Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet (2025)

Nader Sohrabi’nin ‘Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet’ adlı eseri, 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümleri, özellikle de devrim ve meşrutiyet kavramlarını merkeze alarak inceler. Sohrabi, bu iki devletin benzer tarihsel süreçlerden geçmesine rağmen, farklı sonuçlara ulaşmasının nedenlerini araştırır.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme çabalarını ve bu süreçte yaşanan iç çatışmaları detaylı bir şekilde analiz eder. İran’da ise, Batılılaşma hareketlerinin ve meşrutiyet mücadelesinin Osmanlı’ya göre farklı bir seyir izlediğini gösterir. Sohrabi, her iki devlette de yaşanan devrim ve anayasa girişimlerinin başarısız olmasının nedenlerini, Batılılaşma anlayışlarındaki farklılıklar, toplumsal yapılar ve dış güçlerin etkileri gibi çeşitli faktörlere bağlar.

Yazar, bu iki devletin deneyimlerinin, modernleşme sürecindeki zorlukları ve engelleri anlamak için önemli bir kıyaslama noktası olduğunu vurgular. Kitap, sadece tarihsel bir inceleme olmaktan öte, günümüzde de devam eden siyasi ve sosyal dönüşümlerin anlaşılmasına katkı sağlayan önemli bir çalışma olarak öne çıkar.

Kitabın temel noktaları:

  • Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da 19. ve 20. yüzyıllarda yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümler
  • Devrim ve anayasacılık kavramlarının bu iki devletteki yeri ve etkileri
  • Batılılaşma süreçlerindeki farklılıklar ve sonuçları
  • Toplumsal yapıların siyasi dönüşümler üzerindeki etkisi
  • Dış güçlerin rolü

Sonuç olarak bu eser, Osmanlı ve İran’ın modernleşme süreçlerini karşılaştırmalı bir perspektifte ele alarak, bu iki önemli devletin tarihsel deneyimlerinin günümüz dünyası için önemli dersler içerdiğini gösteriyor.

  • Künye: Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet, çeviren: Ülke Evrim Uysal, İş Kültür Yayınları, tarih, 535 sayfa, 2025

Chowra Makaremi – Kadın! Yaşam! Özgürlük! (2024)

‘Kadın! Yaşam! Özgürlük!’, 2022 Eylül’ünden itibaren İran’da yaşanan ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla birleşen geniş çaplı protestoları derinlemesine inceliyor.

Kitap, bu hareketin ortaya çıkış nedenlerini, gelişme sürecini ve İran toplumundaki yankılarını detaylı bir şekilde ele alıyor.

Jina Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını kaybetmesi, ülke genelinde büyük bir öfkeye yol açmış ve protestoların fitilini ateşledi.

Kitap, bu olayın protestoların başlangıç noktası olduğunu vurguluyor.

Protestoların en önemli özelliklerinden biri, gençlerin öncülük etmesi.

Kitap, gençlerin cesaretini, yaratıcılığını ve mücadele azmini anlatarak, onların bu hareketteki kilit rolünü ortaya koyuyor.

“Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı, kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini merkeze alıyor.

Kitap, kadınların bu hareketteki aktif rolünü ve mücadelelerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Protestolara farklı etnik ve dini gruplardan insanlar katılmış, bu da İran toplumunun çeşitliliğini ve birlik ruhunu gözler önüne sermiştir.

Kitap, bu çeşitliliği ve farklı kimliklerin bir araya gelmesini vurguluyor.

Protestolar, dünya genelinde büyük bir dayanışma ile karşılanmıştır.

Kitap, uluslararası medyanın rolünü, sosyal medyanın gücünü ve diğer ülkelerdeki destek gösterilerini ele alıyor.

İran rejimi, protestolara şiddetli bir şekilde müdahale etmiştir.

Kitap, rejimin taktiklerini, insan hakları ihlallerini ve protestoculara yönelik baskıyı detaylandırıyor.

Kitap, Ortadoğu’nun en önemli siyasi olaylarından biri olan İran protestolarını ilk elden takip etmek isteyenler için değerli bir kaynak.

Kitap, kadınların hakları için verilen mücadeleyi ve bu mücadelenin evrensel boyutunu ortaya koyuyor.

Gençlerin değişim için nasıl bir güç olabileceğini ve geleceğin şekillenmesindeki rolünü vurguluyor.

Kitap, İran toplumunun karmaşık yapısını, farklı kimlikleri ve siyasi dinamiklerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Chowra Makaremi – Kadın! Yaşam! Özgürlük!: İran’da Devrimci Bir Ayaklanmanın Yankıları, çeviren: Sinem Özer, Otonom Yayıncılık, feminizm, 320 sayfa, 2024

Andrew J. Newman – Safevi İranı (2023)

1979 İran Devrimi’nin ardından dünya kamuoyu gözlerini İran topraklarında On İki İmam Şiiliğini ilk defa resmî mezhep olarak kabul eden Safevîlere çevirdi.

Safevî tarihine duyulan bu merak, söz konusu döneme ilişkin akademik çalışmalara yeni bir soluk getirdi.

Fakat bu çalışmalar bir dizi problemi de beraberinde getirdi: Safevî tarihi Avrupa-merkezci bir perspektife sıkıştı; Osmanlı tarihine reva görülen ilerleme-gerileme gibi indirgemeci yaklaşımlar bu önemli erken modern dönem devletinin tarihini anlaşılmaz bir hâle getirdi.

Edinburgh Üniversitesi profesörlerinden Andrew Newman’ın ‘Safevî İranı: Pers İmparatorluğu’nun Yeniden Doğuşu’ başlıklı çalışması günümüz Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir merhaleyi temsil ediyor.

Bu eser, E. Brown, V. Minorsky ve L. Lockhart ve onların çalışmalarının bir özetini sunan, hemen Devrim sonrasında yayınlanmış Roger Savory’nin eserlerinden farklı bir perspektif sunuyor ve yeni sorular soruyor.

Safevî öncesi İran kültürü ve bu yeni hanedanın söz konusu kültürle nasıl bir ilişki kurduğu; Safevî hanedanının nasıl bu kadar uzun ömürlü olabildiği, Şiiliğin bu hikâyedeki konumu ve önemi, Türkmen kabilelerinin siyasi ve sosyal pozisyonları kitap boyunca çeşitli açılardan ele alınıyor.

Safevîlerin “çoklu söylemi”, “birleştirici hükümdar” idealleri ve “kapsayıcılıkları” Newman’ın bu devleti tanımlarken kullandığı kavramlar olarak öne çıkıyor.

Farsça başta olmak üzere birçok dilde birincil kaynaklar kullanılarak titiz bir araştırmayla yazılmış eser, Türkçe Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir konuma sahip olacaktır.

  • Künye: Andrew J. Newman – Safevi İranı: Pers İmparatorluğu’nun Yeniden Doğuşu, çeviren: Damla Gürkan Anar, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 296 sayfa, 2023

Abbas Amanat – Modern İran Tarihi (2022)

Modern İran kültürü, tarihi ve siyaseti üzerine arşivlik bir çalışma.

Abbas Amanat, 976 sayfalık bu kapsamlı kitabında, yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın inişli çıkışlı hikâyesinin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

‘Modern İran Tarihi’, alışılmış yüzeysel bir tarih anlatımı değil, bir ulusun hikâyesinin derinlikli araştırması.

Bazılarını yüzlerce yıl öncesindeki şartların şekillendirdiği olaylara, kurumlara ve insanlara aydınlatıcı bir bakış sunuyor.

Yazar, arka planda hanedan değişimlerini, devrimleri, iç savaşları, işgali ve İslam Cumhuriyeti’nin yükselişini incelerken İran’ın farklı halklarının ve ekonomilerinin karmaşık tarihini ele alıyor.

Amanat, modern İran’da ve dünyada kalıcı etkileri olan olayları kronolojik ve tematik yaklaşımı bir arada kullanarak inceliyor.

Zengin tarih yazımına ve yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın kültürü ve siyaseti üzerine eğiliyor.

Siyasi tarih, Amanat’ın on yıllardır süren araştırma ve çalışmalarının lokomotifi ve kitabın ana temasını oluşturuyor.

Kitap farklı katmanlarda edebiyat, müzik, sanat, ideoloji-din, ekonomi-toplum, kültürel kimlik ve gelenek tartışarak okuyucuya yeni alanlar sunuyor.

  • Künye: Abbas Amanat – Modern İran Tarihi, çeviren: Saner Sarı, Doruk Yayınları, tarih, 976 sayfa, 2022

Serpil Sancar – Din, Siyaset ve Kadın (2022)

Türkiye’de son yıllarda din, siyaset ve kadın konusunda yaşanan gelişmeler hepimizi korkutmalı.

Serpil Sancar, bu tartışmaları yanı başımızdaki “uzak” komşumuz İran üzerinden ele alarak kadınların hayatta kalma mücadelesinin neden özünde bütün bir toplumun varlık mücadelesi olduğunu ortaya koyuyor.

Günümüzde, din, siyaset ve kadın, kamusal tartışmaların en çok yoğunlaştığı başlıklar arasında.

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de kamusal alanda din, laikliğin aldığı yeni biçimler, kadınların toplumsal yaşama katılımı ve dinsel şiddet gibi konular pek çok toplumsal ve siyasal çatışmanın ana belirleyeni durumunda.

Son yıllarda tüm dünyada dinin artan etkisi, bu tartışmalarda daha belirgin bir konum kazanmasına neden oluyor.

Kadınlar, bu tartışmalarda ve çatışmalarda ya pasif bir “nesne” olarak ele alınıyor ya da erkek egemen bu tartışmaların ve çatışmaların mağduru oluyor.

Özellikle İslam toplumlarında kadınlar üzerinden yürüyen laiklik tartışması, erkek egemen sistemin tüm baskıcı unsurlarını taşıyor.

Türkiye’de son yıllarda din, siyaset ve kadın konusunda yaşanan gelişmeler, toplumun bütününün yaşamının her alanını ilgilendiren bir hal almış durumda.

Sancar, ‘Din, Siyaset ve Kadın’ kitabında, bu tartışmaları yanı başımızdaki “uzak” komşumuz İran üzerinden ele alıyor.

Sancar’ın temel tartışma noktası, içeriği ve biçimi değişen erkek egemen siyasi yapılanmalar ve din arasında kalan kadınların varlık mücadelesi.

Kadınların hayatta kalma mücadelesi elbette tüm toplumun varlık mücadelesi halini alıyor.

Din ve siyaset ilişkisi, toplumsal yaşamın belirlenmesi bağlamında eski dönemlerden bu yana tartışmalı ve çatışmalı bir biçimde sürerken, günümüzde laiklik ve din ilişkisi daha karmaşık ve demokratik mekanizmaları korumak için yoğun bir mücadele gerektiren bir hal alıyor.

Sancar, İran İslam Devrimi öncesi ve sonrasında kadınların, toplumsal ve siyasal yaşama katılımı, ortaya çıkardıkları örgütlenmeler, yayınlar ve yaptıkları eylemleri incelerken, dinin kamusal alandaki yeri konusunda tartışmaların yaşandığı pek çok ülkedeki sorunlar konusunda da ufuk açıcı örnekler sunuyor.

Sancar’ın İran üzerinden yürüttüğü tartışma, Türkiye gibi günümüzde bu sorunları her yönüyle daha yoğun bir şekilde yaşamaya başlayan ülkelerdeki tartışmalara ışık tutuyor.

Sancar, kadınların özgürlük mücadelesinin, bütün bir halkın özgürlükler dünyası için nasıl kilit bir role sahip olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Serpil Sancar – Din, Siyaset ve Kadın: İran Devrimi, Nika Yayınevi, inceleme, 284 sayfa, 2022

Kolektif – İslam Cumhuriyeti’nde 40 Yıl (2020)

Bir zamanlar İran da, Türkiye gibi modern bir ülkeydi.

1979’daki devrim, kısa süre sonra İslami devrime dönüştü ve bu yeni toplumsal ve siyasal düzen, 40 yılı aşkın süre içinde eskisinden çok farklı bir toplumsal yapı meydana getirdi.

Belki şimdi Türkiye için de böylesi bir tehdit, eskisinden çok daha fazla ihtimal dâhilindedir.

İşte bu nitelikli derleme de, İran’ın son 40 yılda yaşadığı olağanüstü dönüşümü kayda aldığı gibi, bizim bu yaşananlardan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi ortaya koyuyor.

Türkiye, İran ve Avrupa’dan 20 araştırmacının işbirliğiyle ortaya çıkan çalışma, günümüz İran İslam Cumhuriyeti’nin yapısını, kurumlarını, değişim dinamiklerini ve siyasaları çok yönlü bir bakışla analiz ediyor.

Bugünkü İran’ı daha iyi tanımamıza olanak sağlayacak kitapta, İran’da kentleşme dinamikleri, gündelik hayat, ekonomik yapı, siyasal sistem, sanat, spor, toplumsal dinamikler, toplumsal cinsiyet tartışmaları, ekolojik problemler gibi pek çok konu tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – İslam Cumhuriyeti’nde 40 Yıl: İran’da Toplum, Siyaset ve Değişim, hazırlayan: Özüm Sezin Uzun ve Hakan Güneş, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, ülke, 464 sayfa, 2020

Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak (2020)

“1981’de tutuklandığında Mecid on altı yaşındaydı. İdam edilmeyi beklediğimiz koğuşta, bıyıklarının terlemesine ve tüylerin daha sonra gürleşip simsiyah bıyıklara dönüşmesine tanık olmuştum.”

1979 İran devriminin hemen ardından yaşananlar, Karl Georg Büchner’in Fransız Devrimi için söylediği “Devrim kendi evlatlarını yer” sözünün haklılığına verilebilecek en iyi örneklerdendir.

Sosyoloji ve tarih profesörü Behrooz Ghamari de bu kitabında, İran Devrimi’nin ardından, Tahran’daki korkunç Ev Hapishanesi’nde, koğuşlarında idam edilmeyi bekleyen siyasi mahkûmların çarpıcı öykülerini sunuyor.

Ghamari burada, Nasrullah, Ekber, Hüseyin Dayı, Ferhat, Erjeng ve Behram gibi, burada tutulan kişilerin yaşamlarından yola çıkarak siyasi mahkûmlar arasındaki ilişkileri, onların hatıralarını ve iç dünyalarını bize aktarıyor.

‘Ekber’i Hatırlamak’, hem sunduğu sıra dışı insan hikâyeleri hem de barındırdığı önemli bilgilerle, İran yakın tarihi açısından altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Behrooz Ghamari – Tahran 1979: Ekber’i Hatırlamak, çeviren: Kıvanç Dündar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2020

Michael Axworthy – Devrimci İran (2020)

Çağdaş İran üzerine iyi bir analiz okumak isteyenlere bu şahane çalışmayı öneriyoruz.

Michael Axworthy, kapsamlı kitabında, İran’ı 1979 Devrimi’nin kökenlerinden günümüze eksiksiz bir hikâyesini anlatıyor.

Axworthy, İran’ı Orta Çağ’a ait gerici bir coğrafya olarak algılayan egemen anlayışa temelden karşı çıkıyor.

Yazar, İran rejiminin sıra dışı dayanıklılığını açıklıyor ve bu dayanıklılıkta, kitle siyaseti manipülasyonunun, teknoloji ve eğitim saplantısının, İran tarihi ve kültürünün kullanımının, suistimalin ve cumhuriyetin ısrarlı modernliğinin nasıl belirleyici nitelikler olduğunu gözler önüne seriyor.

Çarpıcı değerlendirmeleriyle dikkat çeken kitap, İran’ın nevi şahsına münhasır dünyasına yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Michael Axworthy – Devrimci İran, çeviren: Ali Karatay, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 550 sayfa, 2020

Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları

Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam (2015)

Türkiye, İran ve Senegal…

Ekonomik ve siyasal bakımlardan birbirine hiç benzemeyen, her biri kendine özgü bir cumhuriyet ve İslam rejimi geliştirmiş üç ülke.

Jean-François Bayart bu ülkeleri ayrıntılı bir bakışla irdelemekte; İslam’ın demokrasiyle ve demokrasinin cumhuriyetle ilişkisini tartışmakta.

  • Künye: Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam, çeviren: Esra Atuk, İletişim Yayınları