Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Bizansçılık ve Slavlık (2022)

Slav halklarının siyasi dinamiklerini aydınlatan bu kitap, bugünkü Rusya’yı da daha iyi anlamamıza olanak sağlayacak türden.

Konstantin Nikolayeviç Leontyev’in siyasi ve felsefi görüşlerini barındıran çalışma, aynı zamanda on dokuzuncu asır Rus entelektüel tarihine ışık tutuyor.

Rus düşünce hayatının en zengin ve üretken olduğu on dokuzuncu yüzyıl, sosyal ve siyasi yaşamda da oldukça çalkantılı ve hareketli bir devir oldu.

Bu kitap, Rus düşünce hayatının nevi şahsına münhasır bir kalemi, bir tıp doktoru ve tecrübeli bir diplomat olan Konstantin Nikolayeviç Leontyev’in kendi toplumu ve devleti başta olmak üzere Slav halklarının siyasi dinamiklerine dair koyduğu tanıları ve Çarlık rejiminin bekâsı için yazdığı “yegane kurtuluş reçetesini” içeriyor.

İmparatorluğunun kapsamlı reformlara giriştiği bir ortamda otokrasinin savunusunu veren düşünür, ortaya koyduğu yaklaşımla Rusya’nın niçin diğer devletlerden farklı olduğunu ve olması gerektiğini izah ediyor.

Rus siyasi kültürünün Batı’nınkinden farklı bir gelişim sürecine sahip oluşunu Bizans mirasçılığı zaviyesinden ele alan Leontyev, panslavist ideolojiye de ağır eleştiriler getirmektedir.

İmparatorluk Türkiye’sinde Dersaadet, Selanik, Girit (Hanya), Tulça, Yanya ve Edirne’de, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ise Bohemya Eyaleti’ndeki Rus elçiliklerinde 1863-1872 yılları arasında yoğun ve üretken bir diplomatlık kariyerine sahip olan Leontyev’in siyasi ve felsefi görüşlerini ihtiva eden ve başyapıtı olarak kabul edilen ‘Bizansçılık ve Slavlık’ adlı eseri, on dokuzuncu asır Rus entelektüel tarihine ışık tutarken okurunu da Rusya’nın uluslararası ilişkilerde dünkü ve bugünkü konumunu düşünmeye sevk etmektedir.

  • Künye: Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Bizansçılık ve Slavlık, çeviren: Alihan Büyükçolak, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2022

Paul Hühnerfeld – Heidegger (2022)

Martin Heidegger’in felsefesini yaşamı ve kişiliğiyle bağlantılı şekilde ele alan çalışmalar çok azdır.

Paul Hühnerfeld’in 1959 tarihli bu çalışması ise, Heidegger’in kişiliği ve özellikle politik kimliği hakkındaki tartışmalar için bugün de en önemli kaynaklardan biri.

Kitap, neredeyse peygamber sayılmış ve bazı çevrelerce etrafına bir esrar perdesi çekilmiş bir adamı teşrih masasına yatırıyor.

Hühnerfeld, büyük bir açıklık ve açık sözlülükle, filozofun kendi ‘varolana atılmışlık’ını, yani kişiliğini sergiliyor.

Kitap kutsal olana saygısızlık etkisi bırakıyor ve 1930’lu yılların Heidegger’ini gözümüzün önünde bir skandal figür hâline getiriyor.

Heidegger’in felsefesi ve kişiliği hakkında sahip olduğu temel bilgilere dayanarak, Karaorman’ın efsanevi düşünürü hakkında şunu düşünmemizi istiyor: Heidegger felsefesi Nazizmden unsurlar barındırıyor mu?

  • Künye: Paul Hühnerfeld – Heidegger: Bir Filozof, Bir Alman, çeviren: Doğan Özlem, Fol Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2022

Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz? (2022)

İnsülin direnci, sanayileşmiş dünyada pek çok hastalığının asıl sebebi.

Peki nasıl bu kadar yaygın hale geldi?

Bilim adamı ve patofizyoloji profesörü Benjamin Bikman ‘Neden Hasta Oluruz?’da insülin direncinin nasıl bu kadar yaygın hale geldiğini ve neden önemli olduğunu araştırıyor.

Sorunu fark etmedikçe ve gidişatı tersine çevirmedikçe kronik hastalıklar daha da yaygınlaşacaktır.

Ancak Bikman yararlı yemek önerileri, kolay egzersiz ilkeleri ve daha fazlasıyla bunu durdurmak ve önlemek için bir plan sunuyor.

Kitap, insülin direnci ve onun insan bedeninin neredeyse her sistemini nasıl etkilediği üzerine etraflı ve elzem bir el kitabı.

Kitap, sadece insülin direncinin neden ve nasıl oluştuğuna dair kolay anlaşılır bir rehber değil, aynı zamanda tedavisi için de bir rehber sunuyor.

Şu anda sanayileşmiş dünyanın başına bela olan hastalıkların çoğunun temel nedenini ve çaresini anlamak isteyenler, bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: Benjamin Bikman – Neden Hasta Oluruz?, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, sağlık, 344 sayfa, 2022

Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi (2022)

Evrimi sağlayan şey, insanoğlunun bitmek bilmeyen merakı ve araştırma ruhuydu.

Tamer Kaya burada, insanın kökeninin aydınlatan görkemli bilimsel atılımın kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

“Nereden geldik?” sorusu birçok düşünürün kafasını meşgul etti.

İnsanlık tarihi boyunca bunu açıklamak için farklı fikirler üretildi, ancak kabul edilebilir tutarlı bir kuramın ortaya konulması oldukça uzun bir zaman aldı.

Bu kitapta yaşamlarından ve çalışmalarından kesitler sunulan düşünürler, insanlığın evrimi anlama çabasında katkı sağlamış isimler.

Gerçeğin ışığıyla aydınlanmak için yola çıkan ve bilim aşkıyla yanıp tutuşan bu düşünürlerin amaçları, doğanın gerçek yasasının ne olduğunu ortaya koymaktı.

Evrim fikrine bir inanç gibi sarılmadılar.

Bilim yolunu seçtiler.

Birçok düşünür, kendi zamanlarında yeterince olgunlaşmamış olan evrim olgusunun farkında olmadığı halde modern evrim kuramının ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

Bilimin yolu insanlığı gerçek sonuca ulaştırdı. Burada kaleme alınan hikâye, insanın kökenini araştırırken, bitmek tükenmek bilmeyen bir merak ve araştırma ruhu ile düşünürlerin geliştirdiği her yeni bilginin bilim yoluyla şekillendirilerek sonraki kuşaklara aktarılmasıyla, ortak bir zekâyla gerçekleştirilen “insanlığın ortaya koyduğu en büyük düşünsel devrim”in, insanın kendi evrimini çözmesinin hikâyesidir.

  • Künye: Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi: İnsanın Kendi Evrimini Çözmesinin Hikâyesi, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2022

Sedat Ulugana – Kürt-Ermeni Coğrafyasının Sosyopolitik Dönüşümü (2022)

Kürt-Ermeni coğrafyası, Tanzimat, II. Abdülhamid ve İttihat ve Terakki dönemlerinde nasıl dönüştü?

Sedat Ulugana, Bitlis’i merkeze alarak bu süreçteki sosyal, ekonomik ve siyasi dinamikleri aydınlatıyor.

Kitap aynı zamanda 20. yüzyıl Kürt tarihinin en az bilinen sayfalarından biri olan Bitlis İsyanı’nı ele alan ilk referans olmasıyla da çok önemli.

Kitap, Tanzimat’la birlikte resmî ve gayriresmî idari biçimlerin değiştiği bu coğrafyada Osmanlı’nın aşiretlerle olan ilişkilerini inceliyor.

Jön Türklerden başlayarak ele alınan “şiddet”, bölgedeki gayrimüslimlerin, Sünni olmayan unsurların kaderini gözler önüne seriyor.

Jön Türk Devrimi’nin önce yarattığı heyecanı, akabinde yaşattığı hayal kırıklığı ve kaosu ve bu hayal kırıklığının isyana nasıl dönüştüğünü anlatıyor.

Ermeniler ve Kürtlerin birlikte hareket edememelerinin sonuçlarını, kısa bir süre sonra gerçekleşecek soykırımı da bu çerçeveden çıkarmadan inceliyor.

‘Kürt-Ermeni Coğrafyasının Sosyopolitik Dönüşümü (1908-1914): Halidîler, Hamidiyeliler, Bedirhaniler ve Taşnaklar’, ihmal edilmiş bir coğrafyayı ele alarak tarihin eksiklerinden birini gideriyor.

  • Künye: Sedat Ulugana – Kürt-Ermeni Coğrafyasının Sosyopolitik Dönüşümü (1908-1914): Halidîler, Hamidiyeliler, Bedirhaniler ve Taşnaklar, İletişim Yayınları, tarih, 440 sayfa, 2022

Kolektif – Çerkeslerin Geleceği Üzerine Düşünmek (2022)

Günümüz Çerkes sosyolojisi, kültürü, kimliği, politikaları ve gelecek yönelimlerine dair çok değerli makaleler, bu kitapta.

Çerkeslerin 21. yüzyıldaki sorunları ve geleceği üzerine odaklanan iki kitaplık derlemenin bu cildi, Türkiye Çerkeslerinin varoluş sorunlarının, mevcut popülist otoriterleşme eğilimindeki siyasetin sınırlarını aşarak demokrasi mücadelesiyle eklemlenmesinin gerekliliği ve koşulları üzerine bir düşünme çabasını içeriyor.

Kitapta demokratik mücadelenin özneleri olarak kültürel kimlikler, eşit vatandaşlık ve çoğul Çerkeslikler kavramları tartışılarak, radikal demokratik açılımlar için toplumsalın nasıl yeniden inşa edilebileceği tartışılıyor.

Çerkeslerin gelecek güzergahı olarak “nasıl bir demokrasi mücadelesi olmalı” sorusuna cevap aranıyor.

Kitap anadilinde eğitim yasağının eleştirisi ile başlıyor ve kaybolmaya yüz tutan Çerkescenin özelliklerini, dil ve kimlik ilişkisini inceleyen yazılarla devam ediyor.

Yok oluş sürecinin yansımaları diaspora Çerkeslerinin anavatanlarıyla buluşması üzerinden de ele alınıyor.

Diaspora Çerkes kültürünün en önemli göstergelerden birisi olarak müzik ve dansların, Çerkeslerin ortak hafızası ile kimliğinin kurulmasındaki rolü değerlendiriliyor, farklı halkların müzik politikalarıyla karşılaştırarak Çerkes müziğinin geleceği tartışılıyor.

Bu kapsamda kültürün diğer unsurları da unutulmuyor: edebiyatın Çerkeslerin var olma mücadelesindeki öneminin yanı sıra, diasporada yeniden-kimliklenme sorunu ve kentleşmenin asimilasyona etkileri de somut örnekler üzerinden tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Adnan Özveri, Ahmet Asena, Akanda Taştekin, Aydan Çelik, Ayhan Kaya, Ayla Bozkurt-Applebaum, Cem Özdemir, Dinçer Demirkent, E. Fuat Keyman, Emre Başok, Erol Anar (Hatko), Erol Taymaz, Ferhat Kentel, Hakan Eken, Hamit Yüksel, Kadir Dede, Levent Köker, Mehmet Eser, Merih Cemal Taymaz, Murat Bjeduğ, Osman Güdü ve Sevda Alankuş.

  • Künye: Kolektif – Çerkeslerin Geleceği Üzerine Düşünmek: Kültür, Toplum ve Demokrasi, derleyen: Merih Cemal Taymaz ve Sevda Alankuş, Dipnot Yayınları, inceleme, 486 sayfa, 2022

Ahu Gökçe ve Ümit Akırmak – Psikoloji ve Açık Bilim (2022)

Açık bilim, özetle, bilimsel bilginin ücretsiz, patentsiz şekilde ulaşıma açılmasını amaçlar.

Bu rehber kitap ise, yaklaşık son on yıldır var olan, üzerinde daha fazla düşünülerek evrilmiş ve gelişen teknolojinin desteğini de alarak daha önce var olmayan birçok imkan sunan açık bilim pratiklerini net bir şekilde açıklıyor.

Açık bilim ve pratikleri birçok araştırmacı tarafından biliniyor ve tecrübeli araştırmacılara dahi yabancı bir kavram olabiliyor.

Açık bilim prensiplerini teorik olarak bilen ama nasıl uygulanacağı konusunda tereddütte olan araştırmacılar da vardır ki çok kısa bir geçmişi olan bir kavram olduğu düşünüldüğünde bu pek şaşırtıcı değil.

Bu kitap, açık bilim prensip ve uygulamalarını hem teorik hem de pratik olarak tanıtıyor ve bu sayede araştırmacıların kendi bilimsel araştırmalarında bu pratiklerden faydalanmasını sağlıyor.

Kitaptan yüksek lisans ve üzeri eğitim almış tüm araştırmacılar faydalanabilir.

Kitap, şu linkten ücretsiz temin edilebilir: https://bit.ly/3MWO51C

  • Künye: Ahu Gökçe ve Ümit Akırmak – Psikoloji ve Açık Bilim, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 90 sayfa, 2022

Vijay Prashad – Washington Kurşunları (2022)

‘Washington Kurşunları’, emperyalizmin dünyanın farklı ülkelerine müdahale etmesinin altında yatan sinsi çıkarları gözler önüne seriyor.

Yazar, gazeteci ve akademisyen Vijay Prashad, Amerika Birleşik Devletleri’nin Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki halk önderlerinin öldürülmesindeki ve çokuluslu şirketlerin çılgın ticari dolaplarının bedelini yoksulluklarıyla ödemeyi reddeden halklara yönelik katliamlardaki rolünü belgeliyor.

‘Washington Kurşunları’, dünya halklarını boyunduruk altında tutan ABD emperyalizminin giriştiği kirli oyunları belgelere dayanarak bütün açıklığıyla sergileyen cesur bir kitap.

Prashad, yerkürenin her yerindeki devrimleri ezen, demokratik olarak seçilmiş liderlere suikastlar düzenleyen, kanlı askerî darbelere önayak olan ve kukla hükümetleri destekleyen bu süper güce yönelik güçlü ithamlarda bulunuyor.

Kitabın merceği, İran’dan Güney Amerika’daki CIA destekli darbelere, Vietnam’dan Afrika’nın sömürge ülkelerinde yükselen ulusal kurtuluş savaşlarına dek hayli geniş bir coğrafyayı kapsıyor.

Brezilya’da Dilma Rousseff, Bolivya’da Evo Morales hükümetlerine 21. yüzyılda yapılan darbeler, emperyalist müdahalelerin günümüzde de sürdüğünü kanıtlamakta.

Prashad’ın çok sayıda belgeyle desteklediği savları inandırıcı ve etkileyici.

‘Washington Kurşunları’, ABD emperyalizminin tarihine gömülü, dünya çapındaki direnişlerin de tarihi.

Kitabın önsözünde Bolivya Eski Devlet Başkanı Evo Morales’in yazdığı gibi, “Kitleler biziz, buna inancımız tam. Ve günü geldiğinde kitlelerin kazanacağına da.”

  • Künye: Vijay Prashad – Washington Kurşunları, çeviren: Ilgın Yıldız, Yordam Kitap, siyaset, 160 sayfa, 2022

Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi (2022)

Telefonumuz çaldığında sıklıkla düşündüğümüz kişinin bizi aradığını düşünürüz.

Oysa telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanlar sayıca daha çoktur.

Martin Plimmer ve Brian King, yüzlerce şaşırtıcı, gizemli tesadüfleri ve bunların arkasındaki olağanüstü matematiği ortaya çıkarıyor.

Tesadüflere karşı uyanık olan insanlar, evreni dost canlısı, düzenli, duyarlı bir yer olarak görme ve sonuç olarak genel bir refah duygusu geliştirme eğilimindedir.

Kötü tesadüflere denk gelince, en azından kader tarafından özel bir ilgi amacıyla seçilmiş olduğumuzu hissederiz.

Bununla birlikte tesadüfler, çoğunlukla mütevazıdır, tehdit oluşturmaz ve neşelendirir.

Telefonunuz çaldığında sıklıkla düşündüğünüz kişi sizi mi arıyor?

Bu sizde sıcak ve belirsiz bir his yaratıyor değil mi?

Bu tür şeyler olduğunda, doğuştan gelen duyudışı algılama yeteneğiyle kutsanmış olduğumuz ya da bir tür psişik bağlantıya taraf olduğumuz sonucuna varma eğiliminde oluruz.

Telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanların sayıca daha çok olduğunu kendimize hatırlatmak istemeyiz.

Bu kitap tesadüf olgusunu bütün yönleriyle masaya yatırıyor ve içinde birbirinden eğlenceli örnekler barındırıyor.

  • Künye: Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi: Şaşırtıcı Tesadüflerin Hikayeleri ve Arkalarında Yatan Gizem ve Matematik, çeviren: Özlem Korkmaz, Alfa Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2022

Mircea Eliade – İnisiyasyon, Ayinler, Gizli Cemiyetler (2022)

Tarihteki farklı inisiyasyon türleri, ayinler ve gizli cemiyetler üzerine harika bir çalışma.

Mircea Eliade, ilkel dinlerde inisiyasyonlardan gizli kültüre, bireysel inisiyasyonlardan askeri inisiyasyonlara, şamanik inisiyasyonlardan büyük dinlerdeki inisiyanik temalara ve genç kadınlarda inisiyasyona pek çok konuyu irdeliyor.

İnisiyasyon kavramı bireyin gelişimi için, doğaüstü varlıklardan ruhsal tesir’i alıp aktarabilen bir üstadın sürekli kontrolü altında, bir düzen ve disiplin içinde, sınavlara dayalı tarzda, yöntemli bir eğitim şekli olarak tanımlanır.

İnisiyasyon Latince “bir yere girme, iştirak etme, kabul edilme, başlama” anlamındaki “initium” sözcüğünden gelir.

İnisiyasyon ile genellikle inisiye olacak öznenin dinsel ve sosyal statüsünü kökten değiştirmeyi amaçlayan sözlü öğreti ve ayinlerin tümü anlaşılır.

Felsefi terimle söylenecek olursa, inisiyasyon varoluşsal düzenin ontolojik bir dönüşümüne denk gelir.

Bu sınavların sonunda inisiyasyona aday kişi, önceki durumuna göre bambaşka bir varoluşa sahip olur.

Bu sayede o, yetişkinlerin kurumlarını, tekniklerini, davranışlarını, ayrıca kabilenin kutsal mitlerini ve geleneklerini, tanrıların adını ve bunların eserlerinin hikâyesini, özellikle de zamanın kökeninde kurulduğu şekliyle kabile ile doğaüstü varlıkların kutsal mitlerini ve geleneklerini öğrenir.

Farklı inisiyasyon türlerini açığa çıkarmak için Eliade sırasıyla geleneksel toplumlarda erinlik ayinlerini, gizli cemiyetlere giriş törenlerini, askerî ve şamanik inisiyasyonlarını, Yunan Doğu gizemlerini, Hıristiyan Avrupa’da inisiyatik motiflerin kalıntılarını ve son olarak da bazı inisiyatik motifler ile edebî temalar arasındaki ilişkiyi ele alır.

  • Künye: Mircea Eliade – İnisiyasyon, Ayinler, Gizli Cemiyetler, çeviren: Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 252 sayfa, 2022