Kolektif – Sivas (2024)

14 ciltlik ‘Tarihi Kentler ve Ermeniler’ dizisinin beşinci kitabı ‘Sivas’, yüzyıllar boyunca Ermenilerin yurdu olmuş Sivas bölgesinin tarihine ışık tutuyor.

Ermeni çalışmalarına büyük katkıda bulunan tarihçi Richard G. Hovannisian’ın editörlüğünü yaptığı ‘Sivas’, meşhur kralları, din adamları, misyonerleri, tüccarları, köylüleri ve devrimcileriyle birlikte Sivas’ın MÖ 4. yüzyıldan MS 20. yüzyılda Ermeni nüfusunun yok edilişine kadarki görkemli tarihini ve bereketli yaşamını bugüne taşıyor.

Kitapta,

  • 10-11. yüzyıllarda Sivas bölgesine Ermeni göçü,
  • Sivas Ermeni sanatı ve mimarisi,
  • Sivas hattatlık merkezleri,
  • Sivas Öğretmen koleji,
  • 1915 sürecinde Şebinkarahisar’da Ermeni direnişi,
  • Ve soykırımın ardından Sivas’ın kaderi gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Robert H. Hewsen, Anne Elizabeth Redgate, S. Peter Cowe, Souren E. Kolanjian, Christina Maranci, Bernard Coulie, Frank Andrews Stone, Barbara J. Merguerian, Barlow Der Mugrdechian, Armin Kredian, Murad A. Meneshian, Tamar M. Boyadjian, Rita Vorperian, Helen Sahagian, Simon Payaslian.

  • Künye: Kolektif – Sivas, editör: Richard G. Hovannisian, çeviren: Candan Badem, Aras Yayıncılık, tarih, 480 sayfa, 2024

Simon Jenkins – Keltler (2024)

Günümüzden 2.600 yıl önce, Fransa’daki Rhone Nehri kıyısında Yunanlar bir ticaret kolonisi kurdular.

Karşılarına dillerini anlayamadıkları, kendilerinden farklı giyinen, tavırları ve davranışları farklı bir kavimle karşılaştı.

Savaşçı oldukları kadar zenginliklerini gösteren lüks ürünlere ilgili bu sert mizaçlı topluluk, şatafatlı kıyafetler giyen, süslü ziynet eşyaları kullanan şeflerin idaresindeydi.

Bir asır sonra, Yunan coğrafyacı Hecataeus bu halkı Keltoi/Keltler olarak adlandırdı ama üzerlerindeki sır perdesi o günden bugüne hâlâ tam anlamıyla kalkmadı.

  • Kimdi bu Keltler?
  • Hangi dili konuşuyorlardı?
  • Akrabaları kimlerdi?
  • Orta Avrupalı bir halk oldukları halde Britanya Adaları’na ne zaman göçtüler?
  • Sadece sahip oldukları zenginliği göstermeyi seven, sert görünümlü, savaşçı bir insan topluluğu muydu?
  • Yoksa tarihsel bir hayal ürününden mi ibaretler?
  • Peki, bütün bu bilinmezler ve yarım cevaplar arasında günümüzde Kelt mirası nasıl yaşatılıyor?

Ünlü İngiliz tarihçi Simon Jenkins bu kitabında; Keltlerin kökenlerini, inançlarını, sanatlarını ve toplumsal yapılarını derinlemesine inceliyor.

Keltlerin yalnızca savaşçı özelliklerini değil aynı zamanda zengin kültürel mirasını, dillerini ve günlük yaşamlarını kapsamlı bir şekilde inceleyerek okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Avrupa’nın dört bir yanına yayılmış olan Kelt toplumlarının etkisini ve mirasını ele alırken, Keltlerin modern dünyadaki yerini de anlatıyor.

Simon Jenkins, dünya tarihinde hakları yeterince teslim edilmeyen, konumları tartışmalı bir halk olan Keltlerin tarihini güncel verilerin ışığında, ikna edici yorumlarla okurlara sunuyor.

‘Keltler: Antik Çağın Gizemli Halkı’nda Avrupa’nın kadim halklarından Keltlerin sürükleyici ve ilgi çekici hikâyesini bütün yanlış anlamalardan ve tespitlerden sıyrılmış şekilde bulacaksınız.

  • Künye: Simon Jenkins – Keltler: Antik Çağın Gizemli Halkı, çeviren: Bekir Çelikcan, Kronik Kitap, tarih, 296 sayfa, 2024

Georg Bossong – Sefaradlar (2024)

İspanyol Yahudilerinin tarihi ve kültürü, antik çağların derinliklerine uzanan ve sayısız katmanla örülü bir hikayedir.

Georg Bossong’un bu eseri, Sefarad Yahudilerinin renkli ve zengin geçmişini kapsamlı ve akademik bir anlatımla ele almaktadır.

Bossong, İber Yarımadası’ndaki Yahudi varlığının başlangıcından İslam egemenliği altındaki parlak dönemlere ve 1492 yılında yaşanan trajik sürgüne kadar olan süreci ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

İspanya’dan sürgün edildikten sonra Selanik’te yeni bir yuva bulan Sefarad Yahudileri, bu şehri “Balkanlar’ın Kudüsü” olarak tanımlayacak kadar önemli bir kültürel merkez haline getirmiştir.

Bossong, bu yeniden diriliş ve kültürel zenginleşme sürecini titizlikle incelemekte ve bu topluluğun kültürel ve sosyal dinamiklerini detaylı bir biçimde okuyucuya sunmaktadır.

Tarihin inişli çıkışlı yollarında, savaşlar, sürgünler ve yeniden doğuşlarla dolu bu öykü, her bir sayfasında okuru daha derin bir düşünceye sevk etmektedir.  Sanatlarından mimari yapılarına, edebiyatlarından müziklerine kadar, Sefarad Yahudilerinin kültürel mirası, her döneminde kendine has ve anlamlı bir hikâye sunuyor.

Bossong’un akademik titizlikle kaleme aldığı bu eser, yalnızca tarihi bir doküman değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir inceleme.

Her sayfasında, tarihsel belgeler ve arkeolojik bulgularla desteklenen analizler, geçmişin izlerinin bugüne nasıl taşındığını daha yakından gözler önüne seriyor.

  • Künye: Georg Bossong – Sefaradlar: İspanyol Yahudilerinin Tarihi ve Kültürü, çeviren: Emre Karatekeli, Runik Kitap, tarih, 128 sayfa, 2024

Cemal Taş – “Hey Allah’ın Zalımları” (2024)

Dersim üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Cemal Taş, “Hey Allah’ın Zalımları”nda hem “içeriden” hem “dışarıdan” tanıklarla yaptığı görüşmeleri bir araya getirerek, 1937 ve 1938’de devletin Dersim’de yürüttüğü harekâtların “yok etme”ye yönelik kapsamına dair zengin bir panorama sunuyor.

‘Dağların Kayıp Anahtarı’nın devamı niteliğindeki çalışma, Dersim ’38’i tanıklar ve tanıklıklar üzerinden anlamanın ve anlatmanın önemini ortaya koyuyor.

Zira en yakınlarını kaybedenlerin, bizzat “süngü yarası” taşıyanların, evlerinden yurtlarından olanların iç yakıcı anlatıları, o dönem Dersim’de görev yapanların tanıklıklarıyla tamamlanıyor kitapta.

Dersim toplumu ve kültürü hakkında birçok detayın da bulunabileceği bu sözlü tarih çalışması, yüzleşme, hesaplaşma ve adalet mücadelesine önemli bir katkı…

  • Künye: Cemal Taş – “Hey Allah’ın Zalımları”: Dersim 1938 Anlatıları, İletişim Yayınları, tarih, 310 sayfa, 2024

Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi (2024)

532 yılında, Bizans İmparatoru Iustinianus, Nika İsyanı’nın patlak verdiğinde büyük bir tehditle karşı karşıya kaldı.

Hipodrom’da toplanan isyancılar, imparatorluk sarayına saldırdılar ve Constantinopolis’in büyük bir kısmı alevlere teslim oldu.

Iustinianus, ünlü general Belisarius’un liderliğinde isyanı bastırdı.

İsyanın ardından, Iustinianus şehri yeniden inşa etmek için büyük bir fırsat yakaladı ve Hagia Sophia’nın muazzam inşa süreci başladı.

  • Roma İmparatorluğu neden ve nasıl ikiye bölündü?
  • Bizans nasıl çöktü ve imparatorluğun mirası günümüzde nasıl yaşıyor?
  • Veba salgınları, düşman saldırıları ve iç karışıklıklar karşısında Bizans nasıl direndi?
  • Bizans sanatının ve mimarisinin benzersiz özellikleri nelerdi?
  • İmparatorluğun sınırları nasıl genişledi ve korundu?
  • Malazgirt Savaşı’nın imparatorluk üzerindeki etkileri nelerdi?
  • Bizans İmparatorları, Türk tehdidine karşı nasıl stratejiler geliştirdi?

Warren Treadgold Bizans İmparatorluğu’nun başlangıcından çöküşüne kadar olan süreçte, imparatorluğun askeri, politik, kültürel ve ekonomik yapılarını ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

Diocletianus’un imparatorluğu ikiye bölmesinden Constantinopolis’in kuruluşuna, Iustinianus’un büyük fetihlerinden ikonoklazm dönemine kadar birçok kırılma noktasını okuyucuya aktarıyor.

Treadgold’un usta kalemiyle bu kitapta Bizans’ın Batı Roma İmparatorluğu’ndan ayrıldığı tarihten, parçalarına ayrılmış imparatorluktan geriye kalan son devletin Türkler tarafından ortadan kaldırıldığı 1461 yılına kadar geçen zamana kadar bir genel tarih okuyacaksınız.

Treadgold’un akıcı üslubu ve kapsamlı araştırması imparatorluğun mirasını ve dünya tarihindeki rolünü anlamak için benzersiz bir fırsat sunuyor.

‘Kısa Bizans Tarihi’ akademisyenler ve tarih meraklıları için vazgeçilmez bir kaynak kitap olacak.

  • Künye: Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi, çeviren: Uzay Can Ardal, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2024

Jason Steinhauer – Altüst Edilen Tarih (2024)

İnternet çağıyla birlikte hız, doğrululuktan; viral olmak ise öğrenmekten daha önemli hâle geldi.

İnternet; tarihimizi, geçmişimizi ve toplumumuzu kökünden değiştirdi.

Zaman alan, uzman merkezli, içsel olarak değerli modeli kullanan akademik tarihçiler; anında tatmin edici, kullanıcı merkezli e-tarih karşısında geri plana itiliyor.

Steinhauer, bu kitapta Wikipedia’dan 
Facebook’a, TikTok’tan Instagram’a kadar sosyal medyanın kullanıcı merkezli deneyimi nasıl en üst düzeye çıkardığını tartışıyor, okurları internet ortamında iken üzerinde “tarih” etiketi bulunan bilgileri tüketirken bilinçli olmaya çağırıyor.

Bunu yaparken internet ve sosyal medyanın yükselişinden bu yana geçen yirmi yılda, tarih yazımı pratiğindeki erozyonu metodik olarak inceliyor.

Steinhauer, ‘Altüst Edilen Tarih’te teknolojinin etkilerini ve toplumları sarsma kapasitesini yakından tecrübe ettiğimiz günümüzde sosyal ağların geçmişe dair anlayışımızı nasıl değiştirdiğini daha iyi anlamak için “e-tarih” evreninin röntgenini çekiyor.

E-tarih ile hangi amaçların güdüldüğünü, görünürlük elde etmek için hangi taktiklerin kullanıldığını, internet kullanıcılarının nasıl daha iyi birer çevrimiçi tarihsel bilgi tüketicisine dönüştürülmek 
istendiğini derinlemesine analiz ediyor.

Kendisini “profesyonel tarihçi, kamu tarihçisi” ifadeleriyle tanımlayan Jason Steinhauer’ın kaleme aldığı ‘Altüst Edilen Tarih’, ilham verici ancak bir o kadar da rahatsız edici bir kitap.

  • Künye: Jason Steinhauer – Altüst Edilen Tarih: Sosyal Medya ve İnternet Tarih Anlayışımızı Nasıl Etkiledi?, çeviren: Şafak Tahmaz, The Kitap Yayınları, tarih, 208 sayfa, 2024

Nan Sloane – Durdurulamayan Kadınlar (2024)

‘Durdurulamayan Kadınlar’, 1789’da Fransız Devrimi’nin patlak vermesiyle 1832’de Büyük Reform Yasası’nın yürürlüğe girmesi arasındaki radikal, reformist ve devrimci kadınların öyküsüdür.

Bugün onların çok azı tanınıyor; bazıları kendi günlerinde bile bilinmiyordu.

Hepsi şu anda yaşadığımız dünyaya bir şeyler kattı.

Kadınların siyaseti erkeklere bırakması gerektiği konuşuldu, yazıldı, karşı çıkıldı.

Zor sorular soruldu, iktidar yapılarına meydan okundu.

Bazen konuşanlar mahkûm edildi, hatta bazıları bu uğurda öldü.

Tarih, bu aktivist kadınlara genellikle iyi davranmadı ve sıklıkla bir kenara ya da dipnotlara itildiler, göz ardı edildiler.

Bu kadınlar, bu kitapta hem kendilerinin hem de başkalarının hikâyelerinde merkezde yer alıyorlar ve bunu yaparken dönemin bilinen anlatımlarına farklı sesler getiriyorlar.

Bu kadınlar ve daha birçokları, bugün bildiğimiz siyasi fikirlerin ve özgürlüklerin geliştirilmesinde önemli rol oynadılar ve bazıları hâlâ kazanılması gereken savaşlarda yer aldı ya da hâlâ çözülmemiş sorunları gündeme getirdi.

Okumakta olduğunuz bu kitap, tam olarak onların nefes kesici hikâyeleridir.

  • Künye: Nan Sloane – Durdurulamayan Kadınlar: Radikaller, Reformcular, Devrimciler, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sander Yayınları, kadın, 320 sayfa, 2024

Kolektif – Çemberin Dışındakiler: Azınlıklar (2024)

Türkiye’de azınlıklar konusunda belli başlı klişeler vardır.

Azınlıkların Rumlar, Ermeniler, Yahudiler olduğuna inanılır; Lozan Antlaşması’nda azınlıklar konusunda mütekabiliyet olduğu iddia edilir.

Azınlıklar dendiğinde hemen arkasından, hoşgörü, tolerans, imtiyaz, gibi kavram ve ifadeler eklenir, “bayramlarda karşılıklı gidip geldiğimiz,” “ne güzel günlerdi” denir.

Oysa Lozan’dan sonra Azınlıkların, ülkeye dönüşlerine izin verilmedi, mülklerine erişemediler.

Meclis’te yeterince temsil edilemediler.

Adeta din özgürlüklerini alıp, siyasi özgürlüklerini verdiler.

Kendini laik olarak tanımlamış bir ülkede din üzerinden tanımlandılar.

Nüfus kayıtlarında numaralandırıldılar.

Okullarında “Türk Müdür Başyardımcısı” tarafından gözlendiler.

Ekonomi Türkleştirilirken işten çıkarıldılar.

Ders kitaplarında hedef gösterildiler.

İşte tam da bu yüzden azınlık Türkiye’de kirlenmiş bir kavramdır.

Hem içi yukarıdaki klişelerle doldurulup söz konusu politikalara yol açmış hem de köhneleşmiştir.

Uluslararası hukukta Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) aracılığı ile azınlık haklarının üçüncü ve hatta yeni azınlıklarla dördüncü kuşağına girilmişken, Türkiye hem “Lozan”a çakılıp kalmış hem de onu yanlış, eksik ve kötü niyetli yorumlamıştır.

Artık Dünya’da farklılık temel bir kategori olarak kabul edilmişken, bizim henüz azınlık meselesinde kalmış olmamız üzücü elbette.

Henüz bu konu çözülememiş, sindirilememişken, milyonlarca göçmen ve göçmen meselesi bir dağ gibi önümüzde durmakta.

Bu kitap, Türkiye’de azınlıkların sadece Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler’den müteşekkil olmadığını, başka grupların da var olduğunu vurguluyor.

Onların yaşadıkları ayrımcılığı gözler önüne seriyor, vatandaş olduklarını hatırlatıyor.

Kitabın yazarları, azınlıkları oluşturanların hem kendi kimlik gruplarına ait olan kişiler hem de özgür, eşit birey ve vatandaş olduklarının altını çiziyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Baskın Oran, Samim Akgönül, Kerem Görkem Arslan, Ohannes Kılıçdağı, F. Işıl Demirci, Emre Can Dağlıoğlu, Rinaldo Marmara, Elçin Macar, Özgür Kaymak, Naim Atabağsoy.

  • Künye: Kolektif – Çemberin Dışındakiler: Azınlıklar, derleyen: Elçin Macar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 230 sayfa, 2024

John Pentland Mahaffy, Arthur Gilman – Büyük İskender İmparatorluğu (2024)

Büyük İskender tarihin en efsanevi şahsiyetlerinden biri; askerî seferleri bilinen dünyanın sınırlarını genişletti ve liderliği, taktik becerileri bugün halen inceleniyor.

Bu kitap İskender’in çocukluğundan ve eğitiminden iktidara yükselişine, fetihlerine ve nihayetinde ölümüne kadar hayatına ve başarılarına hızlı ama kapsamlı bir bakış sunarken bir yandan da ölümünden sonra generallerinin imparatorluğu paylaşmalarını ve ortaya çıkan bu yeni krallıkların Roma tarafından ele geçirilene kadar yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Tüm dünya, İskender’in ortaya çıkmasının bir kırılma noktası oluşturduğuna, tarihte bir evrenin sona erdiğine ve yeni bir dönemin başladığına inanmakta. Kimse İskender’den ve onun fetihlerinden daha öncesine gidip tarihe göz atmaya, eski krallıkları yeniden canlandırmaya kalkışmıyor. Fetihleri son derece yasal kabul ediliyor, sanki tüm dünya onun kendi malıymış ve vasiyetinde yer alması doğalmış gibi düşünülüyor. Bu yüzden artık onun üzerinde durmaya ve attığı temelleri, dünyanın gelişimi için ne gibi katkılarda bulunduğunu incelemeye başlayabiliriz.”

  • Künye: John Pentland Mahaffy, Arthur Gilman – Büyük İskender İmparatorluğu: Helenizmin Tarihi, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2024

Charlotte Beradt – Rüyaların Üçüncü Reich’ı (2024)

Totaliter, faşist rejimler takipçileri olmadan ayakta kalamaz.

Charlotte Beradt’ın kitabı, insanların nasıl birer yandaşa dönüştüğünü ortaya koyuyor, nasıl eğilip büküldüklerini, içsel dirençlerinin nasıl kırıldığını gözler önüne seriyor.

Bu yönüyle ‘Rüyaların Üçüncü Reich’ı aynı zamanda mutlak tahakkümün teorisi olarak okunabilir.

Beradt, bu olağanüstü vurucu kitabında, terzisinden, komşusundan, teyzesinden, sütçüsünden, arkadaşlarından dinlediği, Nazi döneminde gördükleri rüyaları aktarıyor ve içgörüyle yorumluyor.

Rüyalardaki keskin imgeler üzerinden, bu baskıcı totaliter rejimin insanları nasıl bir ruhsal yabancılaşmaya, köksüzleşmeye, izolasyona, kimliksizleşmeye ittiğini gösteriyor.

Edebi bir tatla, ürpertili hikâyeler gibi de okunabilecek bu metinler, faşizmin bilinçdışındaki aynası gibidir.

Alabildiğine politik bir “rüya tabiri” kitabı…

Yayımlandığı 1962’den beri faşizm incelemeleri literatüründe saygın bir yer edinen ‘Rüyaların Üçüncü Reich’ı, bugün her zamankinden daha güncel sayılıyor.

  • Künye: Charlotte Beradt – Rüyaların Üçüncü Reich’ı, çeviren: Aslı Önal, İletişim Yayınları, siyaset, 148 sayfa, 2024