Adam Smith – Ahlaki Duygular Kuramı (2022)

Adam Smith’in 1759 tarihli ‘Ahlaki Duygular Kuramı’, ahlaki sistemlerin temellerini yeniden atan; ahlak ve siyasi düşünce tarihinin ana metinlerinden biridir.

Kitap, Smith’in ‘Milletlerin Zenginliği’ adlı çalışmasının öncülü olmasıyla da önemli.

Smith çoğu zaman, insana maliyeti ne olursa olsun, piyasada kişisel çıkar peşinde koşmayı tavsiye eden hesapçı bir rasyonalist olarak yanlış tanıtılsa da ‘Ahlaki Duygular Kuramı’nın gösterdiği gibi, insanın hayırseverlik kapasitesiyle de ilgileniyordu.

Smith, en büyük ihtiyatın, temel ihtiyaçları güvence altına almak için ekonomik kişisel çıkarları izlemekte yatabileceğini öne sürer.

Ancak bu sadece, ahlaki açıdan erdemli bir yaşam elde etmek gibi çok daha yüksek bir hedefe doğru ilk adımdır.

Smith, David Hume’un felsefesinden esinlenen bir faraziyat üzerinde durur.

Akıl yürütmesi, vicdan, ahlaki yargı ve erdem içeren; bir dizi oldukça orijinal farazi duruma yol açan daha sofistike bir sempati kavramı önererek Hume’un mantığını bir adım daha ileri götürür.

Smith’in mirası, ahlaki, sosyal ve bilimsel olarak hem politik ekonomiyi hem de hukuk ve siyaset teorisini kucaklayan bir Aydınlanma fikrinin yeniden inşasından ibarettir.

‘Ahlaki Duygular Kuramı’, Aydınlanma devrinin toplumsal, hukuki ve idari kurumları için rehber bir yapıt haline geldi.

  • Künye: Adam Smith – Ahlaki Duygular Kuramı, çeviren: Berkay Tartıcı, Liberus Yayınları, felsefe, 402 sayfa, 2022

Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası (2022)

‘Arkeolojinin Yeniden İnşası’, birkaç bakımdan çığır açıcıdır.

Bu nedenle, metnin alana arkeolojik kulağın aşina olmadığı kavramları sokması şaşırtıcı değildir.

Bu konudaki güçlük cesaretimizi kırmamalıdır.

O ayrıca yeni bir arkeoloji kuşağı –disiplinin felsefî olarak biçimlendirildiği ve eleştirel farkındalık içeren yeni bir çağ– içinde ortaya çıkan oldukça önemli bir kitaptır.

Bu kitabı okumanın büyük bir çaba gerektirmesinin bir nedeni arkeologlardan yeni gelişmeleri hemen yakalamalarının beklenmesidir.

Kitapta uzunca zamandır sınırlı bir teorik alanla yetinen, yapısalcılıkla ve Marksizm’in bazı yönleriyle sadece yakın zamanlarda ilgilenmeye başlayan arkeologdan yapısalcılıktan post-yapısalcılığa sıçraması ve eleştirel teoriyi, hermeneutiği, fenomenolojiyi, realist ve post-pozitivist felsefeyi göz önünde bulundurması isteniyor.

Arkeoloji öğretiminin ve literatürünün, elinizdeki kitapta tartışılan fikirlerin içerimlerinin farklı arkeolojik verilerle ilişki içinde eleştirilmesi ve değerlendirilmesinden önce özümsenmesi gereken çok şey vardır.

Bunlara rağmen kitabın başardığı şey cesur bir biçimde önümüze bir hedef koymasıdır.

Shanks ve Tilley çağdaş sosyal teoriler çeşitliliğini arkeolojik verilerle bütünleştirmeyi öneriyor.

  • Künye: Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası: Teori ve Pratik, çeviren: Ümit Tatlıcan, Phoenix Yayınları, arkeoloji, 384 sayfa, 2022

Ahmet Usta – Hilal ile Haç Arasında Hayatlar (2022)

Ortaçağ Akdenizi’nde sürdürülen ticaret faaliyetleri üzerine usta işi bir çalışma.

Doğu Akdeniz bölgesinin önemli güçlerinden biri olan Memlûk Sultanlığı’nın, 13. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin hem iktisadi hem de siyasi açıdan diğer güçleri olan Bizans İmparatorluğu ve Kilikya Ermeni Krallığı ile diplomatik ve ticari ilişkilerini inceleyen çalışma, bölgede gerçekleşen ticarete ve bu ticaret ile iştigal eden tüccarlara yeni bir pencereden bakmasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta,

  • Ortaçağ Doğu Akdeniz ticaretinin kavşak noktaları ve Memlûk Sultanlığı,
  • Doğu Akdeniz’de ticaret-siyaset ilişkisi,
  • Ve Memlûklerin Bizans imparatorluğu ve Kilikya Ermeni Krallığı ile karşılıklı ticareti gibi önemli konular tartışılıyor.

‘Hilal ile Haç Arasında Hayatlar’, farklı siyasal güçlerin birbirleriyle kurdukları diplomatik ilişkilerde ticaretin rolünü, etkisini, bu etkilerin tüccarlar üzerinden ilerleyen dinamizmini Akdeniz’in olanca canlılığıyla aktarıyor. Yalnızca ürün gruplarına, ticaret istatistiklerine odaklanmayan, bunların yanı sıra siyasal güçlerin yönlendirmelerini, ambargolarını, yasaklarını, teşviklerini de sosyal hareketliliğe etkisiyle beraber değerlendiren ayrıntılı bir tablo sunuyor.

  • Künye: Ahmet Usta – Hilal ile Haç Arasında Hayatlar: Ortaçağ Akdenizi’nde Ticaret ve Tüccarlar (1260-1291), İletişim Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2022

Benedetto Croce – Edebiyat Eleştirisi (2022)

Büyük İtalyan düşünür Benedetto Croce, daha çok estetik tarihine yön vermiş fikirleriyle bilinse de, edebiyat üzerine yazıları da muazzamdır.

Karşımızda, Croce’un edebiyat denemelerine yer veren harika bir kitap duruyor.

Croce, çağdaş estetik tarihini biçimlendiren en önemli isimlerden olmakla birlikte, edebiyat kuramı ve tarihi alanında oldukça değerli eserler de verdi.

Croce burada, Terentius, Lucretius, Virgilius, Dante, Petrarca, Ariosto, Shakespeare, Corneille, Goethe, Poe, Hopkins ve Proust gibi edebiyat tarihinin büyük isimlerini gündemine alıyor.

Bu kanonik isimlerin nasıl anlaşılması gerektiği hususunda derin içgörüler sunmakla kalmıyor, haklarındaki yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için gözü pek polemiklere de giriyor.

Yeni bir okuma denemeyi vadeden bu kitap, farklı edebî perspektiflere kapı aralıyor.

  • Künye: Benedetto Croce – Edebiyat Eleştirisi: Edebiyat Üzerine Denemeler, çeviren: Şennur Bakırtaş, Fol Kitap, inceleme, 320 sayfa, 2022

Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi, 5 Cilt (2022)

Beş ciltlik devasa bir çalışma olan ‘Özel Hayatın Tarihi’, yeni baskısıyla raflarda.

Kitap, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze, medeniyetler, kültürler, çağlar boyunca yaşanan derin değişimleri, çok sayıda görsel malzeme eşliğinde ele alıyor.

Alanında uzman yazarlar tarafından kişi, beden ve mahremiyet kavramları odak noktası alınıp incelenen çalışma, Roma İmparatorluğundan günümüze, domus’lardan apartmanlara, hayatın evrimi mercek altına alınıyor.

  • Künye: Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi, 5 Cilt, çeviren: Devrim Çetinkasap, Roza Hakmen, Turhan Ilgaz, Şehsuvar Aktaş ve Ali Berktay, Alfa Yayınları, tarih, 3456 sayfa, 2022

Jacques Derrida – Mahmuzlar: Nietzsche’nin Üslupları (2022)

Jacques Derrida’nın ‘Mahmuzlar: Nietzsche’nin Üslupları’, Nietzsche’nin meydan okumalarına yanıt veren kısa ama çarpıcı bir metin.

Derrida cinsellikten yazıya, doğurmadan ölüme ve hatta hava durumuna, pek çok kavram ve sorunu işe koşuyor.

Derrida ‘Mahmuzlar’da göstereni, logos ve bağıntılı hakikat kavramı ya da ilksel gösterilen kökeninden özgürleştiren, yorum, perspektif, değer biçme ve fark kavramlarını radikalleştiren Nietzsche’yle doğrudan karşılaşma arıyor.

Son derece özgün ve keskin tarzıyla cinsellik, politika, yazı, yargı, doğurma, ölüm, hatta hava durumu gibi sorunları, Nietzsche’nin modern dünyaya miras bıraktığı meydan okumalara ilişkin kapsamlı bir analizde birleştiriyor.

Nietzsche’nin yoruma açık metinlerini bir sondaj alanı olarak kullanan Derrida, Nietzsche’deki dil, üslup, varlık ve hakikat sorunlarını ele alıyor ve iç içe geçmiş bu sorunları topluca kadın olarak adlandırıyor.

Böylelikle kadın-hakikat-üslup motifleri Nietzsche-Heidegger-Derrida figürleriyle iç içe geçiyor.

‘Mahmuzlar’, Nietzsche’nin yayımlanmamış manüskrileri arasında bulunan ve editörleri tarafından Şen Bilim dönemine tarihlenen –tek başına, tırnak içinde– “Şemsiyemi unuttum” fragmanı üzerine bir tartışmayla kapanıyor. Derrida, Nietzsche’nin terekesinden özellikle seçtiği bağlamsız ama gene de esere dâhil bu fragmana odaklanarak stratejik kullanımları örnekliyor.

Çağrışımsal enerji devreye sokulduğunda, “şemsiye”nin simgesel kararsızlığı yorumun çoğulluğunu olanaklı kılıyor.

Nihayet ‘Mahmuzlar’ çok isabetli bir başlık, çünkü Derrida’nın Nietzsche’nin anlamlarına ilişkin “yapıbozumlar”ı kesinlikle daha fazla düşünmeyi ve tartışmayı teşvik edecek mahmuzlar olarak işliyor.

‘Mahmuzlar’, okuruna Derrida’nın yazılarının –özellikle “üslup sorunu” analizi için önem taşıyan yazılarının– üslup ustalığını inceleme fırsatı sunuyor.

  • Künye: Jacques Derrida – Mahmuzlar: Nietzsche’nin Üslupları, çeviren: Ali Utku ve Mukadder Erkan, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 79 sayfa, 2022

Ali Utku ve Mukadder Erkan – Derrida’nın Nietzsche’si (2022)

Jacques Derrida ile Nietzsche arasındaki güçlü etkileşim üzerine usta işi bir inceleme.

Ali Utku ve Mukadder Erkan’ın ortak çalışması, bu ufuk açıcı ilişkiyi ustaca serimliyor.

“Nietzsche” ismine ve bu isme iliştirilen otoriteye ilişkin en tutkulu sorgulama örneklerinden bazıları, Nietzsche’nin ya da Nietzsche metninin tek bir hakikati olmadığı vurgusuyla Derrida’nın yazılarında bulunabilir.

Derrida’nın kariyeri boyunca “Nietzsche” özel ismi önemli noktalarda ortaya çıkar ve Derrida’nın kendi entelektüel soykütüğünün izini sürdüğü merkezî figürlerden birini işaretler.

Nietzsche’yle doğrudan karşılaşma aradığı metinlerinde Derrida, bir yandan, artık klâsikleşen Nietzsche sorununa, özgün yorumlar getirirken, diğer yandan Nietzsche’nin ismi, imzası ve metni üzerinden genel yorum politikası, özel isim ve imza, otobiyografi, Devlet’in ideolojik aygıtı olarak öğretim kurumları ve üniversite, Heideggerci Nietzsche okuması, Nazizmin Nietzsche’yi temellüğü, üslup sorusu, Varlık sorusu, hakikat/kadın sorusu, simülasyon, ayartma, vaat, bulaşma, demokrasi/gelecek demokrasi, felsefe/gelecek felsefe, adalet, Mesihçilik/mesihsellik, yeni Enternasyonal gibi konuları tartışır.

Derrida’nın Nietzsche’yle olumlayıcı bir ortak imza sahibi olarak karşılaşmaları yapıbozumun kendi soykütüğüyle bir hesaplaşması olarak da değerlendirilebilir.

Eldeki çalışma, Nietzsche’nin isimleri, takma isimleri, eşisimleri, maskeleriyle boy ölçüşen, etkiye açık imzasını taklit ederek, kendi adına kullanarak, bir ortak imza geliştiren Derrida’nın, Nietzsche’nin korpusunda kendi söylemine bir zemin aralayan metinleri üzerinden “Derrida’nın Nietzsche’si”ni sorunlaştırıyor.

  • Künye: Ali Utku ve Mukadder Erkan – Derrida’nın Nietzsche’si: Bir Ortak İmza Geliştirmek, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 213 sayfa, 2022

Bruno Doucey – Diktatörlüğe Hayır: Victor Jara (2022)

Şarkıları bugün de dillerden düşmeyen Victor Jara, Pinochet diktatörlüğü tarafından henüz 41 yaşındayken vücuduna 43 kurşun sıkılarak katledildi.

Bruno Doucey, Jara’nın çarpıcı hayatını ve mücadelesini anlatıyor.

Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir.

Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var.

Alfa Yayınları da ‘Hayır Serisi’yle bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor.

Hâlâ dillerden düşmeyen şarkılarıyla Victor Jara, manifestosunu dimdik okuyor, ezilenlerin sesini müziğiyle duyuruyor.

Gencecik bedenini bu dünyadan koparan 43 kurşun fikirlerine işlemiyor.

“Nasıl dehşet saçıyor faşizmin yüzü!

Asla inanmazdım bir insana böyle vurulabileceğine.”

  • Künye: Bruno Doucey – Diktatörlüğe Hayır: Victor Jara, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, biyografi, 80 sayfa, 2022

Kolektif – Kemalizm (2022)

Türkiye’nin kurucu ideolojisi Kemalizmin ancak ulusaşırı bir olgu olarak analiz edildiğinde anlaşılabileceğini savunan özgün bir çalışma.

Derleme, Kemalizmin iki savaş arası dönemde Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Kıbrıs, Mısır ve Yugoslavya’daki çok yönlü̈ etkileşim ve alışverişlerle inşa edildiğini ortaya koyuyor.

‘Kemalizm: Osmanlı Sonrası Dünyada Ulusaşırı Siyaset’, bir parti mensubiyetinden bir dizi kültürel sembole, bir siyasi doktrinden belirli bir yönetim tarzına birçok farklı anlamda kullanabilen ve Türkiye toplumunun kolektif bilincini etkilemeye devam eden Kemalizm teriminin alternatif bir tarihsel tanımını yapıyor.

Bu kavramın eski Osmanlı coğrafyasına ait farklı ülkelerdeki çeşitli kültürel ve siyasal pratiklerin analizi için ortak bir platform teşkil ettiğini gösteriyor.

Kemalizmin doğuşu ve evrimini kapsamlı bir ulusaşırı perspektife yerleştirmesi ve geniş bir coğrafyayı taramasıyla alanında bir ilk olma özelliği taşıyor.

Kitapta,

  • Kemalizm ve Arnavutluk’ta Medeni Kanun’un kabul edilmesi,
  • Bulgaristan’da yeni Türk alfabesiyle ilgili tartışmalar,
  • “Kemalist Reform”un kolonyal bir arka planı olarak Kıbrıs’ta Osmanlı alfabesinden Türk alfabesine geçiş,
  • İki savaş arası dönemde Mısır ve Kemalizm,
  • Yugoslavya’da iki savaş arası dönemde Müslüman kültür girişimcileri ve Kemalist Türkiye,
  • Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nin maddi kültüründe oryantalist bakış,
  • Ve Kemalist bilimin ulusaşırı tarihi gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Nathalie Clayer, Fabio Giomi, Emmanuel Szurek, Anna M. Mirkova, Beatrice Hendrich, Wilson Chacko Jacob ve Ece Zerman.

  • Künye: Kolektif – Kemalizm: Osmanlı Sonrası Dünyada Ulusaşırı Siyaset, derleyen: Nathalie Clayer, Fabio Giomi ve Emmanuel Szurek, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, siyaset, 382 sayfa, 2022

Léo Grasset – Zürafa Boynun Neden Uzun? (2022)

Filler dünyasında mutlak bir diktatörlüğün mandalarda ise sonsuz bir demokrasinin hüküm sürdüğünü biliyor muydunuz?

Léo Grasset, Afrika savanlarından sunduğu birbirinden ilginç hayvan hikâyeleriyle karşımızda.

“Toki sabırlı bir çita. Afrika savanının uzun otları içine uzanıyor ve sessiz adımlarla avına doğru ilerliyor. Avı genç bir Thomson ceylanı. Toki, bu narin ve zarif ceylanı şimdiden güçlü dişlerinin arasında hayal ediyor ve gözden kaçırmıyor…”

Meraklı bir belgesel izleyicisi misiniz?

Benzerlerini defalarca seyrettiğiniz halde, bir çitanın can havliyle koşan bir ceylanı kovaladığını görünce kendinizi o görüntülerden alıkoyamıyor musunuz?

Peki, ceylanın bu koşusunun tamamen rasgele olduğunu ve bir sonraki hamlesinin kesinlikle öngörülemez olduğunu biliyor musunuz?

Ya da belki de belgeseller hiç ilginizi çekmiyordur.

Ama fillerde mutlak bir diktatörlüğün, mandalarda ise sonsuz bir demokrasinin hüküm sürdüğünü duymak da mı ilginizi çekmez?

En azından 70 cm boyuyla sırf eğlence olsun diye altı erkek aslanın arasına dalma cesaretini gösteren bal porsuğu daha yakından tanınmayı hak ediyor.

Yaşadığımız çevreden hayli farklı Afrika savanları böylesi pek çok sürprizle doludur.

Bu yabani toprakların bir tanığı da zebralar üzerine yaptığı incelemeler için Zimbabve’deki Hwange Ulusal Parkı’nda altı ay geçiren genç Fransız biyolog Grasset’dir.

Grasset buradaki deneyimlerinden yola çıkarak kolay kolay tanık olamayacağınız savan hikâyelerini eğlenceli bir dille anlatıyor.

Kitap, Aslan Kral’la ilgili şok gerçekler sunmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Léo Grasset – Zürafa Boynun Neden Uzun?, çeviren: Yonca Aşçı Dalar, İş Kültür Yayınları, bilim, 136 sayfa, 2022