Beatrix Caner – Tanpınar’ın Başyapıtı (2022)

Türkoloji dünyasının büyük çevirmeni olan ve birçok eseri Almancaya çeviren Beatrix Caner’den Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kült romanı ‘Huzur’ üzerine derinlemesine bir inceleme.

‘Huzur’u, Türk modernizminin zirvesi olarak tanımlayan Caner, roman okumanın aynı zamanda toplum, insan ve yaşayan tarih ruhunu okumak demek olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Çalışma, ‘Huzur’da, muhtemelen daha önceki okuyuşlarımızda muhtemelen pek dikkatimizi çekmemiş pek çok ilginç ayrıntıyı, sembol ve simgeyi de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Beatrix Caner – Tanpınar’ın Başyapıtı / Türk Modernizminin Zirvesi: Huzur, çeviren: Rıza Alper, Albaraka Yayınları, inceleme, 251 sayfa, 2022

Stefano Mancuso – Dünya Bitkileri (2022)

Önemlerini hâlâ yeteri kadar takdir etmediğimiz bitkiler, hayatımızın her alanında etrafımızda olmaya ve bizi kuşatmaya devam ediyor.

En kuytu, gün yüzü görmemiş yerlerde bile yaşam süren bitkiler; Stradivarius’un dehasının ana unsuru oluyor, bir cinayetin çözümünde düğüm noktasını teşkil ediyor ve Ay’a gidip dönen tohumları dünyada kocaman ağaçlara dönüşüp güzel meydanları süslüyor.

Stefano Mancusso, ‘Dünya Bitkileri’nde ısrarla bitkilerin ve bitki ulusunun önemi üzerinde duruyor.

Rekor sıcaklıkların, artan yangınların ve şiddetli atmosferik olayların önüne hâlâ geçilebilir.

Kentsel ormanlar, doğal yaşama dair fikirler ütopik değil!

Tüm bunları hayata geçirmek, durumun aciliyetini bir an önce anlaması gereken biz insanların elinde.

  • Künye: Stefano Mancuso – Dünya Bitkileri, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 192 sayfa, 2022

Hasan Şimşek – Devlet Okulu Neden Hedefte? (2022)

Türkiye’de de 12 Eylül askeri darbesini takip eden yıllarda devreye konan ve 1983 yılında başlayan Özal iktidarların resmi ekonomi politikası olan Yeni Liberalizm 2002’den sonra AKP hükümetleri tarafından da benimsendi ve hızla uygulamaya konuldu.

Özellikle 2012 yılından beri, diğer pek çok alanda son hız uygulanan yeni liberal politikalar Türk eğitim sistemine de yaygınlaştırılmaya başlandı.

Ana hatlarıyla sağlıkta uygulanan liberalleştirme taktikleri eğitim için de şablon olarak kullanılıyor.

Bu süreçte devlet okulu büyük bir hasar aldı.

Sık değişen sınav sistemleri, okullar arasındaki uçuruma varan kalite farkları, özel okullara uygulanan devlet desteği ve teşviki, İmam-Hatip okullarının dayatılması gibi uygulamalar velileri hızla devlet okulundan uzaklaştırıyor.

Niteliksiz ve siyasi görüşleri doğrultusunda atanmış yöneticiler tarafından yönetilen devlet okulu ve İmam-Hatip okulu arasında kıskaca alınan veliler hızla ve bilinçli bir şekilde özel okullara yönlendiriliyor.

Dünyada 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşan eğitim sektörü özel sektörün iştahını kabartıyor.

Türkiye’de de artık profesyonel yöneticilerce, verimlilik esasına göre yönetilen çok kampüslü zincir okullar yoluyla kısa sürede ABD orijinli Charter Okullara geçiş hazırlığı yapılıyor.

Kısa süre önce AKP hükümeti tarafından çıkarılan bir yasayla devlet okullarının özel vakıflara, kişilere veya şirketlere kiralanması gündemde.

Buraya devam eden öğrenci başına devletin bu kurumlara kaynak aktarması söz konusu.

Bu durum Charter Okula geçişin ilk adımıdır.

Eğitimde kamu kaynaklarının özel sektöre akıtılması temeline dayanan Charter Okul, uygulandığı bütün ülkelerde eğitimde eşitsizliğin artmasına, zengin ve yoksul arasındaki makasın açılmasına ve öğretmenlik mesleğinin büyük zarar görmesine neden oldu.

Bu kitap; demokrasi, hak, eşitlik arayışında devlet okulunun tekrar ayağa kaldırılmasının ülkemizin geleceği için yaşamsal bir konu olduğunun altını çiziyor.

  • Künye: Hasan Şimşek – Devlet Okulu Neden Hedefte?, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 168 sayfa, 2022

Srećko Horvat – Dünya Çökerken Bizi Neler Bekliyor? (2022)

Dünyanın çöküşü binlerce yıldır insanlığın korkulu rüyası oldu.

İklim krizi, çevresel felaketler ve türlerin yok oluşu yoluyla yaşanacağı hayal edilen tüyler ürpertici senaryo bugün artık pandemiler, kapitalizm ve faşizm virüsleri gibi diğer pek çok büyük tehdidin birleşmesiyle meydana gelen çarpışmalar şeklinde ortaya çıkıyor.

Peki ya aslında dünya çoktan çöktüyse ve bizler çöküş sonrası bir çağda yaşıyorsak?

Filozof Srećko Horvat, ‘Dünya Çökerken Bizi Neler Bekliyor?’ kitabında çöküş senaryolarına bambaşka bir perspektifle bakıyor.

Gelecekte kapımızı çalacağını düşündüğümüz çöküşün dünyanın farklı yerlerinde halihazırda yaşandığını göstererek çok geç olmadan yok oluşu önlemenin yollarının neler olduğunu anlatıyor.

İhmal edilmiş filozof Günther Anders’in çalışmalarından yola çıkan Horvat, felsefi bir yaklaşımla çizdiği ana hatlarla, alternatiflerimizin artık yalnızca sosyalizm veya barbarlık olmadığını, iş işten geçmeden dünyanın radikal bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini, aksi takdirde kitlesel bir yok oluşa sürüklendiğimizi dile getiriyor.

‘Dünya Çökerken Bizi Neler Bekliyor?’, yalnızca bugünden yarının ölülerinin yasını tutmak için değil, aynı zamanda gücümüz yettiğince geleceğimiz için mücadele etmek adına acil bir çağrı niteliği taşıyor.

  • Künye: Srećko Horvat – Dünya Çökerken Bizi Neler Bekliyor?, çeviren: Oylum Tanrıöver, Beyaz Baykuş Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2022

Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler (2022)

“Gilles Deleuze’ün düşüncesine giriş için bir kapı yoktur; birçok kapılar vardır. Üstelik bu kapılar bir başlangıç yerine açılmazlar. Aslında bir yere açılmazlar çünkü Deleuze’ün düşüncesi bir yok-yerdir, yer olmayandır (non-lieux).”

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, çağdaş Fransız düşüncesinin iki kült ismi olan Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin felsefesini çok yönlü irdeleyen bir metin.

Süreyya Su ve Arif Aytekin imzalı çalışma, günümüzde postmodern olarak adlandırılan çağdaş siyasal, toplumsal, kültürel ve sanatsal durumları açıklamak için Deleuze ve Guattari’nin ürettiği fikirlerin neden hayati derecede önemli olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

Burada, Deleuze’ün Hegel ve Nietzsche’yle ilişkisi, olay felsefesi, virtüel güçler, psikanalizin anti-ödipal eleştirisi, oluş, psikanaliz, şizoanaliz, arzu ve organsız beden gibi Deleuze’ün temel kavramlarını açıklanıyor, Deleuze’ün sinema felsefesinde Godard imgesinin kendine nasıl yer bulduğu tartışılıyor.

Kitapta ayrıca, Guattari’nin arzu üzerine metinlerine de yer verilmiş.

Düşünür bu metinlerinde arzu ve güç arasındaki ilişki, arzu sineması ve arzunun özgürleşmesi konularını ele alıyor.

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, felsefeyle ilgilenen her okurun kitaplığında yer almalı.

  • Künye: Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler: Deleuze ve Guattari Üzerine Çalışmalar, Nobel Yayınları, felsefe, 164 sayfa, 2022

Alice Miller – Öfkeden Cesarete (2022)

Duygularımız ile bedenlerimizin kaydettikleri ve ezelden beri içselleştirdiğimiz ahlak kurallarına uymak için hissetmek istediklerimiz arasındaki çatışmayı ele aldığı ‘Beden Asla Yalan Söylemez’ ile ses getiren Alice Miller, ‘Öfkeden Cesarete’de okurlarının kendisine yönelttiği sorulara yanıt veriyor.

Duyguların iyileştirici ve özgürleştirici gücünü bir kez daha ortaya sererek, bastırılmış öfke ile kanser gibi fiziksel hastalıklar arasındaki bağlantıyı, istismardan kurtulan birçok kişinin uyuşturucuya veya suça yönelme sebeplerini ya da aileleri nesiller boyu zulme mahkûm eden döngüyü araştırıyor.

Dini inancın çocuk istismarı üzerindeki etkileri, terapötik topluluğun gerçeği inkar etmesi ve antidepresanlara bağımlılık gibi çok tartışılan teorilere ışık tutarken, kuşaklararası süren psikolojik ve fiziksel mirasa değiniyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çocuklukta maruz kalınan çok yoğun acımasızlığın şiddetli olduğu hemen hemen hiç fark edilmez. Bu genellikle çocuk yetiştirmenin gayet olağan bir parçası olarak kabul edilir. Çektiğimiz acının aşırı derecede -genellikle tamamen- inkar edilmesi, sadece bize yapılan yanlışların kabullenilmesini engellemekle kalmaz. Her şeyden önce, küçük çocuğun ceza korkusuyla bedeninde bastırması gereken öfkesini de yok eder. Anne babalar korkudan onurlandırılır, yetişkin çocuk tüm yaşamı boyunca onların anlayışını ve sevgisini bekler, böylece terk edilme korkusunun hüküm sürdüğü bir bağlanma modeli içinde sıkışıp kalır. Bağlanmaların gerçek duyguların yokluğuna bağlı sonuçları, zihinsel ve fiziksel bozukluklar ile yaşam doyumunun ve mutluluğun bastırılması ve feda edilmesidir.”

  • Künye: Alice Miller – Öfkeden Cesarete, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 186 sayfa, 2022

Rebekka Endler – Eşyaların Patriyarkası (2022)

Elektrikli aletleri neden erkekler daha rahat kullanıyor?

Rebekka Endler, toplumu şekillendiren o derinlere kök salmış erkek egemen fikirleri ve bu fikirlerin çevremizdeki ve yaşamımızdaki tüm günlük tasarım üzerine etkisini irdeliyor.

Kadınlar neden tuvalet sırasında daha uzun beklemek zorunda kalıyor?

Elektrikli aletleri neden erkekler daha rahat kullanıyor?

Bilgisayar oyunlarının büyük çoğunluğu neden erkeklerin ilgilerine, heveslerine hitap ediyor?

Maddi dünyamızı, bütün eşyamızı şekillendiren tasarımcı, patriyarkanın ta kendisi olabilir mi?

Rebekka Endler ‘Eşyaların Patriyarkası’nda, içinde yaşadığımız maddi dünyaya hükmeden erkek egemen tasarımın izini sürüyor: Sadece ofis mobilyaları ya da kot pantolon gibi günlük eşyaların değil, kamusal alanı oluşturan mimari, altyapı ve ulaşım düzenlemelerinin de, hatta Batı tıbbında uygulanan teşhis ve tedavi yöntemlerinin bile erkeklere göre belirlendiğini gösteriyor.

‘Eşyaların Patriyarkası’, verili kabul ettiğimiz yapılı çevreye feminist bir gözle bakıyor – ve bizi eşyaya sinmiş olan erkek-egemenliğine dair yeni bir farkındalığa davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Tasarım, bizim fikirlerimize verdiğimiz biçimdir. İnsan yapımı olan her şey tasarlanmıştır. Hem maddi dünyanın eşyalarını -arabalar, seks oyuncakları, matkaplar, bisikletler, kıyafetler gibi- hem de sosyal tasarım gibi -kamusal alan, şehir planlaması, ayrıca dil, yasalar ve politika- maddi olmayan şeyleri içerir. […] Bu kitap, dünyanın neden şu anda olduğu gibi olduğu ve neden pek çok insana uymadığı hakkında. Ve onu değiştirmek için ne yapabileceğimiz hakkında. Bu, çiçekli elbisenin öyküsüdür, tıpkı futbol ayakkabılarınınki gibi; video oyunlarının, seksin ve dinin öyküsü.”

  • Künye: Rebekka Endler – Eşyaların Patriyarkası: Dünya Kadınlara Neden Uymaz?, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, İletişim Yayınları, kadın, 312 sayfa, 2022

Cas Mudde – Günümüzde Aşırı Sağ (2022)

Aşırı sağın yükselişinin küresel ve tarihsel bağlamı üzerine çok önemli bir kitap.

Cas Mudde, radikal sağın anaakım haline geldiğini ve kolay çözümleri olmayan tarihsel bir sorun teşkil ettiğini savunuyor.

Radikal sağın neden bu kadar etkili olduğunu anlamak için çok değerli bir bakış sağlayan kitap, aşırı sağı ve o cenahtaki farklı örgütlenme biçimlerini anlamak için hayati bilgilerle dolu bir kaynak.

Aşırı sağ bir intikam duygusuyla geri döndü.

Siyasetin sınırlarında gezindiği birkaç on yıldan sonra, aşırı sağcı siyaset, yeniden tartışmaların merkezinde kendisine yer buldu.

Brezilya, Hindistan ve ABD gibi dünyanın üç büyük demokrasisinde radikal sağcı liderler iktidara geldi.

Avrupa’da da, aşırı sağcı partiler güçlerini ve desteklerini artırmaya devam ediyor.

Siyasî aşırılıkçılık konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından olan Mudde, tam da zamanında çıkardığı bu kitabında, savaş sonrası gelişen aşırı sağcı siyasetin dördüncü dalgası konusunda genel bir bakış sunuyor.

Mudde, aşırı sağcı ideolojiyi ve örgütlenme biçimlerini tarihsel bir bakış açısıyla özetliyor.

Aşırı sağcı yükselişe verilebilecek yanıtlarsa kitabın kayda değer bir kısmını oluşturuyor.

Mudde, hâlihazırdaki aşırı sağın yeniden ortaya çıkışını tanımlayan şeyin günümüzün siyasal atmosferinde anaakımlaştırılması ve normalleştirilmesi olduğunu ileri sürüyor.

Geleneksel ve aşırı sağcı siyaset arasındaki ilişkiye dair alışılageldik düşünme tarzlarına meydan okuyan Mudde, çağımızın en önemli siyasal iddialarından biri konusunda kapsamlı ve aydınlatıcı bir resim çiziyor.

  • Künye: Cas Mudde – Günümüzde Aşırı Sağ, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, siyaset, 224 sayfa, 2022

Muteber Yılmazcan Simonetti – AZ (2022)

Türkiye’nin kadim etnik grupları üzerine çok önemli bir çalışma.

Sırasıyla Rum, Ermeni, Yahudi ve Süryani olmak üzere dört farklı azınlık grubundan seçilen Cemaat Vakıfları Temsilcisi ile çalışan Simonetti, yıllar içinde sahip olduğu birikimini azınlık cemaatlerince tanınmış otuz farklı isimle yaptığı yirmi yedi röportaj aracılığıyla okuyucularla buluşturuyor.

Türkiye topraklarında AZ kalmış nüfuslarıyla bugün hala varlıklarını koruyan kadim Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani, Keldani, Bulgar, Gürcü, Karayim ve Arap dilli Ortodoks toplumlarının tarihlerini, yaşadıkları trajik olayları, verdikleri göçleri ve güncel meselelerini Laki Vingas, Toros Alcan, Moris Levi, Andon Parizyanos, Yorgo Papalyaris, Bedros Şirinoğlu, Sait Susin, Yusuf Basmacıoğlu, Bernard Sarıbay, Zeki Basatemir, Vasil Liaze, Kirkor Ağabaloğlu, Avram Sevinti, Paul Zazadze, Mihail Örme, İdil Karayeğen, Teoman Önder, S. Can Ustabaşı, Fadi Hurigil, Kuryakos Ergün, Yılmaz Hiçbezmez, Murat Özberk, Şaul Cenudioğlu, Cem Çapar, Cem Altıniş, Ferit Özaltun, Faruk Uğurgel, Münir Balıkçıoğlu, İbrahim Çilingir, Hanriyet Yıldız ile yapılan sohbetlerde buluyoruz.

  • Künye: Muteber Yılmazcan Simonetti – AZ: Türkiye Otokton Azınlık Toplumlarıyla Söyleşiler, Sander Yayınları, söyleşi, 384 sayfa, 2022

Michel Foucault ve Oğuz İnel – Foucault ve Şeyler (2022)

Yirminci yüzyılın en önemli düşünürlerinden olan Michel Foucault’nun oldukça kapsamlı ve girift düşünce bütünü için kısa ve anlaşılır bir kılavuz.

Oğuz İnel bu kurmaca söyleşide Foucault’nun metinleriyle diyaloğa giriyor.

Başka bir deyişle bu kurmaca söyleşi aracılığıyla Foucault’yu Foucault’nun kendisi yorumlamış oluyor.

‘Deliliğin Tarihi’, ‘Hapishanenin Doğuşu’, ‘Kelimeler ve Şeyler’, ‘Cinselliğin Tarihi’ gibi kitaplardan yola çıkılarak ele alınan bir düşünce, filozofun başka metinlerde dile getirdiği düşünceleriyle açıklanıp geliştiriliyor.

Aynı şekilde Foucault kendisine yöneltilen eleştirilerle de karşılaşıyor ve bunları yanıtlıyor.

Filozofun devasa yapıtına kendine özgü bir giriş olarak okunabilir bu çalışma.

  • Künye: Michel Foucault ve Oğuz İnel – Foucault ve Şeyler: Kurmaca Bir Söyleşi, Metis Yayınları, felsefe, 104 sayfa, 2022