Mustafa Sönmez – Paran Kadar Sağlık (2011)

  • PARAN KADAR SAĞLIK, Mustafa Sönmez, Yordam Kitap, siyaset, 157 sayfa

 Temel bir insan hakkı olan sağlığın, kâr amacı güden bir alan olarak tasarlanmaya çalışılması sadece Türkiye’de değil, dünya çapında yaşanan önemli bir sorun. İktisatçı Mustafa Sönmez ‘Paran Kadar Sağlık’ta, sağlığın bir meta haline getirilmesi anlamına gelen “kapitalist tıp modeli”ni kapsamlı bir bakışla irdeliyor. Sönmez ilk olarak, dünyada sağlık hakkının metalaşmasını, neoliberal sağlık politikalarında Dünya Bankası-IMF etkisini ele alıyor. Yazar devamında ise, Türkiye’de sağlık hakkı ve sağlık harcamalarını; sağlıkta özel sermaye birikiminin boyutlarını ve sağlıkta uygulanan “dönüşümler”in haklarını budadığı çalışanları anlatıyor.

Sevim Dabağ – Gezindim Boş Odalarda (2011)

  • GEZİNDİM BOŞ ODALARDA, Sevim Dabağ, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 129 sayfa

 

‘Gezindim Boş Odalarda’, gazeteci Sevim Dabağ’ın, Türkiye edebiyatının önde gelen şairlerinin eşleriyle yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Şair eşleri burada, kendi tanıklıklarıyla eşlerini, onlarla geçirdikleri hayatlarını anlatmalarının yanı sıra, yaşadıkları dönemin kültürel, sanatsal ve tarihsel atmosferine dair ayrıntıları da okurla paylaşıyor. Kitabı önemli kılan hususların başında da, Türkiye edebiyatını etkilemiş şairlerin hayatlarına dair belki de son tanıklıkları barındırıyor olması. Kitaba konuk olan şair eşleri şöyle: Münire Aksal (Sabahattin Kudret Aksal), Jale Birsel (Salâh Birsel), Mefharet Cansever (Edip Cansever), Münire Dıranas (Ahmet Muhip Dıranas), Biket İlhan (Attila İlhan), Huriye Necatigil (Behçet Necatigil), Vildan Saraç (Tahsin Saraç), Zühal Tekkanat (Cemal Süreya) ve Güler Yücel (Can Yücel).

Metin Özata – Sağlıklı Vücudun Görünmez İşçileri Hormonlar (2011)

  • SAĞLIKLI VÜCUDUN GÖRÜNMEZ İŞÇİLERİ HORMONLAR, Metin Özata, Hayy Kitap, sağlık, 104 sayfa

 

Metin Özata ‘Sağlıklı Vücudun Görünmmez İşçileri’nde, hormonların salgılandığı hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, böbreküstü bezi, testis ve yumurtalık bezleri ve bunlarla ilişkili hastalıkları ele alıyor. Hormonlar, Özata’nın da belirttiği gibi, hayati öneme haiz. Onlar çalışmadan adım atmamız mümkün değil. Gelişme, metabolizma, büyüme, üreme, seks, duygu durumu, âdet görme, iştah, sindirim ve vücut ısısı gibi yaşamsal faaliyetlerimiz hep onlara bağlı. Ayrıca şeker hastalığı, boy kısalığı, kilo alma, tansiyon yüksekliği, tüylenme, kemik erimesi, âdet bozukluğu, böbrek taşı, ereksiyon problemi, depresyon, sinirlilik, kansızlık, yorgunluk ve halsizliğin temelinde de hormon dengesizliği yatıyor. Hormonlar ile hormon hastalıklarını anlatan Özata, vücudun görünmez işçilerinin büyük emeğini ortaya koyuyor.

Sándor Márai – Buda’da Bir Boşanma (2011)

  • BUDA’DA BİR BOŞANMA, Sándor Márai, çeviren: Tarık Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 164 sayfa

 

Macaristanlı yazar Sándor Márai ‘Buda’da Bir Boşanma’da, Budapeşte’de, iki dünya savaşı arasında, iç içe geçmiş yaşamları ve insan ilişkilerindeki çözülmeyi anlatıyor. Boşanma davalarına bakan yargıç Kömives, yıllar önce tanıdığı doktor Greiner’in boşanma dosyasını karşısında bulur. Fakat kendisini şaşırtan, yalnızca bu değildir. Akşam işten çıkıp evine giderken, Greiner’i, sabırsızca kendisini bekler halde bulacaktır. Doktorun Kömives’e anlatacağı çok şey vardır. Öyle ki bunlar, sabaha değin sürecektir. Bu görüşme gerçekte, Kömives ve Greiner’le temsil edilen, toplumdaki iyi ve kötü eğilimlerin birbiriyle kapışmasıdır. Bir yanda çalışkan ve sorumluluk sahibi Kömives, öte yanda saplantılı ve hırslı Greiner. Márai iki karakteri aracılığıyla, zor zamanlarındaki vatanında insani değerlerin çözülüşünü anlatıyor.

Sadun Tanju – Doludizgin (2011)

  • DOLUDİZGİN, Sadun Tanju, İş Kültür Yayınları, biyografi, 311 sayfa

 

Sadun Tanju ‘Doludizgin’de, Milliyet’in kurucusu gazeteci-yazar Ali Naci Karacan’ın biyografisini kaleme getiriyor. Tasvir-i Efkâr, İkdam, Politika, İnkılâp ve Bugün gibi dönemin önemli gazetelerinde çalışmış olan Karacan, 1. Dünya Savaşı’nda von der Goltz’un tercümanlığını da üstlenmişti. Karacan ayrıca, Milli Mücadele’yi destekleyen Akşam gazetesinin kurucuları arasında da yer almıştı. Tanju kitabında, Babıâli’de çekirdekten yetişme bir gazeteci olan Karacan’ın gazeteciliğinin ve yazarlığının izini sürerken, Karacan’ın kafasındaki en büyük projelerden biri olan Milliyet gazetesini çıkarma sürecini de ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Ali Akyıldız – Sürgün Sefir Sadullah Paşa (2011)

  • SÜRGÜN SEFİR SADULLAH PAŞA, Ali Akyıldız, İş Kültür Yayınları, biyografi, 488 sayfa

 

Ali Akyıldız ‘Sürgün Sefir Sadullah Paşa’da, büyükelçi olarak uzun yıllar görev yapmış ve bir Tanzimat aydını olan Sadullah Bey’in kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Berlin ve Viyana Büyükelçisi olarak görev yapmış Sadullah Paşa, Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Kongresi’nin müzakerelerine de katılmıştı. Sadullah Paşa’nın ailesi, eğitimi ve kariyerini inceleyerek çalışmasına başlayan Akyıldız, ardından, Paşa’nın devlet adına kabul ettiği görevleri ve beklenmedik intiharının arkasındaki nedenleri ele alıyor. Akyıldız ayrıca, Sadullah Bey’in eserlerini ve görüşlerini irdeliyor ve böylece onun bir Tanzimat aydını olarak portresini çiziyor.

Jan Pryor ve Bryan Rodgers – Değişen Ailelerde Çocuk (2011)

  • DEĞİŞEN AİLELERDE ÇOCUK, Jan Pryor ve Bryan Rodgers, çeviren: İbrahim Enis Köksaldı, Doruk Yayınları, çocuk, 444 sayfa

 

Bugün daha fazla çocuk, ailevi dünyasındaki değişimlerle yüz yüze geliyor. Ebeveynlerin ayrılığı, tek başına ebeveynlik, çocukların yaşamlarına üvey ebeveynlerin girişi ve üvey kardeşlerin varlığı, artık çocuklar için pek istisnai deneyimler değil. İki yazarlı ‘Değişen Ailelerle Çocuk’, bu değişimlerin çocukların gelişim ve adaptasyonları açısından ne anlama geldiğini araştırıyor. Çocukların aile değişimlerine verdiği farklı tepkileri, İngiltere, Kuzey Amerika, Avusturalya ve Yeni Zelanda kapsamında inceleyen kitabı nitelikli kılan hususlardan biri de, konuya dair söz konusu ülkelerde yapılmış çalışmalardan olabildiğince yararlanması.

Hüseyin Köse (ed.) – Medya Mahrem (2011)

  • MEDYA MAHREM, editör: Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları, medya, 405 sayfa

 

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ‘Medya Mahrem’, medyada mahremiyet olgusunu detaylı bir gözle irdeliyor. Son dönemde, özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesinin bir sonucu olarak, yaşamın her alanında mahremiyetin geri dönüşsüz biçimde parçalandı. İşte bu çalışma, mahremiyet ilhali kurbanlarını kapsamlı bir şekilde saptarken, teknolojinin pek göze gelmeyen ve tartışılmayan zararları konusunda okurunu uyarıyor. Postmodernizm, ideoloji ve mahrem konularının din ve kamusal siyasetle ilişkisi; talk showlarda mahremiyet ve Deniz Baykal örneğinde mahremiyetin ihlali, bu nitelikli kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Kemal Bakır – Demokratik Eğitim (2011)

  • DEMOKRATİK EĞİTİM, Kemal Bakır, Pegem Akademi Yayıncılık, eğitim, 92 sayfa

 

Eğitim felsefesi ve epistemoloji konularında çalışmaları bulunan Kemal Bakır ‘Demokratik Eğitim’de, Amerikalı filozof ve pedagog John Dewey’in eğitim felsefesini irdeliyor. Demokratik eğitim düşüncesi, John Dewey’in eğitim felsefesinin ana temasını oluşturur. Düşünür bununla, sosyal düzene uygun, bireyin ve toplumsallığın gözetildiği bir eğitim modeli geliştirmeyi amaçlamıştı. Dewey’i ilginç kılan bir yön de, zamanında davet üzerine Türkiye’ye gelerek incelemelerde bulunmuş olması. İşte Bakır’ın çalışması, Dewey ve onun eğitim anlayışının felsefi nosyonu hakkında fikir vermesiyle, Türkiye’deki eğitim çalışmalarına katkıda bulunuyor.

Gananath Obeyesekere – Kültürün İşleyişi (2011)

  • KÜLTÜRÜN İŞLEYİŞİ, Gananath Obeyesekere, çeviren: Jale Ergelen, Doruk Yayınları, antropoloji, 429 sayfa

 

Princeton Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olan Gananath Obeyesekere, Sri Lanka ve Hindistan’da saha çalışmaları yapmış ve bulgularını psikanaliz, antropoloji ve kişisel simgesellik bağlamlarında derlemiş isimlerden. Obeyesekere’nin bu çalışmalarının iyi bir örneği olan ve antropolojik birikimiyle göz dolduran ‘Kültürün İşleyişi’nde, psikanaliz ve antropolojide sembolik dönüşümü irdeleniyor. Obeyesekere burada, kültürle bireylerin güdüleri arasındaki bağlantıları yakalamaya çalışıyor ve Sri Lanka yaşamından kesitleri, Freud’un teorileri ile Wittgenstein ve Ricoeur gibi belli başlı felsefecilerin görüşlerinden hareketle inceliyor.