F. Nihan Hassan – Dönmek (2025)

Bu eser, 40 yaşında öğrendiği bir aile sırrıyla kendi kimliğini yeniden keşfetme yolculuğuna çıkan F. Nihan Hassan’ın hikâyesini anlatıyor. “Ben ben değilmişim, bir benim haberim olmamış” duygusuyla başlayan bu arayış, onu mezar taşlarından eski mektuplara, hayatta kalan akrabalarının hatıralarından kitap sayfalarına uzanan bir geçmiş izine sürüklüyor. Büyükbabası İbrahim’in peşinden Selanik Tren İstasyonu’na, babaannesi Fahriye’yle Bağdat’ın kumaş çarşılarına, büyük teyzesi Nihan’la İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa’sına, anneannesi Sabiha’yla Pendik’teki tuhafiye dükkânına gidiyor. Bu izlek boyunca, günümüz Türkiye’sinde 60 yaşlarına gelmiş bir kadının, kendisinden yıllarca saklanmış aile hikâyesini yeniden yazışına tanıklık ediyoruz.

‘Dönmek’, hayatta kalabilmek için inancını gizlemek zorunda kalan Selanikli Yahudi bir ailenin gerçek öyküsünü gün yüzüne çıkarıyor. Mübadele yıllarından savaş dönemine uzanan, değişen şehirlerin ve zorunlu göçlerin gölgesinde şekillenen gündelik hayat, satır aralarında beliriyor. Hassan, saklı kalmış geçmişin izlerini sabırla toplarken, hem bireysel hem de kolektif belleğe yeni bir pencere açıyor. Kitap, resmi tarihin satır aralarında kalmış hikâyeleri, alışık olmadığımız bir bakış açısıyla damıtarak sunuyor; geçmişle yüzleşmenin hem kişisel hem de toplumsal dönüşümdeki gücünü hatırlatıyor.

  • Künye: F. Nihan Hassan – Dönmek: Selanik – İstanbul – Selanik, Mundi Kitap, anlatı, 240 sayfa, 2025

Emir Hüseyin Ebîverdî – Dört Başkent (2025)

Emir Hüseyin Ebîverdî’nin ‘Dört Başkent’ (‘Çâr Taht’) adlı eseri, yazarın 15. yüzyılın sonlarında dört önemli başkente, yani İstanbul (Osmanlı Devleti), Kahire (Memlükler), Tebriz (Akkoyunlular) ve Herat (Timurlular) yaptığı seyahatleri ve bu şehirlerdeki gözlemlerini anlatan değerli bir seyahatnamedir. Kitap, dönemin siyasi, kültürel, sosyal ve edebi yaşamına dair zengin bir kaynak niteliğinde. Ebîverdî, bu seyahatleri sırasında karşılaştığı yöneticiler, alimler, şairler ve sıradan insanlar hakkında detaylı bilgiler sunarak, imparatorluklar arası ilişkileri ve toplumsal yapıları gözler önüne serer. Eser, her bir başkentin kendine özgü atmosferini, mimari dokusunu, eğitim ve sanat anlayışını, ayrıca yöneticilerinin kişisel özelliklerini ve siyasi yaklaşımlarını canlı bir dille aktarır. Yazarın bir şair ve edip olmasından kaynaklanan gözlem yeteneği ve üslubu, metne edebi bir değer katar.

Kitapta, söz konusu dört medeniyetin kurucu şehirlerine yapılan bu yolculuklar aracılığıyla, o dönemin farklı güç merkezlerinin ekonomik durumları, askeri güçleri ve kültürel etkileşimleri hakkında önemli ipuçları bulunur. Ebîverdî, bir yandan bu büyük şehirlerin ihtişamını ve zenginliğini tasvir ederken, diğer yandan da dönemin siyasi çalkantılarını ve bölgesel rekabetleri de yansıtır. Her bir başkentin kendi içinde barındırdığı farklılıkları ve benzerlikleri karşılaştırmalı bir şekilde sunarak, okuyucuya geniş bir perspektif sunar. Özellikle sanatsal ve edebi faaliyetlere verdiği önem, dönemin entelektüel hayatına dair benzersiz detaylar içerir.

‘Dört Başkent’, sadece bir seyahatname olmanın ötesinde, 15. yüzyıl İslam dünyasının geniş bir panoramasını sunan, sosyal tarih, siyasi tarih, edebiyat tarihi ve kültürel tarih açısından önemli birincil bir kaynaktır. Ebîverdî’nin bu eseri, farklı medeniyetler ve kültürler arasındaki etkileşimleri, ortak değerleri ve farklılıkları anlamak için değerli bir belge olup, dönemin yaşam biçimi, düşünce yapısı ve insan ilişkileri hakkında derinlemesine bir bakış açısı sunar.

  • Künye: Emir Hüseyin Ebîverdî – Dört Başkent: Medeniyetin Kurucu Şehirlerine Seyahat: İstanbul, Kahire, Tebriz, Herat, çeviren: Turgay Şafak, Vakıfbank Kültür Yayınları, seyahat, 144 sayfa, 2025

Philip Mansel – Konstantinopolis (2023)

Osmanlı başkenti İstanbul’u hakkında geniş ve birincil kaynaklarla zenginleşen kapsamlı bir inceleme.

Philip Mansel bu kadim şehrin ihtişamını da görkemli çöküşünü de çok iyi yansıtıyor.

İmparatorluklar başkenti, kutsal şehir, Çeşm-i Cihan, Dersaadet…

Her yakıştırmanın hakkını verebilen bu şehrin en özel hikâyesini Mansel’den dinliyoruz.

Kitap İstanbul’un Ceneviz, Venedik, Rum, Ermeni, Arap, Yahudi ve Türk gibi farklı halklardan tanınmış ailelerinin izini sürmesiyle de çok ilginç ve benzersiz.

Böylece yazar, şehrin gerçekten küresel doğasını ve Osmanlıların zengin kültürel mirasını ortaya koyuyor.

Büyüleyici bir imparatorluk şehrine ve sakinlerine dair mükemmel bir çalışma olarak okunabilecek kitap, konuya merak duyan her okurun yanı sıra Osmanlı tarihini araştıran akademisyenlerin de büyük beğenisini kazanacak türden.

  • Künye: Philip Mansel – Konstantinopolis: Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924, çeviren: Şerif Erol, Alfa Yayınları, tarih, 632 sayfa, 2023

Aysel Kaya – Almanca Seyahatnamelerde Osmanlı Şehirleri (2021)

Seyahatnameler daha çok tarihçilerin, edebiyatçıların ve yabancı dil araştırmacılarının çalışmalarına konu edilmiştir.

Aysel Kaya ise, seyahatnameleri bu sefer bir turizm araştırmacısı olarak ele alarak özgün bir çalışmaya imza atmış.

Kitapta, 1852-1912 arasında yazılmış yedi Alman seyahatnamesinde altı Osmanlı şehrinin; İstanbul, Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Bursa ve İznik’in nasıl tasvir edildiği araştırılıyor.

Kitap seyahatnamelere, geçmişle günümüz arasında karşılaştırma yaparak yitip giden ya da yeni eklenen kültürel değerleri bulmak ve tarihe ışık tutmak için önemli bir kaynak grubu olarak başvuruyor.

Çalışma, bilgi kaynağı olarak seyahatnamelere nasıl başvuracağımızı tartışarak açılıyor.

Daha sonra da, Alman seyyahların yaşam öyküleri ve seyahat güzergâhları ele alınıyor.

Burada karşımıza çıkan seyyahlar şöyle: Andreas David Mordtmann, Alfred Körte, Joseph Grunzel, Eduard von Bodemeyer, Karl Baedeker, Stefan von Kotze ve Richard von und zu Eisenstein.

Kitabın devamında ise, adı geçen seyyahların yukarıdaki Osmanlı şehirlerine dair değerlendirmelerine yer veriliyor.

Çalışma, Alman seyyahların 19. yüzyıl ikinci yarısı ila 20. yüzyıl başlarındaki Osmanlı Devleti’ne dair farklı bakış açılarından süzülmüş izlenimlerini yakından görmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Aysel Kaya – Almanca Seyahatnamelerde Osmanlı Şehirleri (1850-1912), İletişim Yayınları, tarih, 284 sayfa, 2021

Hristo Brızitsov – Bir Çocuğun İstanbul Hatıraları (2021)

Bulgar gazeteci Hristo Brızitsov, 1901’de Ortaköy’de doğdu.

Brızitsov bu kitaptaki altın değerindeki anılarında, çocukluğunun altın çağını geçirdiği İstanbul ve özelde Ortaköy ve Pera’nın kozmopolit, Levanten zamanlarını anlatıyor.

Yeni bir yüzyılın başında Boğaziçi’nde hayata gözlerini açma ve çocukluğun gamsız yıllarını payitahtın orta yerinde geçirme ayrıcalığı, yazmaya meyilli her insan için bulunmaz bir nimet olmalı.

Bulgar gazeteci ve hatırat yazarı Brızitsov, bir dini kurumun yayın organı olan gazetede çalışan bir babanın oğlu olarak Ortaköy’de dünyaya geldi (1901), daha sonra da Cadde-i Kebir (İstiklal Caddesi) üzerindeki Rumeli Han’da Balkanlı, batılı, modern ve milli olduğu kadar Levanten, doğulu, geleneksel ve kozmopolit olan bir ortamda buldu kendini.

Hristo’nun çocukluğu ve ilkokul öğrenciliği İkinci Meşrutiyet, Birinci ve İkinci Balkan Savaşları gibi sarsıcı olayların yaşandığı bir döneme denk geldi.

İkinci Balkan Savaşından sonra doğduğu şehirden ayrılarak ailesiyle yerleştiği Sofya’da baba mesleğini sürdürmeye karar kıldı.

1930’lara gelindiğinde ülkesinin seçkin gazetelerinde genel yayın yönetmenliğine yükselmişti, basın alanında birçok yeniliğe imza attı.

Eylül 1944’te iktidarı ele geçiren yeni rejimin hışmına uğradı ve idam edilmekten bir tesadüf sonucunda kurtuldu; çarptırıldığı ömür boyu hapis cezasının dokuz yılını çekti, uzunca bir zaman yazması yasaklandı.

Yazmaya izin verildiğinde de, 1980’deki vefatına kadar büyük bir üretkenlik sergileyerek hatırat ağırlıklı eserler kaleme aldı.

En sevdiği ve tekrar tekrar dönerek yeniden ve farklı açılardan ele aldığı konu, doğduğu ve çocukluğun altın çağını geçirdiği İstanbul ve özelde Ortaköy ve Pera oldu.

Yaza yaza bitiremediği İstanbul’u odağına alan eserleri büyük ilgi gördü ve yüksek tirajlı yeni baskılara ulaştı.

Belleğin, yıllar geçtikçe daha da derinleşen dipsiz kuyusundan kazdığı yeni hatıra katmanlarından oluşan bu eserler arasında Bir Çocuğun İstanbul Hatıraları ilk sırayı aldı.

Eser, çocuk algısının narin ve yapmacıksız anlatımıyla payitahtın 20. yüzyıl başlarındaki halini canlandırmamıza, havasını teneffüs etmemize ve yeniden yaşamamıza keyifli bir vesile sunuyor.

  • Künye: Hristo Brızitsov – Bir Çocuğun İstanbul Hatıraları, 1901-1913, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 112 sayfa, 2021

Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir (2020)

Doğan Kuban’ın, İstanbul kent tarihi ve mimarisi üzerine eşsiz çalışması ‘İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir’, yeni ve kaliteli baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kuban burada, İstanbul’un Romalı-Bizanslı kimliğinden bugüne uzanan süreçte yaşadığı gelişim ve değişimi yapılar, meydanlar, mimarlar ve hükümranlık kuran kültürler üzerinden çok geniş bir perspektifle ele alıyor.

Aynı zamanda, bu kadim kentin gerçek anlamda bir biyografisi olarak okunabilecek kitap, kentin kültürel kimliğinden planlamasına, arkeolojisinden ulaşımına, Batılılaşma çabalarından yasadışılığa karşı verdiği savaşa kadar çok ayrıntılı bir değerlendirme barındırıyor.

1953’ten bu yana İstanbul üzerine yazan Doğan Kuban, İstanbullu’nun gözüyle, İstanbul’u, betimlemeden çok eleştirel gözlemlere ağırlık veren bir üslupla irdeliyor ve mimarın, plancının ve bilinçli aydınların içinde yaşadıkları bu kenti sevmeleri kadar sorgulamalarının da önemine dikkat çekiyor.

  • Künye: Doğan Kuban – İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir: Kent ve Mimarlık Üzerine İstanbul Yazıları, YEM Yayın, mimari, 372 sayfa, 2020

Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü (2010)

Haldun Hürel’in uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan ‘İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü’, İstanbul’u semtleri, mahalleleri, caddeleri ve sokaklarıyla adım adım gezdiren, rehber nitelikte bir eser.

Yaşadığı, her gün işe gitmek için yollarını ve sokaklarını kullandığı şehre dair bilgi sahibi olamamak, istisnalar dışında neredeyse tüm İstanbul sakinlerinin ortak sıkıntısıdır denebilir.

Elimizdeki kitap, insanların üstlerinde gidip geldiği, araçlarını sürdüğü caddelere, sokaklara isimlerini vermiş kişilerin hikâyelerini anlatıyor; bir takım yolların, sokakların, caddelerin, yokuşların, semtlerin ve mahallelerin isimlerini oluşturan bazı önemli olaylar hakkında ilginç bilgiler veriyor.

Bilinen kuruluş tarihi 2700 yıl öncelere kadar inen İstanbul, aslında “Dünya Başkenti” olmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Hürel’in çalışması da, bu fikri destekleyecek çok sayıda örnek barındırıyor.

  • Künye: Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Kapı Yayınları, şehir, 944 sayfa

Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri (2015)

Osmanlı’nın Akdeniz’deki liman kentleri üzerinden, 1350-1850 arası Doğu Akdeniz’in ekonomik ve toplumsal yapısındaki dönüşümleri saptayan sağlam bir derleme.

Çalışma, temelde,

  • “Dünyanın en işlek ve canlı ticaret yollarının bulunduğu bölge olan Akdeniz’deki bu etkinliğin toplumsal, kültürel ve siyasal düzlemlerdeki olaylarla ilişkisi nasıldı?”,
  • “Akdeniz’in sosyal tarihini liman kentleri üzerinden okuyabilir miyiz?”
  • Ve “Bir bütün olarak Akdeniz bölgesi, siyasal iktidarlardan ve kültürel kimliklerden görece bağımsız yapısal bir birlik sunuyor mu?” gibi sorulara yanıt arıyor.

Yazarların bunu yaparken kozmopolitizm kavramını da tartışmaya dahil etmesi, kitabı ayrıca dikkat çekici kılan husus.

Son olarak çalışmanın, İzmir, Selanik, Beyrut, İskenderun ve İstanbul’un tarihine yeni bir perspektif sunduğunu da özellikle belirtmeliyiz.

  • Künye: Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri, hazırlayan: Biray Kolluoğlu ve Meltem Toksöz, çeviren: Neyyir Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2015

Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları (2009)

Yazar, tarihçi, profesör ve edebiyat eleştirmeni Murat Belge’nin, İstanbul konulu daha önce yayımlanmış kitapları ilgi çekmişti.

Belge, elimizdeki eseri ‘İstanbul’un Sayfaları’nda da, okurlarını yeniden, İstanbul’da binyılları kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.

Belge, tarihin seyrinde İstanbul’a ev sahipliği yapmış başlıca medeniyetleri, onların belli başlı eserleri çerçevesinden anlatıyor.

Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan şehrin olağanüstü konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde İstanbul; Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin şehre yansımaları; kozmopolit yönleri baskın Beyoğlu; Galata ve çevresinin binyılları bulan geçmişi; özgün mimarisi, renkleri ve yalılarıyla Boğaziçi, Belge’nin yorumlarıyla karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Belge’nin yetkin anlatımı, Reha Arcan’ın üç yüz elliyi aşkın renkli fotoğrafıyla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları, Doğan Kitap, şehir, 173 sayfa

Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler (2009)

Hollandalı yazar Geert Mak’ın büyük bir ilgiyle karşılanan ‘Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler’i, Avrupa’nın tarihsel anılarına kaynaklık etmiş kentlerdeki izlenimlerini barındırıyor.

Hem bir seyahatname hem de bir tarihi çalışma niteliğindeki eserinde Mak, Amsterdam, Vichy, Dunkirk, Guernica, İstanbul, Kiev, Ypres, Berlin, Viyana, Riga, Stalingrad, Cassino, Çernobil ve Prag gibi kentleri, tarihi ve güncel bir bakışla tasvir ediyor.

On iki bölümden oluşan kitabında Mak, güncel olayları, geçmişin bireysel tecrübeleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, yazarın özgün anlatım tarzıyla dikkat çektiğini de ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler, çeviren: Mürset Topçu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 1042 sayfa