Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği (2021)

İran’da Kürt milliyetçiliği çok kendine has dinamikler barındırır.

Abbas Vali de bu çalışmasında, 1947-1979 arası dönemi merkeze alarak Kürt milliyetçiliğinin İran’da nasıl bir tarihsel özgüllük sergilediğini ortaya koyuyor.

Kitap, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin düşüşünden başlayıp İran devrimiyle sonuçlanan bu otuz yıllık dönemde sürgündeki Kürt milliyetçiliğini, bu milliyetçiliğin siyasi ve ideolojik formasyonunu, örgütsel yapısını ve liderliğini sistematik bir yaklaşımla incelemesiyle dikkat çekiyor.

Vali, bir yandan sürgünde milliyetçilik olgusunun tarihsel özelliklerine ve Kürdistan’da devrim koşullarında siyasal güçlerin ve ilişkilerin nasıl biçimlendiğine bakarken, bir yandan da devrim sonrası dönemde Kürt milliyetçiliğinin gelişimini belirleyen siyasal süreç ve pratiklere ışık tutuyor.

1946’da İran’ın Mahabad kentinde kurulan kısa ömürlü Kürdistan Cumhuriyeti’nin demokratik bir siyasi kültürün ve Kürt ulusal kimliğinin gelişmesinde bir kilometre taşı oluşturduğunun altını çizen yazar, maruz kalınan askeri şiddet ve baskı pratiklerinin Kürtlerin direniş kapsamındaki söylem ve eylemleri üzerinde belirleyici bir etki yarattığını vurguluyor.

Kitap, İran’daki Kürt milliyetçiliği konusunda bir ilk ve temel kaynak olma özelliği taşıyor.

  • Künye: Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği: İran’da Kürt Milliyetçiliğinin Unutulan Yılları, çeviren: Zeri İnanç, Dipnot Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021

Marcus Llanque – Siyasi Düşünceler Tarihi (2021)

Siyasi düşünceler tarihi üzerine iyi bir giriş kitabı arayanlara bu çalışmayı muhakkak öneriyoruz.

Marcus Llanque, siyasi düşünceler ve ideolojileri ortaya çıktıkları tarihsel ve sosyolojik döneme yerleştirerek açıklıyor.

Siyasi düşüncelerin tarih boyunca insanlığa ve toplumsal süreçlere muazzam etkileri oldu.

Platon, Aristoteles, Thomas Aquinas, Machiavelli, Hobbes, Montesquieu, Kant ve Marx gibi önemli düşünürler, dünya klasikleri arasına girmenin ötesine geçip tarihin seyrini de değiştirdiler.

Bu büyük filozların eserlerine ve görüşlerine yönelen okurlar, sadece tarihi daha iyi anlamakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi ufuklarını da genişletiyor ve hem geçmişin hem de günümüzün toplumlarını çok daha iyi yorumlayabiliyorlar.

İşte Llanque’nin bu çalışması da, siyasi düşünceler üzerine iyi bir kılavuz.

Kitap, belli çağlarda ve dönemlerdeki temel akımları ve gidişatı açıklamada özellikle başarılı olan fikirlere odaklanarak insanlığın siyasi macerasının özetini sunuyor.

  • Künye: Marcus Llanque – Siyasi Düşünceler Tarihi: İlk Çağ’dan Günümüze, çeviren: Edip Sönmez, Runik Kitap, siyaset, 136 sayfa, 2021

Albert Memmi – Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi (2021)

Sömürgecinin ve sömürgeleştirilenin fizyonomisi, davranışı ve onları birbirine bağlayan dram üzerine eşsiz bir çalışma.

Albert Memmi, Fanon’la birlikte 20. yüzyılın en önemli sömürgecilik eleştirisini sunan isimlerden biri.

Memmi, ilk baskısı 1961’de yapılan ‘Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi’nde, sömürgecilikten tek çıkış yolunun sömürgeleştirilenlerin bağımsızlığını savunmak olduğunu vurguluyor.

Kitabın ilk bölümleri 1956 yılında, yani Cezayir savaşından önce yayımlanmıştı ve o dönem, Memmi’nin fikirlerine temkinli yaklaşılmıştı.

Oysa daha sonra Cezayir’de, Kara Afrika’da ve başka yerlerde tanık olunan bağımsızlık hareketleri, yazarın tarif ettiği ve öngördüğü birçok şeyi haklı çıkarmıştı.

Sömürgeciliğin hem sömürgeciyi hem de sömürgeleştirileni nasıl dönüştürdüğünü ele alan bir klasik olan kitap, sömürgeciliğin karmaşık doğasını ve yarattığı toplumu tasvir ediyor.

Sömürgeciliğin tahribatının sağlam bir haritasını sunan kitap, Jean-Paul Sartre’ın önsözüyle zenginleşmiş.

  • Künye: Albert Memmi – Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi, çeviren: Şen Süer, Telemak Kitap, siyaset, 176 sayfa, 2021

James Ball – Sistem (2021)

İnternetin özgür, karmaşık, tehlikeli ve rahatsız edici tüm yönleri üzerine harika bir çalışma.

Pulitzer ödüllü gazeteci-yazar James Ball, eleştirel bir bakışla, bir zamanlar demokrasinin yenilikçi bir uzantısı olarak coşkuyla karşılanan internetin insanları güçlendirdiği kadar onları aynı zamanda zayıflattığını da ortaya koyuyor.

İnternet denen bu karmaşık ağın sahiplerinin, finansörlerinin ve denetleyicilerinin kimler olduğunu derinlemesine araştıran Ball, bu devasa sistemin nasıl geliştiğini, ekonomi ve politikayı kullanarak toplumu nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

Ball, bilgisayar bilimcilerden kablolu yayıncılara, milyarder yatırımcılardan reklamcılara, aktivistlerden istihbarat kurumlarına kadar pek çok kişiyle röportaj yaparak internetin keşfedildiği ilk günden günümüze kadarki dönüşümünün kısa tarihini yazıyor.

Facebook, Google, Amazon, Apple gibi şirketlerin iç işleyişini çözümleyerek buzdağının görünmeyen yüzüne dikkat çekiyor.

Silikon Vadisi’nin karizmatik CEO’ları Mark Zuckerberg, Jeff Bezos, Larry Page gibi isimleri masaya yatırarak internetin özgür, karmaşık, tehlikeli ve rahatsız edici tüm yönlerini ortaya koyuyor.

  • Künye: James Ball – Sistem, çeviren: Yasin Konyalı, Timaş Yayınları, inceleme, 252 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı (2021)

Özellikle son yıllarda gericilerin bitmek bilmez saldırılarıyla karşı karşıya kalmış “evrimi” bilimsel ve felsefi düzlemde açıklayan sıkı bir eser.

Hoimar von Ditfurth, ‘Başlangıçta Hidrojen Vardı’da, big-bang’in ardından gezegende başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Modern doğa bilimleri alanında çok sayıda bilim dalının verilerini bir araya getirerek doğa tarihinin büyüleyici bir panoramasını çizen Ditfurth, toplamda üç kitaptan oluşan bu çalışmasında, “yaratılış” mitoslarının ardından, son yıllarda özellikle ABD’nin başını çektiği “Akıllı Tasarım”cı tezlerin hedefi halindeki “evrimi”, hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tartışmaya açıyor.

Sistem teorisi, “sosyal sistemleri” de kapsadığı için, evrim ile sosyal sistem karşılaştırmaları çok yönlü bir ilgiyi hak ediyor.

İşte Ditfurth’un çalışması da bilhassa, evrim süreçleriyle birlikte, özellikle günümüzde çok konuşulan “sistem teorisi”nin sağlam bir modelini sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, ayrıntılı bilimsel zorlamalara girmeden, fakat aynı zamanda düşünce alışkanlıklarımıza da meydan okuyan kitabında, big-bang’den başlayarak büyük patlamanın ardından evrenin bir köşesinde ortaya çıkan bir gezegenin ve onun üzerinde başlayan hayatın öyküsünü anlatıyor.

Oksijenin zehirli gaz olarak başlangıçta canlıları yok olmanın eşiğine getirmesi, karaya çıkan hayatın “sıcakkanlılığı” keşfedişi ve bilinç ile kültürün ortaya çıkışı, burada aydınlatılan çarpıcı konulardan birkaçı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Başlangıçta Hidrojen Vardı, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 418 sayfa, 2021

Epiktetos – İnsan Nasıl Özgür Olur? (2021)

 

Zihinsel özgürlüğe nasıl ulaşabiliriz?

Stoacı felsefenin önemli temsilcilerinden Epiktetos yüzyıllar öncesinden bize seslenerek hırsın, açgözlülüğün özgürlüğümüzün önündeki en büyük engel olduğunu anlatıyor ve onları nasıl alt edebileceğimizi açıklıyor.

Özgün adı ‘Enchiridion’ olan kitabında Epiktetos, Stoacı felsefeye uygun olarak bize tevekkül etmenin erdemlerini anlatıyor.

Epiktetos’a göre erdemli insan, aşırı istek ve ihtiraslardan kurtulmuş olan insandır.

İnsanı mutsuz kılan şeyler, dünya malına aşırı tamah ve bunları elden kaçırmaktan dolayı yaşanan kızgınlık ve korkulardır.

İşte bu olumsuz hislerden ancak kabullenerek, razı olarak, yakınmayarak, gerçek anlamda tevekkülle kurtulabiliriz.

  • Künye: Epiktetos – İnsan Nasıl Özgür Olur?, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2021

Antonio Gramsci – Hapishane Öncesi Yazılar (2021)

Antonio Gramsci’nin 1929-1935 arasında yazdığı ‘Hapishane Defterleri’ ünlüdür.

Oysa kendisinin cezaevine girmeden önce, 1914-19 arasında kaleme aldığı yazıları, en az bunlar kadar önemli metinlerdir.

İşte elimizdeki kitap, bütün bu metinleri bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.

Gramsci’nin en bilinen eseri ‘Hapishane Defterleri’ olmasına karşın 1914-19 arası dönemde Avanti ve II. Grido del Popolo’da, daha sonra 1919’da Gramsci’nin çıkarttığı L’Ordine Nuovo’daki makaleleri ve ilk dönem yazışmaları da bulunuyor.

Kitapta, bu yazıların tümü dört bölüm halinde bir araya getirilmiş.

Gramsci’nin düşüncesine daha bütünlüklü bakmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Antonio Gramsci – Hapishane Öncesi Yazılar, çeviren: İdem Erman, Kalkedon Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

Felix Müller – Kelt Sanatı (2021)

Keltler, Antik Çağ’da varlık göstermiş bir medeniyet olsa da, estetiği günümüze hitap eden bir süsleme tarzına sahipti.

Kelt sanatını en iyi tanıyan isimlerden olan Felix Müller de, yeni arkeolojik çalışmalara dayanarak Kelt sanatının kendine has yaratıcı özelliklerini aydınlatıyor.

Keltler, kültürlerini bize kendi bakış açısından aktarabilecek bir tarih yazımından ne yazık ki yoksun bir halktı.

Bundan dolayı onlarla ilgili bilgileri, kendi ilgileri ölçüsünde ele alan Romalı ve Yunan yazarlardan öğreniyoruz.

Bu halk hakkında üçüncü bir kişiye güvenmeksizin bir şeyler öğrenmek istiyorsak, daha ziyade, son 20-30 yılda Alpler’in kuzeyinde önemli ilerlemeler kaydeden arkeolojik çalışmalara başvurmamız gerekiyor.

Keltlere ait takılar, gündelik araç gereçler, sikkeler, heykeller ve silahlara baktığımızda, estetiği günümüze hitap eden süsleme tarzları ve ifade biçimleri gözümüze çarpar.

İşte, uluslararası alanda Kelt sanatını en iyi tanıyan uzmanlardan biri olarak bilinen Müller de, bin yıldan fazla bir zaman diliminde ortaya çıkan Kelt sanatına, bu sanatın kendine has yaratıcı özelliklerine ve Antik Çağ’ın en büyük halklarından biri olan Keltlerin hayatında sanatın yerine ışık tutuyor.

  • Künye: Felix Müller – Kelt Sanatı, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, sanat tarihi, 127 sayfa, 2021

Anonim – Kerem ile Aslı Hikâyesi (2021)

‘Kerem ile Aslı’ hikâyesinin en zengin içerik ve motiflerini barındıran Raif Yelkenci yazması, 1940’lı yıllardan beri kayıp sanılıyordu.

Ta ki bu hikâye üzerine doktora tezi hazırlamış Ali Duymaz, tam adı ‘Raif Yelkenci Nüshası Hikâyet-i Kerem Han’ olan bu hazine değerindeki yazmanın izine Fransa Millî Kütüphanesi’nde (Bibliothèque nationale de France) rastlayana kadar.

‘Kerem ile Aslı’ hikâyesi, bilindiği gibi Anadolu’da, Balkanlar’da, Azerbaycan’da ve Türk Cumhuriyetlerinin bazılarında çok tanınmış bir halk hikâyesidir.

Raif Yelkenci yazması ise, 19. yüzyılın tam ortasında istinsah edilmiş, öbür ‘Kerem ile Aslı’ nüshalarına nazaran zengin içerik ve motifleri, dili ve yazım özellikleri bakımından eşsiz bir eserdir.

Yazmanın özlü bir inceleme, çevriyazı metin, açıklayıcı notlar, dizin ve harita ile yayına hazırlanması bu halk klasiğinin araştırılma tarihine ülkemizden yapılmış önemli bir katkı.

Sevgili uğruna şehirler, dağlar, ırmaklar, fırtınalar aşan, büyüleri sihirleri bozan, hikâye bittiğinde muradına eremeyip ah çekerek yanan bahtsız Kerem, ardından külleriyle sevdiğinin de yanmasına sebep olur.

Her satırıyla, her dizesiyle halk kültürümüzü zenginleştiren ‘Kerem ile Aslı’ hikâyesi, şairler, yazarlar, sinemacılar, ressamlar, besteciler, gölge oyunu sanatçıları için geçmişte olduğu gibi bugün de ilham veren bir hazine olmaya devam ediyor.

  • Künye: Anonim – Kerem ile Aslı Hikâyesi (Raif Yelkenci Yazması), hazırlayan: Ali Duymaz, Yapı Kredi Yayınları, folklor, 192 sayfa, 2021