Erol Çiydem – Modernleşme Aracı Olarak Eğitim (2022)

Osmanlı modernleşmesi, Batı dışı toplumda başlatılmış bir koşudur.

Bu koşuda ilk adımlar XVIII. yüzyılın başlarında atıldı.

On dokuzuncu yüzyıl ise Osmanlı İmparatorluğu’nda sınırlı bir alanda başlatılmış olan modernleşmenin tüm toplumu içine alacak şekilde genişletildiği bir süreci ifade etmektedir.

Bu yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi, iktisadi ve askerî açıdan olduğu kadar toplumsal açıdan da ciddi kırılmaları beraberinde getirdi.

Böylesi bir kırılımı başlatan ise yeni bir dönemin kapılarını açan ve bir döneme ismini veren Tanzimat-ı Hayriyye’nin (hayırlı düzenlemeler) ilanıydı.

1839 yılında Gülhane’de Mustafa Reşid Paşa tarafından okunan Hatt-ı Hümâyûn, hedeflenen toplumsal düzen dikkate alındığında eskiden kopuşu niteler.

Bu yönüyle Tanzimat Dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nda her alanda olduğu gibi toplumsal alanda geleneksellikten modernliğe geçiş sürecidir.

Söz konusu sürecin analiz edildiği bu kitapta Tanzimat Dönemi eğitim ıslahatı ile Osmanlı toplumsal modernleşmesi arasındaki ilişki irdeleniyor.

  • Künye: Erol Çiydem – Modernleşme Aracı Olarak Eğitim: Tanzimat Döneminde Ne Değişti?, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 2022

Joseph Addison – Hayal Gücünün Zevkleri (2022)

Yüce, yeni, güzel veya bilinmez olandan neden zevk alırız?

Joseph Addison burada, bize zevk verdiği kadar acı da veren hayal gücü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Metaller, mineraller, bitkiler ve meteorların incelenmesinde aklımız için olduğu gibi düşlem için de oldukça merak uyandıran bir şey vardır.

Fakat tüm dünyayı ve civarındaki gezegenleri bir çırpıda gözden geçirdiğimizde çok sayıda dünyayı birbiri üstünde asılı hâlde görmek ve şaşırtıcı bir azamet ve ihtişamla kendi eksenleri etrafında döndüklerini izlemek bizde keyifli bir hayrete neden olur.

Bundan sonra ta Satürn’den duran yıldızlara dek uzanan ve neredeyse sonsuza doğru yol alan geniş̧ eter alanlarını seyredersek hayal gücümüz böylesine muazzam bir manzarayla kapasitesini doldurur ve onu kavramak için sınırlarını zorlar.

Yine de daha öteye gidip duran yıldızları çok sayıda engin alevden okyanuslar olarak kabul edersek, her birine farklı bir gezegen dizisinin eşlik ettiğini fark edip eterin dipsiz derinliklerinde teleskoplarımızın en güçlüsüyle bile görünmemek adına daha da dibe batan yeni semalar ve yeni ışıklar keşfetmeye devam edersek güneşler ve dünyaların bu labirentinde kaybolup gider, Doğanın uçsuz bucaksızlığı ve ihtişamıyla suskuna döneriz.

Joseph Addison 1712’de yayımlanan bu kitabında, hayal gücüne yakından bakıyor.

Yazara göre, doğru bir şekilde kullanılırsa, hayal gücü, kişinin tembel veya yasadışı yollara düşmekten kaçınması için bir araç bile olabilir.

Kitapta,

  • Genel olarak güzel olanın hayal gücüne nasıl zevk verdiği,
  • Yüce, yeni, güzel veya bilinmez olandan neden zevk aldığımız,
  • Hayal gücünü etkileyen bir unsur olarak mimari,
  • Kelimelerin hayal gücü̈ üzerindeki gücü,
  • Homeros’un yüce olanı hayal etmede, Vergilius’un güzel olanı hayal etmede ve Ovidius’un ise yeni olanı hayal etmede diğerlerini nasıl gölgede bıraktığı,
  • Tarihin hayal gücüne nasıl zevk verdiği,
  • Ve hayal gücünün zevk verdiği gibi acı da verebildiği gibi ilginç konular ele alınıyor.

Künye: Joseph Addison – Hayal Gücünün Zevkleri, çeviren: Atakan Karaduman, Ganzer Kitap, felsefe, 80 sayfa, 2022

Oded Galor – İnsanlığın Serüveni (2022)

Ülkelerin yoksulluk tuzağından kurtulup zenginleşmesini sağlayan kültürel, teknolojik ve eğitimsel güçlere kapsamlı bir bakış.

  • İnsanlar neden asgari geçim tuzağından günümüze çok yakın bir zamanda kurtulup diğer tüm canlılardan çok daha yüksek bir yaşam standardına sahip olabilen tek canlı türüdür?
  • İnsanlığın ilerlemesi neden dünya çapında böylesi adaletsiz bir şekilde gerçekleşti?
  • Geçmişte elverişli coğrafi özelliklerden yararlanan ve zengin çeşitliliğe sahip olan kimi topluluklar nasıl oldu da refaha giden yolda ilerlerken dezavantajlı konuma düştüler?
  • Uluslar arasında bugün var olan büyük eşitsizlikler neden ortaya çıktı?
  • Hepimizi zengin ve başarılı kılacak bir yol var mı?

İnsanlığın ortaya çıkışından günümüze dek uzanan büyüleyici bir serüveni anlatan ekonomist ve düşünür Oded Galor insanlığın iki büyük gizemi olan zenginlik ve eşitsizliğe ilgi çekici bir çözüm sunuyor.

Galor’un muazzam ve şaşırtıcı bağlantılarla dolu bu sürükleyici anlatımı teknoloji, nüfus büyüklüğü ve adaptasyonun sadece iki yüz yıl önce insanın hikâyesinde nasıl çarpıcı bir hâl değişimine yol açtığını gösteriyor.

Galor aynı serüven boyunca zamanda geriye doğru giderek bizi eşitsizliğin nihai nedenlerine dair bir açıklamaya da götürüyor.

Kolonicilik, siyasal kurumlar, toplumsal yapı, kültür gibi etki katmanlarını birer birer açığa çıkarıyor.

Dünyanın dört bir yanında ekonomik, sistemik ve ekolojik krizle yüz yüze olduğumuz bu günlerde hem umut verici hem de derinlikli dersler içeren ve önemli hakikatleri sunan ‘İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi’, geçmişten hareketle ileriye dönük kalıcı bir reçete sunuyor.

  • Künye: Oded Galor – İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 288 sayfa, 2022

Pierre Nora – Hafıza Mekânları (2022)

  • Bir ulusun hafızası hangi öğelerden oluşur?
  • Alışılmış ve tekrar edilegelen yıldönümleri, bayram ve kutlamalar, şenlikler, anma törenleri ve övgü sözleri bir halkın hafızasında hangi büyük boşlukları doldurur?
  • Hafızanın somutlaştığı yapılar, kentin mimarisi, anıt ve müzeler, arşiv ve mezarlıklar, tarihsel anlamı olan ve sonsuzluğu çağrıştıran her türden mekân, hafıza içinde ne tür bir sürekliliğe kavuşur?
  • Bir ülkenin ortak mirası, mitleri, sembolleri ve dili nasıl çözümlenmelidir?

Pierre Nora, Fransa örneğinden hareketle bir ulusun geçmişten günümüze çatışmalarını ve sürekliliğini inceliyor.

“Hafıza mekânları” kavramı aracılığıyla “tarih”in geçmişten farklı olarak bugün hangi koşullarda yeniden üretildiğini büyük bir ustalıkla ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ulus, aynı zamanda hem kendi içindedir hem de dışında: Manevidir ama zaman içindedir, tarihseldir ama coğrafya içindedir, ideolojiktir ama tenseldir, belirsizdir ama sınırları vardır, evrenseldir ama tekillik içindedir, ebedidir ama kronoloji içindedir.”

  • Künye: Pierre Nora – Hafıza Mekânları, çeviren: Mehmet Emin Özcan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 334 sayfa, 2022

David Vincent – Mahremiyetin Kısa Tarihi (2022)

‘Mahremiyetin Kısa Tarihi’, Ortaçağın sonlarından başlayıp Snowden’in ifşaatıyla ortaya saçılan şeylere uzanan enfes bir mahremiyet tarihi.

İnsanın yalnız kalma hakkı nerede başlar, nerede biter?

Karşı komşunun yatak odasına bakan penceresinden kaçıyoruz.

Peki ya yoldan geçen yabancının kamera kadrajından kaçabilir miyiz?

Büyük caddelerden sokaklara, evin avlusundan çalışma odasına görülme veya görülmeme seçme şansımız var mı?

1300’lü yıllardan beri insanların birbiriyle ve devletle ilişkisinde mahrem sınırları sürekli aşınmış ve yeniden örülmüştür.

David Vincent bu eserinde, geçmişten günümüze gözetlenme tedirginliği ile kendini ifşa etme arzusunun iki yakasında insanların değişen mahremiyet algılarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: David Vincent – Mahremiyetin Kısa Tarihi, çeviren: Orhan Düz, Fol Kitap, tarih, 248 sayfa, 2022

Ren Xiaosi – Çin Rüyası (2022)

Çin Rüyası sözü ilk kez Kasım 2012’de Xi Jinping tarafından dillendirildi.

Amacı sadece Çin’in aldığı yolu işaret etmek değil, sömürge sürecinden geçmiş ya da yarı sömürge ülkelere de ilham vermekti.

İşgale uğrayan her halk, bir aşağılanma ile karşı karşıya kalır.

Bu algı, halkın mücadele ve özgüvenini erozyona uğratır.

1840 Afyon Savaşı’ndan sonra Çin’in de yaşadığı süreç budur.

Ancak üzerinden bu ötekileştirmeyi atan Çin, mesafe kat etmek için hangi yollardan yürüdü, nasıl mücadele etti; bahsedilen rüya budur.

Çin’in özellikle son senelerde gösterdiği çıkış, doğal olarak bazı çevreleri tedirgin etti.

Çin’in bir tehdit, gelecekte batı toplumunun yerini ikame edecek bir güç olacağı algısı yaygınlaştı.

‘Çin Rüyası’ bu düşüncede olanlara cevap veriyor.

Alışılagelmiş ve sömürü üzerine kurulmuş günümüz modern dünyasına, alternatif bir yaşayış ve ilişkiler ağı sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çinlilerin her zaman büyük hayalleri olmuştur. Kağıt yapımı, barut, taşınabilir daktilo ve pusula gibi eski icatlar, yenilik, bilim ve teknolojiye yaptığı modern katkılar kendi halkına ve dünyanın geri kalanındaki halklara fayda sağlamıştır. Ulusal istikrar, barış ve halkın refahı için uğraşmanın yanında Çin Rüyası küresel barışı da aktif olarak destekliyor.”

  • Künye: Ren Xiaosi – Çin Rüyası: Çin ve Dünya’nın Geri Kalanı İçin Ne Anlama Geliyor?, çeviren: Daniyar Kassymov, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 128 sayfa, 2022

Stijn Vanheule – Psikozun Öznesi (2022)

Bu kitap, Jacques Lacan’ın yapıtının psikoz anlayışımıza ne katkıda bulunduğunu tartışıyor.

Orijinal metinlerin yakın bir okumasını sunan Stijn Vanheule, Lacan’ın psikoz üzerine çalışmasının en iyi dört çağa bölünmüş bir dönemselleştirmeyle çerçevelenebileceğini öne sürüyor.

Vanheule’ün açıklayıcı ve zengin tarzı, Lacan’ın projesinin zor mantığını kavramak isteyen herkes için öğretici olduğu kadar etkileyici de bir Lacan okuması sunuyor.

Lacan’ın metinlerinin çok yakın biçimde gözden geçirildiği bu yaklaşım okurları Lacan’ın zor tarzına bir giriş yapmaları için kışkırtıcı biçimde teşvik ediyor.

Aynı zamanda bu metin, Lacan’ın, günümüz psikanalitik kliniğinin pratiğine sıçrama tahtası olarak hizmet etmesi gereken psikoz konusuna ilişkin en gelişkin teori olan Lacancı psikanalizin klinik sınırlarının yaygınlığını da bize gösteriyor.

‘Psikozun Öznesi: Lacancı Bir Bakış Açısı’, Lacan’ın yörüngesinin, delilik temsilleriyle ilgili sürrealist kaygılardan ve romantik iyimserlikten, onu anlamlandırmaya yönelik edebi girişimlere kadar, sonrasında ise psikiyatrik indirgemecilikten diğer psikanalitik ekollerin bu konudaki sessizliğine kadar olağanüstü net bir şekilde ayrıştırılmasını içeriyor.

Vanheule’ün metni, psikoz üzerine Lacancı teorinin çok ihtiyaç duyulan, teorik olarak açık, anlaşılır, sofistike ve eleştirel bir anlayışını okurlarla buluşturuyor.

  • Künye: Stijn Vanheule – Psikozun Öznesi: Lacancı Bir Bakış Açısı, çeviren: Göker Aközgürer, Axis Yayınları, psikanaliz, 256 sayfa, 2022

Massimo Recalcati – Sonsuz Öpüşme (2022)

Aşkın serüveni ve kapitalist sistemde arzunun yırtıcılığı üzerine çarpıcı bir metin.

İtalya’nın en çok okunan psikologlarından Massimo Recalcati’nin televizyonda verdiği derslerden hareketle şekillendirdiği ‘Sonsuz Öpüşme: Aşk Üzerine Kısa Dersler’, şimdiden 4 dile çevrildi ve 150.000’i aşkın okurla buluştu.

Samimi üslubu, edebiyat ve sanat tarihinden verdiği örneklerle, psikanalizi herkesin okuyabileceği ve istifade edebileceği bir şekilde icra ediyor.

Recalcati yaygın psikolojik yaklaşımların bireyci tavrının aksine, ilişkileri içinde insanı önemsiyor, bağlılık, aile ve ‘biz’ üzerinden meseleyi ele alıyor.

Dahası, istisnai olarak, kapitalizmin ve bugünkü neoliberal versiyonunun yarattığı tahribatın insana ve ilişkilerine nasıl aksettiğini tartışarak, toplumsal bir okuma sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Aşk üzerine ders vermek mümkün mü sahiden? Değil tabii ki. Aşkı açıklamak, onu bir kavrama indirgemek asla mümkün değil. Gelgelelim aşk hakkında konuşmak, aşk hakkında konuşmaya devam etmek mümkün ve gerekli. Öyle ki söz konusu aşk olduğunda, aşk hakkında konuşmaktan başka elimizden bir şey gelmediğini söylesek yeri. Tam da ne menem bir şey olduğunu bilmediğimiz için aşk hakkında bu kadar konuşuyoruz.”

  • Künye: Massimo Recalcati – Sonsuz Öpüşme: Aşk Üzerine Kısa Dersler, çeviren: Yunus Çetin, Telemak Kitap, deneme, 96 sayfa, 2022

Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi (2022)

Avrupa tarihine, özellikle de erken modernite sürecine ilgi duyanlar bu kitabı kaçırmasın.

Kitap bu dönemi hava ve iklim, hastalıklar ve tıp, tarihsel demografi, zaman algısı, ulaşım ve iletişim, diller ve okuryazarlık ve matbaa gibi dokuz ayrı olgu üzerinden inceliyor.

Her nesil tarihi tekrar yazarken yeniden bir dönemlendirme yapar.

Güncelin soru ve meseleleri değiştikçe araştırma sahaları değişir, kaynaklar başka gözlerle okunur ve zamanın yapısı bir kere daha tartışılır.

Son yıllarda tarihçilerin en çok üzerinde durdukları dönemlendirmelerden biri erken modernite oldu.

Modern dünyayı tanımlayan tarihsel, toplumsal ve zihnî değişimlerin ayak seslerinin bu dönemde duyulduğu ya da birer ikişer belirmeye başladığı yüzyıllar, erken modern başlığı altında anlaşılmaya çalışıldı.

2015 yılında ‘Erken Modern Avrupa Tarihi Rehberi’ başlığıyla iki hacimli cilt olarak Oxford Üniversitesi tarafından hazırlanan kitap, erken modern dönemde değişen, ortaya çıkan, yeniden tanımlanan dokuz ayrı olguyu konu ediyor.

Değişen coğrafya biliminin Avrupa’nın sınırlarını nasıl tanımladığını, iklim ve çevre şartlarının tarihsel rolünü, kamu kaynaklarının toplum sağlığını kontrol etmek için nasıl kullanıldığını, ulaşım ve iletişimin değişen toplumsal manalarını, nüfus dinamiklerini, matbaa ve kâğıt teknolojilerini, insanların değişen zaman algısını, yerel dillerin doğuşunu ve bilgi devrimi tartışmalarını özgün araştırmalarla değerlendiriliyor.

Avrupa tarihi ve tarihçiliği üzerine rehber bir eser.

  • Künye: Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi 1: Esaslar, hazırlayan: Hamish Scott, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 520 sayfa, 2022

Charles Darwin – Majestelerinin Gemisi Beagle Günlüğü (2022)

 

Beş yıl sürmüş olağanüstü bir doğa yolculuğunun sadık ve içten anlatısı.

Evrim teorisi deyince akla hiç kuşkusuz Darwin kadar onun Beagle seyahati ve Galapagos Adaları gelir.

Bilim tarihinde popüler kültüre de mal olmuş böyle pek az hikâye vardır.

Bu Günlük, Aralık 1831’de başlayarak beş yıl kadar süren olağanüstü bir doğa yolculuğunun antropolojik gözlemler de içeren sadık ve içten anlatısı olmanın yanı sıra bilimsel bilginin üretimine ve Evrim düşüncesinin adım adım ortaya çıkışına tanıklık etmesi bakımından da benzersizdir.

Darwin’in seyahatteyken Britanya’ya yolladığı mektuplar, fosil örnekleri ve hayvan numuneleri, eski öğretmeni Henslow aracılığıyla İngiliz doğabilimcilerine aktarılıyor, Darwin’in ünü bu sayede gittikçe yayılıyordu.

Beagle 2 Ekim 1836’da Britanya’ya döndüğünde saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı.

Kalan hayatını İngiltere dışına yolculuk etmeden, üretken ve saygın bir doğa bilimci olarak geçirecek, temelini Beagle seyahati boyunca attığı Evrim teorisini geliştirecekti.

  • Künye: Charles Darwin – Majestelerinin Gemisi Beagle Günlüğü (1831-1836), hazırlayan: Richard Darwin Keynes, çeviren: Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 584 sayfa, 2022