Ahmet Yorulmaz – Ayvalık’tan Cunda’dan (2007)

  • AYVALIK’TAN CUNDA’DAN, Ahmet Yorulmaz, Remzi Kitabevi, tarih, 120 sayfa

‘Ayvalık’tan Cunda’dan’, kentlerin insanlar, insanların da kentler üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Burada, Ayvalık’ın 1920’lerin başlarından günümüze kadar uzanan tarihinde yer etmiş isimler, yaşanmışlıklar ve anılar dile getiriliyor. Yorulmaz’ın anlatı özellikleriyle öne çıkan kitabı, özellikle okuyanda Ayvalık’ı görme isteği uyandıracak özellikte bir şehir monografisi. Yazar, mübadelenin göçmenlerinden, Erkek Fatma’dan, Taş Kahve’den, Zigardel’den, Angaralı’dan, Uğur Mumcu’nun Komünist Ahmet Usta’sından, Babu Mustafa’dan, kendi keçisine ceza makbuzu kestiren Bekçi Hüseyin’den, Ayvalık Halkevi’nin emektarlarından ve Ayvalık’a dair daha birçok ayrıntıdan bahsediyor.

Fatih Yeşil – Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi: Ebubekir Râtib Efendi (1750-1799) (2011)

Fatih Yeşil ‘Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi’nde, Osmanlı tarihinin karmaşık bir döneminde Viyana elçiliği yapan Ebubekir Râtib Efendi’nin hayatına ve eserlerine ışık tutuyor; buradan hareketle, dönemin Osmanlı devletinin ayrıntılı bir resmini veriyor.

Uzun yıllar Osmanlı’nın Bâb-ı Âli bürolarında çalışan ve Fransız Devrimi’nin ardından Viyana elçiliği görevini yürüten Râtib Efendi’nin hayatı, iniş çıkışlarla dolu.

Yeşil çalışmasında, Râtib Efendi’nin serencamı ekseninde Nizâm-ı Cedîd projesini, yani devletin giriştiği yenileşme hareketinin kapsamını irdeliyor.

İncelemesini, Râtib Efendi’nin hayatı ve kendisinin kaleme almış olduğu, devrin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik panoramasını yansıtan eserleri aracılığıyla yapan Yeşil, Osmanlı’nın modern devletin temellerinin atıldığı dönemine dair ipuçları sunuyor.

  • Künye: Fatih Yeşil – Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi: Ebubekir Râtib Efendi (1750-1799), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, biyografi, 498 sayfa

Ahmet Murat Aytaç – Ailenin Serencamı (2007)

  • AİLENİN SERENCAMI, Ahmet Murat Aytaç, Dipnot Kitabevi, sosyoloji, 212 sayfa

 

‘Türkiye’de Modern Aile Fikrinin Oluşması’ alt başlıklı ‘Ailenin Serencamı’, aile ile modernleşme arasındaki ilişkiye dair önemli bir kitap. Çalışmanın temel tezi, ailenin Türk modernleşmesinde, bir dönüştürme alanı olarak tanımlandığı, bundan dolayı da ailenin modern bireyleri üretecek bir araç olarak algılandığı şeklinde özetlenebilir. Bu sürecin başlıbaşına bir gerilim yarattığını öne süren çalışma, aile ve siyaset arasındaki ilişkiyi irdelemeye, öncelikle siyasi aklın aileyi kavrama biçimini eleştirmekle başlıyor. Konuyu “geleneksel aile” veya akrabalık ilişkileri üzerinden izlemekten çok, onu modernleşme süreci çerçevesinden inceleyen çalışma, özellikle bu yönüyle ilgiye değer.

Ozan İşler ve Feridun Yılmaz (der.) – İktisadı Felsefeyle Düşünmek (2011)

  • İKTİSADI FELSEFEYLE DÜŞÜNMEK, derleyen: Ozan İşler ve Feridun Yılmaz, İletişim Yayınları, iktisat, 228 sayfa

 

Adam Smith, Karl Marx ve John Stuart Mill, hem önemli iktisat kuramcıları hem de Batı felsefesine yön vermiş isimler. Zira onların da içinde bulunduğu dönem, iktisat disiplininin diğer sosyal bilimlerden henüz ayrılmadığı, iktisat ve felsefenin iç içe geçtiği bir dönemdi. Fakat daha sonraki yaklaşım, iktisadı kendinden menkul, bağımsız bir disiplin olarak tasarlamaya girişerek, iktisat ile diğer sosyal bilimlerin arasına yüksek duvarlar ördü. İşte elimizdeki kitap, 19. yüzyılın son çeyreğinde neoklasik dönemle başlayan iktisat ve felsefe arasındaki kopuşun başlıca nedenlerini, bir köken sorgulaması eşliğinde irdeliyor. Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Eyüp Özveren, Feridun Yılmaz, Metin Arslan, Ozan İşler, Kaan Öğüt, Ragıp Ege, Ercan Eren, Bahar Ayaz Takay, Gülenay Baş Dinar ve Derya Güler Aydın.

Richard Stites – Devrimci Hayaller (2011)

  • DEVRİMCİ HAYALLER, Richard Stites, çeviren: Sabri Gürses, Sel Yayıncılık, tarih, 495 sayfa

 

Richard Stites ‘Devrimci Hayaller’de, son dönemlerde Tahrir Meydanı’nda olup bitenlerden de gördüğümüz gibi, devrimi yönlendiren, şekillendiren ve hızlandıran büyük umutları araştırıyor. Stites kitabında, Rus devrim sürecinde yaşanan, 1917 ile 1930 arasında sürmüş ütopyacılık ve sosyal deneyin kaderini inceliyor. “Devrim yeni bir uzam açarak sonsuz manzaraları ortaya çıkarır; yeniden doğumu, temizlenmeyi, kurtuluşu davet eder,” diyen Stites, tarihte bu duyguları uyandırmış en güçlü deneyimlerden biri olan Ekim Devrimi’nde kendine yer bulmuş hayalleri ve ütopyaları araştırıyor. Devrimci imgelemin ve yaratıcı eylemin izini süren çalışma, bunu yaparken de, devrimin öncesinde ve sonrasındaki tarihin fırtınalı dönemine odaklanarak “Rus Devrimi’nde ütopyacılık neden bu kadar öne çıkmıştı?” sorusunun yanıtını arıyor.

Fikret Yegül – Roma Dünyasında Yıkanma (2011)

  • ROMA DÜNYASINDA YIKANMA, Fikret Yegül, çeviren: Emel Erten, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 322 sayfa

 

Fikret Yegül, daha önce yayımlanan ‘Antik Çağda Hamamlar ve Yıkanma’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yegül, ‘Roma Dünyasında Yıkanma’yla, hamamlar ve yıkanma kültürü üzerine yaptığı daha önceki çalışmalarına da dönerek, yıkanma kültürünü sosyal açıdan değerlendiriyor; ayrıca hamamların mimari hususiyetlerine de odaklanıyor. Roma hamam kültürü, yıkanma ritüelleri, Roma hamamları ve yıkanma geleneğinin kökenleri, hamamlardaki ısıtma ve su tesisatı, hamamların mimarisi, Kuzey Afrika’nın eyalet hamamları, Anadolu’da hamamlar ve yıkanma, Roma hamamları ve yıkanma geleneğinin Hıristiyan ve İslam toplumlarına geçişi, kitapta ele alınan konulardan bazıları. Yegül’ün çalışması, Roma İmparatorluğu’nu merkeze alarak, bir  dönemin yıkanma ve hamam kültürüne dair önemli ayrıntıları gün yüzüne çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

Hatice Şebnem Seçer – Çalışma Yaşamında Zaman (2011)

  • ÇALIŞMA YAŞAMINDA ZAMAN, Hatice Şebnem Seçer, Altın Nokta Yayınevi, iş dünyası, 183 sayfa

 

Kısa süre önce yayımlanan ‘Çalışan Anneler ve Çalışan Annelere Yönelik Ayrımcılık’ adlı kitabıyla hatırlanacak Hatice Şebnem Seçer, ‘Çalışma Hayatında Zaman’da, çalışma yaşamının esasını oluşturan zaman olgusunu çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Kitap, zaman kavramının, niteliğinin ve zamanın tarihsel süreçte değişen anlamlarının açıklanmasıyla başlıyor. Seçer kitabının devamında, çalışma yaşamında zaman olgusunu kuramsal ve bireysel boyutlarıyla ele alıyor. Kitapta ayrıca, zaman baskısının çalışan birey üzerinde yarattığı etkiler, iş-aile yaşamında zamanın üstlendiği rol ve çalışma saatleri gibi konular, eleştirel bir gözle ele alınıyor.

Lee Martin – Cennet Nehirleri (2011)

  • CENNET NEHİRLERİ, Lee Martin, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 271 sayfa

Lee Martin, dokunaklı hikâyesi ‘Cennet Nehirleri’nde, olağanüstü bir olayın iki kardeşin sıradan hayatlarını altüst edişini anlatıyor. Sam Brady’nin hayatı, çocukluk arkadaşı Dewey Finn’in anılarıyla doludur. Brady, Finn’in elli yıl önce bir demiryolu treninin altında kalarak ölmesini bir türlü unutamamaktadır. İnsanlardan olabildiğince uzak durarak yaşayan Brady’yi huzursuz eden başka bir detay da, yıllardır haber alamadığı ağabeyiyle arasında süren büyük yabancılaşmadır. Günün birinde Brady, ağabeyini televizyonda görür. Bu durum, Brady’nin ağabeyiyle olduğu kadar, geçmişindeki acımasız gerçekle hesaplaşmasına da vesile olacaktır.

Nathan Parker – Kısa Filmler (2011)

  • KISA FİLMLER, Nathan Parker, çeviren: Ekrem Ekici, Kalkedon Yayınları, sinema, 352 sayfa

 

Nathan Parker elimizdeki çalışmasında, günümüzde oldukça yaygın ve her zaman her yerde varolabilen bir sanat formu olan kısa film hakkında bilinmesi gerekenleri ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bir rehber kitap oluşuyla önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız kitap, fikirlerini ve becerilerini daha kompleks prodüksiyonlara yönlendirmek; iyi düşünülmüş, iyi çalışılmış ve iyi yönetilmiş kısa filmler yaratmak isteyenler için yetkin bir kaynak. Fikirleri filme dönüştürmek, senaryo yazımı, kompozisyon, prodüksiyon, oyuncular, film çekilecek yerler, kısa film formatları, ışıklandırma ve set ekibinin oluşturulması, kitaptaki bazı konular.

Edward O. Wilson – Karınca Tepesi (2011)

  • KARINCA TEPESİ, Edward O. Wilson, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Sayfa 6 Yayınları, roman, 381 sayfa

 

Edward O. Wilson ‘Karınca Tepesi’nde, doğa aşığı Raff Coddy’nin açgözlü müteahitlerle mücadelesini hikâye ediyor. Cody hayatın anlamını ve güzelliği, Nokobee Gölü civarındaki çam ormanlarında bulur. Hukuk eğitimi almış olan Cody, çevreyi korumak için mahkeme salonlarında da savaşmaktadır. Şimdi onu, zorlu bir sınav beklemektedir. Çünkü ikamet ettiği çevre, para hırsından başka gözlerinin hiçbir şeyi görmediği müteahitlerin iştahını kabartmaktadır ve bunlar, Cody’nin yaşadığı doğal cenneti parsellemek ve asfaltlamak için harekete geçmiştir. Bu durum, şehir planlamacıları, çevreciler ve vaizlerin dahil olduğu bir savaşa yol açacaktır.