Songül Sallan Gül – Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri (2012)

 

  • TÜRKİYE’DE KADIN SIĞINMAEVLERİ, Songül Sallan Gül, Bağlam Yayınları, kadın, 278 sayfa

Songül Sallan Gül ‘Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri’nde, somut veriler eşliğinde ülkedeki kadına yönelik şiddeti irdeliyor ve sığınmaevlerinin buna ne gibi çözümler getireceğini tartışmaya açıyor. İki yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitap, İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere on ilde, SHÇEK, belediye ve kadın kuruluşlarına ait yirmi dört sığınma evinde yaşayan kadınlarla yapılan görüşmelere dayanıyor. Söz konusu illerdeki sığınmaevi ve şiddetle mücadele eden kurumların yöneticileriyle de görüşen Gül, farklı ülkelerin deneyimlerinden de hareketle, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyuyor.

Søren Kierkegaard – Meseller (2012)

 

  • MESELLER, Soren Kierkegaard, çeviren: Osman Çakmakçı, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 143 sayfa

Ünlü düşünür Soren Kierkegaard, felsefi yazılarında meselleri, hikâyeleri ve metaforları yoğun bir şekilde kullanmasıyla bilinir. İşte Osman Çakmakçı’nın derleyip çevirdiği bu kitap, Kierkegaard’ın anlattığı meselleri bir araya getiriyor. ‘Ahmak İşçi’, ‘Cücenin Sekiz Fersahlık Çizmeleri’, ‘Dolandırıcı ile Dul Kadının İki Kuruşu’, ‘Ebedi Öğrenci’, ‘Geri Geri Yürüyen Adam’, ‘Gotham’ın Bilge Adamları’, ‘Kadının Yaradılışı’ ve ‘Kral ile Bakire’, burada yer alan mesellerden birkaçı. Kitapta bir araya getirilen mesellerin, Batı mesel yazma geleneğinin en önemli örneklerinden olmalarıyla dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

John R. Bradley – Peçenin Arka Yüzü (2012)

 

  • PEÇENİN ARKA YÜZÜ, John R. Bradley, çeviren: Nur Yener, Yurt Kitap, inceleme, 287 sayfa

John R. Bradley ‘Peçenin Arka Yüzü’nde, Ortadoğu’daki fuhuş sektörünü, bölgenin yaşadığı dönüşümler üzerinden anlamaya çalışıyor. Bradley, Ortadoğu’da 1979 olaylarının ve özellikle İran devrimi ile Mekke kuşatmasının, bölge büyük bir hareketlilik içindeyken nasıl bir İslami köktendincilik dalgasına yol açtığını anlatarak kitabına başlıyor. Yazar devamında da, bu baskıların yanı başında varlık bulan İslami feminizm, geçici evlilikler,  çocuk gelinler, Basra Körfezi’ndeki küçük Bahreyn adasının seks endüstrisi ve Ortadoğu’daki genelevler gibi, bölgeye dair pek bilinmeyen veya görmezden gelinen tabu konuları anlatıyor.

Ahmet Alpay Dikmen – Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan (2012)

  • MAKİNE, İŞ, KAPİTALİZM VE İNSAN, Ahmet Alpay Dikmen, Tan Kitabevi, siyaset, 300 sayfa

Ahmet Alpay Dikmen, yönetim psikolojisi ve yönetim sosyolojisi disiplinlerinden yararlanarak kaleme aldığı ‘Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan’da, iş, yabancılaşma, meta fetişizmi, tüketim çılgınlığı, kontrol ve iktidar gibi kavramları inceliyor. İncelemesinin merkezine “iş” ve “iş ortamı”nı yerleştiren Dikmen, modern anlamda iş ve iş örgütlenmesinin, özellikle kapitalizm sürecinde nasıl toplumsal bir olgu haline geldiğini ve toplumsal hiyerarşiyi nasıl yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Çalışma, modern dönemle birlikte karmaşıklaşan iktidarın açık ve gizli biçimlerini tartışmaya açmasıyla da dikkat çekiyor.

Roger Woolhouse – John Locke (2012)

 

  • JOHN LOCKE, Roger Woolhouse, çeviren: Akın Terzi, İş Kültür Yayınları, biyografi, 590 sayfa

Roger Woolhouse elimizdeki kitabında, 1632-1704 yılları arasında yaşamış, klasik liberalizmin ve temsili demokrasinin kurucularından John Locke’un kapsamlı bir biyografisini kaleme getiriyor. Kitapta, Locke’un çocukluk, eğitim ve yetişkinlik dönemlerine dair ayrıntılar kadar, düşünürün kişiliği, siyasî ve felsefi düşüncelerindeki belli başlı duraklar, aldığı tıp eğitimi ve uzun zaman sürdürdüğü siyaset adamlığı gibi konular da yer alıyor. Woolhouse’un, çok sayıda arşiv malzemesi, Locke’un yazdığı mektuplar ile onun kişisel notlarından yararlanarak hazırladığı kitabı, Cambridge’in meşhur biyografi dizisinden çıkmıştı.

R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2012)

  • BÖLÜNMÜŞ BENLİK, R. D. Laing, çeviren: Ergün Akça, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 212 sayfa

Anti-psikiyatri akımının öncüsü R. D. Laing ‘Bölünmüş Benlik’te, aile ile otoriter, damgalayıcı ve fazlasıyla tıbbî psikiyatrinin dayattığı ve yeniden ürettiği “insan trajedisi”ne varoluşsal/fenomenolojik bir çerçeveden bakıyor. Sağduyu sahibi olmak ile deliliğin göreceli kavramlar olduğunu savunan yazar, uygunluk, itaat, rekabet ve normal olmanın kural olduğu bir ortamda, bireyin özgür seçimlerini uygulayacak bir alan bulamadığını belirtiyor. Sartre, Heidegger ve Kierkegaard gibi isimlerin düşüncelerinden de yararlanan Laing, varoluşsal krizdeki insanın “sahte-benliğinden” nasıl kurtulabileceğini araştırıyor.

Natsume Soseki – Gönül (2012)

Japon edebiyatının öncü kalemlerinden Natsume Soseki’nin ‘Gönül’ (Kokoru) romanı, 1914’te yayımlanmıştı.

Roman, üniversite öğrencisi anlatıcısının “Hocam” (Sensei) diye hitap ettiği bir karakterin, aşk ve dostluğa dair ilginç deneyimlerinden oluşuyor.

İçine kapanık biri olan “Hoca”nın, karısı dışında iletişimde bulunduğu tek kişi, daha sonra aralarında büyük bir dostluğun başlayacağı anlatıcıdır.

“Hoca”, bir anlamda günah çıkaracağı anlatıcıya, gençliğinde yaşadığı bir aşkı, aynı kıza aşık oldukları çocukluk arkadaşı K.’yla aralarındaki çekişmeyi ve K.’nın trajik sonu nedeniyle yaşadığı vicdan azabını anlatacaktır.

  • Künye: Natsume Soseki – Gönül, çeviren: Bilal Ünal, Paraf Yayınları, roman, 382 sayfa

Ali Karadaş (haz.) – Direnişi Nasıl Dokuduk (2012)

 

  • DİRENİŞİ NASIL DOKUDUK, hazırlayan: Ali Karadaş, Evrensel Yayınları, siyaset, 304 sayfa

Ali Karadaş’ın hazırladığı ‘Direnişi Nasıl Dokuduk’, Ünaldı’daki dokuma işçilerinin yıllardır devam eden kötü çalışma şartlarına karşı, 1996’da örgütlediği direnişin hikâyesini anlatıyor. Direnişe önderlik eden ve katılan dokuma işçilerinin anlatımlarıyla oluşturulan kitap, eyleme karar verilme aşamasından direnişin sürdüğü süre boyunca yaşananlara ve patron temsilcileri ile işçi temsilcilerinin oturup işçilerin taleplerini güvence altına alan bir sözleşme imzalamalarına
uzanan süreci belgesel bir tarzda ortaya koyuyor. Kitapta ayrıca, direnişle ilgili kaleme alınmış yazılar ile bir “direniş albümü” de yer alıyor.

Michel Troper – Hukuk Felsefesi (2012)

 

  • HUKUK FELSEFESİ, Michel Troper, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, hukuk, 127 sayfa

Uzmanları daha iyi bilir, “hukuk felsefesi” deyiminin kullanımı 19. yüzyıl başından itibaren, özellikle de Hegel’in ‘Hukuk Felsefesi’nin İlkeleri’nin (1821) ardından yaygınlaştı. İşte Michel Troper da bu kitabında, hukuk felsefesine dair rehber bir çalışma ortaya koymuş. Yazar, konuyu, genel hukuk teorisi, filozofların hukuk felsefesi ile hukukçuların hukuk felsefesi ve doğal hukuk ile hukuksal pozitivizm gibi kavramlar üzerinden irdeliyor. Kitapta ayrıca, bir bilim alanı olarak hukuk, hukukun yapısı ve hukukta akıl yürütme gibi, bu alanda eğitim alanlar kadar akademisyenlere de hitap edecek konular yer alıyor.

Eric R. Dursteler – İstanbul’da Venedikliler (2012)

 

  • İSTANBUL’DA VENEDİKLİLER, Eric R. Dursteler, çeviren: Taciser Ulaş Belge, İş Kültür Yayınları, tarih, 377 sayfa

Eric R. Dursteler ‘İstanbul’da Venedikliler’de, Osmanlı-Venedik ilişkilerini millet, kimlik ve bir arada varoluş bağlamında, Yakınçağ başlarından Yeniçağ başlarına uzanarak anlatıyor. Dursteler’in kitabını özgün kılan hususlardan biri, iki toplumu “medeniyetler çatışması” gibi ötekileştiren, ayıran bir perspektiften ziyade “bir arada varoluş” gibi yapıcı bir terimle ele alması. İstanbul’daki Venedik milletinin yapısını anlatarak çalışmasına başlayan Dursteler, ardından, Venedikliler ile Osmanlılar, yani Müslümanlar ile Hıristiyanların bir arada varlık gösterdiği bir dönemin kendine has atmosferini ortaya koyuyor.