöneten bir araçtır.

İşte bu kitap, ilk olarak kapitalizmin neden sömürgecilikten bağımsız düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor ve ikinci olarak da kapitalizmin, doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamı ucuzlatarak hayatımızı nasıl kontrol altına aldığını gösteriyor.

Yazarlar kitaplarının sonunda da, yüzyıllar boyu süren sömürünün doğurduğu haksızlıkları tartışarak insanların doğadaki yeri ve kapitalizmin yarattığı tahribat üzerine okurunu düşündürüyor.

  • Künye: Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi: Kapitalizm, Doğa ve Gezegenin Geleceği Üzerine Bir Rehber, çeviren: Serkan Gündüz, Kolektif Kitap, tarih, 286 sayfa, 2019

Charles Panati – Sıradan Şeylerin Sıra Dışı Kökleri (2009)

Charles Panati, ‘Sıradan Şeylerin Sıra Dışı Kökleri’nde, geleneklerin, batıl inançların ve günlük objelerin ilginç hikâyelerini anlatıyor.

200’ün üzerinde günlük objenin, batıl inancın, özel günün ve geleneğin nasıl ortaya çıktığını anlatan Panati, hiç sorgulanmadan uygulanagelen davranışlar konusunda keyifle okunan bir çalışmaya imza atmış.

2400 yaşındaki Lades kemiğinin Etrüsklere dayanması; İngiliz Druid rahiplerinin kutsal saydığı dört yapraklı yoncanın günümüzde de şans getirdiğine inanılması ve gömlek, smokin, külot, at nalı, gecelik, patates cipsi ve sakız gibi sayısız nesnenin hayatımıza ne zaman girdiği, kitapta ele alınan ilginç konulardan bazıları.

  • Künye: Charles Panati – Sıradan Şeylerin Sıra Dışı Kökleri, çeviren: Melis Aktaş, Maya Kitap, kültür, 326 sayfa

Rena Molho – Selanik Yahudileri (2015)

1856-1919 arasındaki çalkantılı dönemde, Selanik’in özgün bir topluluğu olan Yahudiler’in, kentin toplumsal ve siyasal yaşamındaki rolünü ortaya koyan bir çalışma.

Selanik Yahudi toplumunun kurum ve vakıfları, bu topluluğun eğitim altyapısı ve ideolojik formasyonu gibi konular hakkında bir başucu kitabı.

  • Künye: Rena Molho – Selanik Yahudileri, çeviren: Panayot Abacı, Bağlam Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2015

Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri (2019)

1964 yılı, İstanbullu Rumlar ve İstanbul için kara bir yıldır.

Rumlar bu tarihte evlerini terk etmek zorunda bırakıldılar doğup büyüdükleri bu şehirden sürgün edildiler.

Rumlar 1964 yılında başlayan korkunç süreç için apelassis sözcüğünü kullanırlar.

Apelassis kovulma, evinden ayrılmaya zorlanma, sürülme, sürgün edilme anlamlarına gelir.

İşin kötüsü, 1964 Sürgünleri hakkında bizde yapılmış kayda değer çalışmalar çok azdır.

İşte bu derlemede bir araya getirilen makaleler, aradan elli yıldan fazla süre geçse de 1964 Sürgünlerini derinlemesine incelemesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Kitap, dört bölümden oluşuyor.

Birinci ve ikinci bölümler, 1964 Sürgünlerinin ortaya çıkış nedenlerini kapsamlı şekilde irdeliyor.

Üçüncü bölüm, 1964 Sürgünlerinin şimdiye kadar yazılı olarak nasıl aktarıldığı konusuna odaklanıyor.

Dördüncü bölüm ise, İstanbullu Rumların sınır dışı edilmelerinden sonra neler olduğuna bakıyor, Sürgünlerin Atina’da yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: İlay Romain Örs, Baskın Oran, Alper Kaliber, Rita Ender, Yorgos Katsanos, Emilia Themopolou, Anna Theodorides, Alexis Alexandris, Elçin Macar, Herkül Millas, Stavros Anestidis, Christina Vamvouri, Vassilis Messis, Emre Can Dağlıoğlu, Koray Yaşar, Emre Metin Bilginer, Hakan Yücel, Süheyla Yıldız, Maria Kazantzidou, Eleni İoannidou, Nikolaos Uzunoğlu, Cengiz Aktar ve Samim Akgönül.

  • Künye: Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri: Türk Toplumunun Homojenleşmesinde Bir Dönüm Noktası, derleyen: İlay Romain Örs, İletişim Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2019

Minsoo Kang – Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri (2015)

Avrupa düşüncesinde bir kavram olarak “otomaton”, yani “canlıyı taklit eden makine” kavramı üzerine tarihsel bir inceleme.

Modern öncesinden 20. yüzyıla kadar uzanan zaman diliminde, kavramın hayali ve fiili formlarda belli başlı tezahürlerini ve sembolik gücünü açıklayan bir eser.

Minsoo Kang’ın burada ortaya koydukları, bir anlamda bugün sıklıkla yürütülen yapay zeka tartışmalarına katkı sunacak türden olmasıyla da önemli.

  • Künye: Minsoo Kang – Avrupa İmgeleminde Otomatlar Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri, çeviren: Orhan Düz, İthaki Yayınları, inceleme, 496 sayfa, 2015

Ömür Harmanşah – Eski Yakındoğu’da Kent, Bellek, Anıt (2015)

Eskiçağ metinlerini, arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarıyla çevre ve mekân analizleri ışığında ele alan özgün bir eser.

Kent mekânlarının toplumsal bellek ve kimliği şekillendirdiği, bunun yanı sıra mekân kurma pratiğinin siyasi bir edim olduğu, Ömür Harmanşah’ın çalışmasının temel tezi.

Kitapta,

  • Anadolu ve yukarı Mezopotamya’da çevre ve tarih,
  • Bölgesel yüzey araştırmalarının bize neler anlattığı,
  • Geç Hitit coğrafyasında kentleşme, anıt ve tören,
  • Kaya anıtları, yeni kentler ve sömürge peyzajları,
  • Malatya’da mahal ve mekân,
  • Konar göçerlerin yerleşik hayata geçmesi,
  • Asur imparatorluk coğrafyasının kuruluşu,
  • Dönüşen bir dünyada kentler, coğrafyalar ve siyasi aktörler,
  • Dicle ve Fırat boyunda kurulan kentler,
  • Asur kaya anıtları,
  • Yukarı Mezopotamya kentlerinde planlama ve kentsel kurulum özellikleri,
  • Mimari teknolojiler ve kentsel mekânın poetikası,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Çalışma, özellikle kent kurma pratiğinin kültürel tarihini sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Ömür Harmanşah – Eski Yakındoğu’da Kent, Bellek, Anıt, çeviren: Fügen Yavuz, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 358 sayfa, 2015

Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi (2019)

Ermeni Kilisesi’nin doğuşu ve gelişimi hakkında bizde hiçbir eser bulunmuyor.

Ermeni kilisesi, din sosyolojisi, diaspora kimliği ve Ortadoğu’daki azınlık toplulukları üzerine çok sayıda çalışması bulunan Hratch Tchilingirian’ın bu çalışması ise, Ermeni Kilisesi’nin tarihi, inanç sistemi ve gelişimi üzerine Türkçede yayımlanmış ilk kaynak.

İlk baskısı 1993’te yapılan ve daha sonra farklı zamanlarda yeniden basılan çalışmasında Tchilingirian, Ermeni Kilisesi’nin hangi koşullarda doğduğunu, gelişimini, halk arasında yayılışını ve geçirdiği tarihsel dönüşümleri kayda alıyor.

Tchilingirian bununla da yetinmeyerek, okurunu, Kilise’nin farklı makamları, hiyerarşisi, inancının içeriği, diğer kiliselerden farkları ve benzerlikleri gibi konularda da aydınlatıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Ermeni Kilisesi’nin modern zamanlardaki macerasını da irdelemesi ve 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığı zorluklar ve imkânlar üzerine tespitlerde bulunması.

Türkçe baskısı için yazarı tarafından yeniden gözden geçirilen ve çok sayıda görselle de zenginleşen çalışma, Ermeni Kilise’nin tarihi üzerinden Ermeni halkının tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi, çeviren: Lora Sarı, Aras Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2019

Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik (2019)

Romantiklere göre tarih, yaşanılan zamanın kurumlarını gerçekten anlamak ve değerlendirmek amacına yönelik olmalıydı.

Bunun için de geçmişe değer verilmeli korunmalıydı.

Mustafa Oral’ın, şimdi üçüncü baskısını yapan bu zengin çalışması da, romantik tarihçilik olgusunu yalnızca Türkiye örneğinden yola çıkarak değil, aynı zamanda Avrupa, İslam, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihçilik yaklaşımlarını geniş bir düzlemde karşılaştırarak irdelemesiyle önemli.

Oral,

  • Aydınlanma ile ortaya çıkan epistemolojik bağlamın tarih / tarihçilik anlayışına ve düşüncesine nasıl bir katkı yaptığını,
  • Bizdeki tarihçilik geleneğinin ve tarih düşüncesindeki değişim ve sürekliliğin, Avrupası düşüncesiyle girilen etkileşimden nasıl etkilendiğini,
  • Romantik tarihçilerin geçmişe bakışlarını,
  • Romantik tarihçilerle birlikte Ortaçağa karşı belirgin bir ilgi uyanışının nedenlerini,
  • Romantik tarih anlayışı ile rasyonalist tarih görüşü arasındaki tepki ve gerilimleri,
  • Meşrutiyet yılları ile Osmanlı modernleşmesinin, romantik tarih söylemiyle ilişkisini ve bu ilişkinin Cumhuriyet ideolojisine nasıl evrildiğini,
  • Ve bunun gibi konuları tartışıyor.

Oral’ın tarihçilik, tarih anlayışı, tarih yazımı ve tarihsel düşüncenin Osmanlı’dan Meşrutiyet’e ve oradan Cumhuriyet’e uzanan süreçte geçirdiği dönüşümü kayda geçirmesiyle özellikle dikkat çeken çalışması, bunu yaparken önde gelen tarihçilerin eserlerini de adeta didik didik etmesiyle önemli.

  • Künye: Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 304 sayfa, 2019

Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları (2009)

Yazar, tarihçi, profesör ve edebiyat eleştirmeni Murat Belge’nin, İstanbul konulu daha önce yayımlanmış kitapları ilgi çekmişti.

Belge, elimizdeki eseri ‘İstanbul’un Sayfaları’nda da, okurlarını yeniden, İstanbul’da binyılları kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.

Belge, tarihin seyrinde İstanbul’a ev sahipliği yapmış başlıca medeniyetleri, onların belli başlı eserleri çerçevesinden anlatıyor.

Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan şehrin olağanüstü konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde İstanbul; Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin şehre yansımaları; kozmopolit yönleri baskın Beyoğlu; Galata ve çevresinin binyılları bulan geçmişi; özgün mimarisi, renkleri ve yalılarıyla Boğaziçi, Belge’nin yorumlarıyla karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Belge’nin yetkin anlatımı, Reha Arcan’ın üç yüz elliyi aşkın renkli fotoğrafıyla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları, Doğan Kitap, şehir, 173 sayfa

Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde (2019)

Dünya tarihindeki en uzun ömürlü hanedan devletlerinden biri olan Osmanlı’nın doğuşu ve yükselişi, bugün yeniden tarihçilerin gündemini meşgul eden önemli konulardandır.

Cemal Kafadar’ın bu yetkin eseri de, Osmanlı Devleti’nin doğuşunu anlatıyor ve daha da önemlisi, bu sürecin tarih çalışmalarında ele alınış şeklini enine boyuna tartışıyor.

Çalışmanın asıl özgünlüğünün, Osmanlı’yı bir uç beyliğinden 14. ve 21. yüzyıllar arasında Güneybatı Asya ve Güneydoğu Avrupa’nın kaderini belirleyecek devasa bir imparatorluğa götüren Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç muhitini, kendine has sosyal ve kültürel dinamikleriyle birlikte yeniden yorumlamasıdır diyebiliriz.

Kafadar burada,

  • Milletlerin tarihinde kimlik olgusunu,
  • Paul Wittek’in, modern tarihçilikte Osmanlı Devleti’nin doğuşu meselesine yönelik tezini ve buna getirilen eleştirileri,
  • Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç anlatılarında gaza ve gazileri,
  • Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu,
  • Beyliğin ilk zamanlarında ittifak ve ihtilafların nasıl sevk ve idare edildiğini,
  • İmparatorluğa ait siyasî teknoloji ve ideolojinin inşa sürecini,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Kafadar’ın çalışması, ortaçağ ve modern tarih yazıcılığının kimi önkabullerini yeniden tartışmaya açmasıyla, bu konuda çalışan, okuyan ve düşünenler için kaçırılmaz bir eser.

  • Künye: Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde: Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, çeviren: A. Tunç Şen, Metis Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2019